11 yasindan beri, (el mecbur) duzenli olarak, senede birkac kez uzun yolculuk yapan biri olarak, hemen hemen her model otobuse bindim ve sektordeki her turden gelismeyi de bizzat test ettim diyebilirim rahatlikla.
Cocuk yasimda yaptigim; sigara dumanina bogulup, ustum basim kokmus bi halde indigim o berbat yolculuklardan sonra, Refahyol hukumetinin yaptigi tek iyi sey olarak, otobuslerde sigara icmeyi yasaklamasini hatirliyorum hep.
O zamandan bu zamana, firmalarin rekabetten dolayi verdikleri hizmet yarisi oyle bir hâl almis ki, gecen ay, kardesimin israrli tavsiyesiyle bilet aldigim bir firmanin otobusunde sahit oldugum manzara, beni hem sasirtti hem de '
bundan otesi artik ne olabilir ki' diye dusundurttu..
Tanik oldugum bu yolculuk manzarasini (firma ismi vermeden) paylasiym istiyorum..
Sabah trafigine yakalanmamak icin, hareket saatinden 1,5 saat kadar once terminale varinca, önce gidip bir pohaca ve cay aldim.
Yanima da, ince oldugundan, yol boyunca bitiririm diye
Albert Camus'un, Tersi ve Yüzü kitabini almistim.
Artik, ustaya saygisizlik mi dersiniz, ne dersiniz bilmiyorum ama, ben kitabin önsöz kismini, o büyük büfelerin icindeki plastik masalardan birinde cayimi icerken okudum;)
Sonra kalkip, firmanin bekleme salonuna gittim. Salon, öyle ahim sahim olmamakla birlikte, gayet temizdi.
Televizyon acikti ve bekleyen tek bir kisi vardi, ben.. Firsat bu firsat, okumaya orada devam ettim..
Hareket saatine on dakika kalinca asagi inip, bagajimi teslim edip, otobuse bindim.
Daha merdivenden cikarken, camin onune konulmus ve hemen hemen hepsinin oldugu bir
gazete yiginini görüp, icinden iki tanesini aldim.
Cam kenari kiymetlidir malum. Bilet numaram bu kez koridor tarafindaydi, hafiften hayiflanarak oturdum.
Yanimdaki yolcu henuz gelmemisti.
Kitabimi bitirmeye kararli oldugumdan, kim gelirse gelsin, bu kez kimseyle muhabbete dalmamaya niyet edip, bi guzel yerlestim..
Tavan,
ucak tavanindan farksizdi ve elinizdeki kucuk bagajlarinizi rafa yerlestirip, kafaniza dusmeyecek sekilde kapagini da kapatabiliyordunuz..
(Digerlerinde tepeden dusen laptop bile gordum gece yarisi..)
Artik hemen hemen her firmada bulunan,
LCD ekran televizyonlu koltuklardan vardi fakat bu firma
USB girisi yetmezmis gibi, otobuse
220 voltluk priz de koydurmustu, sasirdim.
Bu arada, koridorun bir tarafi tekli koltuk oldugu icin, ciftli koltuklarin arasindaki mesafeyi genisletmisler, bu sayede, uyurken yaninizdakinin omzuna dusme olasiliginiz azalmis biraz.
Meshur
yolculuk anonsunu, eline mikrofon alip muavin yapmadi. Daha onceden kayda alinmis, cok hos bir kadin sesinin guzel temennileri ile hareket ettik.
Atasehir'e kadar yan koltuk bos kaldi.
Ben aldigim gazeteleri acmadan, kitabima dalmis okurken, Atasehir'e varmisiz ve basimda bir cift belirdi. Ellerinde ne var ne yok, koltuga birakip tekrar asagi indiler. Camdan söyle bi bakinca, tekrar tekrar sarilip, ayrilamadiklarini gordum.
Kiz tarafi baya baya agliyordu.
Yaklasik bi onbes dakika orada oyalandik, cunku kopru trafigi acik oldugundan erken gelmistik.
Neyse, kiz yanima geldi oturdu, cama yapisti ve bu kez isaret diliyle anlasmaya basladilar. Ayip olur diye bakamiyordum ama cok zor ayrildiklari belliydi.
Kizin pencereye ragmen duyurmaya calistigi '
yok, acimiyo, acimiyo!' sesi ve bir yandan da uzun beyaz etegini siyirip ayagina bakmasina anlam veremeyerek, yasli gozleriyle bir anlik karsilastigimizda tebessum ederek
'hayirli yolculuklar' dedim ve rahat rahat aglasin diye lafi uzatmadim.
Otobus tekrar hareket ettikten sonra, caprazdaki yasli teyze,
yastik istedi ve kendisine
tek kullanimlik kagitimsi kilifla kapli, kucuk bir yastik verildi.
Baktim,
boyun yastigi dahil olmak uzere, koca torba elyaf yastik asiliydi ve isteyene veriliyordu.
Hatta isteyene,
polar battaniye ve uyku gozlugu de!
Ben dikkatle bunlari gözlerken, tek kullanimlik,
kulaklik bonelerimiz dagitildi ki, onlar da yastikla ayni kagit kumastandi.
Alibeyköy yolcularini da aldiktan sonra, her firmanin yaptigi gibi,
acik bufe denilen servis basladi ve sicak, soguk, cesit cesit icecek, tatli tuzlu krakerler, kekler, yaninda islak mendiliyle birlikte ikram edildi.
Bu arada, yanimdaki kiz surekli sms yaziyordu ve hicbisey yemedi.
Bir ara, servis elemani yanimizdan gecerken, '
Afedersiniz, yanik kremi bulunur mu sizde, ayagimi yaktim otobuse binmeden, sicak cay dokuldu' dedi.
Eleman gitti ve elinde yanik kremi ve bir
saglik paketiyle geri geldi.
Ben icimden,
'Oha! Simdi pansumana da baslayacak ya da bunlarin bi hemsiresi filan da var kesin' derken, saglik paketinin icerisinde neler oldugunu da ogrendim.
Efendim,
cocuk bezi, kadin pedi, agri kesici mentollu mendil diye bisey daha varmis icinde..
30 dakikalik moladan hemen sonra, yiyecek icecek servisi tekrar yapildi.
Yanimdaki kizcagiz, paso sms yazdi durdu, ben de kitabimi bitirdim. (Kafka'nin Dönüsümü'nü de boyle yolda bitirmistim, en iyi yolda okuyorum sanirim)
Derken, bir kac saat sonra yeni bi anons, '
Degerli yolcularimiz, otobusumuzde Türk Kahvesi ikram edilecektir, arzu edenlerin, servis elemanimizdan istemeleri rica olunur'..
Yani, '
film izleyenler icin, misir da patlaysaydiniz ya!' diyecektim ki, bazi seferlerinde onu da yapiyorlarmis meger;)
Eksik kalmadim ve Turk Kahvemi de istedim.
Porselen fincanda degil, ama bildigimiz plastik ya da kagit bardaklarda da degil, minik fincanimsi köpük malzemeden yapilmis bir fincanimsida ikram ettiler.
Kahvenin köpügü de, tadi da yerindeydi dogrusu. (Hayir, falimiza bakmadilar:P)
Sinirsiz internet hizmetlerinden faydalanmadim ama laptoplarini acmis, tikir tikir kullananlar vardi. Buna ek olarak, isteyene
notebook ve oyun da kiraliyorlarmis.
Bir de yanima kitap almasaymisim,
arac ici kutuphane dedikleri, best seller kitaplardan olusan, kutuphaneleri de varmis.
Iste, bu kadar hizmet karsiliginda, (inince evlere bedava servis hizmeti dahil), 6-7 saatlik yolculuk icin 35 TL odedim.
Demem o ki; ben böyle ilgi ve izzeti ikrami ilk kez goruyorum.
Sonu nereye gider diye de cidden merak ediyorum..