Afili Afisler (Öküzlü olanlar favorim)

HÜR PARTI' nin öküzlü afisinden cok etkilendim, oyum kendilerine;)





Devami icin suraya bakabilirsiniz..

TİB'den yasaklı sözcük listesi

Aslinda, hazir zevzekligim üzerimdeyken, epeyi hakara makara gecebilirdim bu haberle ama, bana pek de hacet kalmamis zaten!

Olayin kendisi bastan sona hakara makara.. Magdurlara simdiden gecmisler olsun;)

Suradan:


Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, hosting firmalarına 'yasaklı sözcükler' listesi gönderdi. Listedeki bazı sözcükler ingilizce yazıma ve yanlış anlamaya kurban gidecek türden...


Bugün servis sağlayıcılara ve hosting firmalarına Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’ndan gönderilen ve gönderici hanesinde yersaglayici@tib.gov.tr adresinin yer aldığı tebligatta, günlük yaşamda kullanımından vazgeçilemez pek çok ‘sıradan’ sözcüğü de içeren yasak listesi bulunuyor.

Bildirime göre, bu sözcükleri içeren alan adı tahsis edilemeyecek, kullanılamayacak, mevcut olanlara erişim de kapatılacak.

Mektupla birlikte gelen listedeki sözcükler arasında şaşkınlık verici derecede ‘sıradan’ sözcükler bulunuyor. Bunlardan en çarpıcıları şöyle:

31, Adrianne, Animal, Hayvan, Baldiz, Beat, Buyutucu, Ciplak, Citir, Escort, Etek, Fire, Ateşli, Frikik, Free, Gizli, Hatun, Haydar, Hikaye, Homemade (ev yapımı demek), İtiraf, Liseli, Nefes, Partner, Pic (İngilizce'de 'picture'ın (resim, fotoğraf) kısaltmasi), Sarisin, Sicak, Sisman, Yasak, Yerli, Yetiskin...

Sansür listesinin etkisi, bazı 'müstehcen' sözcüklerin içinde geçtiği diğer sözcükleri de kapsadığından, erişim engelinin kapsamı inanılmaz boyutlara çıkacak. Örneğin içinde iki ya da üç kelimelik 'müstehcen' sözcüklerle çakışan harfleri içeren sözcükler de yasaktan nasibini alacak.

Tknlj.com'da sıralanan bazı 'talihsiz' sitelerden örnekler: 


Degisikmezeler.com, herkesokusundiye.com, sokmarket.com, bayramcikolotasi.com, bilgisayarakademisi.com, sanaldestekunitesi.com, forzabesiktas.com, tiklayarak.com, donanimalani.org, bakireklam.com, citirkurabiyem.com, kredikartiborcunubitir.com, burcunubil.com, globaldizayn.org, casperminishop.net, anlayarakokuma.com...

Hosting hizmeti veren firmalar bu sansürlü sözcüklerle sınadıkları sitelerden en az 90 binin bu yeni yönetmelikle 'hemen' yasaklanabileceğini söylediler.

Yönetmeliğin iletildiği TİB mektubu şöyle:

“Sayın YETKİLİ,

Bilindiği üzere, 04/05/2007 tarih ve 5651 sayılı "İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun"a dayanılarak çıkarılan “Telekomünikasyon Kurumu Tarafından Erişim Sağlayıcılara ve Yer Sağlayıcılara Faaliyet Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”, 24 Ekim 2007 tarihli ve 26680 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

İnternete açık hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan/işleten gerçek veya tüzel kişiler yer sağlayıcıdır. Yer Sağlayıcılığı hizmetini ticari olarak yapmasa bile web sitelerini kendi sunucularında barındıran gerçek veya tüzel kişilerin Yönetmelik gereğince Yer Sağlayıcılığı Faaliyet Belgesi almaları gerekmektedir.İlgili Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasında; “26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; İntihara yönlendirme (madde 84), Çocukların cinsel istismarı (madde 103, birinci fıkra), Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma (madde 190), Sağlık için tehlikeli madde temini (madde 194), Müstehcenlik (madde 226), Fuhuş (madde 227), Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama (madde 228) suçları ile 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanunda yer alan suçlar,” erişimin engellenmesi konusu olabilecek suçlar olarak katalog halinde sayılmıştır. İlgili Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında ise;

Yayınlar; a) İnsan onuruna, temel hak ve hürriyetlere saygılı olmalıdır. b) Gençlerin ve çocukların fiziksel, zihinsel ve ahlakî gelişimini zedeleyecek türden içeriklere yer vermemelidir. c) Ailenin huzur ve refahını sağlayan hususlara zarar verecek nitelikte olmamalıdır. ç) Kişileri, uyuşturucu madde bağımlılığı, fuhuş, müstehcenlik ve kumar gibi kötü alışkanlıklara teşvik edici olmamalıdır.

Şeklindedir.

Buna göre barındırdığınız alan adlarında İlgili kanun ve yönetmeliğe aykırı içeriklerin bulunmaması gerekmektedir. Aşağıda İlgili kanun ve yönetmeliğe aykırı içerik bağlamında değerlendirilebilecek kelime gurupları verilmiştir. Bu kelime guruplarını barındıran içeriklerin çıkarılması ile ilgili alan adlarının hizmetine son verilmesi ve son durumun mail ile tarafımıza iletilmesi gerekmektedir. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda ilgili CEZAİ müeyyideler ile karşı karşıya kalınabileceği unutulmamalıdır.

Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı”

En inançlı ikinci ülke Türkiye


Haber surada..(ntvmsbc)

Her ne kadar birinci olamasak da, ikincilik de onemli bi skordur!

Buradan, bu milli basarimizda emegi gecen butun arkadaslari,
en cok da,
muhterem Adnan, Cubbeli, Gülen ve daha nice nice hocalarimizi kutluyor; evrimci, darwinist, komunist, ateist ve akliniza gelen bilcumle -istlerle mucadelelerinde, gayret, kuvvet, azim diliyorum..(Boluspor'lu hocanin vurgu ve edasiyla  okuyunuz lutfen)

Ayrica, Allah'in izni ve keremiyle, degil mi ki Örovizyonda sabrettik ve basardik; bunda da ipi gögüsleyecegizdir ve evrim denen mikrobik hastaligi bu topraklarda yasatmayip, kökünü de kurutacagizdir insallah.

Raaakibimiz Endonezya'yi da, enn kisa zamanda yenmeyi ve hakkimiz olan birincilik kürsüsüne oturmayi da nasib eyle yarabbim. (amin)

Bilhassa Adnan hocamizin kedi cani icün, el faaaatiha!

Turkish Evoluiton hakkinda:


Ben demedim, o dedi:))

Bu videoyu, Kilicdaroglu'nun agzindan kacayazan kelimenin, küfür oldugunu sippadanak anlayan ve onu yerden yere vuran steril insanlara, -dolayisiyle kendime de- ithaf ediyorum..

Ben demedim, o dedi:))




Hem zaten adamcagiz aciklama da yapmis, 'Ayagini denk al' diyecektim demis..
[Bizim icimiz fesat icimiz;)]

bknz; radikal

Kanal Istanbul Projesi Simülasyonu






Liberal Polisimizden inciler..

Ciddiye alirsiniz ya da almazsiniz beni ilgilendirmez, ama, ulkemizin yetistirdigi nadide akademisyenlerden olan ve kendisine yoneltilen farkli farkli ithamlara karsi, ha bire  'Ben liberalim' cevabini vermek durumunda kalan, Assist Prof. Dr. Emrullah Uslu hocamizin, twitter sayfasina yazdigi bazi tweetlerini arsivleme niyetindeyim.

'Muhafazakar Liberal' kavramindan sonraki en oksimoron bilesimi uzerinde barindiran ve 'Liberal-Polis' kavraminin dunyadaki nadide orneklerinden olan hocamiz; bakin neler yumurtladi:

 (üzerine tiklanirsa büyürler):


Yazdiktan sonra, kendisine gelen uyari ve tepkilere cevap olarak da soyle kivirdi:




Ben, polisin twitteri takip ettigine inaniyorum.

Zira, Nazli Ilicak da, Zekeriya ÖZ'le olan gorusmesinden (ifade vermisti mâlum) sonra, gelip,

"Ergenekonun twitter uzantilari da varmis, onlari da takip ediyorlar" demisti..

Ha, insan kendinden eminse, tedirgin olmaz diyebilirsiniz elbette, ama, bu ulkede sabaha karsi kapiniz calinip, eviniz darmadagin ediliyor ve karsiliginda bir "Pardon!" bile denilmiyorsa, kitapliginizda bulunan Hanefi Avci kitabi (bende de var hem de bazi yerleri isaretli, cizili filan yani) örgüt elemanlarinin favori kitabi olarak gosteriliyorsa, pekala yazdiginiz iki üc kiytirik  tweet  de suc delili sayilabilecektir..

Farzet ki tweet atiyorum:

Yemisim ileri demokrasinizi sizin..

Ne KPSS, ne de LYS'de faydasi olacak, lüzumsuz bilgi

Bir vesile ile, google'a sordugunuzda, karsiniza iki farkli kisi cikiyor; biri cizgi roman üstadi Yildiray Cinar..

Digeri, bizim neslin pek de tanimadigi, 70'li yillarda meshur olmus, türkücü olan Yildiray Cinar..

'54 filmde başrol oynayan, 12 altın plak ödülü bulunan 1960-1980'li yılların ünlü Türk halk müziği ses sanatçısı ' diye tanitilan  Çınar, 2007 yilinda, 67 yasindayken vefat etmis.

Simdi google yonlendirmesiyle dustugumuz sitesini de, yegeni Metin Erten hazirlamis..

Buraya kadar ilginc bisey yok zaten..

Fakat,  sabredip,  sitenin, 'Hosgeldiniz' baslikli yazisini, okursaniz, Adnan Menderes'in de dahil oldugu, (bana gore) ilginc bi hikayeyi paylasiyor sizinle..

Ilginc diyorum, cunku, ben Menderes'in bir ucak kazasi gecirdigini biliyordum ama, ondan sonraki gezilerinde deniz yolculugu yapmak zorunda kaldigini ilk kez bu vesile ile ogrenmis oldum..


Askerlik döneminde (Sanatçı Erkut Taçkın’ın babası) Tuğamiral Namık Taçkın Paşa, Yıldıray Çınar’ı yakından izler. Dönemin Başbakanı Adnan Menderes, İngiltere’deki uçak kazasından sağ kurtulması ile yolculuklarını artık deniz yolu ile yapma kararı alır. Adnan Menderes ve beraberindeki heyet bir seferinde Franko’nun davetlisi olarak İspanya’ya gitmektedir. Başbakan Adnan Menderes bu davete “Giresun ve Gemlik” adlı muhriplerle çıkmaya karar verir. Bu ekiplere moral olsun diye Yıldıray Çınar’a saz çalıp türkü okuması görevi verilir. Türkiye’nin en hüzünlü Başbakan’ı Menderes Yıldıray Çınar’a “Nerelisin?” diye sorar. O’da “Samsunluyum sayın Başbakan’ım” der, Menderes’in “o zaman bize Samsun’dan bir türkü oku bakalım” demesi üzerine Yıldıray Çınar, Menderes’in huzurunda ilk kez “Çarşambayı Sel Aldı”yı okur. Türkü çok beğenilir. Mükafat izni olarak Ankara Radyosu’nun sınavlarına izinli gönderilir.



Ne diyelim, sansli adammis vesselam;)


Üzüm, Üzüme baka baka..

Sonunda, orta yolu bulmuslar gibi görünüyor:)

Alinti suradan:

Elazığ’da AB Kadın İstihdamını Destekleme Hibe Programı’nın 'butik şarapçılık projesi' kapsamında 50 genç kız aldıkları 8 aylık kurs sonunca usta şarap imalatçısı oldu.


(DHA) Üzüm toplamadan, bağ budamasına, bağın ilaçlanması, üzümlerin sıkılarak mayalanması ve dinlendirilmesi ile şişelenmesi konusunda uzman üreticiler tarafından eğitim alan genç kızların bu süre içerisinde ürettiği şaraplar ise piyasaya sürüldü.

Elazığ Üzüm Birliği Başkanı Prof. Dr. Hüsamettin Kaya, AB’nin desteklediği proje kapsamında butik şarapçılık kursu verildiğini belirterek, "Elazığ üzüm üreticileri birliği olarak proje hazırladık. Proje, AB ve Türkiye tarafından kabul edildi. Toplam 203 bin Euro’luk bir proje. Eylül ayında kursumuz başladı. Kursa herhangi bir sosyal güvencesi olmayan 19–29 yaş arasından seçilen 50 kursiyerimiz devam etmektedir. 50 kursiyerimiz artık bağcılığı, bağlardaki faaliyetleri, yani ilaçlama, budama, temizleme, Veterinerlik Fakültesi Gıda Teknolojisi Bölümü’nde fermantasyon dersleri aldılar. Kursiyerler 10 aylık kurs süresini tamamladı" dedi.

Elazığ’ın yıllık 129 bin ton yaş üzüm rekoltesi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Kaya, "Tesislerimiz küçük bir aile işletmesini temsil etmektedir. Bu tür işletmelerin Elazığ’da çok yaygınlaşmasını istiyorum" diye konuştu.

Miss Turkey !


alinti (Sabah)

Anne tarafından Ubuh, baba soyu ise Çizemua olan Keriman Halis hanımefendi modern Türk kadının güzelliğini dünyaya ilk kez tescil ettiren asil bir Çerkez kızıdır.

Zaytung haberi degil, gercek;)

Hâlâ yapiyorlar mi emin degilim ama, biz ortaokuldayken, Din kültürü ve ahlak bilgisi dersinde bir kac namaz sûresi ezberletmislerdi. Hocanin yöntemi, bildik uyuz yöntemlerdendi ve bir cümlesini o söylüyor, MEB papagani bizler de topluca tekrar ediyorduk. 

Dersten muaf olan Ermeni arkadaslarimizin ise, o ders saati boyunca kantinde, kütüphanede oturma izinleri vardi.

Bizim siniftaki arkadasimiz derste kaliyor, cikmiyodu. Durumdan o da rahatsiz degildi, biz de..

Bigün gicik hocamizin sözlü yapasi tuttu ve tek tek sirayla kunut dualarini okutmaya basladi.

Hem heyecandan, hem de hazirliksiz yakalanmaktan, cogumuz ufak da olsa sasiriyoduk ve adam "Otur, bir!, Otur, iki!" diye kesip atiyordu.

Bi ara, Ermeni arkadasimiz parmak kaldirdi ve hocam ben de okuyabilir miyim, dedi. Sinifca, hepimiz saskinlik icinde ona döndük ve hocanin ne diyecegini bekledik. 

Hoca, piskin piskin siritarak, "hadi oku bakalim" deyince, kiz bir solukta ikinci duayi okuyuverdi. 

Biz hocayla birlikte arkadasimizi uzunca bi süre alkisladik, hoca da geri kalan ders saati ve yillar boyunca bu olayi basimiza kakti durdu.

Basimiza kakarken hangi cümleleri  kullandigini tahmin edersiniz zaten. 

Yasimiz kücük oldugu icin (lümpen ülkücü) hocamizin Ermeni arkadasimizi övdügünü saniyorduk  ama simdi anliyorum ki aslinda ayristirip, dil altindan yeriyordu da. 

Sonucta biz Türk kizlari, bi Ermeni kizi kadar bile dinimize merakli degildik, kendimizden utanmaliydik, falan filan laflari iste.. 

Simdi, asagidaki haberi  okuyunca aklima geldi, oradaki Türk cocuklarin da evlerinde basina kakilacaktir muhtemelen; "bi ingiliz cocugu bile Atatürk'ü sizden daha cok seviyor, (hem zaten saclari da sari), utanmalisiniz kendinizden" diye.. 

Hisst, cocuklar!

Simdi, böyle salakca seyleri  ciddiye alip üzüleceksiniz belki, ama,  inanin, büyüyünce, anilariniza kazinan bu tuhaf olayin, aslinda bir zaytung haberi degerinde oldugunu anlayacak ve aci aci tebessüm edeceksiniz..

Heh, he..Bugün 23 Nisan, (sayende) nese doluyor insan, sagolasin Hürriyet gastem...!!

***


Ölüdeniz Belediyesinin dokuz ilköğretim okulundaki öğrenciler arasında düzenlenen “Atatürk yaşasaydı günümüzde nasıl bir Türkiye olmasını isterdi”  konulu kompozisyon yarışmasının sonuçları belli oldu.

Belediye Başkanı Keramettin Yılmaz, düzenlenen ödül töreninde dereceye giren öğrencileri açıkladı. Yılmaz, birinciliği Özel Ata İlköğretim Okulu’ndan İngiliz uyruklu öğrenci Nicole Melisa Pranic'in “Ebedi Liderimiz” başlıklı kompozisyonuyla kazandığını duyurdu. Ödülünü Başkan Yılmaz'ın elinden alan Pranic, yaptığı konuşmada, “Türk vatandaşı olarak doğan her çocuk gibi ben de önce 'anne, baba' sonra 'Atatürk'  dedim. Onu tanımaya, ilkelerini, hayat görüşünü öğrenmeye önce ailede, sonra tüm okul hayatımızda devam ediyoruz” dedi.

Pranic, sözlerini şöyle sürdürdü:

Atatürk'ün, modern Türk gençleri olarak bizlere bıraktığı mirası korumak için sadece sözlerle ant içmemeli, bunu yürekten inanarak gerçekleştirmeliyiz. Mustafa Kemal Atatürk'ü mutlu etmek, onun ilkelerini uygulamak ve geliştirmektir. Ne mutlu bize ki Atatürk gibi bir önderimiz her zaman bize yol gösteriyor.”

Bu arada, Pranic'in annesinin Türk, babasının ise İngiliz olduğu öğrenildi. Yarışmada ikinciliği Menteşeoğlu İlköğretim Okulundan Saime Bozkurt,  üçüncülüğü ise Karagedik İlköğretim Okulundan Fatmagül Özkan ile Merkez Atatürk İlköğretim Okulundan Yağmur Ardıçalan elde etti.

Milliyet.com.tr'de "ilik gibi karılar orda, biz burda" baslikli haber

Ekran fotografi alamadim ama bugün söyle bisey oldu.

Milliyet.com.tr, twitlerinden de anlayacaginiz üzre, 900 turist geldi konulu haberin basligina, editör isyani gibi yansiyan bi baslik atilmis:

ilik gibi karilar orda biz de burda yazi islerinde amk

Milliyet, bunun hackerlerin yaptigi cirkin bi saldiri oldugunu söylüyor ve nette dolasan linklerin de kaale alinmamasi konusunda
Bugün milliyet.com.tr ile ilgili sahte linkler dolaşmaktadır.Müstehcen kelimeler kullanılarak oluşturan sahte linklere kanmayın.
diyerek ricada bulunuyor simdi:)
Kim yaptiysa, ellerine saglik diyorum, cünkü müstehaktir sana Milliyet!

Dokuzyüz turist geldiyse, bunlarin hepsi de genc ve ilik gibi kadinlardan mi olusuyor ki böyle fotograflarla bala konacak erkek sinek avina cikiyorsun?

O dokuzyüz turistin icinde hic mi yasli insanlar, erkekler, cocuklar yok?

Bu cirkin haber tarzinizdan vazgecin artik, saldiriyi yapanlari, 'ergen zihniyetli' olmakla itham edip silmissiniz de, peki sizin yaptiginiz seye ne denir,  asil ergen istismari sizinkisi degil midir?

Oh olsun, beter olun!


YSK'nin Cilgin Procesi..12 Bagimsiz adaya veto!

Bugünlerde sansimiz Y'li Y"li skandallardan acildi.. önce YGS, simdi YSK..

YGS'den bisey cikacagindan neredeyse ümidim yok. Zaten, devlet buyuklerimiz carcabuk  'tatmin oldular',  üzerine sigara bile püfürdetiyorlar masallah! (Hatta, tatmin olmayanlarin karsisina cikartabilecekleri, tatmin olmus ve hazirda bekleyen bes-on bin gencleri bile varmis, ona göre ayaginizi denk alin ve tiz zamanda tatmin olmaya bakin yani)

Neyse..

Darbeciler yargilanacak, demokratik acilim olacak diye, "Yetmez ama, Evet!" demis, guzel ve tatminsiz ülkeme, bu kadar eziyet yetmezmis gibi simdi bir de YSK vetosu diye baska bi skandal cikti piyasaya ki, altinda hangi hesaplarin yattigini ve kimlerin bu oyuna dahil olduklarini da bilmiyoruz henüz..

Su saat itibariyle de, 8 yildir degistirebilecekleri secim yasasini degistirmeyip, bu isin sorumlulugundan siyrilmaya calisan Hükümetin basi,  ileri demokrat basbakanimiz da, hâlâ bi tivi kanalina cikip bu karara karsi kükremis degil..

Herhangi biri kükrerse de, "Ergenekoncular yapti, derin gücler devrede", filan denilecektir muhtemelen..

Kim yaptiysa yapti, olan oldu. Eger demokratik acilim laflarinizda samimi idiyseniz, siz de meclisi toplayip, geregini yapin madem. Zira,  bu insanlar meydanlara dökülmeye basladilar bile. Hem bu kez sadece Van'da, Diyarbakir'da degil, Taksim'de de toplaniyorlar. Ayrica, ovada siyaset yapmalarina imkan verilmezse, daga cikmayip napacaklar?

Siz, secim baraji dahil, her yolu tikayip, kedi gibi köseye sikistirirsaniz, o kedi de sizi tirmalar..

Bunlari, BDP'nin siyasi cizgisi  ile zerre kadar gönül bagi olmayan, sadece savastan ve cözümsüzlükten bikmis, (zorunlu asker adayi bi erkek kardes sahibi de) olarak yaziyorum..


Fotograflar da 1 saat onceki Taksim'deki oturma eylemi görüntulerinden..





20 Nisan 2011 de eklendi:

Liseli Gencler Istiklal'de


2011 YGS sinavindaki sifre saibesi hala net olarak aydinlanmadi ve (muhtemelen adlari Ergenekoncuya cikacak olan garibim) liseli gencler, bugun Istiklal Caddesine indiler.

Fotograf suradan..

Bize Her Yer Trabzon

yorumsuz:))

Ayşe Böhürler'in tarihe not düsen yazisi

12 Haziran 2011 genel secimleri oncesi, 'Basörtülü aday yoksa, oy da yok' kampanyasi sebebiyle baslayan ve bu kampanyaya imza ile destek verenleri, dolayli da olsa itham eden Zaman gazetesi yazari Ali Bulac'a cevap niteliginde olan, 'iceriden' birilerinin yazmis olmasi bakimindan da ayrica dikkat cekici olan yazilardan birkaci gercekten tarihe kayit düser nitelikteydi..

Bu yüzden, AKP kurucu üyesi de olan Ayse Böhürler'in son yazisini, ben cok önemsiyorum ve
gelecek nesil genc kizlarimizin, örtünme konusundaki kararlarini etkileyebilecek kadar da carpici tespitler icerdigini dusunuyorum..

Nitekim bu yaziyi, muhafazakar camiadaki erkek hegemonyasina bir tür baskaldiri olarak da  okumak mümkün..

Bu arada, sozkonusu inisiyatifin bugunku duyurusu da su sekilde:


“Başörtülü Milletvekili İstiyoruz” İnisiyatifi olarak yeni anayasayı yapacak mecliste başörtülü vekil(ler) olması hususundaki toplumsal duyarlılığı ve çoğulcu desteği göstermek amacıyla elimizden geleni yaptık, yapmaya da devam edeceğiz. Kampanya metnimizde beyan ettiğimiz gibi seçilecek yerlerden başörtülü aday göstermeyen partilere oy vermeyeceğiz.
Başörtülü kadınları yok sayanları, biz de yok sayıyoruz.

“Başörtülü Milletvekili İstiyoruz” İnisiyatifi


Önce ilke...

BAŞÖRTÜ TARTIŞMALARI her geçen gün başka bir boyut kazanıyor. Bu meselenin başından beri sürekli altını çizdiğimiz şey "daima iki cephede savaştığımız gerçeği" idi. Bu son tartışmalarda bu her cepheden erkek sesiyle teyit edildi. 

Yani hem kendi mahallemizde hem de karşı mahallede mücadele veriyoruz. Aslında dava arkadaşlarımız olarak tanıdığımız, aynı inancı paylaştığımız erkeklerin sadece dindaşlarımız olduğunu, her kritik durumda tanıklık etsek de her seferinde "kedidir kedi" deyip sineye çektik. Bu nedenle şaşırmadık. Bu tarz tepkiler ne ilk ne de son olacak. Menfaatlerine dokunan her konu, dindar erkeklerin karşı cepheye düşmesine sebep olabilir çünkü. 

Baş örtmenin muteber ve yaygın olmadığı bir dönemde başımı örttüm. Başörtüsünün yadırgandığı, tepki gördüğü ve başörtülülerin kamusal alanda hiç bir şanslarının olmadığı bir dönemde... Her kadının yapabileceği birçok şeyi yapamayacağımı, birçok kapıdan giremeyeceğimi biliyordum. Belki de bu sebepledir ki, o dönem, sonradan bulduğum az sayıdaki başörtülü arkadaşlarım ile birlikte engellendiğimiz hiç bir konuyu, hiç bir zaman mağduriyet olarak sunmadık, kendi adımıza hiç bir zaman mağdur söylemini benimsemedik. Kendimizi mağdur gibi hiç hissetmedik. Bizim bir davamız vardı ve onun uğruna bedel ödüyorduk. O dönemin gençleri olarak, hepimiz bir davanın bedel ödemeden gerçekleşemeyeceğini bilen bir kültürden geliyorduk.

Hayatım boyunca "ben başörtüsü yüzünden mağdur oldum" cümlesini kurmadım. Engellendim, yok sayıldım, hakarete uğradım ama mağdur olmadım. Belki de bu nedenle inandığım değerler etrafında sabit ve eğilmeden durabildim. Hiç bir mevkii, statü ve durum beni bundan alıkoymadı. Birçok başörtülü arkadaşımın da benzer duruşu sergilediğine yakından şahidim.

Tam tersi şahitliğim, bizim camianın erkekleri için geçerli ne yazık ki... 

Tüm bunları niye yazıyorum? 28 Şubat mağduru olduklarını gerekçe göstererek, birçok kapıyı açmaya çalışan, tıkladıkları kapılardan giremeyince o kapıları aleyhine çalışan muhafazakâr erkek güruhunun başörtü düşmanlığının gerekçelerini anlamaya çalışıyorum. Muhafazakâr erkekler neden başörtülülere düşman oldular? Başımızı örtmek gibi dini bir emri yerine getirmek için mücadele verelim, onların mevkii ve itibar sahibi olacakları durumlar için mücadele verelim, ahlaki zaaflarını dini manada görmezden gelelim, ama kamusal alanda varoluşumuzu güçlendiren bireysel haklarımızı savunmayalım. Toplumsal adaleti savunmayalım, vicdanı savunmayalım. 

İslami harekete 25 yılı bulan tanıklığım içinde gördüm ki; erkekler, İslami değerlere sahip olmayı en çok, kadınlara ikinci hanımın İslam'a uygun bir durum olduğunu onaylatmak, yaptıkları işlere bahaneler üretmek olarak gördüler. Kapitalizme karşı durdular ama en önce onlar kapitalistleşti. Mevkii, statü, itibar deyince onlar geldi. Statükoya karşılardı ama en önce onlar statükoyu savunur hale geldiler. Başörtüsünü savundular ama başörtülü eşlerini başı açık kadınlarla aldatmayı erkeklik hakkı olarak gördüler. Elbette inanç ve değerlerine sahip çıkan dindar erkekleri bunların dışında tutuyorum.

Biz her zaman yardımcı durumunda kaldık. Çalıştık, ürettik, düşündük, yazdık ve onlardan bir şey istemedik. Şimdi yine onlardan bir şey istemiyoruz.

Sadece bir hakkın savunuculuğunu yapıyoruz, aynı inancı paylaşan insanlar olarak da onlardan sadece engel olmamalarını istiyoruz. 

İsim vermek istemiyorum ancak uzun bir tarihimiz var. Biz onları, gazetelerde yazmaya başlayınca da, 28 Şubat'ta da, 27 Nisan da, Ak Parti kurulduğunda da gördük. Özel hayatları ile savundukları fikirler arasındaki çelişkileri, kadınlar söz konusu olunca insanlığı ikinci plana attıklarını, 28 Şubat mağduru olmayı kapıları açmak için nasıl kullandıklarını, aynı zamanda darbe dönemlerinde nasıl sindiklerini de gördük... Şimdi de başka bir sürece tanık oluyoruz. 

Ak Parti kurulduğunda partiye, Tayyip Erdoğan'a ağır eleştiriler yapanların, partiyi küçümseyenlerin, şimdi partiyi kapattırmak üzerinden başörtülü kadınlara eleştiri yapmalarına tanık oluyoruz. Hidayet Tuksal'ın deyimiyle "muhafazakâr körlüğe" tanık oluyoruz. Star gazetesi, Kanal 24 başta olmak üzere bir kısım muhafazakâr medya, başörtülü vekil tartışmalarına ekranlarını, sayfalarını kapatmalarına taraf oluyoruz. Galiba onlar da erkek tarafı....

MİLLETVEKİLİ OLMAK İÇİN BAŞINI AÇMAK...
Bir müddet örtülü olup sonra başlarını açan çok arkadaşım, dostum var. Çünkü örtmeyi tercih etmek kadar açmayı tercih etmek de bireysel ve kişisel bir tercihtir. Buna müdahil olmayı, eleştirmeyi dahi kişilik haklarına tecavüz gibi algılarım hep. Bu arada başörtüsü elbette çıkarılabilir. İnsanlar psikolojileri, ruh halleri, hayat koşulları itibarı ile başörtüsünü taşıyamaz hale gelebilirler. Bazen başörtüsü sadece hayatımıza değil ruhumuza da prangalar vurabilir. Bazen de başörtüsünün dini bir emir olduğuna inancımızı yitirebiliriz. Bunların hepsi anlaşılır gerekçelerdir.

Tam tersi bir duruma, hizmet için başörtünün açılmasının tavsiye edilmesine ise itirazım var. 

Milletvekili olmak için başını açmaya fetva verilebilir mi?
Başörtülü bir kadının TBMM'ye girmek için başını açması aynı zamanda birçok başı açık ama kadın haklarını bizden iyi savunan kadınlara güvensizliği de gösteriyor.

Bunları, milletvekili olmak için başını açmayı düşünenler ya da bu nedenle şimdiden açanların sayısının az olmadığını gördüğüm için yazıyorum.

Ben ilkeleri savunuyorum, mevkileri değil. Başörtülü vekil tartışması da bana göre temel bir ilke savunusudur. Mevkii değil.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...