8 Haziran 1977 tarihli Milliyet Gazetesi

Yillarca, ev tasinirken oradan oraya cuval cuval gazete yuklenmeyi babamin basina kakan annem, en sonunda ciddi bir isyan cikartip, bir cuvali disinda kalanlarini cope attirmisti. Kalan bir cuval da, babamin atmaya kiyamadigi, gencliginde ozenle arsivledigi, Kibris Harekati zamaninda basilmis olan gazetelerdi.

Bodrumlarda durduklarindan, oldukca kirlenmis olan bu sararmis gazetelere, en sonunda ben sahip ciktim ve nihayet benim oldular.

Ellerim kirlense de, merakla karistirmaya doyamiyorum. Su an elimde, 8 Haziran 1977 tarihli Milliyet gazetesi var ve o zamanki siyasi secimlerden (5 Haziran 1977) birkac gun sonraki durumu yansitiyor..Birkac sayfasini fotografladim, burada da arsivleyeyim..(uzerlerine tiklanirsa okunabilir boyuta erisiyor)

Ilk sayfasinda Bedri Koraman karikaturu esliginde, secim sonuclari aciklanmis:

Ecevit: Hükümeti kurma gorevi bizdedir
Demirel: Hic kimse iktidar degildir, demis..



Abdi Ipekci sagmis ve Genel Yayin Muduru olarak gorunuyor..


Illere gore secim sonuclari tablo olarak verilmis. Hemen solda rahmetli Ecevit gencecik.


Senato Secimi Sonuclari diye ayri bir tablo var. Hemen altinda da senatorlerin adlari verilmis.



Demirel: "Millet ulkeyi sola teslim etmedi" demis..  

AP'li Cevheri: "Uclu koalisyon ihtimali var"


Burada bir klima reklami var, teknolojinin nereden nereye geldigini gormek bakimindan eglenceli:)


Koc: "Hukumeti CHP kurmali" demis..( gorunen o ki, hala bisey degismemis)

Tek kanalli donem ve belki de cok az evde TV varken, gunluk yayin akisi (Opera yayinina tikkatinizi rica ediyorum)

Sinemalarda neler oynuyormus onu da vermisler. Yanlis saymadiysam 29 salon varmis.
Bu da spor sayfasi. Ic sayfalar, siyah beyaz olmasina ragmen, on ve arka sayfa renkli basilmis.

Bir hikaye..

Elazig milletvekili Feyzi Isbasaran,twitter sayfasinda, Ozal donemine dair, kendisinin de icinde bulundugu bir hikayeyi paylasmis.

Hosuma gitti, arsivlemek istedim.

(Satirlari, her sayfada, asagidan yukariya dogru okumalisiniz)


1.

2.

3.

4.

5.

6.

Gercek TAK hangisi, TRT HABER cuvalladi mi?

Bugun Tatlises'in suikast suphelileri henuz yakalanmazdan evvel, TRT HABER ve zaman.com.tr referansiyla, ilginc bir sey oldu ve sukiasti PKK'nin alt orgutu olarak bilinen TAK'in sahiplendigi haberi yayildi.

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1108428&title=tatlises-suikastinda-pkk-parmagi

Ben de, zaman.com.tr sayfasinda verilen TAK sitesinin adresine gidip su fotografi aldim..



Derken, TAK'in gercek sitesinin surasi oldugunu soyleyen kurd twitterlar, sitede boyle bir aciklama olmadigini soylediler ve kafalar karisti.

Bir sure, uzantisi, .freehost olan bu sitenin ne oldugunu cozmeye calistilar.
Henuz acikliga kavusmus degil ama birilerinin bunu kimlerin, nicin yaptigini ciddi ciddi arastirmasi sart..

Ahmet Şık ve "Teşekkürler Ergenekon, gözümü açtın!"

Ahmet Şık'in adini ilk kez dunku gozaltilardan sonra duydum. El aliskanligim, ilk is eksi sozluk'e, oradan da twitter'da hakkinda denilenleri okudum.

Hangi gorusten olursa olsun, gazeteciligi ve insanligi hakkinda, olumsuz bir cumle yazan kimseye rastlamadim.

Henuz, basilmamis, taslagi bitmis oldugu soylenen bir kitabi oldugundan bahsediliyor ve gozaltina alinirken tv ekranlarina yansiyan bir cumlesi de oldukca manidar!

"Dokunan yanar!"

Anladigim kadariyla, o da, Hanefi Avci gibi, ari kovanina comak sokmaya niyetlenmis ve suc ustu yakalanmis.

IMAMIN ORDUSU adini koymayi planladigi kitabi eger basilabilirse, en az uc tane alip, ese dosta dagitmayi planliyorum. Cok satmasi belki birilerine mesaj, Ahmet hocaya da bir nebze teselli olur.


Bu da, kendisinin eski bir ogrencisinin blog yazisi:

Meneviş Tozak*

Öğrenimimi İngiltere’de sürdürüyorum. Her gün Türkiye’den gelen kötü ya da bir haberle uyanmaya alıştım. Dün sabah da uyandığımda ilk işim, el alışkanlıgı ile Twitter’a bakmak oldu, yeni bir Ergenekon dalgasından bahsediliyordu, artık o kadar alışmışım ki garipsemedim bile. Ama haber bu sefer çok yakındandı. Gözaltına alınan gazetecilerden biri, Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemleri Bölümü’nden hocam Ahmet Şık’tı.

Haberlerin devamını okuyunca şaşkınlığım daha da arttı, neredeyse üniversitede ki son yılımın her gününü geçirdiğim ofisimiz de Ahmet Şık’ın eviyle eş zamanlı aranıyordu. Çok geçmeden gözaltına alındığı haberi düştü internete, o anın videosu ile birlikte. İlk defa tanıdığım biri tutuklanıyordu. Videoyu izlerken, eminim izleyen pek çok diğer öğrencisi için de geçerlidir, yüzümdeki gülümsemeyi farkettim.

Ergenekon nedir? Açıkçası derinlemesine bilmiyorum. Çok kişinin buna net bir cevabı olduğuna da inanmıyorum. Beni ilgilendiren Ahmet hocam ve aslında onunla birlikte hâlâ gözaltında ve tutuklu olan diğer gazeteciler. Beni ilgilendiren, bana gazeteciliği elinden geldiğince öğreten hocalarımdan birinin neden tutuklandığı. Beni ilgilendiren beni bazen zorla da olsa bir haberden diğerine yollayan hocamın da diğer gazeteciler gibi nedensizce günlerce ve aylarca hapiste kalıp kalmayacağı? İşin kötüsü de bunlara kimsenin bir cevap verememesi.

Terör örgütüne üyeymiş, halkı kin ve düşmanlığa teşvik ediyormuş… Habervs’de geçen bir yılımız boyunca beni ve arkadaşlarımı da haber yazmaya, üretken olmaya, beraber çalışmaya teşvik ederken aslında beynimizi dolduruyormuş.

Teşekkürler Ergenekon, gözümü açtın!

Ben de ilerde haberci olmak istiyorum, bunu duyan herkes garipsiyor, “Başka iş mi yok” en sık karşılaştığım cümlelerden birisi mesela. Evet kimse kusura bakmasın, belki de gerçekten başka iş yok, çünkü…
Bütün bu yaşanlardan sonra bir açıklama cümlesine ve “çünkü”ye ihtiyacım var mı?

* King’s College London, Europe and the World IP Yüksek Lisans programı, Medya ve İletişim Sistemleri Bölümü 2010 mezunu.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...