Tivi

suradan

Kedi Canını Senin



ve;



- Sen Dev Bir Kedisin Beril
-insallah hocam!

gayoloji.com Teşhisi koydu: Cinler

http://www.gayoloji.com/ diye bir site var ve escinselligin sebebinin seytani varliklar oldugu konusunda iddiali yorumlar yaparak, ucretsiz tedavi onerisi sunuyor..

Bunlardan bazilari soyle:

Eşcinsellik Hastalıkmıdır ? : Hayır eşcinsellik hastalık değildir. eşcinsellik cinsel yönelimdir. ama bunun sebebide şeytani varlıklardır.
Eşcinselligin sebebi Nedir : Kişinin ruhsal zayıflığından dolayı hem ruhsal hemde bedensel iradesini kaybetmesi sonucunda Kendisine musallat olan şeytan ve cinlerin, kişinin beynine hükmetmesidir.
Bahsi geçen şeytan veya cinler ruhsal gücü zayıf olan kişileri sapkınlığa yönlendirirler. Bu sapkıklıklardan bazıları ( lezbiyenlik – eşcinsellik – Gaylık – Sapıklık ) vb . şeylerdir.
Bu bağlamda bizim sizlere önerdiğimiz tedavide uygulanan yöntem, ruhsal gücü arttırma üzerinedir. Ruhsal gücünüz normale döndügünde Size musallat olup bu duruma getiren şeytan ve cinler sizden uzaklaşır böylelik ile gaylık eşcinsellik gibi yönelimlerden % 100 olarak kurtulursunuz.
Tedavimiz islami bir yöntemdir. dua ve bazı sureler ile yapılmaktadır.
Tedavi süresi minimum 1 hafta sürmektedir.
Tedavi tamamen ücretsizdir.
Tedavi Referansları : 300 nin üzerinde kişiyi iyileştirmiş bulunmaktayız.





Gaylık Belirtileri :

Dış Görünüm :


Pasif Gaylar :

Saçı Uzun sa Değişik Saç Modelleri Seviyorsa
Sesi İnce ise ve Sizi Gördüğünde Dahada İnceliyorsa
Ayakda dururken örneğin kalça dışarda duruyorsa
Vicudu tüysüz ise Kaşlarını Alıyorsa veya Tüylerini Alıyorsa
Yürürken kıvırtıyorsa
Küpe Takıyorsa ve Bayan Takıları kullanıyorsa deşiğik kolye bileklik gibi
Pembe rengi çok seviyorsa
Dar Tişortlar – gögüsü açık gömlekler giyiyorsa
Bayan tarzı eşofmanlar giyiyorsa
Rimel, Fondoten göz kalemi kullanmak
Tamamen Erkeksi olan kıllı bıyıklı pasif gaylar da vardır
onları sadece yıllarca aktiflik yapmış gaylar, gözlerinden ve bakışlarından anlar
Aktif Gaylar :
Hani Bir kız görürsünüzde tavlamak için elinizden geleni yaparsınız ya. işte bir aktif gay sizi beyenirse sizi tavlamak için elinden geleni yapacaktır. Duygusal olarak yaklaşabilir yada cinsel olarak kandırmaya çalışabilir.
Aktif gayların çogu, gay olmayan emo tarzı erkeklerden hoşlanmaktadır ve onları elde etmek icin her türlü iyiliği yapabilirler.
Mesele hediyeler almak, mesela araba kiralamak ve daha bir çok şey. Bunların yanı sıra sürekli sizin ile yalnız kalmak isterler. erotik muhabbetler yaparlar. Gözlerinizin içine bakarlar. Bu durumdan anlayın ki o kişi bir aktif gaydır.
Aktif gaylar etrafındaki kişilere gay, ipne , top gibi yakıştırmalar yaparlar.
Önlerinde yürüyen bir erkegin kalçalarına uzun uzun bakarlar.
Aktif gaylar genelde erotik ilişki yaşayabilecegi kişiler ile iyi geçinmeye çalışırlar, ilişki yaşıyamayacagı yada beyenmedigi kişileri pek önemsemezler. Beyenmedikleri kişilerle fazla sohbet etmezler
Bir örnek vermek gerekirse : diyelimki siz arkadaşlarınız ile birlikte bir yerde toplandınız ve arkadaşlarınız birisini daha davet etti. Gelen ortamda bulunan herkez tanıyor ama siz tanımıyorsunuz oda sizi tanımıyor. eger onun hoşuna giderseniz diger arkadaşları ile olan sohbetini muhabbetini kesip gün boyu sizin ile ilgilenir. size hoş görünmeye çalışır. aktif gaylar beyendikleri kişileri ikna etmede çok hızlıdırlar.
Aktif gaylar genelde gay olduklarını dış görünüş olarak belli etmezler.
Çogu Kıllarını almaz sakallı bıyıklı olurlar
Bazı aktif gaylar ise metrosexuel olurlar. Metrosexul de olsa Kıro da olsa aktif gaylar erkeksidir.
Feminen olan aktif gaylar ise hem aktif hem pasif yani AP denilen cinsel tercihi seçenlerdir.
Göz ve Bakış
Hoşlandıkları kişinin gözünün içine bakarlar
Siz bakmıyorken size bakması ve siz baktıgınızda gözlerini kaçırması
Gözlerinin içine baktıgınızda, gözlerini gözlerinizde tutamamaları
Gizlice sizi süzdügünü farkkettiğinizde utangaç utangaç gülümsemesi ve kızarması
Size bakarken parlayan gözler ve yanında gülümseme varsa bu hoşlanma belirtisidir.
Duygusal Anlamda Gaylık Belirtileri :
Canım Demesi – Bebegim – Ayy Demesi – Sizi Görünce Sesinin Değişmesi
Burcunuzu sorması ardından yükselen burcunuzu sorması verilen cevaba göre üzülmesi yada sevinmesi
MSN`de sürekli sizinle konuşmak istemesi MSN`de dinledigi şarkıyı size yollaması
Sohbetlerde yeni yeni konular açarak konuşmayı uzatmaya çalışmaları
Birlikte Yemek yemek İstemeleri Birlikte Yürümek İstemeleri
Birlikte Spor Yapmak İstemeleri Birlikte Bilardo Masa Tenisi Oynamak İstemeleri
Ve bu gibi bahaneler ile sürekli birlikte olmayı sağlamak isterler
Sizin yüzünüze kolunuza, sırtınıza omuzunuza veya belinize dokunma ya çalışmaları
Yolda yada bir yerde karşılaştığınıza bir selamla yetinmek yerine sizi durdurup konuşması
Grup halinde yürümekteyken sizin yanınızda yürümeyi terci etmesi
Begeneceginizi düşündügü farklı giyim tarzları
Sizin takıldığınız mekanlara takılmak
Size Bişeyler Ismarlamaya Çalışmak
Size Sarılmak İçin, Öpmek İçin Fırsat Kollamak
Sizin Sevdiginiz Tarzda Saçlarını Kestirmeleri
Size kafası atarsa gereginden fazla trip atmak yada ilgisiz görünmek
Sizin zaaflarınızı ögrenip sürekli bu konuda üstünüze üstünüze gelip sizi bezdirmek
Başka bir erkek yada bayanla konuştuğunuzda sizi kıskanması ve bunu belli etmesi
Anlamsız bir yerde anlamsız bir zamanda sizin gözlerinize bakıp gülümsemesi
Elini sizin elinize yakın tutması
Sizi gördügünde saçları ile oynaması
Hep Size yakın oturmaya çalışması
Fırsat buldugunda kafasını omuzunuza koyması
Sizin Yakınlarınıza yalakalık yapmaları
Hoşlanılan kişinin ismi geçtiginde gözlerinin içinin gülmesi heycanlanması
sizin bulunduğunuz ortamda canlanıp neşeli olmaları oradan ayrıldığınızda gözleri ile çaktırmadan sizi takip etmeleri
Sizinle daha çok vakit geçirebilmek ve konuşabilmek için nerdeyse her fırsatı değerlendirmeleri
O bir ortamda arkadaşları ile bulunurken sizi gördügünde arkadaşları ile olan alakasını kesip sadece sizin ile ilgileniyorsa
Size çok iltifat ediyorsa – Çok yakışıklısın – Gözlerin çok güzel gibi
O kişi bir gay dir. Eger Bahsi Geçen Kişi Arkadaşınız İse
Yada O Kişi Siz İseniz.
Sizi bu durumdan ücretsiz olarak kurtarabiliriz.
http://www.gayoloji.com/escinselligin-tedavisi/

ve bu da siteye dair Yigit Karaahmet'in matrak yazisi:)

Arsivcilik ve ajanlik:)

Melih Altinok:


Sanem Altan:

Melih Altinok:

Bu diyalogu,  arsivlememi anlamsiz bulabilir, yadirgayabilir hatta yargilayabilirsiniz de..sorun degil, zira,  tamamen kisisel..

Bülent Arınç bunarsa

Eger dogruysa, haber sitelerine dusen metin soyle:
"Hayat içkiden ibaret değil. Hayat seksten ibaret değil. Bir kısım çağdaş düşünceye sahip olduğunu söyleyenler sadece içki ve seksle olaylara bakıyorlar. Evet onlar da bir insan için çok büyük ihtiyaçlar. Onlara da ihtiyacımız var. Onlar da bir şekilde tatmin edilecek ama Türkiye bir hukuk devleti. Bu hukuk devleti içinde de her şeyin bir ölçüsünün olmaması, özgürlüklerin sınırsız olmadığı gibi çağdaşlığı içki kadehlerinde aramak ve orada bulmak isteyenlere ithaf olunur."
Universite giris sinavlarinda en sinir oldugum soru tipi, 'anlatim bozuklugu' bulmacalariydi..

Simdi bu paragrafa dil kurallari olcusuyle bakarsak, insan olarak hepimizin, alkol ve sekse ihtiyacimiz oldugunu, bunlarin hukuki kurallar cercevesinde tatmin edilmesi gerektigini mi soyluyor Sn Arinc?

Ya da o sorularda oldum olasi cuvallayan ben mi oyle anliyorum?

Hiiist, Turk dili edebiyati hocalarimiz, top sizde!

Sn Arinc burada tam olarak ne demek istedi?

Bu yasinda bu kadar 'dan,dan!' konusan biri, Demirel, Erbakan yasina gelince, 'dilini tutabilene askolsun!' bi tipe donusur mu?

Evet, Allah korusun, ama, Ertugrul Gunay'a, 'dan!' diye lafi sokuveren Bulent bey, ya birgun bi de bunarsa:))

Ogün Samast'a Methiyeler

Bugun mâlum Hrant Dink'in katledilisinin dorduncu yildonumu ve bir suru bilmecenin cozulmeyi bekledigi bir dava sureci de ne yazik ki hala devam ediyor.

Heryerde yeterince duygusal temali agitlar, anilar vs. yazildigi icin, ben baska bir seye dikkat cekmek istiyorum..

Nasil ki, Konca Kuris'in katilleri saliverildikten sonra, dolayli olarak da olsa, 'pisman degiliz' dediklerinde, donmus bi halde, aval aval  ekrana bakakaldiysam;  Ogun Samast'a ovguler duzen ve siirler yazan birileri oldugundan haberdar olunca da ayni hale girdim.

Bu (zavalli) ile, hatira fotografi cektirenleri filan gormustuk gerci, ama, oturup, iyi bi halt yemis gibi, suursuz bi lumpene siirler dosenen birileri oldugunu dogrusu ne biliyordum, ne de aklima gelmisti!

Silahsiz bi adami, arkadan kallesce oldurTmeyi marifet bilenler,  bu siirleri besteleyip bi de mars yapip soylesinler ki basimiz goge ersin!

Yuh diyorum, yuh!

suradan



o’gün’e özlem..

o gün oldu , sabah oldu , namlu silkeledi tozunu..

ihanete bir kurşun sıktı yine ogün oldu..

bugün oldu , gece oldu , millet andı namluyu..

ogün’ün namı yerlebir etti dünya ahiret namlıyı..

kimisi dedi yine hepimiz agosuz , agopyanız..

ogün’ün bir mermisiyle yıkıldı ütopyanız..

sizin işiniz gücünüz ne hak ne eşitlik..

ogün’ümün aşkının yanında sizin ki yeşillik..

kardeşlik türküleriyle uyutulmam ihanete..

türk’e , o’gün’e kefen biçmek kimin haddine...

mustafa dölek


ogünü destekliyorum

birileri vekil olup girip meclise
apoyu destekliyorum diyorsa eğer
bende vekili seçen seçmen olarak
ogün’ü ve yasini destekliyorum

bazı pamuklar ermenici oluyorsa
bazıları pankartla ermeciyiz diyorsa
şerefsizler kürdistandan bahsediyorsa
ben ogün’ü ve yasini destekliyorum

müslüman kentindeki salyangozculara inat
hepimiz ermeniciyiz diyen bazı …. inat
pamuklara yamuklara bazı gavatlara inat
ben ogün’ü ve yasini destekliyorum

şık oğluyum ne mutlu müslüman türküm
karadenizliyim iman doludur hep kürküm
ellerinize sağlık ozan arif ismail türütüm
inadına ogün’ü ve yasini destekliyorum

ibrahim şık

"o gün öyle desinler,
bugün böyle desinler,
fatihalar, yasinler,
bitmez karadeniz’de."

Evolution of the 'don'


suradan

Erzurum 2011 Winter Universiade icin Kar Duası



Dünya Üniversitelerarası Kış Oyunları'na sayili gunler kala, Erzurum'a beklenen kar henuz yagmis degil ve yapay karlarla, saman balyalariyla filan cumle aleme rezil olmamak icin, milletce, ihlasla, kar duasi yapmaktan baska caremiz yok gibi..

Ben duayi suradan buldum.

Hikmetinden suâl olunmaz rabbime belli mi olur, belki aranizdan birinin sicili fevkalâde temizdir katinda ve hemen kabul olunuverir..

(Futbol icin onca dua eden, derûn hocalarimiz da katkida bulunsunlar lutfen)

Hâsili, Erzurum icin, haydin, duaya:)

alinti:

evuzübillahiminşeytaniraccim bismillahirahmanirrahim,(ps: 'evuzu' demisler aynen aldim, ben 'euzu' diye bilirdim, yanlismis demek)

beher kar tanesine ayrı şekil veren rabbim;
ermişlerin yüzü suyu hürmetine,
ölmüşlerin sükut dolu rahmetine,
yedi tepeli şu güzel şehrine
top top kar yağdır yarabbim allahım (amiiin)

ateş-ül kürreyi altı günde toprak eyleyen rabbim;
mü'minlerinin hayır duasına,
kafirlerin mahşer azabına,
melaikelerin kanat çırpışına,
kulak ver de rahmetsiz koma yarabbim allahım (amiin)

ademoğluna çamurdan şekil veren yüce rabbim;
pamuktan yorgan bekleyen damlara,
camdan semayı gözleyen yavrulara,
işten güçten bitkin düşen kullarına,
o beyaz rızkını yağdır da mes'ud et yarabbim allahım (amiin)

"Neden copluyorlar" sorusuna Çevik Kuvvet'ten cevaplar

Serde (kahrolasi turden) bi empati yapabilme manyakligi var ya hani, iste Behzat C. izlemeye basladigimdan beridir, cinayet masasi baskomiseri olan kahraminimizdan ve sempatik ekibinden yola cikarak, polisle empati kurmayi deniyorum simdi de..

Sacma ya da gereksiz olabilir, bilemiyorum..

Belki  eylemci ogrencilerle, iscilerle, aktivistlerle karsi karsiya getirilen, cogu gencecik bu cevik kuvvet polislerinin, coplarini niye bu kadar kolay kullandiklarini anlamaya dair bi caba; belki de
onlara karsi icimde biriken kizginligin giderek buyuyen hastalikli bir  kine donusmesini engellemeye yonelik hakli gerekceler arayisidir..

Herneyse, biz fânilerin, gidip cevik kuvvet polisleriyle konusmak imkanimiz olmadigindan
bizzat isin icinde bulunmus veya halen aktif hizmet etmekte olanlarinin, nicknamelerle de olsa, kendi agizlarindan yorumlarini okumak  ilginc olabilir diye memurlar.net forum sitesindeki su basligi okudum.


Can Dundar'in 'Çevik Kuvvet neden copluyor? baslikli yazisi alintilanip, sonuna
Sizce dogruluk payi ne kadar?
seklinde bir soru cumlesi de eklenerek, yoruma acilmis..

Toplam yedi sayfa yorum yapilmis ve aralarinda cevik kuvvetin icinde bulundugu sartlari ve psikolojiyi gayet net ve durustce, komplekssiz bi sekilde anlatanlar olmus.

Hepsini olmasa da, arsivde bulunmasi acisindan, bazilarini buraya da alintiladim.


30 Aralık 2010 05:18 (skywalker01)

ben ikinci tespite katılıyorum ortamı aslında bizde terörize ediyoruz bazen. tabi bu yanlış anlaşılmasın bunun sebebi memurlar değil amirlerin gereksiz tedbirleri , iş bilmezlikleri, yetersizlikleri ve panikleri

30 Aralık 2010 10:19 (Agripolisi04)

çevik kuvvet sürgün yeri olarak kaldığı sürece bu böyle devam eder


30 Aralık 2010 12:25 (Arfmin)

Soruyu cop kimin elinde ise ona sorulması gerekiyordu.

Eski bir Çevik Kuvvetçi olarak bu soruya düşüncelerimi şu şekilde açıklayabilirim.

Haber alınan olaylara ilişkin saatler önce görev yerlerine gidiyoruz. Uzun bir bekleyiş süreci başlıyor. Bu beyleyişin yarattığı stres ve sebep olanlara kin duyma ön plana çıkmaktadır.

Aynı zamanda temel ihtiyaçlardan yoksunluk, amirlerin çeşitli baskısal sözleri (düzgün durun, sigara içmeyin, dağılmayın, yemeyin, içmeyin vs) stresin tuzu biberi oluyor.

Bu baskılar altında olan bir topluluğun önünü açıp "dağıtın" emri verildiğinde neler olduğunu görebiliyoruz.


30 Aralık 2010 12:41 (Agripolisi04)

Emniyet Genel Müdürü dahil tüm yöneticiler Çevik Kuvvet olmadan şehri yönetemeyeceklerini bilir, bu kuvveti hovardaca kullanır, ama hiç değer vermezler."

işte can alıcı ve sorunun kaynağı cümle bu

sürün çeviğe gitsin kerata

30 Aralık 2010 14:26 (koko25)

Çevigin kontrolden cikmasinin nedenlerinden biri de üzerindeki psikolojik baskidir..Bizi ankarada 10 kisilik bi eylemde saatler önceden eylemin olacagi yere götürürler,oraya giderkende ne komiserler,ne tim amirleri personele görevin mahiyeti ile ilgili haber vermezler..Gittigimizde bir de bakariz 10 kisi 6 bayan 4 erkek..Polis sayisina bakildiginda en az 30 sivil,100 e yakin resmi polis..Ayrica üstlerimizin bizi bir ilkokul cocugu gibi görüp onu yapma,bunu etme,çi$e gitme,sigara icme,kendi aranda konusma,telefonu kapat gibi söylemleri,hele bir de en alt devreysen cevikte komple kafayi cizersiniz cünkü cevikte üst devre kendini 10 yillik memur sanir ve o da alttakini ezer..Tüm bunlar bir arada olunca cevik kuvvet personeli bazen bir robot gibi hareket eder ve robotta ariza cikinca kontrolden cikar..

30 Aralık 2010 14:52 (dedektif42)

Bende 4 yıl cevık kuvvet te calısmıs bırısı olarak,o emnıyet mudurunun tespıtlerıne katılıyorum.ozellıkle son ıkı saptama bencede dogru.

Olustur kardesım gosterı alanını,ver ıstedıgı gıbı mesaj verme ozgurlugunu protesto ozgurlugunu,sen sadece guvenlıgını al.

Sıddete basvurmadıkları surece,sılah vb hıcbırsey kullanmadıgı ve polıse oncelıkle saldırmadıgı surece kesınlıkle mudahale edılmemesı taraftarıyım.

Zaten boyle olunca kotu nıyetlı gosterı ıle dıgerlerı kendılıgınden ayrısır.

Mudahalenenın olmadıgı toplumsal olay zaten haber degerı bıle olusturmaz,gundeme bıle gelmez.

Toplumun genelınce kabul gormemıs hıcbır tepkı,ıtıraz,protesto vs kendısıne yasam alanı bulamaz zaten.tepkı veren tepkısınde haklı ıse bırak kardesım yapsın zarar degıl fayda getırır,bundan toplumun her kesımı fayda gorur.Ve bırılerı kendısıne cekı duzen vermek zorunda kalır belkı.

Mesela bız polıslerın de yıgınla sorunları var,cozebılıyormuyuz?yıllardır konusuruz,kendı capımızda ılgılılere ulasmaya derdımızı anlatmaya calısırız ancak sonuç....

Bızımde protesto,ıs bırakma gıbı sendıkal haklarımız olsa,bızı yonetenler,sıyasıler bu kadar vurdumduymaz ve ıgısız kalabılırlermı?


30 Aralık 2010 19:05 (skywalker01)

Teşekkür eden arkadaşlara bende teşekkür ederim.

yorumları okuyupda katılmadıgım bişi yok aslında eksiklerimiz bile var. çevikten çıkalı 6 ay olmustur belki ama orda yaşadıgımız sıkıntıları unutmak mümkün değil heralde nası unutabilrim 15 saat bir sokagın basında beklemeyi 18 gün 12-12 çalışmayı(hiç olay olmadı bu süreçte)40 günün 35 günü üstüste gece çalışmayı, boşuna beklemeleri, basiretsiz müdürlerin teröriste sizden daha fazla deger vermesini sizi taşlayan çocukalrı sevmesini size bir nasılsınız bile dememesini üstelik bunu gözünüzün önünde yapmasını, şehit düşen arkadasınızın şehit düşürenlerle kahvaltı yapmasını üstüne gelip size bunu anlatmasını ve sizi tehdit etmesini vs vs. birçok örnek var daha bunun gibi sözün özü gereksiz beklemeler, 12-12 ler deger verilmezlik bunlar gibi sorunlar çözülmediği sürece bir arkadasımızın dediği can alıcı söz de oldugu gibi sorunlarımız çözülmediği sürece bu görüntülerin azalacagını düşünmüyorumm

30 Aralık 2010 19:46 (ayna1976)

Bu başlığı açan kişi polis ise ; eğitimi eksik kalmış demektir..

Polis joplamaz.. kanun zor kullan demiştir.. polis jopunu kullanırken yaptığı şey zor kullanmaktır, kanunu uygulamaktır.

Polis değilse cevap şudur; kanuna aykırı bir durum varken elinde veya belinde jop taşıyan polis oraya gelmişse kanunu çiğneyenler de kanunu ihlal etmekte ısrar ediyorsa zor kullanılmayı ((joplanmayı)) da göze almış veya kabullenmiş demektir... yani uyarılara rağmen kanunu çiğnemek = zor kullanılmaktır ((joplanmaktır)...


30 Aralık 2010 20:36

bir kibrit çöpü bir ormanı yakabilir ve ayakla ezilip söndürülmesi gerekir.cevap budur.

31 Aralık 2010 03:07   (cilgincevik) 
polis kendi halinde yolda yürüyen adamı joplamıyo arkadaşlar. dikkatinizi çekerim. derlerya ''hırsızın hiçmi suçu yok '' diye... kız çocuklarını okutmazlar. eşlerini döverler. kardeşlerini başlık parası karşılığı yaşlı yaşlı amcalara verirler neymişte dünya kadınlar gününü kutlicaklarmışşş.. bu ne perhis bu ne lahana turşusu .. haksızmıyım????

31 Aralık 2010 14:03   (shenel)
Yönetmelik gereği,gruba müdahele etmeden dağılmaları için uyarıda bulunulur bir kaç defa;grup bu uyarılara riayet etmiyorsa dağıtılmak istiyor demektir,dağıtma şekli de budur.
Uyarılara uyup da sessiz şekilde dağılanlara neden müdahele edilmiyor??
Son zamanlarda demokratileşme gereği bir kaç gösteriye müdahele edilmedi,polisin soğukkanlı davranışı dendi.
ne tür gösteriler???
Bizim göstericilerimiz maalesef amacı dışında hareket ederek seslerini duyurmak yerine yakıp,yıkmayı,zarar vermeyi tercih ediyorlar.
Bir çoğuda mecliste temsil edilerek zaten fazlası ile ses çıkaran gruplar,boş bir alanda bağırıp çağırarak,isteklerini dile getirerek kaos yaratamayacakları için bence ülkemizde demokratik eylemlere rastlanması zor bir olay.
Örn:Yumurta atma olayı,zaten bu planlanmış bir eylem önceden tasarlanmış ve gerçekleştirilmiş bir tepki peki demokratik bir eylem mi??


31 Aralık 2010 14:50   (cevvik) 
şu çevikten bi kurtulıyım mesleğimin 10 da 2 çevikte geçti ben joplamayımda kim joplasın

10 Ocak 2011 21:14   (ediylebudu)
Çevigin kontrolden cikmasinin nedenlerinden biri de üzerindeki psikolojik baskidir..Bizi ankarada 10 kisilik bi eylemde saatler önceden eylemin olacagi yere götürürler,oraya giderkende ne komiserler,ne tim amirleri personele görevin mahiyeti ile ilgili haber vermezler..Gittigimizde bir de bakariz 10 kisi 6 bayan 4 erkek..Polis sayisina bakildiginda en az 30 sivil,100 e yakin resmi polis..Ayrica üstlerimizin bizi bir ilkokul cocugu gibi görüp onu yapma,bunu etme,çi$e gitme,sigara icme,kendi aranda konusma,telefonu kapat gibi söylemleri,hele bir de en alt devreysen cevikte komple kafayi cizersiniz cünkü cevikte üst devre kendini 10 yillik memur sanir ve o da alttakini ezer..Tüm bunlar bir arada olunca cevik kuvvet personeli bazen bir robot gibi hareket eder ve robotta ariza cikinca kontrolden cikar..
bana da amirim neden geç kaldın bak vatandaş seni bekliyor diye kızmıştı bi gün..çok sinirlenmiştim..kalkıp vatandaşa ' neden geldin ulan sabah sabah burda ne işin var defol git ' diyemez miydim?derdim!ama 3 gün sonra kaymakamlıktan soruşturma yazısı geldiğinde yukarda alıntı yaptığım yazının sahibi gibi ' çok gerilmiştim ondan böyle yaptım' deseydim bakanlık da çok gerilip beni kars'ın selim ilçesine sürerdi diil mi? ama size yazı gönderen yok vurun gitsin!!


45 cm

Video Haber su (link)

Mersin'deki Nevit Kodallı Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi'nde erkek ve kız öğrencilerin birbirlerine 45 santimden fazla yaklaşmaları yasaklandı. Okulda yemekhaneler ayrıldı, sıraların önüne etek giyen kız öğrenciler için ek tahta yapıldı.

Anladigim kadariyla herkes, 'Neden 50 cm degil de 45 cm?' sorusuna takilmis durumda:)

Diger yandan,  alti yil boyunca bir Kiz lisesinde okudugum icin bu tur kurallarin faydasi/yarari hakkinda yorum yapacak durumda degilim, ama, escinsel egilimleri olanlar icin ne tur careler icat edecekler merak etmiyor da degilim dogrusu:)

Turk halkinin heykelle imtihani

(Fotograf suradan)

Birkac gundur medyada farkli farkli yorumlarla verilen habere gore, basbakan Erdogan Kars'ta -simdilik- dikili olan ve  'Insanlik Aniti' olarak bilinen bu heykel icin  'Ucube' demis..

Ucube midir, degil midir, heykel sanatindan anlayanlarin bilecegi istir ama, benim de tvden izledigim toplantida, Kultur Bakani Ertugrul Gunay,  'Basbakan, aniti degil, gecekondulari kastetti' diye kivirmaya calistiysa da, Erdogan'in

“Hasan Harakani’nin türbesinin yanına bir ucube koymuşlar, garip bir şey dikmişler. Oradaki tüm vakıf eserlerinin, o sanatkârane eserlerin olduğu yerde böyle bir şey olması düşünülemez. Konuyla ilgili olarak belediye başkanımız görevini süratle yerine getirecektir. Bunu süratle bekliyoruz. İnşallah ilk gelişimizde bunu da göreceğiz.’’

diyerek, gecekondulari filan degil, basbayagi o aniti kastettigi ortada..

Sozkonusu anit, Ermenistan'da dikilen soykirim anitina karsilik, toplumsal bolunmenin, parcalanmanin ne kadar kotu birsey oldugunu ifade etmesi bakimindan,  dibinde gorulen gozyasi ile anlamdirilarak bir tur sosyal mesaj kaygisi ile oraya yerlestirilmis. (Eger dogruysa, acilisina Obama da davet edilmis.)

Fakat, sit alani diye tanimlanan bolgeye 32 mt'lik bu heykelin dikilmesi uzun sureden beridir  zaten tartismaliymis ve 'ucube' lafindan once de kaldirilmasi konusuluyormus.


Ote yandan, bu heykele  ucube denilmesi,  Hasan Harakani'nin turbesinin yakininda olmasindan dolayi midir yoksa gercekten orada cok kotu bir goruntu kirliligi yaratmasindan midir,  simdilik Kars'a gitmek imkanimiz olmadigindan, tarafsiz bir gozlemciden ogrenmek gerek..

Bu ulkede, malesef, ucube oldugu kadar ucuz ve uyduruk pek cok Ataturk heykeli basta olmak uzere, sanat adi altinda gozumuze sokulan; sayisiz, dandik eserimsi mevcut.

Bu yuzden, bu tur buyuk heykeller dikilmeden once bolgede yasayan insanlarin da gorus ve onerileri nicin alinmaz da, emri vâkilerle,  sanatin dokunulmazligi ve kutsalligi adi altinda  gozumuze sokusturulur anlamak mumkun degil!

Eskisehir reklami gibi olacak ama, en azindan heykel mevzunda bari, orayi bir incelemekte yarar olacagini dusunuyorum. Zira, simdiye kadar sehrin hemen hemen her yaninda, en hareketli yerlerinde insanlarla icice bulunan pekcok heykelden rahatsiz olan hickimse cikmadi henuz..

Neden acaba?

Borçlar Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu tasarıları

Gazeteler, bir suredir dikkat cekici basliklarla haber yapip,  "bu yasalar ile hayatimizda radikal degisiklikler olacak" diye anonslar yaptiklari icin, fazla kafa utulemeden basitce anlatilanlarina, soyle bir neymis ne degilmis bakayim istedim..

Dogal olarak ilk ilgimi ceken madde, daha ziyade kadinlari ilgilendiren, "sevgiliye de, nikahsiz ese de tazminat"  olarak izah edilen madde oldu.

AB'ye uyum planlari adi altinda sunulan bu tasarilarin asli nasildir, AB ulkelerinde nasil uygulaniyordur bilmiyorum fakat, bizde hayata gecirildiginde,  pek bi senlikli sonuclara yol acacagini ongormek icin muneccim olmaya gerek yok sanirim..

Bi kere medya, bu tur tazminat davalarini mutlaka su yuzune cikartacagindan, kimlerin imam nikahli ikinci esleri varmis, kim kimden ne kadar para istiyormus gibi magazinel mevzularla daha bir karsilacagiz.

Ne de olsa, zengin bir isadaminin cenazesinden sonra, ortaya cikmasi muhtemel, gizli birkac sevgili ile nikahli karisinin boyle bir dava ile karsi karsiya kalmalari, simdiye kadar gormeye pek de alisik olmadigimiz seylerdi.

Diger yandan, bu yasa, muhafazakar cevrelerde giderek cogalan ikinci es vakalarinin belki daha da artmasina neden olacak ve adamlar kadinlari ikinci es olmaya daha kolay ikna edecekler..

Olumlu bir gozlukle bakarsak,  belki de, guney bolgelerimizde magdur olan kumalarin, konuya uyanmalari ile sosyal yapiyi ciddi manada etkileyecek sonuclar da elde edilebilecek..


Buraya kadar olaya hep kadin tarafindan baktik ama zengin kadinlardan tazminat talep edecek erkek sevgililer de olmayacak midir?

Kimbilir.. az da olsa bu tur orneklere de rastlayabiliriz belki, ama, bu kanun belli ki, daha ziyade, imam nikahli diye bilinen ciftler icin hazirlaniyor ve kadini magduriyetten korumak amacli gibi gorunuyor..

[Ferzan Ozpetek filmlerini izleyenler hatirlayacaklardir. Cahil Periler' de, adam oldukten sonra, erkek sevgilisi oldugu ortaya cikiyordu, sanirim en ilginci de bu tur vakalar olur. Omer KOC'a tazminat davasi acan bir sevgili haberini hayal edebiliyor musunuz:)]

Evet, bunlar sadece kisisel tahminlerimden ibaret gak guklar..

Neler degisecegini ise zaman gosterecek!

Neyse; kagit uzerinde gayet hos gorunen bu yasanin tasari ozeti asagidaki gibiymis..

'Kamyon edebiyatina' niye karsilar anlamis degilim ama digerleri icinde, en azindan simdilik, vatandasin aleyhine pek bisey gorunmuyor gibi..


Ne diyelim, hepimize hayirli, ugurlu olsun!

****
Alinti:

Sabah Gazetesi'nden Hazal Ateş'in haberine göre, kiracıdan ev sahibine, faizlerden vergi düzenlemesine, sevgililerden, cüzdanı çalınan yolcuya kadar geniş yelpazede değişim yapılacak. Gelecek hafta TBMM'de görüşülecek 2184 maddelik iki yasa tasarısı yürürlüğe girdiğinde günlük yaşama yansıyacak bazı düzenlemeler şöyle:

SORUMLULUK SİGORTASI: Türk ticaret hayatına "sorumluluk sigortası" kavramı girecek. Yanlış ameliyat yapan doktor, şirketi kötü yöneten müdür tazminat ödeyecek. Hastanın ölmesi durumunda ameliyat öncesi imzalanan sözleşmeler geçersiz olacak.

SPK İZNİ ZORUNLU: Sermaye Piyasası Kurulu'ndan izinsiz şirket kurup para toplayanlara 6 aya kadar hapis verilecek. Genel Kurul'dan yetki alan şirketler kendi hisselerinin yüzde 10'una kadar hisse toplayabilecek.

İNTERNET SİTESİ ZORUNLU: Şirketlere internet sitesi zorunluluğu gelecek. Kanun yürürlüğe girdikten sonra 3 ay içinde internet sitesi oluşturmayan şirket yöneticileri, 6 aya kadar hapis ve 300 güne kadar para cezasına çarptırılacak.

YÜKSEK FAİZE SINIR: Faizlerdeki olağanüstü artışa karşı borçlu korunacak. Yıllık faiz oranı, faiz borcunun doğduğu tarihteki mevzuata göre saptanacak. Sözleşmeyle kararlaştırılacak faiz, belirlenen yıllık faiz oranının yüzde 50'sini aşamayacak. Temerrüt faiz oranı belirlenen oranın yüzde 100'ünü geçemeyecek.

ULUSLARARASI MUHASEBE SİSTEMİ: Büyük, küçük tüm şirketlerin denetimi uluslararası muhasebe standartlarına göre yapılacak. Şirketin içinde para mı, çek mi, senet mi, ortakların parası mı var, görülebilecek.

5 KİŞİ ZORUNLULUĞU KALKIYOR: En az 5 kişiyle anonim şirket kurulabileceği yönündeki zorunluluk kaldırılıyor. Tek pay sahibi, anonim şirket kurabilecek.

KAPIDAN SATIŞ BİTİYOR: Kapıdan satışlar "saldırgan satış yöntemi" olarak değerlendirilecek. Sahte diploma kullandığı tespit edilenlere 2 yıla kadar hapis cezası verilecek.

MÜŞTERİ KORUNACAK: Müşteriye ait eşyaların çalınması halinde otel konaklama ücretinin 3 katına kadar tazminat ödeyecek. Yolcunun eşyasından firma sorumlu olacak. Haksız rekabete 2 yıla kadar hapis verilecek.

KEFİLLER RAHATLAYACAK: Eşi onay vermedikçe kimse başkasının borcuna kefil olamayacak. Kefalet dönemi 10 yılda ortadan kalkacak. Hâkimler tazminat saptarken gelir seviyesine bakmayacak.

SEVGİLİYE DE TAZMİNAT NİKÂHSIZ EŞE DE: Resmi nikâhı olmayan, sevgili ve nişanlıların tazminat talebi de yasal dayanağa kavuşturulacak. Sadece ölüm halinde değil, ağır bedensel zarar görenlerin yakınlarına da manevi tazminat verilecek.

NAFAKADA SINIR YOK: İşçi ücretlerinin dörtte birinden fazlası haczedilemeyecek. Ancak nafaka davalarında bu sınır uygulanmayacak.

KAMYON EDEBİYATINA YASAK: Şehirlerarası yolculuklarda, otobüslerde horoz, tavuk gibi canlı hayvanlar taşınmayacak. Lahmacun gibi yolcuları rahatsız edecek yiyecekler tüketilmeyecek. Dolmuş ve kamyonlara asılan "Aşıksan vur saza, şoförsen baz gaza" gibi rahatsızlık yaratan yazılar kaldırılacak.

KİRALARA KRİZ AYARI: Kira bedeli, Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) artışını geçmeyecek şekilde artırılabilecek. Kiracı kriz ya da olağanüstü durumlarda sözleşmenin koşullara göre uygulanmasını talep edebilecek.

KOMŞUNA SAYGI GÖSTER: Ev sahipleri, pencereden sofra bezi çırpan, balkonda mangal yakan, gürültü yapan, yüksek sesle müzik dinleyen kiracının sözleşmesini iptal edebilecek. Kiracı bina sakinlerini rahatsız etmeye devam ediyorsa sözleşme iptal edilecek.

BİNA GİDERİ MAL SAHİBİNİN: Binanın çatı onarımı, dış cephe boyası gibi giderler ev sahipleri tarafından karşılanacak. Kiralık yerle ilgili zorunlu sigorta, vergi gibi yükümlülükleri de mülk sahibi karşılayacak. Kiracı, tuttuğu evdeki kırık lavabo, su akıtan küvet, arıza veren kombinin tamir edilmesini isteyebilecek.

DEPOZİTOYA SINIRLAMA: Konut ve işyerlerinde, mal sahibine verilen depozito miktarı, 3 aylık kira bedelini geçmeyecek. Depozito, vadeli tasarruf hesabına yatırılacak. Kirayı 2 ay geciktiren evi boşaltacak.

Pornografi golü

Hadi acik konusalim; ummadigimiz yerden gol yedik!

Oyle bir gol ki bu, ayni topla pek cok kaleye birden girdi..

Bitirme tezi olarak porno film ceken gencler, oyle bir rovasata caktilar ki, neye ugradigimizi sasirdik!

Evet bu gol, 'sorospu(!) cocuklari' diye asagilanan ve 'liberal yuvasi' diye de bilinen, ozgurlukler cenneti universite yonetiminin kendi kalesine; 'sansure hayir!' diyen bizlerin de ezberlerimize cakildi kaldi..

Uzaktan ahkâm kesmek,  kolay olmasina kolay da, 'akademik ozgurlukleri test etmek adina yaptim' diyen gence verecek karsit cevap bulmak zor..


Tipki; sozkonusu bitirme tezine onay veren ve juride yer alan hocalarin okuldan apar topar atilmis olmasina isyan eden zihnin, ogrenci velisi penceresinden bakinca, baska; anarsist pencereden bakinca, baska cevaplar bulmasi gibi..

Konu 'ahlak polisligi' kertesine de geldi dayandi.

Acikcasi, tv dizisi Behzat C. deki kufurlerin, argolarin biiplenip, sokakta girla argo kullanilmasina benzer bi ikiyuzlulukle; geceler boyu porno izledigi mâlum olan yeni nesil ergenlerin, bu goruntulere ulasimi bir tik! mesafesindeyken, meseleyi buradan kavramak, anca kendimizi kandirmak olacagindan, bosuna kelime israf etmeyelim.

Peki asil mesele ne, niye kopardik bunca kiyameti?


Genctirler, 'birakiniz yapsinlar, birakiniz gecsinler' diyemiyor muyuz bi kalemde?

Hayir, henuz diyemiyoruz!

Nihai olarak ticari bir muessese De olan Bilgi Universitesi de diyemiyor cunku hangi ulkede olduklarinin farkindalar. Ayni ogrenciler, 'biz peygamberi tiye alan seyler cekecegiz' deselerdi de benzer kiyameti kopartirdik.

Sonuc olarak biz; esasen, demokratin da 'muhafazakarini' severiz, boyle sanatin icine de, tukururuz..!

Ha ben mi, ben zaten icgudusel olarak porno denilince tuyleri diken diken olan feminist(!) bi vaka oldugumdan, tarafliyim..o yuzden bu yazinin  hukmu de gecersizdir sanirim..

Nihayet, Uzaya Astronot Yolluyormusuz


Bizim de, 'basimiz goge erecek' sonunda:)

Amerikalı diplomatların yazışmalarına göre Cumhurbaşkanı Gül, Obama’ya bir mektup yazarak THY’nin 20 adet Boeing uçak alması karşılığında NASA’nın uzaya Türk astronot göndermesini istedi

Said-i Nursi, Anadil mevzûnda ne demis

Said-i Nursi, 7 Ocak'ta vizyona girecek olan ve hayatini anlatan, Hür Adam filmiyle su siralar tekrar gundemde.

Risale-i Nur olarak bilinen kulliyatini turkcelestiren ve orjinal nushalarindan cikartilmis, degistirilmis bolumlerini de  yayinlayan Ismail Mutlu'nun  kitaplarindan biri var elimde:

Nutuklar- Makaleler Divan-i Harb-i Orfî

Kendisiyle tesadufen kitap fuarinda tanismistim ve kisa bir sohbet imkanim da olmustu.

Kitapta, Said-i Nursi'nin pekcok makalesi ve ozellikle Kurd halkina, kurd beylerine yonelik nutuklari bulunuyor.

 Ben anadile dair birsey demis mi acaba diye tararken, asagidaki sayfalari buldum. (fotograflara iki kez tiklanirsa okunabilecek buyukluge erisiliyor)



Burada kitabin tasarimina dair bir ornek vermek istedim.


Anadil mevzunda, Ziya Gokalp ile birlikte, Kurd dili uzerine calismalar yapan, Mutkili Halil Hayali Efendi'yi ovuyor ve

'Gercekten Kurdistan madeninden boyle bir hamiyet cevherine rastlandigindan, bizim gelecegimizi onun gibi olma umidinden bircok cevherler isiklandiracaktir. Iste bu zat, ornek alinmaya deger bir hamiyet numunesi sergilemis, mukemmellesmeye ihtiyaci olan milli dilimiz icin bir temel atmis. Onun eserine gitmeyi ve temeli uzerine bina etmeyi hamiyet ehline  tavsiye ediyorum

diyor..

Ilginc olan su ki;

Said Nursi'yi yere goge koyamayanlarin, nedense bu tur fikirlerini gormezden geldiklerini ve sansurlenmis nushalarini okutup, Turkcelestirmeye/sadelestirmeye dahi izin vermeden, Osmanlica lugatla okunmasini tavsiye ettiklerini goruyoruz..(neden acaba?)

Ne demisti Ugur Mumcu:
Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz!

Iyi okumalar..




Başörtülü Kadınlar Anlattı: Türbanlı Erkekler



T24 sitesinde, roportajlarini ilgiyle takip ettigim Selin Ongun'un, Murat Belge'nin yazdigi 6,5 syf lik onsozle baslayan ince kitabini bir iki saatte okudum..

Okumak cok kolay oldu cunku, 170 syf lik kitap, on basortulu kadinla yapilmis soru-cevap seklindeki sohbetin (bildigimiz roportaj) biraraya getirilmis hali.

Bu on kadindan (Ayşe Böhürler, Merve Kavakçı, Sibel Eraslan, Enise Akgül, Hülya Yazıcı Aktaş, Özlem Z. Topal, Fatma Tülin Kayhan, Esra Elönü, Hilal Kaplan ve Emel Çalışkan), tanidik isimlerden ziyade, daha once medyada  hic rastlamadigim ya da en azindan benim gozumden kacmis olanlarini daha bir ilgiyle okudum diyebilirim..

Ozellikle, psikolog Enise Akgul ve Ismailaga cemaatinin hocahanimlarindan Emel Caliskan'in bolumleri benim acimdan en ilginc olan kisimlardi.

Ateist oldugunu acikca soylemis olan Murat Belge'nin guzel onsozunu de es gecmeyin derim. Bence cok onemli noktalara temas etmis ki bir kac paragrafi soyle:

....
Gene buyuk soruya doneyim: Ortunmek ozgurluk mudur? Nihaî olarak boyle oldugunu dusunmuyorum. Isin basinda birtakim olculer icinde bir ozgurlesme getirebilir, getirdigini konustuk zaten yukarida. Inanan bir insan icin inandigi gibi giyinmenin ( bunun yerine pekcok fiili de koyabiliriz) bir ozgurluk oldugu ve insanlarin bu ozgurluge sahip olmasi gerektigi benim acimdan tartisilacak birsey degil. Ama nihaî olarak 'ortunmek ozgurluk mudur' diye sorulursa, buna olumlu cevap veremem. Tersine, erkegin yaninda ikincil ast konumunda olmalarini, onlara bagimli olmalarini, onlarin denetimini kabul etmelerini getiren yani ozgurlugun karsiti bir uygulama oldugunu dusunuyorum. Bu boyleyse, bu kitapta Selin'le konusanlarin, cesitli vesilelerle karsilastiklari Musluman erkekler hakkinda soyledikleri 'ironi' dolu sozlerin, zaten bir 'haddini asma' ornegi oldugunu da akildan uzak tutmamak gerekiyor.
....
Bu esitsizlik toplumunda (veya dunyasinda) ortunerek kendine bir cesit 'saygidegerlik' kazanan kadin, bir sure sonra, bunun 'esitlik' de iceren bir saygi olmadigini gormeye basliyor. Bunun dogrudan dogruya Musluman ideolojiyle de ilgisi yok aslinda, cunku is buraya geldiginde o dunyayi reddeden erkeklerle kabul edenlerin davranis bicimleri fazlasiyla benzesmeye basliyor. Zaten Selin Ongun'un bu kitabinin 'ana fikri' de bu.
'Ben senden daha iyi muslumanim, onu icin basimi ortmem!' diye bagirarak goturulen bir tartismanin  cok degerli ve verimli sonuclara varacagini aklim almiyor. Ama ortunmek insana ne kazandirir, ne kaybettirir, bunu tartismaktan baslarsak ve birbirimizi dinleyerek, soylenen ustune dusunerek tartisirsak, degerli ve verimli sonuclara da varabiliriz. Benim bi ateist oldugum bilinen birsey ama oyle olmasaydim, bir uluhiyetin kadinlara 'Siz ikinci sinif olacaksiniz' dedigini kabul edemezdim. 'Bunu boyle anliyosak bizim anlayisimizda bir bozukluk olmali' diye dusunurdum. 'Dusunmeye' baslamak onemli.Inanc ozgurlugu olmali. Inanc ozgurlugu olacaksa inancin elestirisi de ozgur olmali. Bu da onemli.

 Kitapta bana ilginc gelen, Ismailaga cemaatindeki Emel hanim disinda geriye kalan dokuz kadinin, sozlesmis gibi ayni tespitlerde bulunmasi ve  bu tespitlerini sadece farkli cumlelerle ifade etmesiydi.

Neredeyse tamami, muhafazakar erkeklerin, ozellikle 28 Subat surecinden sonra, bir tur metamorfoz gecirip, laikci statukonun varligi bahanesiyle, kapitalizmin ve modernizmin gerektirdigi tum sartlara uyum gosterirken; bu surecte, basortulu kadinlari siyasette 'jeton olarak'  kullanmaktan baska hic bir alanda yanlarinda istemediklerini ve bu durumun, aile hayatini dahi etkiledigini anlatiyorlar.

Is dunyasinda tahsilli basortululere verilen dusuk maaslar, desifre olmamak icin vitrine konulan mini etekli prezantbl kadinlar, bir sure sonra bu insanlarin yasam bicimi haline donusmus ve 28 Subat oncesi hayal edilen, islami yasam tarzindan tamamen uzaklasilmis.

Kitapta bu konuda cok ilginc ornekler mevcut..

Ozellikle, ikinci es olarak tercih edilen kadinlarin profil tarifi, muhafazakar erkeklerin yasadigi ikilemleri ve celiskileri net olarak ozetliyor.

Psikolog Enise Akgul'un anlattigi bolumde, ikinci esini basi acik bir kadin secen muhafazakar adam, kizinin tesetturlu yetismesini istiyor mesela ve kiz bunu sorguluyor

Yine ayni psikolog kendisine gelen vakalardan yola cikarak, yeni nesil basortululerin on yila kadar evlilik oncesi cinsel deneyim yasamaya baslayacaklarini tahmin ettigini soyluyor.

(Daha onceki bolumlerde konusan Merve Kavakci da, namaz kilmayan basortulu kizlarin varligini ogrendiginde soke oldugunu soyluyor ve bu oksimoron-paradoks diye tanimliyordu)
...

Neyse uzatmayayim, bu kitabi basi acik, basortulu farketmez, bence tum kadinlar okumalilar.

(Kendini muhafazakar olarak tanimlayan ve basortulu karilarini evde birakip, basi acik kadinlarin sarkilar soyledigi fasillara eglenmeye giden, papermoonlardan cikmayan, biyiklarini dahi kesmis, muhafazakar agabeyler de okumalilar..)

Sonuc su:

Muhafazakar erkek, basini acti!

Bunu, acikyureklilikle anlatanlarin ve yazanin ellerine saglik..

bknz:

http://www.t24.com.tr/haberdetay/116344.aspx
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...