Madimak'i Biz Yaktik

Ugur Mumcu öldürüldügünde, yakin akrabalarim protesto yürüyüsüne katilmislardi ve babamlarin diyaloglarina kulak misafiri oldugumda, kesin emin olduklari bir sey vardi ki; sukiasti seriatcilar yapmisti..

It izi ile at izinin birbirine karismis oldugu bir donemde, boyle dusunmeleri hic de abes degildi elbette..

Nitekim; 2 Temmuz 1993'te, Sivas Olaylari diye tarihimize kazinan, her yil üzüntüyle andigimiz, o menfur yakilma hadisesinin arka planinda da, aslinda kimlerin oldugunu, 'kesin sunlar yapti' diyecek kadar bilmiyoruz henüz..

Evet, görünen planda birtakim isimler var.  Bu isimleri savunan,  milletvekili olmus, bakan olmus, ünlü avukatlari da var.

Üstelik,  alisik olmadigimiz birsey de degil!

Yakin tarihimizde,  mezhepsel ayriligimizi sürekli kasimis birileri ve Maras'ta, Corum'da cok kanli tecrubeler yasamisiz millet olarak.

Fakat, o olaylarin arka planinda da kimler var, kuklalarin ipleri kimlerin ellerinde, hep karisik, hep karanlik!

Ne derece dogrudur emin degilim ama, Özgür Gündem gazetesinde söyle bir röportaj yayinlanmis.

'Madimak'i biz yaktik' diyen, bir özel kuvvetler mensubu konusmus.

Lafi daha fazla uzatmadan, okumayanlar icin asagiya alintiladim..

Buyrun:


Bir Özel Harp Dairesi üyesi üst teğmen H.Ç, İngiltere’de, İsrail ve ABD’de eğitim görüyor. Üst teğmen Özel Harp Dairesi’nin yapısı ve Sivas katliamını anlatıyor:

“Helikopterle geldik ve Sivas’a 11 km kala bir mezraya indik. Askeri haritalarda koordinatları 58’e 47… 13 kişiydik herkes ikişerli gruplara ayrıldı… Üç yazar özel hedefti başlarında da Aziz Nesin vardı… Duyum Jitem’den geldi… Bizim bölgede yaptığımız en büyük olay insanların Madımak oteli önünde toplandığı zaman taşı atmamız ve geri çekilmemizdir….”

Gerçek ismini kullanmak istemiyor. Önemli konularda çarpıcı açıklamalar yapıyor. Kendisi ile ilgili şu bilgileri veriyor: Üsteğmen. Kıdemli üsteğmen iken Türkiye’den firar ediyor. Orduya katılma gerekçesi ile yaşadıkları farklı. “Ben askeriyeye çoluk çocuk öldürmek için girmedim. Askerin askere eziyet etmesi için girmedim” diyor ve bu yüzden konuşmak istiyor. Biz değil o bizi buldu. Anlattıkları önemli. Ama bizim için bir iddia.

Babası subay. Yurtdışında görevli. NATO bünyesinde çalışıyormuş. 1982 senesinde Türkiye’ye dönüyor. 1986 yılında Kuleli Askeri lisesine giriyor. 1993 yılında mezun olup çeşitli yerlerde görev yapıyor. Anlattığına göre “emre itaatsizlik ve üste silah çekme” gibi disiplin suçu işliyor.. Öğrencilik döneminde bir kez, mezun olduktan sonar ise 2 kez ceza almış. Askeri deyim ile “diskotek” cezası almış, ardından”1993 yılının başlangıcında Ankara Genelkurmaylık Özel Takımlar Komutanlığından davet aldım” diyor. Direkt Özel Harp Dairesi Başkanlığından. İlginç detaylar anlatıyor.

İNGİLTERE’DE YABANCI DİL ÜZERİNE UZMANLAŞMA EĞİTİMİ
İngiltere’de “yabancı dil üzerine uzmanlaşma” adı altında eğitim görüyor. Kendisi ile beraber 26 kişi. 1989’da eğitim görmüş. 8,5 ay sürmüş eğitim. Kod ismi kullanıyorlar. Sadece üst düzey rütbelilerin ismi var diyor. İngiltere’de Kıdemli Binbaşı Bekir Çelik ismini veriyor. Daha sonra 1991 yılında Kıd. Bnb. Bekir Çelik ile Japonya’ya teknik Elektronik sistemler üzerine uzmanlık eğitimi alıyor. Bu eğitim program üzerine detay vermiyor. Bilgi verenlerin başı büyük belaya giriyor!

İSRAİL’DE PATLAYICI EĞİTİMİ
İsrail’de 1993 yılının ilk iki ayında patlayıcı üzerine eğitim görüyor. Kıd. Yüzbaşı Mehmet Keskin var. Gübreden C4 patlayıcılarına kadar zaman ayarlı eğitim. Garip bir İsrail ismi veriyor. 13 kişi görmüş eğitimi.

ABD’DE KONTGERİLLA EĞİTİMİ
Daha sonra 1996 yılının sonunda ABD’ye gidiyor. 3 aylık kontrgerilla eğitimi alıyor. Manhattan’da. Üst Teğmen İlker Özkay ve astsubay Şahin Atmaca, kıdemli başçavuş Fikret Akbulut isimlerini veriyor. Amerika’nın CIA bölümünden Brown Downs adlı birinin ismini veriyor. Kontrgerilla eğitimlerinde destek olmuş. MP 75 silah eğitimi almış. Silahın özelliğini anlatıyor: Fünyeli patlayıcı özelliği olan bir silah. Türkiye’de gördüğü eğitimden “farklı bir eğitim” diyor. Plastik mermi, boyalı mermi ve sonra gerçek mermilerle eğitim almışlar. Hatta iki kişinin eğitim sırasında yaralandığı bilgisini veriyor. Meziyet, dayanıklılık. Dağ başında 3 ay kendini koruyacak ve ayakta kalacak duruma getirilmesi hedefleniyor.

RUSYA’DA DA EĞİTİM VERİLİYOR
Son dönemlerde aldığı duyumlara göre Rusya’da da eğitim verildiğini söylüyor.

Daha sonra Manisa Aksaz’da SAS komanda eğitimi almış. 25’e kişilik timlerle eğitim alıyor. İskender Tarlan isimli bir subay. Ordudan sakatlıktan emekli olmuş. Yurt dışındaymış.

SAS eğitiminden sonar Manisa Kırkağaç’da 3aylık eğitim alıyor. Fikret adlı bir binbaşı. Kendi deyimi ile “manyak” özelliği alan birinden eğitim almış. “Eğitim sürekli bir hal” diyor. Bitmiyor. Makinanın yağlanması gibi, askeriyede eğitim. Sürekli devam ediyor. Daha sonra bölgeye gönderiliyor. Yani Kürdistan’a gidiyor. PKK temel olarak hedefleniyor. PKK’ye destek verdiği düşünülen herkes hedefteymiş.

Özel Harp Dairesi’nin emrinde çalışan bu asker Sivas’taki Madımak Otelinin yakılması konusunda çok çarpıcı açıklamalarda bulunuyor.

ÖZEL HARP DAİRESİ’NİN ASIL KURULUŞU 80’Lİ YILLAR
İlişkide olduğu isimleri ise şu cümleler ile anlatıyor: Fikret Altıoklar, o dönem jandarma teknik istihbarat daire başkanı olan Hasan Atilla Uğur Hurşit Tolon daha sonra olaylara intikal etti. 94 senesinin sonunda... “Yapılmaması gereken şeyler yapıldı” diyor.

Özel Harp dairesinin özelliğini anlatıyor: 

“Buz dağının altında bulunan isimler vardır, bu listede bulunan kişilerden yaklaşık altı tanesi buzdağının altında bulunan isimlerdir. Sizin medyada tanıdığınız insanlar buzdağının üst yüzüdür. Özel harp dairesinin asıl kuruluş dönemi 80li yıllardır. Sağ sol davalarından. Özel harp dairesi size bayağı eğitim verir. Kendi örgütünün içine kimseyi almaz. Ve eğittiği insanlar genelde kimsesizlerdir. Örgütleme şemasında bir baş dört tane alt rütbeli subay ve bunlar dediğim gibi hepsi subay statüsünde olan insanlardır. Başta bulunan insan cumhurbaşkanı ve genelkurmay başkanı dahil kimseyi tanımaz.”

ÖZEL HARP DAİRESİNİN BAŞINDA KİM VAR?
Özel Harp Dairesinin başında kim var sorusuna şu yanıtı veriyor: “Şöyle söyleyeyim milli güvenlik teşkilatı toplandığı zaman verilen bir birifing vardır. Bu birifingte orduda rütbe alacak subaylar ya da kademeli olarak başbakanlık ekonomi bakanlığı dışişleri bakanlığı gibi. Bu tür olayları belirleyen bir kurumdur. Ve bu insanların belirlediği kişiler dışında hiç kimse bir yere gelemez Türkiye’de.”

ANITKABİR’İN ALTINDA DA BİR BİRİM VAR
Özel Harp dairesinin nerede olduğu ve kaç kişiden oluştuğunu ise şöyle anlatıyor: “Ordunun içinde bu 200 kişinin haricinde kullanılan insanlar da vardır. Eğitim kademeleri vardır. Bu 200 kişilik birim Türkiye’nin beyni diyebileceğimiz birim. Burada çalışan görev yapan insanların hepsi üst statüde olan insanlardır. Genelkurmaylıkta sadece bir birimleri var bildiğim kadarıyla ama Ankara’da Anıtkabir’in altında bir birimleri var. İstanbul’da var Erzincan’da bir ara kurulması düşünülüyordu ama kuruldu mu bilmiyorum. Üçüncü ordu komutanlığının arka tarafında düşünülüyordu ama zannetmiyorum. İstanbul’da birinci ordu komutanlığında birinci ordu komutanlığı binasının arka tarafında.

İstanbul’daki binaya izin günlerinde geliyordum. Beni kurmay bir albay Faik Ataman kapıdan gelip alıyordu. Birime girdiğimiz zaman zaten girişte cep telefonlarımız dahil herşey kapatılıyordu. İçerde gerekli konuşmalar yapılıyordu rapor vereceksek raporumuz veriliyordu ve sorularımız cevaplanıyordu.”

LİSTEDEKİ İSİMLERİN YÜZDE 80’İ AYDIN YA DA ÜNİVERSİTELİYDİ
Faaliyet alanlarında temel konseptlerinin sivil infazları gerçekleştirmek olduğunu söylüyor ve çalışma sistemlerini şöyle anlatıyor:

“Sistem şuydu. 93 senesinde kurulum başladı. 93 senesinde bölgeye farklı birimlerden insanlar gönderildi. Ben bu insanlardan bir tanesiydim. Gönderilen birinci takım ve ikinci takım hepimizi anti terör, kontgerilla eğitimi almıştık. Ve patlayıcı uzmanlığı eğitimi almıştık.

Bizim gidiş konseptimiz bölgede ilk başta bir kaos ortamı yaratmak belli başlı isimleri infaz etmekti 93’teki kurulum amacı 94 yılına kadar tamamen sivil insanları hedef aldı. Bu insanlar dağda bulunan gerilla değildi. Seçilen insanların zaten listeye baktığınız zaman yaklaşık yüzde 80’i aydın insanlar üniversite mezunu ya da üniversitede okuyan insanlardı.

Gir böl parçala arkasından birimi koy sevdir ve yönet. Örnek Tunceli bölgesinde yaklaşık bir ay içerisinde işlenen 30 cinayet. Tunceli’de karakola 300 metre mesafede bir insan kafasından vuruluyor. Bölge OHAL bölgesi vurulduğu saat 8 ve faili meçhul bulunamıyor. Affedersiniz tuvalete bile gitmek için askerden izin aldığınız bir bölge. Okulların yakılması at pazarı ve un fabrikasının yakılması var.

25 KİŞİLİK TİMİN BAŞINDA
Bölgede her tim 25 kişiden oluşur. Birinci timin başkanı bendim. Emir komuta merkezinden bir kişi geride bırakılır geride kalan 24 kişi 12 gruba ayrılır. İkişer kişilik gruptur ve birbirine zimmetlidir.

Üç tim çıkartıldı. Üç tim 75 kişidir. 75 kişiden birer kişi komuta merkezine bırakıldı. Bu kişiler iletişimi sağlar.

Timlerin hepsi özel harp daire başkanlığından emir alır. Timlerdeki insanlar birbirini tanımaz bizim timimiz kurt timi idi. Şahin ve atmaca vardı.

“DEV GENÇ’TEKİ İNSANLARI BİRBİRİNE DÜŞÜRDÜK”
Benim direk emir aldığım kişi 93’te Teoman Komanoğlu arkasından Osman Önal geldi. Osman Önal bölgede pek ılımlı karşılanmadı açık söylemek gerekirse Osman Önal’ın halka karşı çok büyük bir eğilimi vardı. Özel harp daire başkanlığının istediği sistemi uygulamak istemeyen bir insandı.

Tunceli’de olaylar yaptık. Elazığ’da Tokat’ta Sivas’ta yaptık. Tokat’ta Dehap’lı gençler vardı. Dev Genç denen örgüt vardı. Dev Genç’teki insanları birbirine düşürdük.

SİVAS KATLİAMINI ÖZEL HARP DAİRESİ ÖRGÜTLEDİ
Sivas’ta bir otel yangınına sebep olduk. Madımakta biz o zaman Erzincan’da idik. Poligon birliğinde ordu komutanlığının hemen arka tarafında. O zaman Teoman koman vardı ve ordu komutanı bizzat poligon birliğine gelip bir birimin Sivas’a gitmesi gerektiğini söyledi. Helikopterle geldik ve Sivas’a 11 km kala bir mezraya indik. Askeri haritalarda koordinatları 58’e 47.

İki gün öncesinde ordaydık madımak otelinin olayları çıktığı dönemde. Bizi oradan iki otobüs aldı. İki grup halinde dağılım yapıldı. İlk etapta biz birinci tim şehir merkezinin dışında bırakıldı.


13 kişiydik herkes ikişerli gruplara ayrıldı. Bir kişi geride bırakıldı. Ve dağılım yapıldı 6 grup halinde dağılımımız yapıldı. Halkın arasında baya bir dolaşıldı Sivas otogarda kontroller yapıldı. Kervan denen bir bölge var otogarın üst tarafında özellikle İslamcıların bulunduğu bölge. Amaç insanları oraya adapte edebilmekti. Madımak otelinin çevresine o dönem Aziz Nesin askeriye hakkında çok yazılar yazmıştı ve bulunan insanlar da askeriye hakkında çok bilgi sahibi olan insanlardı ve ellerinde bulunan bazı belgeler olduğu söylendi. Bize belgelerin imha olması gerektiği söylendi. Üç yazar özel hedefti başlarında da Aziz Nesin vardı. Duyum Jitem’den geldi.

İSLAMCILARIN İÇİNE GİRMEK ÇOK BASİT
İslamcıların içine girmek çok basit iki külhüallah bir bismillah çekersiniz İslamcıların içindesiniz. İslamcıları alevlendirmek çok kolay oldu. Aziz nesin in kitapları sosyal hayatı islamcıları baştan sona rahatsız eden olaylar.

Sivas çok hassas bir bölge, Alevilik üzerine ya da aleviler üzerine farklı evraklar sunduğunuz zaman önlerine çok farklı şeyler çıkıyor.

EN BÜYÜK OLAY OTELE TAŞ ATIP GERİ ÇEKİLMEMİZDİ
İki gün içerisinde örgütleme yapılamaz iki gün içerisinde daha farklı insanlar faaliyete sokulur.

Bizim bölgede yaptığımız en büyük olay insanların Madımak oteli önünde toplandığı zaman taşı atmamız ve geri çekilmemizdir.

Yanlış hatırlamıyorsam altılı gruba ayrıldığımız timde beşinci gruptaki bir arkadaş ilk başta bir mermi sıktı. Ve arkasından molotof kokteylleri daha sonra Madımak otelinin içerisine girmeye çalışan insanlar oldu.

Askeriye o konuda yetersiz kaldı ve olay beklenenin dışına çıktı.

Bir kişi yakalandı. O dava askeri mahkemeye getirildi. Erzincan ikinci ordu komutanlığına iki gün sonra da nasıl olduysa yangın çıktı dosyalar yandı. Basına sadece orduda yangın eğitimi verildiği yansıdı.

Madımak otellerinin yanmasından önceki sahneleri televizyonda görüyorsunuz silah çeken üç dört kişi var, hepsi farklı tarafa ateş ediyor hiçbiri otele ateş etmiyor.

PKK’NİN YOK EDİLMESİ İÇİN İSLAMCI ÖRGÜTLER DÜŞÜNÜLDÜ
O dönemde PKK’nin yok edilmesini sağlamak amacıyla İslami örgütler düşünüldü. Bizim Türk insanının belli bir zaafı var. Allah peygamber dediğiniz zaman Türk insanı ayağa kalkar ve ordu bunu çok güzel kullandı.

Toplumu yönetmek istiyorsanız ilk başta bölersiniz. Sivas’taki amaç buydu ve orda beklenilen olmadı. Çünkü oradaki amaç Alevileri ve Sünnileri birbirine düşürmek, kaos yaratmak çünkü Sivas bölgede stratejik bir konum taşıyor. Erzurum Erzincan ve Sivas bunlar askeriye için stratejik önem taşıyan bölgeler. Bölgede bulunan bazı silahlardan dolayı beklenilen olmadı orda Aleviler ve Sünniler bir arada yaptılar yapacaklarını beklenenin dışına çıktı.

SİVAS’TAKİ GÖREVİ NEYDİ?
Benim oradaki görevim askeri istihbarat teşkilatının işine yarayacak görüntüleri almak kişileri tespit etmek ve iletişimi sağlamaktı. Olay olduğu gün ateş eden insanlardan birisiydim. Bir çatışma esnasında ele geçen 9 mm’lik bir silah. O silahla ateş edildi hatta madımak otelinin camlarından bazı kurşunlar çıkarıldı balistik incelemede gene kayboldu. Çünkü bir hayalet silahı tespit etmeniz kolay değil. Silah tekrar ordu içerisinde kullanıma geçti. Ve en son hatırladığım bu silah gene birkaç olayda kullanıldı.

Biz yapmamız gerekeni yaptık. Halkı ateşledik halk olaya girdi ve timler bir anda geriye çekilmeye başladı. Ve geldiğimiz yoldan aynı şekilde geri dönüşümüz yapıldı.

Bizim görevimiz sadece kargaşayı çıkartmaktı ama dediğim gibi kargaşa bizim beklediğimizin üzerine çıktı. Yani böyle bir kargaşayı biz bile beklemedik.
 

Baki GÜL

12 yorum:

  1. Çok ilginç olacak ama bunun tartışmasını yıllar önce bir arkadaşımla yapmıştım. Aynı şeyleri o da demişti. Yani işin islamcı boyutundan öte işin içinde "başka işlerin" olduğundan bahsetmişti. Aynı şekilde ben de ona katılmıştım.

    Bugün de burada bunu okudum ya tamam artık:)

    YanıtlaSil
  2. Mesela, surada oldugu gibi, 'yobazlarin..' diye devam eden dili kastediyorum.

    Bir de bu avukat listesi sabah tumblr'da da dolasiyordu..

    Av. Şevket Kazan, eski RP milletvekili ve eski Adalet Bakanı, şu an Saadet Partisi’nde
    Av. Celal Mümtaz Akıncı, Afyon Barosu Başkanı ve AKP oylarıyla Anayasa Mahkemesi üyesi
    Av. Hayati Yazıcı, AKP’nin devlet bakanı
    Av. Haydar Kemal Kurt, AKP Isparta Milletvekili
    Av. Zeyid Aslan, AKP Tokat Milletvekili, Tayyip Erdoğan’ın eski avukatı
    Av. Hüsnü Tuna, AKP Konya Milletvekili
    Av. Burhanettin Çoban, Afyonkarahisar AKP’li Belediye Başkanı
    Av. Faik Işık, Tayyip Erdoğan’ın ve Süleyman Mercümek’in avukatı
    Av. İbrahim Hakkı Aşkar, 22. Dönem AKP Afyon Milletvekili
    Av. M. Ali Bulut, AKP Maraş Milletvekili ve Anayasa Komisyonu üyesi
    Av. Bülent Tüfekçi, AKP Malatya İl Başkanı
    Av. Halil Ürün, RP kayıp trilyon davası sanığı, AKP Afyon Belediye Başkan adayı
    Av. Mevlüt Uysal, AKP İstanbul Başakşehir Belediye Başkanı
    Av. Nevzat Er, Eski AKP Eminönü Belediye Başkanı
    Av. Suat Altınsoy, AKP Konya İl Bşk. Yardımcısı
    Av. Tayfun Karali, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Darülaceze Müdürü
    Av. Ferruh Aslan, İst. Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın Müdürü
    Av. İbrahim Kök, AKP Elazığ milletvekili aday adayı
    Av. Ali Aşlık, eski AKP İzmir İl Başkanı
    Av. Bedrettin İskender, AKP Ümraniye Belediye Başkan adayı
    Av. Ekrem Bedir, Sakarya AKP Hendek Belediye Meclis Üyesi
    Av. Eyüb Karagülle, eski Saadet Partisi İlçe Başkanı
    Av. Faruk Gökkuş, AKP, Kâğıthane Belediye Başkanlığı aday adayı
    Av. Hasan Hüseyin Pulan, AKP İstanbul İl Disiplin Kurulu üyesi
    Av. Hurşit Bıyık, AKP Trabzon İl Başkan Yardımcısı
    Av. Reşat Yazak, Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu üyesi

    YanıtlaSil
  3. Sir;

    12 Eylül'e giden surecte de, neler yapilmis neler!

    YanıtlaSil
  4. TV haberlerinde (eger yanlis anlamadiysam), Madimak Oteli'nin utanc müzesi olmasini isteyenler, orada bulunan baska bir tabelanin kaldirilmasini istiyorlardi ve kendileri alternatif bir tabela geitrmislerdi. Dikkatimi ceken su oldu:

    Yakilarak ölenlerle, yakarken ölen iki kisinin ayni listede bulunmasina ve bu sekilde belirtilmemesine kizgindilar.

    Surada da, bu denileni teyid cinsinden '33 Can' diye bahsediliyor ve 35 denilmiyor.

    Diger iki kisinin suclu oldugu kesin midir, yoksa sünni olduklari icin mi boyledir bi arastirmam lazim..

    YanıtlaSil
  5. Turk kelimesi ayip oldugu icin soyle baslayayim: Biz Turkiyeliler, bizim dilimizi konusan herkesi bizden sanariz. Bu iyi bir seydir genelde; ama her zaman iyi olacaginin garantisi de yoktur.

    Ozel Harp Dairesi mensubu oldugunu soylenen ve isminin bas harfleri H. C. oldugu soylenen birisinin anlattigi iddia edilen her hikayeyi dogru farzetmek sart olmasa gerek.

    Ozel Harp Dairesi gibi, eger anlatilan dogruysa, her turlu imkani olan bir kurulusun bir eski mensubunun bu kadar kolay ifsaatte bulunmasi, ayrildiktan sonra konusacak kadar hatta hayatta kalmasi bile bir tur mucize olmalidir.

    Bir baska nokta da, Ozgur Gundem gazetesinin magdurlarin sozculugune soyunmus olmasi, bu gazetenin dogrulari anlatacagi/aktaracagi anlamina gelmeyebilir.

    Benim asil garipsedigim nokta da su: "O dönemde PKK’nin yok edilmesini sağlamak amacıyla İslami örgütler düşünüldü. Bizim Türk insanının belli bir zaafı var. Allah peygamber dediğiniz zaman Türk insanı ayağa kalkar ve ordu bunu çok güzel kullandı." denilmesi.

    Burada bir tutarsizlik var: Baska kaynaklara inanacak olursak, PKK'yi dogrudan dogruya Ozel Harp'in (ya da 'Devlet'in) kurduttugu iddiasi var. Bu dogru ise, yukarida PKK baglaminda soylenenler biraz havada kaliyor.

    Her neyse.

    Bu 'subay'in anlattiklari dogru da olabilir tabii ki.

    Iyi bir musluman boyle bir durumda "herseyin dogrusunu Allah bilir" derdi herhalde.

    Bence de oyledir; oyledir de, kullardan daha ketum olmasi isleri luzumsuz yere guclestiriyor biraz.

    YanıtlaSil
  6. EA Bey;

    Supheci yaklasmakta hakli olabilirsiniz, ama, ortada canli kanli bir bir Ayhan Carkin'imiz varken, dogrusu ben hic de ucuk kacik bulmadim bu röportaji..

    Dönemin Valisi de bir seyler demis:

    [..]Aydınların katledildiği dönemin Sivas Valisi Ahmet Karabilgin, “derin devlet işi” denilerek katliamın “aklanmaya” çalışıldığı uyarısında bulundu. “Olayın dinsel bir başkaldırı olduğunun” yok sayıldığını vurgulayan Karabilgin, maşaların cezalandırıldığını ancak aradan geçen yıllara rağmen “onları kullanan, gerek örgütsel, gerekse idelojik ve siyasal bağların aydınlatılmadığına” dikkat çekti. Karabilgin, katliamın arkasındaki siyasal gücü “Türkiye’de herkesin bildiğini” söyledi.[..]

    YanıtlaSil
  7. Yenice vekil olan, alevi sanatciSabahat Akkiraz, bugünkü olaylari anlatiyor..

    (O dedigim 'iki kisiye' isaret ediyor)

    YanıtlaSil
  8. YO hanim,

    Supheci olmak icin cok suru sebep var bence.

    Bunlardan biri de, yapilan herseyin 'yerli mali' oldugunu iddia edenlerin soylediklerini inandirici bulmak baglaminda ortaya cikiyor.

    Sunu demek istiyorum:

    Daha uzaga gitmege gerek yok; 12 Eylul'u ABDcilerin yaptigi soyleniyor.

    Amenna.

    Simdi de, yine ayni ABD ile Buyuk Ortadogu Projesini yurttugumuz iddia edilen iktidar, 12 Eylul'u yargilamak cezalandirmak, 12 Eylul'un izlerini silmek istiyor --ya da o goruntu veriliyor.

    Ayni sekilde, 'Ergenekon' dedigimiz yapilanmanin kokleri ABD'nin gudumunde kurulan ve yonetilen Seferberlik Tetkik Kurulunun devami olan Ozel Harekat Dairesi uzerinden Ozel Kuvvetler Komutanligi uzerinden TSK'ya baglaniyor.

    Hadi diyelim bu boyle.

    Eger o dogru ise, nasil oluyor da, yine ayni ABD ile Buyuk Ortadogu Projesini yurttugumuz iddia edilen iktidar uzerinden (ABD'nin kurmus oldugu soylenen) Ergenekon/Gladio yapilanmasi tasfiye edilmege calisiliyor?

    Bu tur ornekleri cogaltabiliriz; ama, bu kadarcigi bile, analizlerimizde/inanclarimizda ciddi bir tutarsizlik intibai veriyor.

    Dusunce cizgimizde ciddi kiriklar, hatta akil tutulmamalrimiz var; piripak ak dedigimiz seyin ayni zamanda zefiri kara da oldugunu soyleyebiliyoruz.

    Ve cok kolay manipule edilebiliyoruz.

    YanıtlaSil
  9. (düzeltme:link verecektim, unutmusum, bi daha yolluyorum)

    EA Bey;

    O kadar cok soru isareti var ki kafamda..

    *33 aydin diye bahsedilen insanlari öldürtmek, kimin isine yaradi? O devirde neyin hesaplasmasiydi bu ve kime nicin gözdagi verildi?

    *Ozel Harp Dairesi denilen ve kontrgerilla diye anilan bu insanlara emir verenlere, emir verenler kimlerdi?

    *Aziz Nesin vb. cok mu yerelcilerdi? Onlarin arkasinda da birileri var miydi mesela? Avrupa vs?

    *Ayrica, katiksiz ateist Aziz Nesin'in, Alevilikle ne ilgisi olabilir ki?

    *Simdilerde, hocalari CIA tarafindan korunanlarin ve her saat, tivi haberlerinde, 'ETÖ, ETÖ' diye yirtinanlarin, ETÖ'nün daniskasi olan, M. Agar'la, pek bi sevismesine hatta 'agam pasam' muamelesi cekmesine ne anlam yuklemeliyiz?

    daha boyle gider de gider, basinizi cok agritmayayim;)

    YanıtlaSil
  10. Sivas Olaylarini tabii ki dakika dakika hatirlamiyorum. Surada, olan biteni 'dakika dakika' listeledigini iddia eden bir metin var. Teyid ya da tekzip edemem.

    O gunlerde benim hatirladigim seyler daha baska ve daha genel.

    Sunu hatirliyorum: Sivas'ta yapilan bu toplanti, 'muesses nizam' tarafindan bir 'meydan okuma' olarak algilanmis gibiydi.

    Ulkenin tansiyonu, bu toplantinin oncesinde yeterince yukelmis ve akli kesen herkes bir seylerin olacagini bekler hale gelmisti.

    Pastoral bir benzetme yapacak olursam, kara bulutlar gokyuzunu burudugunde nasil ki herkes bir seyler olacagini bekler ama bunun bir hafif serpinti mi, bir kac simsekler gecisecek bir dolu mu, yoksa yildirimlarin eslik edecegi cehennemi bir firtina mi oldugunu pek kestiremezse; bu oda oyleydi..

    Neden gkyuzunu bulutlarin burudugunu de bilmiyorum, neden bu bulutlarin kara oldugunu da.. ama, ardindan bir seylerin gelecegi asikardi.

    Ha, aklima gelmisken, yukarida kullandigim 'muesses nizam' terimi ile Muslumanlari filan kasdetmiyorum --onlar da vardi tabii, ulkenin tansiyonuna hukmedecek noktada degillerdi. 'Muesses nizam' deyisimden genel anlamda 'Devlet' anlayabilirsiniz --ya da, biraz daha renkli dusunmek istiyorsaniz, 'bu ulkenin gercek sahipleri' veya 'sermaye cevreleri' filan da olabilir bu. Ama, bence (sagiyla sluyla) hepsi birden dusunulmeli.

    Ve, tarihin saglamasi olmaz ama, bence bu olaylar otele yonelik olmasa bile, ne bileyim, bu insanlar sehirden ayrilirken konvoylarina saldiri filana maruz kalacaklardi. Atmosfer oyleydi cunku, bir yerden bir sey patlak verecekti.

    Bu boyle de, baska garabetler de var. Mesela, ben, Aziz Nesin ile Arif Sag'in nasil olup da bir araya geldigini hic anlamis degilim. Pir Sultan Abdal Senliklerinin neden (aniden) bu kadar onemli oldugunu, atmosferi bu kadar gergin gordukleri halde neden devam etmekte israr ettiklerini de anlamis degilim.

    Daha da otesi, orada 'yakilan'larin kacinin Alevi oldugunu da bilmiyorum --bir kacini tahmin etmek zor degil, ama digerlerini bilmiyorum. Mesela, Aziz Nesin bir Ateist idi; ve, o tarihlerde ulkenin bir kesiminde (tipki Tutan Dursun'a oldugu uzere) hayli sert protesto (nefret) oklarina hedef olan Aziz Nesin'i Aleviler neden cagirmak ihtiyaci duymustu?

    Neden Aziz Nesin'e siradan Musluman ahali bu denli dusman ilan edilmisti?

    Bilmiyorum.

    Bildigim tek sey, o donemde bu vakanin tam anlamiyla bir meydan okuma olarak algilandigi idi.

    Ve, devlet dedigimiz aygit da bu meydan okumaya, baslarina gelenleri gordugu halde ilgilenmeyerek cevap verdi.

    Ilgilenmeyerek cevap verenlerin arasinda Valisinden tutun da, Polisine, Jandarmasina kadar herkes vardi.

    Dahasi, Sivas'in siradan Alevi ahalisinin de bu olay karsisinda o kadar da hassas oldugunu, onlari kurtarmak icin bir seyler yaptigini ben duymadim.

    Butun bunlar, simdi geriye bakarsam, sanki Alevilere 'kahraman yaratmak' amaciyla duzenlenmis; birileri de bu 'kahraman yaratmak' isini --en azindan seyirci kalarak-- fiilen gerceklestirmis..

    Aradan 20 sene gecti; bu isten kimin ne gibi bir cikari oldugunu hala daha tam olarak cozemedigimi eklemeliyim.

    YanıtlaSil
  11. Markar Esayan yazisi

    [..]..
    Merak etmiş, kronometre tutmuştum, benim ranzamdan Madımak Oteli’nin önü, salına salına ancak 15 dakika sürüyordu. Ama iki sene önce olaylar hiç de öyle gelişmemişti, geliştirilmemişti. Şöyle geliştirilmişti, an an…

    2 Temmuz 1993… Saat 13:30 civarı… Bir grup “öfkelendirilmiş” kalabalık Hükümet Konağı önünde toplanıp, Pir Sultan Abdal Şenliklerinin yapılmasına izin veren Vali ve Aziz Nesin aleyhine sloganlar atmaya başlıyor… 13:45… Vali Ahmet Karabilgin, Tugay Komutanı Ahmet Yücetürk’ten askerî birlik göndermesi için yardım istiyor. 14:00… Hükümet Konağı önünde toplanan güruh, Kültür Merkezi’nde toplanan kitleye saldırıyor. 14:15… Vali, Başbakan’a ve İçişleri Bakanı’na gelişmeler hakkında bilgi veriyor. 14:45… İçişleri Bakanlığı’ndan, çevre il ve ilçelerden takviye güç isteniyor. Tugay Komutanlığı’na tekrar askerî birlik sevk etmesi talebi iletiliyor. 15:30… Hükümet Konağı önünden Kültür Merkezi’ne yönelen güruh, Kültür Merkezi’ni taşlamaya başlıyor. Vali, yine Tugay Komutanı’na başvuruyor. 15:55… Polis göstermelik bir müdahaleyle saldırganları copla dağıtma girişiminde bulunuyor. 16:30… İyice toparlanan ve sayıları beş bine ulaşan güruh Madımak Oteli’ni sarıyor ve oteli taşlamaya başlıyor.

    Polis telsizinden bir anons duyuluyor: “Taş atıyorlar, saldırıyorlar ne yapalım? Cevap veriyor amirleri: “Anlaşıldı, müdahale etmeyin.”

    “Müdahale etmeyin” emrini veren, Sivas Emniyet Müdürü Doğukan Öner.

    Otelde bulunanlar tanıdıkları bütün milletvekillerini, bakanları arıyorlar. Ulaşabildikleri herkes “Merak etmeyin, gereken yapılacak” diyor. Saat 17:00 civarında koalisyon hükümetinin ortağı Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü, Madımak Oteli’ndeki Aziz Nesin’le telefonla görüşüyor. O da Aziz Nesin’e “En kısa zamanda takviye güç gönderileceğini, kimsenin kılına dahi zarar gelmeden kurtarılacağını” söylüyor. Nedense yapamıyor. Saatler geçiyor… Takviye güç bir türlü “kurtarmaya” gelmiyor.

    17:00… Valilik, Refah Partili Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu’ndan kitleyi yatıştıracak bir konuşma yapmasını istiyor. Ancak Temel Karamollaoğlu konuşmasına “Bir defa şöyle bir Fatiha okuyalım. Sonra şunların ruhuna el-fatiha diyelim” diye başlıyor. Güruh “Mücahit Temel” sloganları atıyor. 19:45… Güruh, önce otelin önündeki araçları sonra oteli ateşe veriyor. İtfaiye bir türlü gelmek bilmiyor…

    20:30… Nihayet gelen itfaiye aracının merdivenleriyle Aziz Nesin ve içerdekilerin bir kısmı dışarı çıkarılıyor. İtfaiye görevlileri ve Refah Partili Belediye Meclis üyesi Cafer Erçakmak itfaiye merdiveninden inen Aziz Nesin’e saldırıyorlar. İtfaiye aracının üzerine çıkan Erçakmak “O adamı kurtarmayın, o öldürülmeye müstahak adamdır” diye bağırıyor. Saldırıya polisler de katılıyor. Aziz Nesin başından ve çeşitli yerlerinden yaralanıyor.

    20:55… Artık havada yanık et kokusu var… İş işten geçtikten sonra, polis ve asker havaya ateş açıp katilleri “dağıtmaya” başlıyorlar.

    22:00… Ve herşey olup bittikten sonra takviye kuvvetler geliyor. Bu ülkede Alevilere yönelik önyargılar belli. Madımak diyelim ki derin devlet operasyonu, diyelim ki elverişli şartları derin devlet sağladı, beş bin kişiye 35 kişiyi (iki garsonu sayıyor, iki katili hesaba katmıyoruz, 33 sayısını ise hiç kullanmıyoruz) yaktırabilen zihniyetin sorgulandığını söyleyebilir misiniz?

    Müslümanlara, Kürtlere, Türklere, kimseye mesuliyet servis etmeyi samimi bulmam. Biz insan olarak zaten her türlü cinayete karşı olmalı, her haksızlığa tavır koymalıyız. Bu bazen bizim aidiyetimizde ilgili olsa da, durum değişmez.

    Ama bugün, Sivas Valiliği anmalara izin vermiyorsa, katliamın kurbanlarından Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok Akatlı’ya “Sizin hiç babanız yandı mı? Hiç evladınız öldü mü? Siz kimi o otelden uzak tuttuğunuzun farkında mısınız? Oradan uzak tutamadıklarınızı adaletten uzak tutmayı pekâlâ biliyorsunuz” dedirtiyorsak…

    Telsizdeki o emir hâlâ geçerli gibi gelir bana… “Anlaşıldı, müdahale etmeyin.”[..]

    Taraf, 03. 07.2011

    YanıtlaSil

If you’re reading my blog, you’re probably not incredibly famous, though.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...