![]() |
| 1969 yili mezuniyet töreninden (okulumun arsivi) |
Genelgede, törenlerde kız öğrencilerin eteklerinin diz kapağını örtecek boyda olmasına, kolsuz ve askılı kesinlikle giydirilmemesine dikkat edilmesi gerektiği belirtildi. Valilik Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklama aynı zamanda Giresun Valiliğinin internet sitesinde de yer aldı. Giresun Valisi Dursun Ali Şahin imzalı genelge şöyle,
“Mezuniyet ve kutlama organizasyonları öğrenci merkezli ve katılımcı bir anlayışla öğrencinin hayatında unutamayacağı bir dönem olan okul ortamında öğretmenler, öğrenciler, veliler ile okulun eski mezunlarının katılımı sağlanarak sosyal, kültürel, sportif etkinliklerle zenginleştirilmiş programlarla gerçekleştirilmelidir.
Mezuniyet törenleri ve kutlamalarda özellikle kız öğrencilerin ilgi yönetmeliğin (a) bendinde belirtildiği şekilde eteklerin diz kapağını örtecek boyda olmasına, kolsuz ve askılı kesinlikle giydirilmemesine dikkat edilecektir. Öğrencilere aşırı masraf yaptırılmayacaktır. Önemli olan eğitimde başarıdır. Okul aktiviteleri hep ikincil olarak düşünülmelidir.
Sonuç olarak ilimiz ilk ve orta dereceli okullarda düzenlenen mezuniyet ve kutlama törenlerinde öğrencilerin ilgi (a) yönetmelik ve ilgi (b,c) genelgelerde belirtilen hükümlere uygun davranılmadığı görüldüğünden, bundan böyle okullar tarafından yapılacak mezuniyet törenlerinde yukarıda belirtilen yönetmelik ve genelge hükümlerine uygun davranılmasını ilçe Kaymakamlarının duyarlı olmasını önemle rica ederim.”
Bu haber, yazili basinda yer aldiktan sonra; okuyucu yorumlari ve tepkilerini takip etmeye calisiyorum da, malesef, (tipki basörtüsü tartismalarinda oldugu gibi), yine, kadin kiyafeti ve vücudu üzerinden süregiden, bir tür horoz dögüsüne, yani, "erkekler kavgasina" dönüsmüs durumda!
Her sabah ip gibi dizilip, müdür yardimcilarinin önünden gecerek, etek boyu, corap kalinligi, ayakkabi topugu, sac kesimi hatta toka rengi bile kontrol edilen bi jenerasyondan oldugum icin; acikcasi bu haber bende öyle 'Ne oluyoruz yahu!' filan gibi, büyük bi saskinlik yaratmadi.
Bize uygulanandan tek farki, 'Gizim, ayagini denk al' diyen otoritenin, müdür yardimcisi degil de, daha üst bir makam, yani valilik olmasi..
Devlet baba adini verdigimiz otoritenin, arkasina kolluk kuvvetlerini de alarak, insanlarin kiyafetlerinin nasil olacagina dair kurallar koymasinin absürtlügünü, temel özgürlükler baglaminda yillardir tartisiyoruz ve resit olmus ögrencilerin, nerede nasil giyineceklerine, pekala kendileri karar verebilirler diyoruz..
Peki, bu genelgenin muhatabi, resit olmamis ve henüz velilerinin sorumlulugundaki, ortaogrenim ögrencilerinin durumu icin ne diyecegiz?
Ya da, mezuniyet törenindeki giyim kusam meselesini, okul idaresi, ögrenciler ve velileri kendi aralarinda halledemezler mi ki, hic isi yokmus gibi bir de Vali bey'imizin maydonozlugu icap ediyor?
Dogrusu, bu yapilan, 'pek cok kisinin' hosuna gitmis olsa da, isgüzarliktan baska birsey degil..
'Pek cok kisi' diyorum zira; hem okuyucu yorumlarindan, hem de etrafimdaki velilerden yola cikarak, valiyi alkislayanlar oldugunu biliyorum..
Ve bizler oturdugumuz yerden ne dersek diyelim, muhtemel yorumlar da (ben uyduruyorum) yaklasik olarak söyle:
Izmir'li Gamze:
'Ayyy, yazik ordaki kizlara amaaaa! Iyi ki Giresun'da yasamiyoruuum"
Giresun'lu Sema'nin annesi:
'Allah razi olsun valimizden. Benim kiza laf geciremiyodum, iyi oldu, iyi oldu'
Cihangir sakini Erhan:
'Giyim kusama devlet karismamali. Acilen, arkadaslarla toplanip, oradaki kizlarin özgürlügü icin, Giresun Valiligi önünde mini etekli eylem yapmaliyiz'
Giresun'lu Sema:
'Off, üniversitede kesinlikle sehir disini yazicam ve istedigim gibi de giyinicem, bu ne yaaa!'
CHP'li Canan:
'Biz diyorduk da inanmiyordunuz, zamanla hepimizin basini da örtecek bunlar'
Giresun'lu ögrenci Mehmet:
'Ulan hayallerimiz suya düstü, iyi ki internet var, biiip!'
AKP'ye oy vermis Esnaf Hüseyin:
'Basörtüsü, yillardir nasil yasaklandiysa, kisa etek de, askili elbise de öyle yasaklansin. Helal olsun valime!'
Feminist Fatma:
'Kadinin vücudu kendisine aittir. Neresini acip, neresini örtecegine, kime neyi gösterecegine kendisi karar verir. Ataerkil genelgelerle nasil giyinecegimizi dayatamazlar!'
Ben de Fatma'ya katiliyorum ve güzel yurdumun valilerinin, kizlarin etek boyu meselesinden daha önemli isler edinmelerini diliyorum..


1960'lı yıllardan resim görünce, benim de aklıma daha önceden bir başka 1960'lardan resim aklıma gene geldi :)
YanıtlaSilAnnem'in 1960'lı yıllardaki resmi. Etek diz hizasında, eşarp fiyong gibi yakalı... "anne, sen o zamanlar müftü karısıydın. nasıl olur da böyle giyinmişsin" dedim. "oğlum o zamanlar öyleydi" dedi annem.
zaman işte... hemen seçim ertesi bu genelge çıkması da düşündürücü...
son cümlemi ben değil "bekir coşkun" dedi.
Muhaber hocam;
YanıtlaSilEvet, bizimkiler de ayni:)
'Oyle Bir Gecer Zamanki' dizisindeki Cemile'nin esarbi gibi, hafiften kahkül de cikartilir ve cene altindan baglanirmis.
Simdilerde buna, GATA stili baglama deniliyor, nerdeeen nereye;)
Suradaki yorumlardan:
YanıtlaSilMuhammed Ali Sari der ki:
[..]Eğer tören, gecelik kıyafetlerle yapılsaydı ne düşünürdün. Diyeceğin şeyin ardından hemen sorayım: Ölçün ne? İffet denen algın nerede başlayıp nerede bitiyor. İffet ve namus söz konusu olduğunda neden hemen dini ritüellere gönderme yapıyorsunuz. Din ile zorunuz ne? Bu dini bir mesele değil iffet denen unutulmaya yüz tutmuş bir meseleyle alakalı. Bilmem sizde var mı? Ayrıca erkeklere eziyet etmeye hiç ama hiç hakkınız yok? Bunu sakın çağdaşlık denen iki boynuzu kalmış canarla tevil etmeye falan da kalkmayın. Eğer ki, 13 yaşındaki bir bayanın dekolte kıyafeti karşısında kıyafetleri karşısında yürüdüğü yol boyunca delikanlısından, ihtiyarına herkesin gözlerini projektör gibi açabiliyorsa bunun çağdaşlıkla alakası olamaz. Böyle bir manzara karşısında ya gözünü çekeceksin, ya mal gibi bakacaksın, ya da bu durumu östrojenle absorme etme yolunu seçeceksin. [..]
Daha önce de yazmistim, Akcay'da sunu gözlüyorum hep;
YanıtlaSilCaddede, yolda, ne biliym dondurmacinin önünde, denizden cikmis, uzerine bi sort gecirmis, bikinin üstüyle, saci islak, pek cok kadin yürür ve kimse dönüp de bakmaz..
Ama, yukaridaki yorumcunun dedigine bakilirsa, 13 yasindaki kizin, dekoltesi erkeklere eziyet olabiliyor,(kendisinden pay bicerek soyledigi icin, ispatlidir herhalde).
Ben Akcay'daki durumu, göz aliskanligi ve bikkinlik olarak, MAS'nin dedigini ise, ciplakliga alisik olmayan bünyenin tepkisi olarak yorumluyorum.
Yaniliyor da olabilirim tabii..
Erkekler yanındaki kıza bakıp kılından tüyünden tahrik olacak kadar uçkuruna mı düşkün yoksa yanlarındaki kadının iffet ve namusuna mı güvenmiyorlar?
YanıtlaSilÇok basit bir sorudur ama bir sorun bakalım önce kendinize sonra çevrenizdekilere. Gelen cevaplara gerçekten şaşırırsınız..
Bu vali televizyon izlemeyi de yasak etsin. Türbanlı kadınlar ve dinci erkekler survivor izliyor bu nasıl bir yaman çelişki allah aşkına?
YanıtlaSilHem her kadın türbanlı olsun isteyeceksin, hem survivor'da bikinili kadınları dikizleyeceksin.Giresundaki erkekler reklam kuşağıda izlemiyorlarmı?
Hay kafanıza, hay valinize, hay iki yüzlülüğünüze tüküreyim.
fancy
Sir;
YanıtlaSilErkekler yanındaki kıza bakıp kılından tüyünden tahrik olacak kadar uçkuruna mı düşkün yoksa yanlarındaki kadının iffet ve namusuna mı güvenmiyorlar?
Çok basit bir sorudur ama bir sorun bakalım önce kendinize sonra çevrenizdekilere. Gelen cevaplara gerçekten şaşırırsınız..
Tahrik olsalar bile, bundan devletin valisine ne ki?
Zaten, buradaki tuhaflik, bence, o kizlara kiyafet kurali konulmasindan ziyade, bunu kimin koydugu ile alakali.
Nihai olarak, mevzubahis olan sehir, tasra diyebilecegimiz bir yer ve orada lise idaresinin ya da ailelerin bu tur kisitlar koymasi bence bizim ulkemiz icin gayet dogal bi durum
(Nisantasi ya da Izmir'den bahsetmiyoruz sonucta)
Yani, bi kiz, kiyafeti icin, ailesiyle kavga edebilir, abisine 'sana ne' diyebilir, ama arkasinda kolluk kuvveti olan, polisi, jandarmasi olan bir vali'ye 'sana ne' diyemez, tartisamaz.
Kizi gecelim, ailesi bile diyemez..
Sonuc olarak; mayis ayinda,
surada arsivledigim, 'Beach Police' gibi birsey cikar ortaya ki, bu durum hic de adil/demokratik/veya insani degil!
Tipki yillardir, basortusu meselesinde yapildigi gibi, 'zorla' modernlestirmenin benzeri birsey bu ve adini ne koyacagimi bilemiyorum:)
Belki, 'zorla' ahlaklilastirmak, 'zorla' namuslulastirmak filan gibi seyler denilebilir;)
Zorla ve tehditle yapilan isten de ne hayir gelir o da ayri konu tabii..
Fancy bey/hnm;
YanıtlaSilKim ne izlerse izlesin, bence ona da karisilmasin!
RTUK denilen devlet kurumunun da bu Vali'den farki yok zaten.
Insanlarin televizyon kumandasi kullanabildigini ya da o aletin bir kapatma dugmesinin de oldugunu hice sayarak, bizim adimiza neyin iyi, neyin kotu olduguna karar verip cezalandirmasi da sacmalik.
Ama, mantiken hak veriyorum size, o gencler, internette ve televizyonda, kisa etegin de, askili elbisenin de, âlâsini izliyorlar;)
Giresun'daki bir kısım insanlar şehri üniversite için terkedecek. Okumayanları da en büyük hobisi porno arayarak Google'da bizi 1 numaraya taşıyan mal çocuklarla evlendirecekler. Onların çocukları da benzer bir elekten geçecek. Bu bıyıklı yetkilinin eylemleri orda kendi dünyası dışındakilerden inatla haberdar olmak istemeyen komünite üretecek. Onlar da öyle yaşayıp gidicekler. Bunu atlatmamız lazım. Onlar da orda etek boyuyla uğraşarak yaşamayı seçiyorsa yaşasınlar. Bıyıklı müdür hayatını buna vakfetsin, hayatı öylece geçip gitsin, mezar taşına 'bir tek kukuya geçit vermedi' yazsınlar..
YanıtlaSil"başkalarının hayatını nasıl belirleriz?" türk siyasal yaşamına girişin kapısı, devletlünun birinci önceliğiyken hatta bunu ulu önderinin uygulamalarıyla tescilleyip adını 'devrim' koymuş necip milletimizin türbanın sembolik değeriyle(siyasal simge mi değil mi?,eteğin boyuyla,eşeğin .ikiyle uğraşmasına şaşırmanıza şaşırıyorum.
YanıtlaSilakpartinin "hizmet siyaseti" söyleminin toplumun diğer yarısını şaşırttığı bir ülke burası. ne yani başka bir şeye karışmayacakmıyız? devlet destekli doğum kontrolünün şaşırtıcı olmadığı bir ülkede valinin elinde balonla yatak odalarında hizmet vermeye kalkması durumunda hangi hakla itiraz edebiliriz de...
"Yetmez ama evet"cilerin hayal kirikligina ugramadigini gormek hos.
YanıtlaSilNe demisti Ali Riza Binboga o unlu parcasinda?
"özgürlük ve barış tüm insanların
özlemi olacak yarınlarda"
ve o zamanlarda da, nice ayran muptelasi bu sarkiyi nice protest mitinginde bayrak etmisti frukolarin coplarina siper deyu.. ki, --hayatta kalanlari-- simdilerde ya reklamcilik, ya kose yazarligi ya da artiz ajanligi yaparak ulke ekonomise onulmaz katkilarda bulunuyorlar.
Konuyla alakasız EA Bey'e msj
YanıtlaSilEA Bey,
Günün birinde buralarda laf lafı açmışken "Cesur Yeni Dünya" diye bir kitaptan bahsetmiştiniz. O zaman önemsememiştim. Epey sonra Ayşe Böhürler de bu başlıkla bir yazı yazdı. İki öneri üst üste gelince okumak istedim. Gerçekten harika bir kitap. İnsanın iyi-kötü algısını dahada flulaştıran bir çıkmazı işaret ediyor. O zaman ki tavsiyeniz üzerine bu kitabı okumuş olduğum için teşekkür etmek istedim.
Pinar hanim,
YanıtlaSilBen de Ayse Bohurler hanima tesekkur etmek istiyorum --her ne kadar o kisa ozetin bir kismi yanlis/eksik ise de.
EA Bey,
YanıtlaSilO kısa özet olduğu gibi Wikipedia Türkçe alıntısı :-( Ben de Böhürler'in olduğu gibi wikipedia'dan alıntı yapmasına üzülmüştüm.
Pinar hanim,
YanıtlaSilBen o kitabi okuyali o kadar zaman oluyor ki, beni cok etkilememis olsa ismini dahi hatirlamazdim. Bir de, yazarin yegenini tanirim, okul arkadasimdi. Dahasi, kitapta ismi gecen (fakat kimsenin pek de bilmedigi) bazi yerlerde de bulunmuslugum var. Kisacasi, kitapla iliskim, kitabi okumadan once baslamisti :)
Neyse.
Bohurler'in (kaynak gostermeden Wikipedia'dan) apardigi ozette soyle deniyor: "Dünya sağlıklı, teknolojik açıdan gelişmiş, savaşlar ve yoksulluk yok edilmiştir; tüm ırkların eşit olduğu ve herkesin mutlak olarak mutlu olduğu bir dünya kurulmuştur."
Bu cok da dogru degil. Evet, /kendilerine/ bu tasvirdeki bir dunya (daha dogrusu 'Dunya Devleti') yaratmislardir; ama, bir dunya daha vardir ('savages' yani 'vahsiler'in yasadigi bir temerkuz kamplari). Buralarda vahsiler (yani, bizim gibi insanlar) bir tur sefalet icinde yasarlar.
Bir baska yanlis da su: "İnsanlar çalışacakları alanlara göre dört tip olarak kuluçka ve şartlandırma merkezinde üretilir."
4 tip degil; daha fazla:
-- 'Alfa' (bunun da iki alt grubu vardir; 'Alfa Arti' ve 'Alfa Eksi')
-- 'Beta'
-- 'Gamma'
-- 'Delta'
-- 'Epsilon'
Alt gruplari da sayarsak 7; saymazsak 5 grup vardir.
Kisacasi, birisi Turkce Wikipedia'yi duzeltse iyi olacak; yoksa --okumadigi kitabi okumus ayaklarina yatan-- Ayse hanim hic duzelmeyecek.
EA Bey,
YanıtlaSilBir baska yanlis da su: "İnsanlar çalışacakları alanlara göre dört tip olarak kuluçka ve şartlandırma merkezinde üretilir."
4 tip degil; daha fazla:
-- 'Alfa' (bunun da iki alt grubu vardir; 'Alfa Arti' ve 'Alfa Eksi')
-- 'Beta'
-- 'Gamma'
-- 'Delta'
-- 'Epsilon'
Alt gruplari da sayarsak 7; saymazsak 5 grup vardir.
Bu da aslında tam doğru değil. Çünkü temel olarak 4 grup var. gruplar arasında da -/+ geçişler ya da "++" lar var. Genel hatlarıyla 4 ana sınıf olduğunu söylemek daha doğru. Örneğin kitapta bahsedilen ve umutsuzluğun bende tavan yaptığı Kıbrıs Deneyi alfa ++ larla yapılmış.
Kitabın kendisi kadar ilginç olan bir diğer kısımsa Huxley'in kitabı yazdıktan 15 sene sonra (umarım yanılmıyorumdur) kitap hakkında yaptığı kritiğin İthaki Yayınlarınca önsöz olarak konulan kısmıydı.
Pinar hanim,
YanıtlaSilBenim mi artimetigim tavsadi acaba?
Check etmek icin numaralanmis bir listeye donutureyim bari:
1) 'Alfa'
2) 'Beta'
3) 'Gamma'
4) 'Delta'
5) 'Epsilon'
Ben, bu listede sanki 5 grup goruyorum. Siz hangisini iskonto ediyorsunuz?
Gruplar arasinda gecisler oldugunu ben hatirlamiyorum. Yani, 'Epsilon'dan --mesela-- 'Delta'ya terfi eden yoktu diye hatirliyorum. Zaten, rahim-disi uremenin kullanilmasinin temel amaci da bu degil miydi?
Sadece 'Alfa'lar icin 'Plus' ve 'Minus' alt gruplari oldugunu, bu alt-gruplarin da ayrica tekrar 'Plus' ve 'Minus'larinin oldugunu hatirlamiyorum.
Kitabın kendisi kadar ilginç olan bir diğer kısımsa Huxley'in kitabı yazdıktan 15 sene sonra (umarım yanılmıyorumdur) kitap hakkında yaptığı kritiğin İthaki Yayınlarınca önsöz olarak konulan kısmıydı.Ben kitabin Turkcesini okumadim; o yuzden bu onsoz hakkinda bir sey diyemeyecegim.
Huxley'in 'Brave New World Revisited' isimli (galiba ismi oydu) bir kitabi daha var; ilk kitabin eksiklerini bir nebze duzelten ya da tamamlayan; ama, sarmadi beni. Tamamini hic bir zaman okumadim.
EA Bey,
YanıtlaSilBenim mi artimetigim tavsadi acaba?
Check etmek icin numaralanmis bir listeye donutureyim bari:
1) 'Alfa'
2) 'Beta'
3) 'Gamma'
4) 'Delta'
5) 'Epsilon'
Ben, bu listede sanki 5 grup goruyorum. Siz hangisini iskonto ediyorsunuz?
Afedersiniz, benim dikkatsizliğim. Evet dediğiniz gibi 5 temel sınıf var. Ben sizin ara sınıfları kastederek sınıf sayısının fazla olması gerektiğini vurguladığınızı düşünmüştüm.
Gruplar arasinda gecisler oldugunu ben hatirlamiyorum. Yani, 'Epsilon'dan --mesela-- 'Delta'ya terfi eden yoktu diye hatirliyorum. Zaten, rahim-disi uremenin kullanilmasinin temel amaci da bu degil miydi?
"Geçişler" derken ara sınıflar olduğunu demek istedim. Doğrusu sizin dediğiniz gibi, sınıflar arasında değiştirilmesi mümkün olmayan çok sert bir kast sistemi olduğudur.
Sadece 'Alfa'lar icin 'Plus' ve 'Minus' alt gruplari oldugunu, bu alt-gruplarin da ayrica tekrar 'Plus' ve 'Minus'larinin oldugunu hatirlamiyorum.
Benim okuduğum kitapta + lar ++ lar vardı. Örneğin vahşi bölgede mahsur kalan modern kadın beta + bir kadındı. Daha önce dediğim gibi Kıbrıs Deneyi alfa ++ larla yapılmıştı. - lerle ilgili kesin birşey hatırlamıyorum. O benim kendi çıkarımım olabilir. Ama + lar kesinlikle vardı.Yine de akşama tekrar kitaptan bakacağım.