Yazari: BÜLENT SOMAY
Somay, "Bu kitabin bir 'ne' oldugundan ben de pek emin degilim aslinda" cümlesiyle basladigi ve
"Bu kitap psikanaliz hakkinda bir kitap degil; psikanalitik teoriden alinti ve tartismalarla ilerlemiyor. Tersine, psikanalizin gündelik hayatta nasil ise yarayabilecegine dair ipuclari sunmaya çalisiyor. Bu yüzden de en cok kullandigi noktalama isaretlerinden biri soru isareti. Cünkü, özellikle pop-psikoloji ve pop-psikiyatri alanlarinda sanildigi gibi, psikanalizin bir cevap verme/cözüm sunma teknigi degil, bir soru sorma yöntemi oldugunu söylemeye calisiyor."
dedigi, on sayfalik giris bölümünde; gayet basit bir dille, (benim gibi terminolojiye uzak olanlarin bile kavrayip, sohbete dahil olabilmesi icin olsa gerek), 'Psikanaliz Neyi Cözümler', 'Psikanaliz ve Hakikat', 'Hayat, Evren ve Hersey' basliklariyla, okuyucuyu, konuya bir güzel isindiriyor..
Sonraki sayfalarda ise; gercekten keyifle okuyacaginiz, (hele hele, örneklemelerinde bahsettigi ve karakterler üzerinden tahliller sundugu film sahnelerini de hatirliyorsaniz, katmerli keyif alacaginiz) eglenceli bir sohbet sizi bekliyor diyebilirim..
Alt basliklari da yazip, tanitimi tadinda keseyim:
- Bir Seyler Eksik,
- Beyaz Atlı Sövalye,
- Arzunun O Karanlik Nesnesi,
- Kiskanirim Seni Ben,
- Cinsel İliski Diye Birsey Yoktur,
- Zaten Kadin da Yoktur,
- Evrenin Sessizligi
- Gercek Orada Bir Yerde..
Iste bu eglenceli kitabin, ilk bölümü olan 'Bir Seyler Eksik' te; Woody Allen'in, Muzlar filmindeki, esas oglan ve esas kiz, (Fielding ve Nancy) iliskisi üzerinden, kadin erkek, hepimizin; hayatimiz boyunca arayip durdugumuz, kapatmaya calistigimiz, 'Eksik' seyin, ne oldugu hakkinda sorular sorup, cevaplar ariyoruz..
Somay, Fielding(Woody Allen) karakteri yahudi oldugu icin, meseleyi muzir ve ironik bir sekilde, sünnet derisine de getiriyor.. ve;
Yahudi entelektüel Fielding ile solcu eylemci Nancy iliskisinde, her sevismeden sonra, Nancy sigarasini yakip gözlerini tavana diker sikintiyla. Fielding'in israrli sorulari üzerine de, 'Bir Seyler Eksik' diye cevap verir. 'Ne oldugunu bilmiyorum ama birseyler eksik'. Fielding terk edildikten sonra( kacinilmazdi degil mi?) San Marcos'a gidip oradaki devrim hareketine karisir. Isin tuhafi, kazayla da olsa devrimciler kazanir, iktidara gelirler. Fielding yeni düzene maddi destek saglamak icin ABD'ye döner, ama taninmamak icin de Castro usulü bir sakal takar. Nancy ile yeniden' tanisirlar'. Yatak faslinin ardindan, Fielding, 'Sana bir sey itiraf etmem lazim' diye takma sakalini cikarir. 'Biliyordum bir seylerin eksik oldugunu' diye haykirir Nancy..
'Eksik olan ne?'
dedikten sonra, bize, sexasnatureintendedit adinda, bir internet sitesinin adresini veriyor ve 'Bu siteye bakarsaniz, sünnet derisi', diyor;)
[..devamini, hemen asagida, kitaptan okumanizi öneririm],
Iste, bu bölüm vesilesiyle haberdar oldugum siteye (+18, uyarmadi demeyin sonra) merak edip söyle bir bakinca; kendilerini erkeklerin sünnet derisini korumaya adamis, hatta, kadinlara, bu deriyi kaybetmis sünnetli partnerlerini, ameliyatla geri taktirmak konusunda tesvik etmeye yöneltecek kadar azimli bir faaliyet gördüm.
Erkek sünnetinin, kadinlarin cinsel haz almalarini azaltici bir etkisi oldugu konusunda israrlilar!
[Bunu bilimsel olarak test edebilmenin, oldukca mesakkatli bir deney faaliyeti olacagini yazmama gerek yoktur sanirim;)]
Test etme imkani bulmus kadinlarin, sünnetli erkeklerle yasayan diger kadinlarin (yahudi ve müslüman kadinlar oluyoruz dogal olarak) haz alma haklari icin ses etmelerini, alkislamam mi icap eder, dogrusu, karar verebilmis degilim, ama, sünnet edilmis yetiskin erkeklerden, bu konuda bir sikayet ve isyan cigligi gelmedigi sürece, bu kadinsal cabanin pek de ise yaraMayacagina, nerdeyse eminim..
Ayrica, 'Biz de daha fazla cinsel haz istiyoruz' diye bir gerekce sunmaniz halinde, adinizin neye cikacagi bir kenara, bizdeki sünnet kavrami, bir tür erkeklik nisanesi, arti, müslümanlik mührü gibi de algilandigi ve yesilcam filmlerinde, kizlarimiza talip olan essek kadar Hans'lari bile sünnet ettirdigimiz icin; bunun aksini istemek, her türlü dislanmaniz, hatta gâvur ilan edilmeniz icin bile sebep sayilabilir.
Nitekim, törkish ateistforum'larindaki tartismalar ve birkac blogger disinda, öyle ses getirecek türden, muhalif bir eylem ortaya cikmis degil bildigim kadariyla..
Fakat, yazili basinin dedigine bakilirsa, bizde tartisilmasi pek bi abes olan bu konu, Kasim ayindan sonra Amerika'yi mesgul edecek gibi görünüyor ve San Francisco'da yapilacak referandumda, erkek cocuklarin sunnet edilmesinin yasaklanmasiyla ilgili bir oneri oylanacagi söyleniyor..
Bu konuda, Salom'da yayinlanmis haber de söyle:
Kasım ayında San Francisco'da yapılacak referandumda, erkek çocukların sünnet edilmesinin yasaklanmasıyla ilgili bir öneri oylanacak. Önerinin oylanabilmesi için başlatılan kampanyada toplam 7700 imza toplandı. Gerekli olan 7168 imzanın toplanabilmesi için ise 12 bin başvuru yapıldı.
Talep edilen yasağa göre, San Francisco'da 18 yaşından küçük bir çocuğu, sağlık sebebi dışında, dini veya herhangi başka bir amaçla sünnet ettiren kişi hakkında bin dolara kadar para ve bir yıla kadar hapis cezası istenebilecek.
Sünnet yasağı talebinin San Francisco şehrinde tartışılması, Kaliforniya’nın bir başka şehri olan Santa Monica'daki sünnet karşıtlarını da cesaretlendirdi. Sünnet karşıtı bir grup, benzer oylamanın kendi şehirlerinde de yapılması için 7100 imza topladı. Geçen yıl sünnet uygulamasının yasaklanmasıyla ilgili bir öneri, New York Eyaleti’nde, Tarrytown merkezli bir grup tarafından Massachusetts Meclisi’ne sunulmuş ancak kabul edilmemişti.
Gördügünüz gibi, haberde, kadinlarin cinsel hazzi meselesi filan degil, 18 yasindan kücük erkek cocuklarin, kendi iradeleri disinda sünnet edilmelerine karsi bir durus var.
(Bu arada, suradan baktim, yahudilerde sünnet, yeni dogan bebegin sekizinci gününde uygulaniyormus)
(Russel Crowe'in medyaya düsen tweetinde kastettigi sey de aslinda yahudi sünneti..)
Onun vesilesiyle, bizim medyamizin da katilmaya basladigi(bknz; Rahmi Turan yazisi) bu tartismanin devami gelir mi, müslüman bilim adamlari da katilirlar mi, süpheliyim..
Zira, ürologlarimizin net bir tavri yok gibi görünüyor..
Mesela, profesör titrli ürologun, nihai olarak ekmek de yedigi sünnet sektörü hakkindaki uzmantv videosunu izlerseniz, adam, 'Bilmiyorum' diye baslayip, 'Hijyen ve temizlige dikkat edilirse, sünnetli ya da sünnetsiz olmanin bir farki yok' tarzi lakayt bir ifadeyle bitiriyor konusmasini..
Sonuc olarak; ebeveynleri tarafindan sünnet ettirilmis olmaktan sikayetci olan babalarin, kendi erkek evlatlarina bunu yaptirmamalari ve 'Dilerse 18 yasindan sonra yaptirsin' demelerinden baska, hic bir yontem sünneti tarihe gömmez.
Devletin uygulayacagi her turlu yasak ve cebr, bence, kimseyi vazgecirmez. Aksine, olay hepten dramatize olur ve cok baska mecralarda tartisilmaya baslar.
Hele ki, din temelli örf ve adetler sözkonusu iken, insanlar yerin altinda yasamaya bile razi olup, vazgecmezler.
O yüzden, tam da sünnet mevsimine girdigimiz, bolca toplu sünnet reklamlari görecegimiz, su yaz döneminde söyleyeyim; eger, bu isin yanlisligina inanmis ve mücadele verenler ciddilerse, öyle kadinlarin hazzini mazzini kimse iplemez, öncelikle, sünnetin, (eger varsa) insan sagligina zararlari konusunda, (ciddi bilimsel verilerle) 'ilgili toplumu' ikna etmek durumundalar.
ek:
Kitabin bahsettigim bölümünden sayfalar..(iki kez tiklarsaniz, okunabilir boyuta erisirsiniz.)
Okumak isteyenler icin, kitabin bahsettigim bolumunden sayfalar fotograflayip ekledim simdi..
YanıtlaSilGülsem mi ne etsem bilemedim şimdi...
YanıtlaSilTam benden bekleneceği bir bakış açısı ile: sünnetli sünnetsiz farketmez yahu önemli olan sevgi aşk değil de nedir?
Sir;)
YanıtlaSilİlginçmiş, ama tek fark ben bunu lisede düşünürdüm değerli yazar. Bir kitap yazsam asla içinde yer almazdı:)
YanıtlaSil