Kanal Istanbul Projesi Simülasyonu






12 yorum:

  1. "Ecevit'ten Megaproje" haberini gosteren gazete küpürünüsuradan aldim..

    YanıtlaSil
  2. Her sey gibi, bunda da eksikler, 'surada degil de burada olsaydi'lar, 'oyle degil de boyle olsaydi'lar saymak mumkun.

    Birilerinin cikip "ilk ben dusunmustum" demesi de; ama, onemli olan kimin fiilen baslattigi, kimin de bitirecegi..

    Buyuk bir proje oldugu ortada. Anladigim kadariyla, uluslararasi finans da buna sicak bakacak --oyle ya, gececek gemilerden alinacak ucretler var ve Karadenize kiyisi olan her devlet buna mahkum olacak; yani ucunda ciddi para kazanmak da var.

    Benim hayiflandigim tek nokta: Madem 'buyuk dusunmek' sozkonusu oldu, buna keske bir de Izmit Korfezini Karadenize baglayacak bir proje dahil olsaydi. Hem Korfezin temizlenmesi icin cok iyi olurdu, hem de biri gidis, digeri gelis amacli kullanilabilirdi. Dahasi, Korfez civarindaki sanayinin ulasim giderlerini de hayli azaltirdi.

    Neyse.

    Boyle uzun erimli ve buyuk projelere ihtiyacimiz oldugunu dusunuyorum. Buyuk muhendislik projelerinin bir suru yan faydalari vardir cunku.

    GAP da oyleydi, ama --su veya bu sebeple-- GAP'taki heyecani herkes paylasamaz oldu (gozden irak ['goz' demek Istanbul demek cunku] olmasi da bunda etkili tabii ki).

    2023 gibi bir hedefin verilmis olmasi da iyi bir sey; ucu acik projelerin bitmek ihtimali azdir cunku.

    Ote yandan, benim 'cilgin projem' biraz daha baska olurdu..

    Yok yok, 'Som-kristal cami' degil; o da guzel ve hos bir proje ama bir devlet projesi olamayacak kadar kucuk.

    Ben, TC'nin, soyle bir projeye imza atmasini isterdim:

    Yamacinin kesiti bakimindan iyi secilmis uygun bir dagin eteklerinden tepesine kadar bir maglev hatti.. Bugunku en hizli maglev 500-600 km/saat hizina cikabiliyor; ama, bu ozel amacli maglevin 20 kat daha hizli olmasi gerekiyor --yapilabilir oldugunu dusunuyorum.

    Bu maglev ile, kimyasal yakit kullanmaksizin (ya da cok az kullanarak) uzaya uydu gondermek mumkun olurdu.

    Bu da, gunde birkac sefer calissa, cok kisa zamanda uzay istasyonlari kuracak kadar yeterli miktarda malzemeyi gondermek anlamina gelirdi.

    Ve, uzay cagina gecmis olurdu Turkiye..

    Aslinda o kadar da pahali bir sey degil: Kilometresi 200 milyondan, 10 milyar dolarlik bir proje olurdu --bir yillik savunma butcemizin yuzde 75'i filan.

    Ben gormem.. o kesin; ama, kim bilir, insan hayal ettigi surece yasarmis..

    YanıtlaSil
  3. EA bey;

    Kibris'i da köprü ile baglayalim diyenler var, ne dersiniz?

    Ne ise yarayacak, kime faydasi olacak bilemem de, su fotografa bakinca, tünelle baglamak imkansiz degil gibi gorunuyor sanki;)

    YanıtlaSil
  4. Yani, tokatlanmadan once sunu diyeyim, Kibris'in su ihtiyaci icin filan cozum olabilir belki..

    YanıtlaSil
  5. YO hanim,

    Kibris'i, biz, Yahudiler icin almistik --bir prenslik verecektik onlara.

    Sozumuz baki --ustelik artn parayi da Selimiye'ye harcadiydik; borcumuzun eseri de ortada kabak gibi duruyor yani.

    Neyse.

    Kibris'a su goturuyoruz zaten.

    Hem, proje --muteveffa-- Uzeyir Garih'in hayaliymis..

    Her ne kadar, (oldukca durust ve basarili bir grup olsa da, bu tur islerde yeni yetme sayilan) 'Dizayn Group' isminde birileri, kendilerine haksizlik edildigini haykirsalar da, projedeki bir suru unsurun patent sahibi kendilerinin oldugunu belgeleseler de, sonuc pek degismeyecek; projenin uygulamasini da --sorgusuz sualsiz ve ihalesiz-- Alarko'ya verecektik.

    Zaten, Kibris'in tamamini degil de yarisini almamizin da bir hikmeti vardi --yarisi Yahudilere, yarisi da Rumlara; oyleydi kavlimiz.

    Bizden bu kadar; karayolu/demiryolu baglantisi lazim olacaksa, onu da ilerde onlar yaparlar artik.

    YanıtlaSil
  6. Kıbrıs'a köprü kurmazlar umarım yüksek ökçe değerli yazar, şakası bile korkuttu:) Yeterince kurdular zamanında, çekip gitsinler artık. Kurulacak tüm kışlalar prenslikler ev sahibinin bahçesinde yetiştirdiği iki domatesle yıkılır umarım.

    O değil de, asıl ilginç olan şu; bir iki tek atınca arkadaşlarına anlatacağın projeyi basın toplantısıyla etc. açıklamaları insanı üzüyor. Ben de olabilirdim onun yerinde diyor insan:)

    YanıtlaSil
  7. Gasil;

    O Kibris'a köprü projesini aksam tivide kim oldugunu bilmedigim birinden duydum:)

    Oyle bir proje, olsa olsa MHP'nin projesi olabilirdi, onlar da zaten secim barajinin sulari altinda kalacaklar gibi gorunuyor:)

    CHP'den, Kemalistanbul proce atagi bekliyorum ben, bakalim onlardan bisey cikacak mi;)

    YanıtlaSil
  8. Paranoyam nuksetti yine sanirim; bu proje Turkiye'den sonra en cok hangi devletin isine gelir? Sakin Amerika olmasin? Oyle ya, bogazlardan geciremedikleri (Montro anlasmasina gore)gemilerini KanalIstanbul vasitasiyla usulune uygun olarak Karadeniz'e cikarabilir mi?? Gerci Gurcistan-Rusya kapismasinda bir hastane (!) gemisi gondererek anlasmayi Turkiye vasitasiyla delmislerdi..
    Neyse, dedim ya paranoyam nuksetti sanirim..

    Saygilar,

    YanıtlaSil
  9. Hasan bey,

    Konunun uzmani olmadigimi biliyorsunuz; keske kidemli bir hariciyeci cikip bu konunun onunu arkasini anlatsa..

    Montreaux (Montro) Anlasmasi'nin tarihcesine biraz baktigimiz zaman, ki 1936'nin sonlarinda devreye girmis, bir tur orta yol arayisinin sonucu gibidir.

    Ya da soyle soyleyeyim, Lausanne (Lozan) Anlasmasi (1923) sonrasinda Canakkale ve Istanbul Bogazlari silahlardan arindirilmis ve her turlu gecise (askeri ve sivil) acik kilinmisti. Ama, Yunan Adalarinin Italyanlar (Musollini) tarafindan yogun derecede silahlandirilmis olmasinin getirdigi tehdidin yanisira, Bulgar silahlanmasi da Turkiye'nin endiselerini artiriyordu. Bu sebeple, gizlice de olsa, hazirlik/tedbir amaciyla Turkiye de bu Bogazlari silahlandirmisti.

    Yani, Turkiye'nin Iki Bogazin mevcut statusune zimnen de olsa itirazi vardi. Fakat, durum sadece Turkiye'nin degil, diger komsu devletlerin ve super guclerin de endise duydugu istikamette gidiyordu.

    Bizimkiler, Lozan Anlasmasina taraf olan ulkelere basvururlar ve konunun yeniden gozden gecirimesini isterler. Resmen bu boyledir, ama bu basvurumuzun yapilmasini bize Ingilizlerin ogutledigini dusunurum. Cunku, Ingiltere, Italya filandan cok, SSCB'nin hareket sahasinin o derece serbest olmasinin kendisi acisindan sakincali oldugunu gormustur. Ruslarin sicak denizlere inmesinin bir sekilde daha engellenmesi lazimdi. Muzakereler sonunda Ruslarin (savas zamaninda) Bogazlardan gecisi Turkiye'nin mutlak iznine birakilmis olur, baris zamaninda ise tonaj limitleri sozkonusudur. Buna karsilik, herhangi bir zamanda Karadenize (kiyisi olmayan) baska devletlerin girisi de (birim gemi tonaji, gemi sayisi arti kalis sureleri) kisitlandigi icin, Sovyetlerin de istedigi --bir olcude-- gerceklesmis olur.

    Simdi durup dusununce, 1940'larin ihtiyac ve sartlari ayni mi --bakmak lazim.

    Karadenize savas gemilerinin gecisini bu anlasma kisitliyor. Dogru. Ama, nereye kadar?

    ABD'nin Bulgaristan'da DA bir us tuttugunu dikkate alirsak; cok isterlerse, zenginin horozu da yumurtlar misali, lazim olan gemilerini orada monte edebileceklerini de dikkate almamiz lazim. Aksamdan sabaha olacak kadar kolay degildir tabii ki, ama imkansiz da degil.

    Baska da, harici, oyuncu sozkonusu degil zaten --Almanya, Ingiltere, Fransa, Cin, Hindistan filan, Karadeniz sozkonusu oldugunda (askeri anlamda) oyuncu degiller.

    Ote yandan, Montro anlasmasinin bize zararlari da yok degil: Bogazlardaki trafigi istedigimiz gibi kontrol edemiyoruz. "Serbest olacak" diyor cunku. Bu yuzden, deniz trafigimiz istedigimiz derecede gelisemiyor. [ Istanbul Bogazinin iki yakasina radar istasyonlari kurmak bile ancak 28 Subatcilara nasip olmustu. Nasil becerdiler hala daha merak ederim. ]

    Hlabuki, eger bir kanal daha olsa, en azindan Istanbul Bogazi icin Montro'yu yeniden masaya yatirip, Bogaz'in kontrolunu geri alabilir; Montro'daki sartlarin Kanal'a aktarilmasini saglayabiliriz --umuyorum. Kanal'in insan eliyle kontrollu olacagini dusunursek, firtina oldu, su oldu bu oldu gibi dertlerin de minimum olacagini da dikkate alirsak, bu herkes icin ayrica bir cazibe anlamina da gelebilir.

    ABD, baglaminda baska bir sey daha soyleyeyim: 6nc Filo, Istanbul veya Izmir (veya diger) limanlarimiza gelebiliyorsa, Samsun'a Trabzon'a gelemiyor olmasinin oyle ahim sahim bir farkinin olacagini sanmiyorum.

    Yani, Montro'ya bu denli sarilmak icin yeterli sebep degil bugunku durum: Biz, kendi Bogazlarimiz uzerindeki (Lozan'la verilmis, Montro ile kismen duzeltilmis) hukumranlik haklarimizi geri alalim once; sonra ABD ile ayrica ugrasiriz.

    Hukumranlik haklarimizi geri almak icin 10-15 milyar dolar da cok degil --"Kanal hic kar ettirmese bile" anlaminda.

    Benim gorusum bu istikamettedir.

    YanıtlaSil

If you’re reading my blog, you’re probably not incredibly famous, though.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...