Hangi gorusten olursa olsun, gazeteciligi ve insanligi hakkinda, olumsuz bir cumle yazan kimseye rastlamadim.
Henuz, basilmamis, taslagi bitmis oldugu soylenen bir kitabi oldugundan bahsediliyor ve gozaltina alinirken tv ekranlarina yansiyan bir cumlesi de oldukca manidar!
"Dokunan yanar!"
Anladigim kadariyla, o da, Hanefi Avci gibi, ari kovanina comak sokmaya niyetlenmis ve suc ustu yakalanmis.
IMAMIN ORDUSU adini koymayi planladigi kitabi eger basilabilirse, en az uc tane alip, ese dosta dagitmayi planliyorum. Cok satmasi belki birilerine mesaj, Ahmet hocaya da bir nebze teselli olur.
Bu da, kendisinin eski bir ogrencisinin blog yazisi:
Meneviş Tozak*
Öğrenimimi İngiltere’de sürdürüyorum. Her gün Türkiye’den gelen kötü ya da bir haberle uyanmaya alıştım. Dün sabah da uyandığımda ilk işim, el alışkanlıgı ile Twitter’a bakmak oldu, yeni bir Ergenekon dalgasından bahsediliyordu, artık o kadar alışmışım ki garipsemedim bile. Ama haber bu sefer çok yakındandı. Gözaltına alınan gazetecilerden biri, Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemleri Bölümü’nden hocam Ahmet Şık’tı.
Haberlerin devamını okuyunca şaşkınlığım daha da arttı, neredeyse üniversitede ki son yılımın her gününü geçirdiğim ofisimiz de Ahmet Şık’ın eviyle eş zamanlı aranıyordu. Çok geçmeden gözaltına alındığı haberi düştü internete, o anın videosu ile birlikte. İlk defa tanıdığım biri tutuklanıyordu. Videoyu izlerken, eminim izleyen pek çok diğer öğrencisi için de geçerlidir, yüzümdeki gülümsemeyi farkettim.
Ergenekon nedir? Açıkçası derinlemesine bilmiyorum. Çok kişinin buna net bir cevabı olduğuna da inanmıyorum. Beni ilgilendiren Ahmet hocam ve aslında onunla birlikte hâlâ gözaltında ve tutuklu olan diğer gazeteciler. Beni ilgilendiren, bana gazeteciliği elinden geldiğince öğreten hocalarımdan birinin neden tutuklandığı. Beni ilgilendiren beni bazen zorla da olsa bir haberden diğerine yollayan hocamın da diğer gazeteciler gibi nedensizce günlerce ve aylarca hapiste kalıp kalmayacağı? İşin kötüsü de bunlara kimsenin bir cevap verememesi.
Terör örgütüne üyeymiş, halkı kin ve düşmanlığa teşvik ediyormuş… Habervs’de geçen bir yılımız boyunca beni ve arkadaşlarımı da haber yazmaya, üretken olmaya, beraber çalışmaya teşvik ederken aslında beynimizi dolduruyormuş.
Teşekkürler Ergenekon, gözümü açtın!
Teşekkürler Ergenekon, gözümü açtın!
Ben de ilerde haberci olmak istiyorum, bunu duyan herkes garipsiyor, “Başka iş mi yok” en sık karşılaştığım cümlelerden birisi mesela. Evet kimse kusura bakmasın, belki de gerçekten başka iş yok, çünkü…
Bütün bu yaşanlardan sonra bir açıklama cümlesine ve “çünkü”ye ihtiyacım var mı?
* King’s College London, Europe and the World IP Yüksek Lisans programı, Medya ve İletişim Sistemleri Bölümü 2010 mezunu.

Bu da Ahmet SIK'in, 17 subat tarihli yazisi:
YanıtlaSilErgenekon ve İktidar Arasında Kalmak
Bitaraf olanin bertaraf oldugunun resmidir mi demek gerek acaba?
YanıtlaSilPardon, N, Nihat olacakti.
YanıtlaSilRagip Duran F-tipi nebula. Isin komigi var boyle bir nebual tipi, soyle:
YanıtlaSilDark Nebula - Class F
[...]
Dark nebulas are a type of large molecular cloud. The cloud cores are completely invisible to the naked eye, and are be undetectable aside from microwave emissions from the molecules within. Dark nebulas have strong magnetic fields that create considerable gravimetric forces in and around the nebula. Stars and astrophysical masers can form deep inside dark nebulas. They are named such because from Earth they seem to be blocking the light coming from behind them, appearing dark.
Hahaha Uzay Yolu sitesine link vermisim yahu!
YanıtlaSilYetmez ama Evet ci'lere kapak olsun olanlar... Sonra da adama konustu diyorlar.. E iyi susalim ve fikriyatimizi beyan etmeyelim... Ondan sonra???
YanıtlaSilTek kelimeyle yaziklar olsun diyorum..
Saygilar,
Bilmem kacinci dalgada alindigimda lutfen zoiyaretime gelin :)
Bilmece: Yazar kimmis?
YanıtlaSilGünün birinde ünlü bir yazar, [sinemaya] gittiğinde yanına bir askeri okul öğrencisi gelir. Gelişmeleri onun sözleri ile dinleyelim:
“Bu genç beni sinema holünde görüp yanıma geldi. Kuleli’den beri yazılarımı okuduğunu, bana hayran olduğunu söyledi. (...) Okuldaki arkadaşlarının da beni sevdiklerini söyledi. O sırada ben bir davadan beraat ederek tahliye edilmiştim. Onu da gazetelerde okumuş olacak ki bana ‘Geçmiş olsun’ dedi. Teşekkür ettim, başımdan savmak için ‘Hadi sana güle güle, içerde işim var’ dedim. Gitmedi, bana ‘Ben polis filan değilim’ dedi. ‘Sizin fikirlerinizi beğeniyorum, daha etraflı öğrenmek istiyorum, yararlanmak için...’ Bu konuşmadan daha çok şüphelendim, holden ayrıldım, içeri girince polis müdüriyetine telefon ederek, resmi askeri elbise giydirip polisleri peşime düşürmemelerini söyledim. ‘Benim bütün çalışmam ortada, herkesin gözü önünde’ dedim.”
Bu esrarengiz genç, 5 ay sonra yine yazarın kapısını çalar. Yazar yine görüşmeyi reddeder. Yine de 4 ay sonra darbe girişimini örgütleme suçu ile gözaltına alınmaktan kurtulamaz. Mahkemeye çıkartılır. Tam 15 yıla mahkûm edilir. Üstelik Yargıtay da cezayı onar.
(Bir kosede buldum. Italik kisim oldugu gibi alintidir.)
her işte hatalar olabilir arkadaşlar. bu arkadaşın düzgün biri olup bu işlerden uzak olduğuna dair geniş bir yelpazeden sesler yükseliyor. bununla ilgili iki tuzak teorisinin olabileceğini düşünüyorum
YanıtlaSil1-) bundan böyle tarihsel anlatılar içinde "ergenekoncular" olarak anılacak sınıfın gerçekleştirmiş olduğu bir dezenformasyon çabası olabilir. nihayetinde yargı etkiye açıksa şayet -ki şüphemiz de yok sanırım- bu etkinin ergenekoncular lehine olacağına da şüphe olmamalı. çünkü, bugüne dek "cumhuriyetin kazanımları" tamlamasıyla kulaklarımızı tırmalaya tırmalaya beynimize kazınan anlam, yargı-ordu-ilmiye ve idarenin(siyasi olmayan)bürokrasi ayakları birer kazanılmış kaleydi. kimden kazanılmış, eskilerden,saltanatçılardan. dolayısıyla bu kurumlar, ülkenin toplam halkının olmaktan ziyade saltanatı devirip neosaltanatın sahibi ve on yılda yoktan devşirilerek ülke kaynaklarına hükmetmesi için yaratılan sınıfın çıkarlarını korumak ve kollamak için elegeçirilmişlerdi. bu şimdi böyle de, geçmişte farklı mı idi? değildi şüphesiz. geçmişte de sultanın ve mevcutların dedesi kapıkullarınındı. demek oluyorki, bir sınıf başka bir sınıfın üzerine duhul eyleyip yani tüm kaleleri ve tersanelerine kadar tecelli ederken kader ağlarını örmüş oluyordu yani öbürküsü sınıf zuhur eyliyordu. buradan peydahlanan ilk oluşun haykırış, nida ve yaygara olacağına şüphe yok. eski sınıfın (ergenekoncular) murtezikaları megafonlara yapışıp muhalefet ve direnme yöntemleri geliştirmekteyken baskı altında, öbürküsüleri süreç yönetmeyi öğrenmekle ve azıcıkta basmakla meşguller o sıra. tabi tamamen elegeçmeyen kaleler stratejik hamle kabiliyetlerini de sergilemekten geri durmayacaklardır; adı üstünde zafer değil olan-biten sadece süreç. işte bu süreçte, yenilerin elini zora sokacak ve süreci de sulandıracak olan aleni hak ihlalleridir. dolayısıyla kamu vicdanını harekete geçirip, süreci duygu bakımından mahkum edecek bu tip operasyonlar kaçınılmazdır.
2-) bu doğrudan yeni sınıfın bir operasyonudur. basit bir hataymış gibi ele alınıp, hem infialin boyutları gözlenip hem de aslında ne kadar 'adil' bir süreç yürütüldüğü izlenimi verilmek için tutuklananların salı-çarşamba salıverilmeleri. ayrıca bu infial, geçmişte tutulanlar için gösterilmediğinden zımnen onların suçlu olabilecekleri de iyice pekişmiş olacaktır kamuoyu nezdinde. bakın, yanlışlıklar düzeltiliyor, doğruluklar da kodesleri dolduruyor gibi...
"...Bilmem kacinci dalgada alindigimda lutfen zoiyaretime gelin :)..."
YanıtlaSilHasan bey;
sizin içiniz rahat olmalı. sizin içeri alınabilmeniz için bir tsunami gerekli ve böylesi bir tsunami gerçekleştiğinde kimsenin kimseyi içeri alabileceği bir içerisi kalmamış olur.
kedi kıçını görmüş yara zannetmiş derler eskiler; tabi sizin için demiyorum ama inanın insanın size açıktan sorası geliyor:
sizi ne diye bir dalga boyuna bağlayıp içeri alsınlar ki?
üj-bej gün blogdan uzaklaştım kaç dalga boyu olmuş olmalı...
- forsa: bizi nereye götürüyorlar?
Mustahkem iman da bu olsa gerek: Onca sene her turlu ibadeti eksiksiz yerine getirirseniz, kirk yilda bir Allaha isiniz duser; fakat sizi yuzustu birakir. Buna ragmen, "Allah beni imtihan ediyor, daha onemli bir seylere beni hazirliyor" filan gibi alakasiz avuntularla gecistirirsiniz.
YanıtlaSilErgenekon konusu da asagi yukari boyle --sadece tersi.
Kacinci dalga gecmis, onca zaman boyunca sogukkanli serin kafayla uzun uzun kamislar^Whikayeler yazilmis; ve tuta tuta kelalaka oldugunu Hakan Albayrak'in bile --insanin icini kavuran bir mahcuplukla-- kabul ettigi ip-sap cuvallamasi olmus; ve hala daha birileri bunu 'reverse conspiracy' saymak konusunda az bulunur iman ornekleri sergiliyor..
Yarabbi, aklima mukayyet ol --gerci, gunun muayyen saatlerinde mutemadiyen doseme openlere ne hayrin oldu ki, bana olsun...
Ha, unutmadan. Cevap: Henuz farketmeyenlere artik farketmez.
Ben bugun blogspot.com sayfalarina giremiyordum, TOR ve autoproxy birlikte kurulunca acildi.
YanıtlaSil***
Su saat itibariyle, Nedim Sener ve Ahmet Şık tutuklanma talebiyle, mahkemeye sevkedilmisler.
içi geçkin keçileri kızdırmak günah sayılır mı bilemiyorum tabii; ama bir bakıma yeniden hayata tutunabilecekleri dallarının kalmadığını görüp büyük hayal kırıklıklarıyla koca bir yalan yaşamış olduklarının farkına varmaları 'iman' larını kaybetmelerinin yanı sıra 'boşuboşuna' nın derinliği kadar bir boşluk imkanı ve en az kaddafininki kadar bir şok bahşediyor onlara; tanrının bu tiplere de en büyük armağanı bu olmalı...
YanıtlaSilakarsu başında kafalarını gömmek için anca kum çekebileceklerin, gördüklerini sayabilmeleri için akan hayatı durdurup baraj kurmaları lazım...ama durmazki
herkes kendi boşluğuna gömülecek, döşeme öpenler ve kendini akıllı sanıp kibirlerini içinden taşırdıkları o çok değerli beyinlerini böcekler yerken...
En komik fikra, bence, kisinin farkinda olmadan anlattigi/yasadigi olsa gerek.
YanıtlaSilBuna iyi bir ornek de, kisinin 'iman' denen seyi (kol, bacak veya adina 'konusmak' dedigimiz 'sesler cikararak iletisimde bulunmak' gibi) bunyesinin mutemmim cuzu, fitratinin ta basindan beri 'olmazsa olmaz' bir parcasi sanmasi sayilabilir.
Bu komikligi ciddiye alacak kadar saf iseniz, 'imanini kaybetmek' lafini duydugunuz zaman --saflik derecenize bagli olarak-- icinizdeki boslugun artacagi endisesi dogar, dehsetli bir korku kaynagi olur; baska birisi icin " o imanini kaybetti" dendiginde de tarifsiz hinc/uzuntulere gark olursunuz..
Halbuki, 'iman' denen sey ne fitratin ne de bunyenin 'olmazsa olmaz'idir; tersine, aklin/zihnin kullanilmamakta olan kapasitesinin (yani, ihtiyac fazlasinin; ki, birileri buna 'bosluk' da diyebiliyor) ipe sapa gelmez celiskilerle doldurulup kilit altina alinip sorgulanmaz statuye kavusturulmasidir.
Butun bunlari soyledikten sonra, 'iman sahipleri'ne (ya da 'iman edinmisler'e) "birakin o sacmaliklari, disarida cok daha buyuk ve cok daha anlamli bir alem var" da diyemeyiz.
Dememeliyiz.
Dememeliyiz; cunku, tipki muhabbet kuslari gibi --cok uzun zamanlardir 'evcil' yasatildiklari icin, saliverseniz bile artik dogaya uyum saglayamayacaklarindan dolayi--, realiteye intibaklari zor hatta olumcul olabilir.
Dolayisi ile, insafli/merhametli olmak kaygilari yuzunden, 'iman sahipleri'nin sayisi artar ama eksilmez pek.
Hali/ahvali aciklamaya yardimci olabilecek bir yaziya rastladim BirGun'de. Asagiya alintiliyorum.
YanıtlaSilErgenekon: AKP'nin Reichstag yangını [04 Mart 2011]
Reichstag yangını
Ve işte dün sabaha yeni Ergenekon operasyonlarıyla başladık. Hedefteki isimler arasında dürüstlüklerinden, gerçeğe, sadece gerçeğe bağlılıklarından kimsenin kuşku duymadığı Ahmet Şık ve Nedim Şener de var. Bu dostlarımız iktidarın ve cemaatin kirli çamaşırlarını cesaretle ortaya döktükleri için hedefte olduklarını biliyorlardı ve bunu da ilan etmişlerdi. Yanılmadılar. Artık her şey önceden biliniyor ve tam da beklendiği gibi cereyan ediyor.
Türkiye’de gazetecilerin baskı görmediğini, gözaltıların darbecileri hedef aldığını söyleyenler bundan sonra ne diyecek acaba?
İki ihtimal var.
Ya “biz gerektiğinde muhalefet de ediyoruz” eyyamcılığına sığınacaklar ve “bu gözaltılar pek şık olmadı” diyecekler.
Ya da muktedirin sofrasındaki yerlerini sağlama almak için son operasyona da bir kulp bulacaklar.
Bilmiyorum farkındalar mı, vaktiyle kendilerinin de acısını çektikleri 12 Eylül’e destek veren malum isimler kadar itibarsızlaşmış haldeler.
{devam..}
{..devam}
YanıtlaSilAhmet Şık, Fethullah cemaati ile ilgili bir kitap hazırlıyordu. Yayınlanmasına az bir zaman kalmıştı. Olacakları, T24 haber sitesinde şöyle dile getirmişti:
“Kitabımın daha çıkmadan, Ergenekon etiketiyle itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını anlayacak kadar zekâm var. Bunu yapmaya çalışanlar ne beni, ne gazeteciliğimi, ne siyasal duruşumu ne de Ergenekon soruşturmalarına bakış açımı biliyorlar. Ya da, Ertuğrul Mavioğlu’yla birlikte kaleme aldığımız ‘Kırk Katır Kırk Satır’ üst başlıklı 2 ciltlik kitabımızı iyi okumuşlar ve anlamışlar. Ben de anlıyorum ki telaşları bu yüzden.”
Nedim Şener, daha önce –birçok başka kitabının yanısıra- “Ergenekon Belgelerinde Fethullah Gülen ve Cemaat” isimli kitabı yazmıştı. Daha sonra “Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları” kitabında Hrant Dink cinayetinin gerisindeki devlet kurumlarını ve bu kurumlara mensup görevlileri somut kanıtlarıyla sergilemiş, AKP iktidarının bu gerçeği nasıl karartmaya çalıştığını göstermişti. Bütün tehditlere rağmen aynı tavrını kararlılıkla sürdürüyordu. O da başına gelecekleri Posta gazetesindeki köşesinde önceden haber verdi:
''Hrant Dink cinayetinde ihmali ve sorumluluğu bulunanların, Ergenekon soruşturmasını yürüten polisler olduğu anlaşıldığından beri bana yapılan uyarıların ardı arkası kesilmiyor. Şimdi de ‘Sıra sende. Soner’e söylüyorduk, bak, oldu. Bavulun hazır mı birader? Kalın pijaman, yün donun tamam mı kardeş?’ diyorlar. Ne korkunç! Doğruları yazanın, sesini yükseltenin yeri hapishane mi? Bunu herkes biliyor ve en acısı bunu herkes kabulleniyor. Kabullenme bir yana, bunun şakası, mavrası yapılıyor. Gazeteci, okuru adına herkesten hesap sorduğu gibi herkese hesap verebilen adamdır. Gazeteci, şefine, müdürüne, meslek örgütlerine, savcıya, hakime, en önemlisi okura hesap verebilmelidir.''
{devam..}
{..devam}
YanıtlaSilLafı hiç döndürüp dolaştırmanın gereği yok. Ergenekon soruşturması başladığı dönemle en küçük bir alakası kalmamış, genel bir tasfiye planına dönüşmüştür. Ergenekon, AKP iktidarının ‘Reichstag yangını’dır. Artık AKP iktidarının karşısında olan herkes Reichstag kundakçısıdır. Ama unutulmasın, her Reichstag davası kendi Dimitrovlarını çıkarır. Tarih onlardan insanlığın yüzakı olarak söz eder. Komplocular için verilen hükmü söylemeye gerek yok.
Adnan Bostancıoğlu
CS Bey;
YanıtlaSil" sizi ne diye bir dalga boyuna bağlayıp içeri alsınlar ki? "
Niye mi?? Cunki Acik ismim ile yaziyorum. Cunki, Fanila-Gomlek'cileri istemiyorum. Cunki Ressam Tarafindan Elenmistir'i de sevmiyorum. Cunki Alin Gariban'i da sevmiyorum. Cunki etkin erk'in ileri demokrasi vaatlerine hiic guvenmiyorum..
Bunlar sizce yeteri kadar sebep teskil etmiyor mudur?
Kalin saglicakla, :)
Hasan
Heh, her kesimden aydinimiz sagolsun, dogru soyleyip soylemediklerini gormek icin biraz Almanya calismistim. O Birgun yazisinda denenlerin ana istikameti bana yanlis gelmiyor ama "Reichstag yangını" buna oturan bir ornek degil pek. Bir kere ortada 'yangin' olabilecek, yani millete 'bakin bu bina yandi, su mendeburler yakti' diye gosterilebilinecek seyler varsa da (bombalamalar, cinayetler vs.) onlarin ustunden gidilmiyor. Ikincisi bahsedilen donemde -- hur olan dahil -- Alman secimlerine bakarsaniz ahalinin yarisinin zaten acikca muesses/demokratik/anayasal duzenin karsiti (Nazi ve komunist) partilere oy verdigini goruyorsunuz. Cok da muhafaza edilmeye calisilan bir kurum degil o meclis o anki haliyle yani. Ucuncusu, bu tur meram edildikten sonra herkese 'teror orgutu uyesi' diyebilemeye yarayan kanunlar, bu arama yatkileri, 'ozel' mahkemeler filan zaten baska 'yangin' (once 12 Eylul'e getirenler, pesinden PKK) yuzunden cikmislar, sadece akillardaki amacin disinda kullaniliyorlar simdi. (Ilgilenen baksin, 12 Eylul'den evvelki meclis ve o zamanki legal orgutler DGMlerin kurulmasi konusunda direnip, o kanunlari cikarttirmiyorlardi.)
YanıtlaSilO yazar tamamen yanlis diyor demiyorum ama eger insanlik taihi ve tecrubesinden istifade edeceksek sadece olaylarin isimlerini kullanip yerli yersiz tesbih yapmakla yetinmeyelim, neymis, ne olmus, nasil olmus bakalim diyorum.
Nuray Mert soyle bir sey yapmis.
YanıtlaSilSavci demec vermis:
YanıtlaSil''Yürütülmekte olan soruşturma, bir kısım basın mensubunun gazetecilik görevleri, yazdıkları, yazacakları yazılar, kitapları ve ileri sürdükleri görüşlerle ilgili olmayıp 'Ergenekon' terör örgütü soruşturması kapsamında elde edilen ve soruşturmanın gizliliği nedeniyle bu aşamada açıklanması mümkün bulunmayan bir kısım delillerin değerlendirilmesi sonucu yapılması zorunlu hale gelen hukuksal bir işlemdir. Esasen cumhuriyet savcılığının hukuksal gerekliliğinin dışında herhangi bir amaç ve saikle hareket ettiğinin, edeceğinin kabulü ve kamuoyunun bu yönde asılsız değerlendirmelerle yönlendirilmeye çalışılması, büyük bir titizlikle ve ciddiyetle yürüttüğümüz soruşturmaya zarar vereceği gibi adı geçen terör örgütünün hedef ve amaçlarına katkı sağlayacağı açıktır.'' (vurgu benden)
Niye mi vurgu yaptim? Cunku, bir daha cimbizlayayim, "adı geçen terör örgütünün hedef ve amaçlarına katkı sağlayacağı açık" olan seyleri yapanlara fena seyler yapilabilir. Belki oyle demek istememistir, ama basinin mutemadiyen hic alakasiz insanlara Ergenekoncu dedigi, diyebildigi ve bunu yapanlara saksak yapilan bir yerde (omuzlara alinan Taraf personelinin tavirlarina bakin, belki iki gundur biraz agiz degistirdiler o kadar), savci da bunu diyorsa biraz dusunmek faydali olabilir.
Bulent bey;
YanıtlaSilo vurgu yaptiginiz kisim, ne kadar da tanidik geliyor kulaga!
Zaytung da soyle bisey yapmis..
Savci Oz'un aciklamasindaki;
YanıtlaSil[..]"Bu istikametteki yayınlar tarafımızca özenle izlenmekte, hassasiyetle değerlendirilmektedir"[...]
kismini kastediyorum..
Bu durumda ne yapmali basin? Maliye ile muhatap olanlar gibi Adalet Bakanligi veya savciliktan 'mukteza' alarak mi yayin yapmali acaba? (Nicin ifadeyle ilgili 'suc' olmamasi, bu alanin 'ilisilmez' olmasi onemli anlatabiliyor muyum simdi? Bakin, 'olsun, bu yapilan is o kadar onemli ki hakkinda fena yayin yapan, sulandiran, bulandiran herkes de sinmeli' deniyorsa mesele yok. Deniyor da galiba zaten. Yalniz hem o havaya girip, hem biz ozgurlukcuyuz, biz liberal-demokratiz demek pek tutarli degil. Belki kalben oyledirler, ama o domuz yiyen Musluman ornegi gibi, o yaptiklari o ilkelere uygun degildir ve oyle yaparken o olduklarini iddia ettikleri seyin bir ornegi degildirler. Benim gorebildigim sakatlik o. Yeni de degil bu, hep var.)
YanıtlaSilBugday Dernegi kurucusunun vefat haberini okurken, ilgisiz sayilabilecek bir yerde, suna rastladim.
YanıtlaSilAnlayabildigim kadariyla, Nedim Sener de, Hanefi Avci kitabinin 2. bolumunu yazmaktan/katkida bulunmaktan dolayi ETO'lu olacak..
(Tabii, Avci'nin odasina kaset koyuldugu gibi, bize yine abuk subuk, zekamizla dalga gecercesine abuk hem de, somut kanitlar mutlaka sunulacaktir, ama, tum mesele 'the cemaat' in desifre edilmesine tesebbus edilmesinden ibaret!)
Aydinlardan gozalti bildirisi baslikli haberden:
YanıtlaSilBİLDİRİDE İMZASI BULUNANLAR
* İshak Alaton (Alarko Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı)
* Hakan Altınay (Açık Toplum Enstitüsü Türkiye Direktörü)
* İbrahim Betil (Toplum Gönüllüleri Vakfı Başkanı)
* Ayhan Bilgen (Mazlum Der eski Genel Başkanı)
* Prof. Dr. Ayşe Buğra (Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi)
* Prof. Dr. Üstün Ergüder (Sabancı Üniversitesi İstanbul politikalar Merkezi Direktörü)
* Prof. Dr. Seyfettin Gürsel (Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi Direktörü)
* Prof. Dr. Ahmet İnsel (Galatasaray Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi)
* Prof. Dr. Şerif Mardin (Sosyolog)
* Osman Kavala (İşadamı, liberal solun etkin isimlerinden)
* Müge Sökmen (Metis Yayınları kurucu ortağı, editör, çevirmen)
* Sezgin Tanrıkulu (Diyarbakır eski baro başkanı, CHP Genel Başkan Yardımcısı)
* Prof. Dr. Binnaz Toprak (Siyaset bilimci, CHP Parti Meclis Üyesi)
Avukat Atalay, savcinin sozlerini aktardi:
YanıtlaSilPolis bizden istiyor, biz de mahkemeye havale ediyoruz
Hah, basimiza tas yagacak! O avukatla ayni metne baktik, ayni seyi gorduk ve adam dogru durust bir tepki verdi. (Ustelik t24 de olsa bir basin organi bunu basti!) Boyle birisiyse gelsin Istanbul 2. bolgeden aday olsun bu adam, ben oy verdigim gibi bes on kisiyi de ikna ederim.
YanıtlaSilBulent bey,
YanıtlaSilHeh, her kesimden aydinimiz sagolsun, dogru soyleyip soylemediklerini gormek icin biraz Almanya calismistim. O Birgun yazisinda denenlerin ana istikameti bana yanlis gelmiyor ama "Reichstag yangını" buna oturan bir ornek degil pek. Bir kere ortada 'yangin' olabilecek, yani millete 'bakin bu bina yandi, su mendeburler yakti' diye gosterilebilinecek seyler varsa da (bombalamalar, cinayetler vs.) onlarin ustunden gidilmiyor.
Bu dediklerinize su bakimdan katilirim: 'Reichstag yangını' dedigimiz seyde, gercekten bir kundaklama olmustu ve kundakci(lar) da (daha sonraki arastirmalar sonucunda) tespit ve tevkif edilmisti.
Buraya kadarki kisminin 'Ergenekon Davasi' ile pek de benzemedigini kabul ediyorum; yani, bununan (bulundugu iddia edilen) deliller uzerinden (bildigim kadariyla) kimse (henuz?) herhangi bri cezaya carptirilmis degil. Halbuki, bu davanin en kolay/cabuk sonuclanacak olan kismi odur/olmaliydi.
Fakat, bunun boyle olmamis olmasi, davanin geri kalan kisminin da 'Reichstag yangını' davasina benzemiyor oldugu anlamina gelmiyor.
'Reichstag yangini' davasinda, Hitler, bu olayi sebep ittihaz edip 'Alman Komunist Partisi ile acimasizca mucadele' edebilmek icin bir 'acil durum' (kanun hukmunde) kararnamesi cikartmis, onune geleni iceri tikmak yekisi almisti. Bu yetki ile, Naziler, meclisteki muhaliflerini (Komunistleri) bertaraf etmisler ve mecliste cogunlugu temsil eden parti haline gelmislerdi.
Bizdekinin birebir benzemesi gerekmiyor: 2002'de isbasina gelen AKP, 'acil durum kararnamesi' cikarmak yoluna gitmedi. Bazi kanunlar zaten mevcuttu; eksik olanlari da, peyderpey, cikardi.
Vakti geldiginde de, 'Reichstag yangini'nda oldugu uzere, bir cekirdek dava baslatildi. Ama, (bilerek oldugunu farzetmemek icin pek de sebebimiz yok) dava sonuclandirilmadi.
Onun yerine, dava yayildi, serpildi ve bir suru insan --degisik zamanlarda, degisik gerekcelerle ya da dedikodular yailarak-- iceri alindi.
{devam..}
{..devam}
YanıtlaSilBunlarin tevkif gerekcelerinde pek de anlamli bir sey yazmiyordu. Ama, tutuklulugun kaldirilmasi icin yapilan basvurulara verilen cevaplarin bir kismini okuyunca cok ilginc bir hukuk pratigi ile karsi karsiya kaldigimizi da gormemek mumkun degildi.
Cevapta, mealen, "ilerde cikabilecek deliller olacagi dusunulerek, tutuklulugun kaldirilmasi reddedilmistir" gibi seyler yaziyordu.
Yani, "elde delil yok; ama, ilerde cikar umidiyle, bu insanlari icerde tutmaga devam edecegiz" deniyordu.
Dahasi, "doseme altinda bulduk, orada burada kazdik da cikti" cinsinden 'aciklama'larla, baslamis olan davaya kamyon yuku ile 'delil' ekliyorlar fakat bunlarin neresinin 'delil' olduguna dair bir aciklama gelmiyor. Tersine, neyin delil oldugunu, ya da konuyla zerre kadar iliskisi oldugunu bulup cikarmak da 3 kisiden olusan mahkeme heyetinin uzerine yikiliyordu.
Bu 3 kisilik heyet, nasil bir insan-ustu gayret gosterecek ve artik sayilari milyonlara varmis olan bu sayfalarca seyi okuyacak, analiz edecek ve davayla iliskili olmayanlari ayiklayacak, ve daha sonra da 100'lerce tutuklu/tutuksuz sanigin savunmasini dinleyip karara varacak?.. kac senede bu olabilecek?..
Ben kestiremiyorum.
Ama, her ne kadar siz pek de oyle dusunmuyor gorunuyorsaniz da, butun bu surecin 'Reichstag yangini' davasina fazlasiyla benzedigini kabul etmemek bence hic de kolay degil.
'Reichstag yangini' davasina benzemeyen taraflarini, o kadar aceleye getirilmemis olmasi sayesinde, gereken altyapinin hazirlanmis olmasi ile izah edebiliriz bence.
Fakat, siyasi yansimalari acisindan benzerlikleri o detayi onemsenmeyecek noktaya indirgiyor.
Sonuc: Konuya muhendis gozuyle bakip, temelin uzerine oturdugu topragin farkli olmasindan hareketle, insa edilen binanin da farkli olacagini soylemek yerine, binanin kendisine bakmak gerektigini dusunuyorum.
Malum, teknolojik imkanlar cok gelisti: Kumlu toprak uzerine de kaya zemin uzerine yapabilecegimiz binanin aynisini yapabiliyoruz --temel konstruksiyonu farkli ve insaat biraz daha uzun surdugu icin daha pahali olsa bile, bu tur teferruatlar, maddi/manevi kaynak acisindan zengin olanlar icin sorun teskil etmiyor.
EA bey,
YanıtlaSilYok katilmiyorum. Tesbih kusurlu ve muhendislik ornegi dogru degil. O surecte Almanya'nin uzerine coken seyin turu degisik, gelisimi degisik, ve o yanginin dogurdugu 'dava' degil yetkilendirme onemli. Tevkifatin boyutu da cok farkli. Biri gokdelen dikiyor, oteki kopru yapiyor belki?
Solcularda -- eskiden yaygin olan -- bir ona buna fasist deme hali vardi, bu Nazi Almanyasi benzetmeleri biraz oyle. O tarihe bakilinca sokaga cikmaktan ve siddetten cekinmeyen iki tane taban hareketi oldugunu ve ahalinin zaten demokrasiden filan sogudugunu goruyoruz mesela (ben yazdiktan sonra o secime baktim, yari degil cok daha fazlasi sistemi yikmaya yonelik partilere oy vermis orada mesela). Turkiye'de boyle bir durum yok. Ustelik buradaki cumhuriyetin kurulusu da farkli (onlarinki 'yeni' ve kismen o taban hareketlerinin marifeti ile oyle kurulmus). Bir acidan totaliter denebilecek (yani insanlarin hayatinin tamamini bos zamanlar dahil kontrol altina alan yonlendiren) bir fikriyat ve 'hareket' var (cemaat), evet, ama oylari toplayan (RTE) onlardan degil mesela.
Buna onem veriyorum ve galiba sadece huysuzlugumdan da degil. Mutemadiyen insanlik tecrubelerini ve birikimini bugunku cekismelerimize uydurmak icin duzlestirip/basitlestiriyoruz gibime geliyor. Cekisme bittikten veya baska sekle girdikten sonra insanlara donup de 'yahu biz laf olsun diye oyle yaptik, alakasi yoktu, aman bir halt anladik sanmayin' da demiyoruz. Cok basit (belki cocukca) ve ne gecmisi izahta ne onumuzu gormekte bir seye yaramayan bir 'bilgi' algisi olusuyor boylece. O araclari o sekilde korlestirdikten ve kullanilmaz hale getirdikten sonra elimizde ancak gorunmez yerlerde kurulan komplo hikayeleri kaliyor arac olarak. Bu saglikli degil bence. Belki 'henuz anlamadik' veya 'pek bir seye benzetemedik' filan demekten korkmamamiz lazim?
Bulent bey,
YanıtlaSilYok katilmiyorum. Tesbih kusurlu ve muhendislik ornegi dogru degil. O surecte Almanya'nin uzerine coken seyin turu degisik, gelisimi degisik, ve o yanginin dogurdugu 'dava' degil yetkilendirme onemli. Tevkifatin boyutu da cok farkli. Biri gokdelen dikiyor, oteki kopru yapiyor belki?
Butun omrum boyunca, titiz insanlarin en ince detayda bile itiraz edemeyecegi kadar birbirine benzeyen ama ayni olmayan ornekler aradim. Buldugum zaman ilk haber verecegim kisiler arasinda siz de olacaksiniz.
Onunuze konan --cisim bile olmayan-- seyin ebatlarini, estetigini vs mukayese edip benzemez olduguna hukmetmek mumkundur; ama, kan tahlili icin bir insandan ne kadar, bir filden ne kadar kan numunesi alinmasi gerektigi konusunda oldugu uzere, genetik yapisi ciftlesmez derecede farkli olsa bile, canli organizmalarda dahi ayni analiz tekniklerini (degerlendirme kriterlerini farklilandirarak) kullanabiliriz.
Solcularda -- eskiden yaygin olan -- bir ona buna fasist deme hali vardi, bu Nazi Almanyasi benzetmeleri biraz oyle.
Meseleyi fasist benzetmelerine indirgersek, refleks tepkilerimizin devreye girebilecegini kabul ederim. En az birinden, tercihen de ikisinden de sakinmak lazim.
Nazi almanyasina taalluk eden benzetmelerden hazzetmiyorsak, ABD'deki veya SSCB'deki tasfiye operasyonlarindan da ornekler verebiliriz. Izmir Suikasti davasi filandan, 'Takrir-i Sukun'den de istifade edebiliriz. Edebiliriz, ama bunlarin hic birisi --titiz bir insani tatmin edecek kadar-- birbirine ya da bugune benzemez yine de, malesef.
O tarihe bakilinca sokaga cikmaktan ve siddetten cekinmeyen iki tane taban hareketi oldugunu ve ahalinin zaten demokrasiden filan sogudugunu goruyoruz mesela (ben yazdiktan sonra o secime baktim, yari degil cok daha fazlasi sistemi yikmaya yonelik partilere oy vermis orada mesela).
'Demokrasi aski'nin derecesinin neden bu kadar onemli oldugunu cikaramadim simdi.
Turkiye'de boyle bir durum yok.
Bunun 'yok' oldugunu soyledigimizde, acaba sunu soylemis olmuyor muyuz?: "Birbirinin canina kasdeden bir (veya daha cok) donemden gectikten sonra, bir digerini topyekun imha etmenin mumkun olmadigini idrak ettigi icin, taraflar --mecburen-- birbirlerine bu tur bir kasitla acikca saldirmaktan imtina eder oldular. Gelinen bu durumun adina da 'demokrasi icinde kalmak arzusu' der olduk."
Ustelik buradaki cumhuriyetin kurulusu da farkli (onlarinki 'yeni' ve kismen o taban hareketlerinin marifeti ile oyle kurulmus). Bir acidan totaliter denebilecek (yani insanlarin hayatinin tamamini bos zamanlar dahil kontrol altina alan yonlendiren) bir fikriyat ve 'hareket' var (cemaat), evet, ama oylari toplayan (RTE) onlardan degil mesela.
OK. Bunu kismen kabul ederim. Ama, asil resmi ne kadaar degistirecegi tartisilir. Birbiri ile ittifak halindeki iki hareketten bahsediyoruz: AKP ve Cemaat. Bu ikisinin iki ayri organik yapi olmasi --en azindan gecici bir sure icin-- benzer/ortusen amaclar icin calisiyor olmasini imkansiz kilmaz. Sadece, "belli bir noktadan sonra, hayatta kalan, digerini de tasfiye etmek icin ayrica bir mucadele dha baslatacaktir" diyebiliriz --Kuvva-i Milliyeciler ile Ittihat ve Terakkicilerde olduguna benzer.
{devam..}
{..devam}
YanıtlaSilBuna onem veriyorum ve galiba sadece huysuzlugumdan da degil.
Huysuzluk yapmak da mesru/makbul bir tavirdir da 'yemek begenmek' sozkonusu oldugunda insanin ac kalmasina yol acabildigi gibi, analizlerde de kisirliga yol acabilceginden endise ederim.
Mutemadiyen insanlik tecrubelerini ve birikimini bugunku cekismelerimize uydurmak icin duzlestirip/basitlestiriyoruz gibime geliyor.
Insanlik tarihinde 'motive'ler aniden degismediyse, cekismelerimizi aciklamak/anlamak icin tarihten benzetmeler bulup onlardan istifade etmenin cok da yanlis olmayacagini dusunurum.
Cekisme bittikten veya baska sekle girdikten sonra insanlara donup de 'yahu biz laf olsun diye oyle yaptik, alakasi yoktu, aman bir halt anladik sanmayin' da demiyoruz. Cok basit (belki cocukca) ve ne gecmisi izahta ne onumuzu gormekte bir seye yaramayan bir 'bilgi' algisi olusuyor boylece. O araclari o sekilde korlestirdikten ve kullanilmaz hale getirdikten sonra elimizde ancak gorunmez yerlerde kurulan komplo hikayeleri kaliyor arac olarak. Bu saglikli degil bence. Belki 'henuz anlamadik' veya 'pek bir seye benzetemedik' filan demekten korkmamamiz lazim?
'Henuz anlamadik' veya 'pek bir seye benzetemedik' demek hic de zor degil; bu ise istenen, her yazinin basinda/sonunda bunu zikretmek mumkun. Ama, "neye yarar?" sorusu da cevapsiz kalmaga mahkumdur bence.
Herhangi bir ani gelismeye bigane kalmak icin ya onun olacagini onceden bilmek, ya da oldugunu algilayacak melekelerden mahrum olmak lazim. Birincisi sozkonusu ise, tabii ki mesele yok; cok olsa, "bundan sonra ne olacak, acaba tam olarak planladigimiz gibi olacak mi?" sorusuna cevap aranir. Ikinci alternatifi hic konusmayalim --akli olmayanin, ya da sagir/kor olanin tepkisizligini sogukkanlilik sayamayiz cunku.
Geriye kalan butun alternatiflerde, kisi/toplum/topluluk hep once bir refleks tepki verir, ondan sonra da kendi bilgi bankasindan benzer ornekler arayip durumu aciklamaga yardimci analizler cikarmaga calisir. Butun bunlarin sonucunda da bir sentez elde edilir --isabetli olmasi arzu edilir de, oyle olmasi mukadder degildir.
Ama, ben sizin dediklerinizden sunu (belki de yanlis) anliyorum: "bekleyelim, toz-duman bir sinsin, sonra anlariz".
Fakat, bu, --akademik bile olmaktan uzak-- hic bir sekilde surec icinde olmayan veya surecle ilgili herhangi bir riski veya dahli olmayanlarin sahip olabilecekleri bir luks gibi duruyor bircok insan icin.
EA bey,
YanıtlaSilSadece -- bence -- asil meseleye dokunan kismini cevaplayayim:
Fakat, bu, --akademik bile olmaktan uzak-- hic bir sekilde surec icinde olmayan veya surecle ilgili herhangi bir riski veya dahli olmayanlarin sahip olabilecekleri bir luks gibi duruyor bircok insan icin.
Iste onemli kisim bu bence. Tam da etkisiz, anlamaya vakti olan (savci, hakim, polis degiliz) insanlari tarif ettiniz ki ben oyleyim. O luks var bizde, bugun soyle veya boyle dusunmemiz yarin bir seyi degistirmiyor. Acelemiz yok. Bugun aklimizi koreltirsek belki ileride degistirecegi zamanlarda zararini gorecegiz. Belki de gormeyecegiz ama nicin koreltelim kendimizi? (Nicin ille de tesbih gerekli olsun ayrica? Nedir yani Alman taricileri kongresinde konusma yaparken kestirmeden boyle diyelim mi diyoruz? Yoo, bileni az olan seye atif yapiyoruz ustelik.) Demin Bekir beye de onu anlatmaya calisiyordum, ille de sunu de onu deme buna bakma sunu konus filan seklinde algiladigim bir tarzda bir seyler dedi de, nicin oyle olsun, nicin basit bir bireyin dusuncesini duzlestirmesi bu kadar onemli olsun diye sordum ona da.
Bulent bey,
YanıtlaSilIste onemli kisim bu bence. Tam da etkisiz, anlamaya vakti olan (savci, hakim, polis degiliz) insanlari tarif ettiniz ki ben oyleyim.
Buraya isteyen herkes gelip 'Bulent Murtezaoglu' diye yazabilir tabii ki; teyid etmek imkanimiz da yok. Sadece yazdiklarinin kisiyi ne kadar temsil ettigine bakmak kaliyor bize.. bu pek temsil etmemis.
'Savci', 'hakim', 'polis' dedigimiz makamlar da, neticede, halk kumesinin bir alt kumesi. Ozel yetenekleri yok; cok olsa ihtisas cinsinden birikmis bilgiye erisimleri bizden daha fazla.
Ve, anlasilan, ortada pek de ele gelecek cinsten birikmis bilgi de yok.
Savci, Polisten gelen taleplere istampalik yapiyor; hakim de ortaya serilmis bunca kagit parcasinin neresinden baslayacaagini sasirmis..
Kisacasi, o alt kumenin matah sayilmasini hakli gosterecek pek bir sey yok ufukta.
O luks var bizde, bugun soyle veya boyle dusunmemiz yarin bir seyi degistirmiyor. Acelemiz yok. Bugun aklimizi koreltirsek belki ileride degistirecegi zamanlarda zararini gorecegiz. Belki de gormeyecegiz ama nicin koreltelim kendimizi?
Benim baktigim yerden, 'Bulent Murtezaoglu'nu asil temsil etmeyen yer de bu --gerci, olabilir ki, ben yanlis intiba edinmisim; o ayri.
Kim "aklimizi koreltelim" dedi, ben bilmiyorum. Neden "aklimizi koreltmek" anlamina geldigini de anlayabilmis degilim.
Bir konu hakkinda tefekkur etmek, farkli bakis acilarini dikkate almak ne zamandan beri "aklimizi koreltmek" anlamina gelir oldu?
(Nicin ille de tesbih gerekli olsun ayrica? Nedir yani Alman taricileri kongresinde konusma yaparken kestirmeden boyle diyelim mi diyoruz? Yoo, bileni az olan seye atif yapiyoruz ustelik.)
Evet, oyle yapiyoruz --tarihciler derneginde de degiliz tabii ki.
Tesbih yapmanin gerekli oldugunda israr ettigimi hatirlamiyorum; ama, faydasi olmadigini da soyleyecek degilim.
Birebir uymasini gerekli gormek konusunda da sizin kadar israrci degilim --fiziksel/felsefi kavramlari/fenomenleri de insanlar birbirlerine tesbihlerle anlatiyorlar cunku.
Demin Bekir beye de onu anlatmaya calisiyordum, ille de sunu de onu deme buna bakma sunu konus filan seklinde algiladigim bir tarzda bir seyler dedi de, nicin oyle olsun, nicin basit bir bireyin dusuncesini duzlestirmesi bu kadar onemli olsun diye sordum ona da.
Bekir beyle neyi konustugunuzu bilmiyorum --ilgilendigimi de soyleyemem-- ama, size neyi nasil dusuneceginizi dikte etmek istedigimi de pek hatirlamiyorum.
Siz, katilmadiginizi --birebir uymadigini-- soylediniz.
Bu bir aciklama, ya da aciklamaya katki degildi.
O bir yana, aciklamaya katki yapabilecegini soyleyen bana da, --sanki Patagonya'nin besinci liginde oynanan bir mac seyrediyormusuz da-- "durun bekleyelim, ilerde farkli olabilir; sonuclansin, ondan sonra anlariz" mealinde seyler yazdiniz.
Bu da bir gorus tabii ki; ama, mac Patagonya'da oynanmiyor.
Hay Allah, peki, durun hepsine elleyeyim oyleyse.
YanıtlaSilNazi almanyasina taalluk eden benzetmelerden hazzetmiyorsak, ABD'deki veya SSCB'deki tasfiye operasyonlarindan da ornekler verebiliriz. Izmir Suikasti davasi filandan, 'Takrir-i Sukun'den de istifade edebiliriz. Edebiliriz, ama bunlarin hic birisi --titiz bir insani tatmin edecek kadar-- birbirine ya da bugune benzemez yine de, malesef.
Ben de diyorum ki, bunlari (Izmir suikasti dahil) aslinda anlamiyoruz (ben dahil), yani onumuzdekini daha az anladigimiz bir seyle karsilastiriyoruz, o anlamadigimiz seyi de anlasilmaz ediyoruz. Elmali armutlu, iki kere ikili benzetme degil bunlar.
'Demokrasi aski'nin derecesinin neden bu kadar onemli oldugunu cikaramadim simdi.
Su sebeple: o Almanya baglaminda zaten sistemden umidini kesmis, sistemi yikacagim diyen partilere meyletmis bir cogunluk var. Sokak gucleri de ayri tabii. O ortamda iyice otoriterlesmeyi kabul edecek, "aman sistemimiz bozuldu halbuki sistemimiz ne iyiydi" demeyecek insanlar cok yani. Ha belki Nazilerin bunun bas aktoru olmasini isteyenler azinlik (sayisal) ama siyasi agirliklari nedir onu bilemiyorum. Bu niye onemli? Su acidan onemli, Turkiye baglaminda o baglanti kurulunca aslinda hem yanlsi bir bag kurulmus oluyor hem de o insanlarin o zaman ustune coken sartlarin ne oldugu anlasilmis gibi oluyor. Orasi ilginc, icine -- en azindan bir zamanlar -- dahil olmak istedigimiz bir toplulugun belirleyici tarihi var orada. Ben biliyor degilim ama burada olan islere hic benzemiyor orada olan isler. (Adamlarin bizdekine benzer cehalet problemi yokken baslarina gelmis bu mesela! Egitim sart diyenler bakmali.)
Huysuzluk yapmak da mesru/makbul bir tavirdir da 'yemek begenmek' sozkonusu oldugunda insanin ac kalmasina yol acabildigi gibi, analizlerde de kisirliga yol acabilceginden endise ederim.
Degil iste. "Onundeki yemegi yemiyorsun sonra siska kardesin gibi olursun" denmesi ile, "onundeki yemegi yemiyorsun Avrupa'da kara veba da boyle cikmisti" demenin arasinda fark var. Siska kardesimi goruyorum, belki salgin hastalik da hakkinda bilgili olmam gereken bir seyken olamaz hale geliyorum.
'Henuz anlamadik' veya 'pek bir seye benzetemedik' demek hic de zor degil; bu ise istenen, her yazinin basinda/sonunda bunu zikretmek mumkun. Ama, "neye yarar?" sorusu da cevapsiz kalmaga mahkumdur bence.
Suna yarar: bilmedigimizi bilirsek ogrenmenin yoluna bakariz. (Bu Turkiye icin.)
Ama, ben sizin dediklerinizden sunu (belki de yanlis) anliyorum: "bekleyelim, toz-duman bir sinsin, sonra anlariz".
Biraz. Bekleme sansimiz da vaktimiz de var. A sekli yerine B seklinde dusununce yarin veya obur gun yapacagimiz sey degismiyor. (Benim degismiyor, ne sokaga dokulurum ne bir sey, ha belki secimde baska turlu davranirim.)
Savci', 'hakim', 'polis' dedigimiz makamlar da, neticede, halk kumesinin bir alt kumesi. Ozel yetenekleri yok; cok olsa ihtisas cinsinden birikmis bilgiye erisimleri bizden daha fazla.
Degil. Savci bir seye inandi mi yarin operasyon yaptirabiliyor, arama emri alabiliyor vs. Bizde oyle bir guc yok.
Simdi oldu mu?
Tamam, ben, ikinizi de anliyorum desem bir faydasi olur mu acaba?
YanıtlaSilHerneyse, ben, EA beyin yukarida betimledigi iddianame-tutuklama-delillendirme sekli semaline onem veriyorum. Ortadaki maraz ihmal edilebilir degil. Bu hep boyle miydi? Yargiclar, iddia makamina hep riayet (defer) mi ederdi? En azindan siyasi davalar baglaminda bu son durumlar yeni midir, yoksa onceden gorulmusler miydi? Vallahi merak ediyorum.
Bulent bey,
YanıtlaSilBen de diyorum ki, bunlari (Izmir suikasti dahil) aslinda anlamiyoruz (ben dahil), yani onumuzdekini daha az anladigimiz bir seyle karsilastiriyoruz, o anlamadigimiz seyi de anlasilmaz ediyoruz. Elmali armutlu, iki kere ikili benzetme degil bunlar.
'Anlamak'tan ne kasdettigimizi 'anlamak' da kolay degil.
Bahsi gecen surecleri adim adim ve aslina sadik kalarak simule edebilir miyiz? Cok buyuk bir ihtimalle hayir.
Ama, bu, onlari hic anlamadigimiz anlamina da gelmez --her ne kadar surec icerisinde (cok insan haric) anlayanlar yoktuysa da, simdi oyle oldugunu soyleyemeyiz.
Benzer ortamlardaki guc mucadelesinin nasil olabilecegine bakarsak, bence 'Reichstag yangını' senaryosu hic de dislanacak bir senaryo degil. Benzeri seyleri, okul en azindan surecinde hepimiz gormusuzdur: Asil kabahatli olan cocuk, iyi bir dolap cevirip bambaska birisinin cezalanmasini saglar. Saglamakla kalmaz, butun okulun kahramani da kesilir.
Bu bakimdan, 'Reichstag yangını' bence iyi oturuyor.
Sonuclari itibariyle nereye varacagini tabii ki bilmiyoruz. Ama, bildigimiz baska seyler var: Her fani (elinden geldigince) mutlak iktidar edinmege calisir.
Su sebeple: o Almanya baglaminda zaten sistemden umidini kesmis, sistemi yikacagim diyen partilere meyletmis bir cogunluk var. Sokak gucleri de ayri tabii. O ortamda iyice otoriterlesmeyi kabul edecek, "aman sistemimiz bozuldu halbuki sistemimiz ne iyiydi" demeyecek insanlar cok yani.
Bu verdiginiz orneklerdeki turden insanlarin Turkiye'de az oldugunu dusundugunuzu varsayiyor ve --eger oyleyse-- hemfikir olmadigimi eklemek istiyorum.
'Devleti kucultmek' fikrine sicak bakan ne kadar da cok sayida insanimizin oldugunu gozardi ediyorsunuz; bir de CS bey ornegi var: Ne icin oldugunu pek de aciklayamasa da, kendini Tunus aydini sayarcasina, yetistiren sisteme karsi ve onun yok olmasini saglamak icin elinden geleni yapmak isteyen (benim edindigim intiba budur).
Ha belki Nazilerin bunun bas aktoru olmasini isteyenler azinlik (sayisal) ama siyasi agirliklari nedir onu bilemiyorum.
Alman celik baronlarinin Nazileri destekledigini biliyoruz, ama bu ittifakin ne zaman ortayaa ciktigini --zamanlamasini-- ben bilmiyorum.
Bu niye onemli? Su acidan onemli, Turkiye baglaminda o baglanti kurulunca aslinda hem yanlsi bir bag kurulmus oluyor hem de o insanlarin o zaman ustune coken sartlarin ne oldugu anlasilmis gibi oluyor.
Ve, buradan da ben, sizin Turkiye-ici sermaye kapismalarini onemsiz kabul ettiginizi anliyorum. Yesil Sermaye vb konulari..
Halbuki, bu da yukarida degindigim (sistemden umidi kesmis, ya da sisteme hinclanmis) kitlenin hic de azimsanacak buyuklukte olmadigi anlamina geliyor --benim baktigim yerden.
Almanya'yla birebir olcusmuyor tabii ki. Mesela, yerli ve yerlesik sermayeye karsi dogrudan dogruya yeni ve yesil sermayeyi desteklemek yerine, yabanci sermayeyi destekledi AKP. Bunun da ilginc sonuclari oldu tabii ki. Yabanci sermaye, hem yerlesik hem de yesil sermayeye galebe caldi; fakat kitleler bunun farketmedi --hala daha da oyle.
Neyse; bu ayri bir konu. Ama, sistemden umidini kesenlerin sayisina azaltici bir etkide bulunmadigi da ortada.
Ilginc olan: Yabanci sermayeye bu kadar acik kapi durusu sergileyen AKP'nin hala daha gayr-i memnun kitlelere kurtulus vaadinde bulunabliyor olmasi.
{devam..}
{..devam}
YanıtlaSilOrasi ilginc, icine -- en azindan bir zamanlar -- dahil olmak istedigimiz bir toplulugun belirleyici tarihi var orada. Ben biliyor degilim ama burada olan islere hic benzemiyor orada olan isler. (Adamlarin bizdekine benzer cehalet problemi yokken baslarina gelmis bu mesela! Egitim sart diyenler bakmali.)
O egitimli dediginiz topluluk, o dedigimiz olaylar oldugunda da o kadar egitimli idi (tipki 11 Eylul, WMD'deler filan sirasinda ABD'deki egitimlilerin de EGITIMLI oldugu gibi); dolayisi ile, ben sizin kadar 'egitim sart' demiyorum. Egitim cehaleti aliyor sadece...
Degil iste. "Onundeki yemegi yemiyorsun sonra siska kardesin gibi olursun" denmesi ile, "onundeki yemegi yemiyorsun Avrupa'da kara veba da boyle cikmisti" demenin arasinda fark var. Siska kardesimi goruyorum, belki salgin hastalik da hakkinda bilgili olmam gereken bir seyken olamaz hale geliyorum.
Avrupa'da kara veba da boyle mi cikmisti, bilemmem; ama, kac sene sonra insallah pisecek bir yemegi beklemek ve o gune kadar kasigi baska hic bir seye surmemek bana cok da rasyonel gelmiyor.
Suna yarar: bilmedigimizi bilirsek ogrenmenin yoluna bakariz. (Bu Turkiye icin.)
Ve, o da soyle olur: {buraya nasil olacagi yazilacak.}
Biraz. Bekleme sansimiz da vaktimiz de var. A sekli yerine B seklinde dusununce yarin veya obur gun yapacagimiz sey degismiyor. (Benim degismiyor, ne sokaga dokulurum ne bir sey, ha belki secimde baska turlu davranirim.)
Sokaga dokulmeniz sart degil. Bugz-u Muaviye misali, toplumdan homurdanmalar ciktiginda, A yerine B hareket seklinin tercih edilmesi saglanabilir.
Ha. Saglanamiyor da olabilir, tabii ki. Ama, o zaman tek diyecegimiz sey "gecmisler olsun" olur cunku --sizin pek de hazetmediginizi bildigim-- fasizm benzeri bir topluma --benzetmeye ihtiyac duymaksizin-- erismis oluruz.
Degil. Savci bir seye inandi mi yarin operasyon yaptirabiliyor, arama emri alabiliyor vs. Bizde oyle bir guc yok.
O bir guc degil aslinda; yani, cok da onemsenecek bir guc degil. Ne bulduguna, neyle alakasi olduguna --inandirici olup olmadigina-- savci karar vermiyor. Verse de sonsuza kadar gecerli olmuyor. Aslolan kamu vicdanidir. Onu da biz, siradan ahali, temsil ediyoruz.
Simdi oldu mu?
Kesinlikle daha iyi.
Nihat bey,
YanıtlaSilTamam, ben, ikinizi de anliyorum desem bir faydasi olur mu acaba?
Faydasini bilemem de, zarari olmayacagi kesin.
Yargiclar, iddia makamina hep riayet (defer) mi ederdi? En azindan siyasi davalar baglaminda bu son durumlar yeni midir, yoksa onceden gorulmusler miydi? Vallahi merak ediyorum.
Siyasi davalarla kisitli olmasi sart degil; kategorik olarak 'evet, hep oyleydi' demek mumkun bence.
Hazine davalarini ornek gosterebilirim, mesela.
Bir sebepten dolayi Hazine ile davalik olmussaniz (arsanizi bir devlet kurumu istimlak/isgal etmis vs), kesinlikle hakli olsaniz dahi, mahkemeden sizin lehinize bir sonuc cikmasi imkansiza yakin derecede zordur.
Hazine aleyhinde karar vermek yerine, hakim, acikca vatan hainligi sayilacak bir eylem yapmagi tercih eder --neredeyse.
Siyasi davalarda da, davanin genel olarak toplumda --siyasi erk nazarinda-- nasil gorundugu ile degisir.
Su siralar, kisinin neye inandigi cok onemli; o yuzden, mahkemelerin 'Allah' diyenleri mahkum etmelerini pek beklemem. Eskiden oyle degildi. 'Vatan' filan diyenler oncelik sahibi idi. [Hepsini birden diyenler ya hic olmadi, ya da surec icinde tercihte bulunmaga zorlandilar; bilemem.]
EA bey,
YanıtlaSilBenzeri seyleri, okul en azindan surecinde hepimiz gormusuzdur: Asil kabahatli olan cocuk, iyi bir dolap cevirip bambaska birisinin cezalanmasini saglar. Saglamakla kalmaz, butun okulun kahramani da kesilir.
Bu bakimdan, 'Reichstag yangını' bence iyi oturuyor.
Hah iste, bakin ne guzel, hic Almanya filana luzum yokmus, o cocuk ornegi hem duz hem ise oturuyor! Anlatabiliyor muyum? Biliyoruz o cocugu, ye gorduk, ya o cocuktandik yahut hic degilse birinci elden goren/olan anlatti bize.
Bu verdiginiz orneklerdeki turden insanlarin Turkiye'de az oldugunu dusundugunuzu varsayiyor ve --eger oyleyse-- hemfikir olmadigimi eklemek istiyorum.
Bana oyle gelmiyor. PKK bir tarafa, temelden duzen degismesi pesindeki insan sayisi, mevcut kurumlarin yok olmasini isteyenler cok degil. Bakin 70ler desek bir derece -- ve zaten o zaman darbe olunca "aman ne kadar iyi duzenimiz vardi da bozuldu" diyen de fazla olmadi.
Halbuki, bu da yukarida degindigim (sistemden umidi kesmis, ya da sisteme hinclanmis) kitlenin hic de azimsanacak buyuklukte olmadigi anlamina geliyor --benim baktigim yerden.
Iyi de, simdi benim de bilmedigim tarihe bulasmamiz gerekiyor, suna bir bakin. Ne yapacagini afukurup duran bir sapik (%33), o cumhuriyet kurulurken kalkismis ve kanli bir sekilde biraz ezilmis -- ama pes etmemis -- komunistler (%17), ancak buyuk sapigin yaninda biraz normal gibi gozuken irkci sapiklar (%8.5). %58.5 boyle yani, bu da benim bildigim. Turkiye'de boyle lakirdilar eden bir parti var mi? Iste simdi kiymete bindi rahmetli ama 'kanli olacak kansiz mi?' dedi ve neler oldu. O da %25 almisti zaten, ogrencileri aman boyle sevimsizlikler yapmayalim diye ne yapacaklarini sasirmis durumdalar ki sirf asker korkusundan da degil. Bir gozu donmusluk hele gozu donmusleri temsil eden organize siyasi hareket yok memlekette. (MHP'ye de Ulkuculeri sakin tutuyor diye tesekkur edelim.) Ben gormuyorum en azindan.
Ve, o da soyle olur: {buraya nasil olacagi yazilacak.}
Haber kanallarini cok, yorum kanallarini ("sudur, soyledir, iste bu kadar, anladiniz" diyenleri) nispeten az ve hepsini temkinli kullanarak. Yahut gidilip Ankara'da ABD buyukelciliginden biriyle ahbap olunabilir. Besbelli ki bilen insanlar bize soylemedikleri seyleri bacaklari kiclarina vura vura kosup girip onlara anlatiyorlar (benim Wikileaks'den ogrendigim budur, Ankara adabi da boyle zahir).
Nihat bey, biliyorsunuzdur ama bir link vereyim.
YanıtlaSilSorgulamanin tam metni de dusmus internete..
YanıtlaSilBen aslinda bunlardan hic memnun olmuyorum YO hanim. Gizliyse gizli, degilse degil. Hazirlik sorusturmasi gizlidir ama bazen bir tarafin basinina bazen baska tarafin basinina her sey sizar diye duzen mi olurmus? Fiilen olan o. Simdi bunlari basanlari da dava ederler belki. Boyle olacaksa her tarafa webcam mobese bilmemne koyalim, netten seyredelim savci ne yapiyor polis ne yapiyor diye bu kanunlari da kaldiralim.
YanıtlaSilBulent bey,
YanıtlaSilHah iste, bakin ne guzel, hic Almanya filana luzum yokmus, o cocuk ornegi hem duz hem ise oturuyor! Anlatabiliyor muyum? Biliyoruz o cocugu, ye gorduk, ya o cocuktandik yahut hic degilse birinci elden goren/olan anlatti bize.
Yok.
{Amiyane tabirle} Yemezler.
Ben, vaktiyle, etrafta olan herkes kolayca anlasin diye, Windows'u Ibrahimi dinlere benzetmis ve Windows 3.1'i Musevilik, Windows XP'yi Hiristiyanlik, Islam'i Windows NT sinifi isletim sistemlerini kullanarak evrimini aciklamaga tesebbus etmitim. O andan itibaren, mevzu, Bill Gates'in bu baglamda Allah sayilmasinin dogru olup olmadigina filan kaymisti.
Siyasi seylere siyasi seylerden benzetme bulmagin daha akillica olacagina dair kanaatim o gunden beri degismedi.
Bana oyle gelmiyor. PKK bir tarafa, temelden duzen degismesi pesindeki insan sayisi, mevcut kurumlarin yok olmasini isteyenler cok degil. Bakin 70ler desek bir derece -- ve zaten o zaman darbe olunca "aman ne kadar iyi duzenimiz vardi da bozuldu" diyen de fazla olmadi.
70'lerdeki durumla, Almanya'nin o donemleri aslinda benzer; ama, farkliliklaridir yoneldikleri cozum sekli bence.
70'lerde Turkiye, Nazizmin safagindaki Almanya ile benzer bir durumdaydi. Ambargo yenis, dis pazarlara erisimi kisitlanmis bir ulke. Ama, aramizdaki fark, Almanya'nin teknolojik/insani imkanlarinda barizlesiyor. Almanya, Alman halki, dirayetli bir lider geldiginde dunyaya meydan okuyacak maddi kabiliyetinin oldugunu biliyordu. Bizde o kabiliyetler olmadigi icin, bizdeki ideolojiler hep icimize --birbirimizi yemege-- donuk oldu.
Bu farki saymazsaniz, bizde de kimse hayatindan/sistemden memnun degildi.
Bugunlere donersek, bugun de memnun olmayan genis bir kitle var. Ama, kitle yetmiyor. Onderlik edecek kadrolar lazim --bu yok.
Yoksa, fiyatlar ufak ufak ve surekli yukselirken, enflasyonun dusuk kalmasini nasil aciklayacagiz? Ucretlere uygulanan baskinin varligini gormezden felerek tabii ki.
Onderlik edecek kadrolar ise esasen fethedilmis.. ellerinde risaleler, genis halk kitlelerini aptallastirmakla mesgul.
[Bunlari yazinca kendime de sormadan edemiyorum: Yahu, benim zorum ne? Bu durumdan neden sikayetci oluyorum ki. Tam da aradigim bir ortam olmasi lazim bunun: Yok fiyatina calisacak bir suru insan var; ve butun istedikleri onlarla beraber Allah ismini zikreden birileri. Peygamberleri bir yana birakirsak, bu bana uyar.]
{devam..}
{..devam}
YanıtlaSilIyi de, simdi benim de bilmedigim tarihe bulasmamiz gerekiyor, suna bir bakin. Ne yapacagini afukurup duran bir sapik (%33), o cumhuriyet kurulurken kalkismis ve kanli bir sekilde biraz ezilmis -- ama pes etmemis -- komunistler (%17), ancak buyuk sapigin yaninda biraz normal gibi gozuken irkci sapiklar (%8.5). %58.5 boyle yani, bu da benim bildigim. Turkiye'de boyle lakirdilar eden bir parti var mi? Iste simdi kiymete bindi rahmetli ama 'kanli olacak kansiz mi?' dedi ve neler oldu. O da %25 almisti zaten, ogrencileri aman boyle sevimsizlikler yapmayalim diye ne yapacaklarini sasirmis durumdalar ki sirf asker korkusundan da degil. Bir gozu donmusluk hele gozu donmusleri temsil eden organize siyasi hareket yok memlekette. (MHP'ye de Ulkuculeri sakin tutuyor diye tesekkur edelim.) Ben gormuyorum en azindan.
Yukarida aciklamaga calistim: Bizim realitemizde Almanya'nin imkanlari yok. O olmadigi icin de, kimseyi emperyalist cikislar icin asiri disiplin altina girmesi yonunde ikna etmek mumkun olmuyor.
[RTE'nin hos karsilanan vechelerinden birisinin de 'one minute' cekebilmesi oldugunu dikkate almanizi oneriyorum. Yani, ahali, emperyalist (baskalarini soymak, ya da kuvvet kullanarak onlari soyulmaga razi etmek) konusunda eskisinden daha fazla guveniyor kendine. Aranan lider henuz bulunmus mudur; bilmiyorum. Ama, bir 10 sene sonra bu konuda cok daha heyecanli cikislarimizin olacagini gorur gibi oluyorum. Iste o zaman butun ahali, Osmanli'nin "elinden haksiz yere alinmis butun topraklari geri almak icin" asker yazilacak bence. Bu gidis oraya gidiyor.]
Haber kanallarini cok, yorum kanallarini ("sudur, soyledir, iste bu kadar, anladiniz" diyenleri) nispeten az ve hepsini temkinli kullanarak. Yahut gidilip Ankara'da ABD buyukelciliginden biriyle ahbap olunabilir. Besbelli ki bilen insanlar bize soylemedikleri seyleri bacaklari kiclarina vura vura kosup girip onlara anlatiyorlar (benim Wikileaks'den ogrendigim budur, Ankara adabi da boyle zahir).
Yani: "Kimse elinin hamuru ile, bu tur islere kafa yormasin".
Hah baska seyler de sizmis. Kilicdaroglu da bir akil alameti gostermis ve bulasmamis galiba. (Ama yapma da dememis. Ne pis isler bunlar? Biri sizi taciz ediyor, siz de ne bileyim polise savciya gideceginize onun siyasi rakibine gidip alet ver bir daha yapinca cekeyim diyorsunuz! O da kendin yap diyor. Adam oldurmelerden, bombalamalardan kim kimi teciz etti davasina dondu bu is bu arada.) Sansurlusu surada sansursuzu Baransu'nun tweetinde.
YanıtlaSilPekiyi EA bey, suna elleyeyim:
YanıtlaSilOnderlik edecek kadrolar ise esasen fethedilmis.. ellerinde risaleler, genis halk kitlelerini aptallastirmakla mesgul.
"Komunist olacaklarina dindar olsunlar, netekim." (Mustafa Kamil Zorti)
Simdi YO hanim cemaate sempatiniz var siz liberallerin diyecek belki ama bu nicin fena bir seydir bilmiyorum ben. Bu insanlar islerini yapiyorlar, caliskanlar, okullarina gidenler memnun, kendilerinin buyuk bir sikayeti de yok. Bir kotuluk de yapmiyorlar. O orgutun bulastigi isler, propaganda aygitinin marifetleri, baslarindakinin beyanatlari, bunlarin doldurdugu yabancilarin akla ziyan iddialari filan elbette rahatsizlik veren seyler ama o kitlenin kendisi, baska imkanlari, baska yollari acikken boyle olmadi ki? Ortadaki imkanlara gore ehven-i ser degil mi en azindan? Orgut halinde degil de birebir karsilastiginiz hangi Nurcu icin 'aman aman evlerden uzak, ne fena sey' diyorsunuz? Ben demiyorum (gerci esnaf benimkiler cogunlukla, yani dedirtmezler musteriye). Biraz da boyle gidecek belli ki. Ben baslarina bir sey gelecek diye korkuyorum asil, cunku gerek son (davalarla ilgili) gelismeler gerek ABD'de bir kanadin bunlar konusunda hafiften agiz degistirmesi gerek KPSS isinin uyandirdigi tepki filan hepsi fena.
Bulent bey,
YanıtlaSilHaklisiniz tabii ki [*]; ta 1600'lerden itibaren Anadolu'da onca insan da isinde gucunde, itikadinde ibadetindeydi.. Nur yuzlu insanlarin memleketiydi buralar hep.
Kimse haram yemez, hak gecmesin diye, luzumundan fazla da calismazdi.
Zinhar gunah deyu, her seyini dogal yapardi.
Ilim Allahindir deyu, hudutlari zorlamagi bir yana birakin, yakinina bile yaklasmak akildan gecmezdi.
Ne mutlu 200-300 seneydi o donem.
Degil mi?
[*: Son tevkiflerden sonra boyle yazmak gerektigini bana bu kadar guzel ima ettiginiz icin mutesekkirim.]
Heh yok yahu, ben son hadiselerden sonra bu is bir anda bu cemaatin tasfiyesine doner diye endiselenmeye basladim. Bu memlekette olmamis isler degil bunlar, 77-78'de 'ulaan, bunlar geliyor galiba' diye endise edilmisti solculardan ama sonra ne oldu? Tam tersi. Ustelik adamlar hem eziyet cekip bir de 'ama siz de neler yaptiniz' gibi laflara muhatap oldular. 'Gelen' ile 'korkulan' ayni olmayabiliyor demek istiyorum.
YanıtlaSilOyle acayip seyler oldu ki son zamanda, dogrudan cemaatin icinden olmayan (dis destekci, yahut ilistirilmis) insanlar dahi "n'apiyor yahu bunlar?" demeye basladilar. Bana oyle geliyor, en azindan. Oyle degil mi? Her olan da bunlardan biliniyor ustelik.
Sevdigim guzel bir kefere parcasi vardi.
YanıtlaSilJanis Ian soyluyordu; ismi de 'Fly Too High' idi.
Sozlerini hic dogru durust dinlemis degildim; arayip buldum.
Anonymous, autonomous
Will likely get the best of us yet
Before you disappear
If you can lend me half an ear I'll regret
If I treat you like a number
It's because I can't remember your name
So have another cigarette
And help me to forget what I came
You run too fast, fly too high
Run too fast and fly too high
On dark and lonely nights I'm only
Right when things are bright on the floor
Dancing and romancing
Gallivanting with a handsome I score
And if you don't believe me, you should
See me when I'm ready to roar
'Cause I'll lose my concentration
With a new infatuation, I'm sure
You run too fast, fly too high
You run too fast, fly too high
We got no past, no goodbye
You run to fast and you fly too high
Would you believe
I was once gonna be somebody? Yeah
I packed up my bags and I
Took what I had to the city, yeah yeah
Man, I was rough
To find the best I could be
Waiting for the limit
On a color TV
Now I've made it this far
Got a room on the park and a view
And you
Fly too high
You run too fast, fly too high
Run too fast, fly too high
We got no past, no goodbye
Run to fast and you fly too
Hanging around on the infield, what do you steal
But another feel at the top?
Making believe in the long run, when a shotgun
Is the way to get out of the shop
Hang tail in a new jail, you can go bail
You can dance until you drop
'Cause there's no fool like an old fool in a new school
You just can't stop
You run too fast, fly too high
Run too fast, fly too high
Got no past, no goodbye
Run to fast and you fly too
Sozleri de anlamli sayilir hatta muteallik de..
Yani, evet, ben de uzulecegim Cemaat'e bir sey olursa.
Ama, bu --eger olursa--, sebebi 'Run too fast, fly too high' olacak.
Tipki 28 Subat'ta Alevilerin yaptigi (yapmaga calistigi) gibi.
Elin maslahati ile gerdege girmek icin bu kadar hevesli olmak bu memlekette cok da iyi getirilmez.
Dinleyeyim bakayim neymis.
YanıtlaSilAma, bu --eger olursa--, sebebi 'Run too fast, fly too high' olacak.
Bir de kendi dediklerine kendilerinin inanmasi belki.
Ben bir sey biliyor degilim, ara sira boyle uyduruyorum boyle bunlarin basina bir sey gelebilir diye, biliyorsunuz. Bu son isler hayra alamet gibi gelmedi bana, bir daha diyeyim dedim.
Ek de yapayim obur taraftan:
YanıtlaSilBen bir sey biliyor degilim, ara sira boyle uyduruyorum boyle bunlarin basina bir sey gelebilir diye, biliyorsunuz. Bu son isler hayra alamet gibi gelmedi bana, bir daha diyeyim dedim.
Tabii su hikaye de var. Bu da sizin yukarida soylediginiz beklemenin luks olma haline baglanabilir. Secin begenin alin, tek sayili gunlarde bir aciyi, cift sayili gunlarde obur aciyi tavsiye ediyorum.
kimileri, cames bond filmlerinden fırlamış emayti adına ciada 'psikolojik harekat' eğitimi almış dış espiyonaj daire başkanı ya da yardımcısı, o da değilse odacısı edalarıyla 'analiz'ler yapınca; anıran eşeklerden çok 'yalancı çoban'ın hikayesi akla geliyor...
YanıtlaSilgeriye dönüp baktığımda bay pipo, behçet cantürk, cem ersever ve efendi 'kitap'larını okumuş olmamdan iki temel sonuç çıkarıyorum:
1-) psikolojik harekat örneği bu 'kitap'lara ve türevi dizilere ilişkin bir fikir sahibi olacak kadar bunları üreten 'kafa'yı tanıma imkanı; (tanıyamazsan zaten 2. seçeneğe düşüyorsun)
2-) bunlara kananlardan 'som' devletkulu üretmenin ne kadar basit ve maliyetsiz olduğu...
küstah/kendi çapında uyanık: temelden aristokrat olmayıp yanaşma usulüyle devşirilenlerden soylanıp efendisinin hissiyatına hal diliyle tercüman olanlara verilen ortak addır. tarla ve tavanarası ayrımını uzun uzadıya anlatmayacağım ama tavanarası yanaşmalarını yukarıdaki 'kitap'larla eğitiyor olmalılar ki, 'statükonun düşmanı düşmanımdır' düsturunun, kapı kulbuna asılı bir parça konfora taallük ettiğini benimsesin, içinde pişirip pekiştirsin ki bir daha köyünün yolunu bulamayacak kadar 'geniş'lesin (hoş, "boşluk" da derdim ama beyimizin hoşuna gitmiyor ve kafiyeye de uymuyor)
evet, böyle 'kitap'ların yanı sıra bereket ki başkaları da iyi kötü kelam ediyor belli bazı konularda, mesela;
buraların resmi tarih anlatılarının cames bond tipi analizleri mümkün kılmaya uygunluğuyla birlikte, olan bitenin hiç bir yerine değmediğine dair rivayetler de var.
ciğeri beş para etmez öyle devşirmeler varmış ki, sorun etnisiteleri değil doğrudan ruhlarına mukabil statü kazanma sevdalarıymış. bir nevi organ ticaretinin kökeni diyebileceğimiz bir alış-veriş biçimi.
evet; bugün mümkündür ki, bunun köküne kibrit suyu dökme girişimleri akamete uğrayabilir-Bülent bey'in sözünü ettiği olasılık dahilinde- lakin gerçekten de cin şişeden çıktı. enaz benim kadar tunus aydını kenar mahalle çocukları, bir hareketin çok da uzak olmadığını söylüyorlar çarşı-pazarlarda...korsanların şarkısı söylenecek diyor cek sperow ve insanlar buna bir kere inanmaya görsünler, ateşe koşan pervaneler gibidir özgürlük yolcuları...
artık bir takım eli kanlı şaklabanlar eliyle yönetilmeye kimse razı gelmeyecek ve yollar hergeçen gün alttakiler için açılırken, tamtamlar kimin için çalıyor olacak acaba?
kimilerinin saçma yorumlarında kullandıkları tarihsel verileri sosyal ve ekonomik gerçeklik açısından ele aldığımızda karşılaştığımız pespayelik bir yana, kimin için, kimin hesabına ne söylediğine bakmak lazım öncelikle. bence bu denli aymazca propagandadan beklenen sonuc soner yalçın tipi 'araştırmacı gazeteciliğin' sadece ve sadece 'gerçek'leri anlattığına iman etmemiz beklentisidir; yanına üç kuruşluk eşantiyon korku eşliğinde...
sanki bu ülkede insanlar solcu değiller diye, fikret başkaya'yı yazdığı kitaptan dolayı hapseden zihniyeti ve taşıyıcılarını tanımıyor; paradigmanın iflasını okumuyor görmüyor.
idris küçükömer'i hiç duymadılar; duydularsa da düzenin yabancılaşmasına bir de onun gözünden bakmadılar; ama beyimiz sallıyor maşallah, fransız devrimi kutlamalarında atılmadık salvoyu savuruyor.
siz elinizi ovuşturun ama bu raund inş. 2. vakayı hayriye'ye doğru gidiyor; hoş bu kafa, konforun hangi kapı kulbunda asılı olduğu kokusunu içgüdüsüyle bildiğinden 'devleti kurtarmak' da vakti zamanı geldiğinde pek bir iştahla yediği yal'ıdır:
"...Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,. Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!..." yanyalı karaosman türküsü
benim bir üzüntüm varidiyse, anlattığı ne kadar doğru? güvenilmez ama EA bey'in babası üzerinden anlattığı hikayeden anadolu insanı olduğunu ima etmesine rağmen, bu denli-sanırım geri dönemeyeceği kadar- devşirilmiş olmasıdır.
YanıtlaSilbence insan agnostik de olabilir, ateist de; ama,sizin ki kadar pek matah bir iş yapmışcasına, tıpkı kemalci aydınlanmanın taşıyıcısı ilk nesil 25 watlık ampül tipini bu zamanda sergilemeye çalışmanız, anadolu deyimiyle birşey gider ama başka şey baki kalır misali bir sonradan görmeliktir...
tüm yorumlarınızı işkembenizden ve dolayısıyla kişiliğinizi oluşturan bu baskıdan uydurduğunuzu düşünüyorum; çok yazık! adam size laf anlatmaya çalışyor, bin dereden su getiriyorsunuz. beni boşverin ben tunus yamyamıyım ne lafınızı anlarım ne de anlamaya çabalarım lakin neden sözünüze değer veren insanlara bir ....muşsunuz gibi tepeden yanıtlar veriyorsunuz anlayamıyorum. adam kibar size ne desin, pis bi küstahlık çökmüş üstünüze daha ne diyeyim....
geriye dönüp baktığımda bay pipo, behçet cantürk, cem ersever ve efendi 'kitap'larını okumuş olmamdan iki temel sonuç çıkarıyorum:
YanıtlaSil'Iki temel sonuc' filan bos.
Cikarilmasi gereken tek onemli sonuc bence sudur: Okur, --fikirlerle degil, kisilerle ugrasan,-- dusman arayisinda ve manipulasyona tesne bir karakteristik tasimakta ve bu cercevede gordugu her gelismeye tuzu kapip kosmaktadir.
[Luzumsuz israf-i hurufati geciyorum.]
evet; bugün mümkündür ki, bunun köküne kibrit suyu dökme girişimleri akamete uğrayabilir-Bülent bey'in sözünü ettiği olasılık dahilinde- lakin gerçekten de cin şişeden çıktı. enaz benim kadar tunus aydını kenar mahalle çocukları, bir hareketin çok da uzak olmadığını söylüyorlar çarşı-pazarlarda...korsanların şarkısı söylenecek diyor cek sperow ve insanlar buna bir kere inanmaya görsünler, ateşe koşan pervaneler gibidir özgürlük yolcuları...
Bunca lirik pastoral mugalatayi okuyup duygulanmamak mumkum mu?
Degil tabii. [O yuzden, hakkini vermis olmak icin, bir saniyelik 'duygu durusu'ndan sonra devam ediyorum.]
Sozkonusu ozgurluk sevdalilarinin ulkelerinde bunca numayisin sonunda elde edilen sey esasen kumanya paketleri oldugundan, ve bizimkiler bunu cok onceleri kesfettiginden, cok sukur ki, atese kosmaga hazir pervanelerin hulyalari daha gonca iken isik vaadiyle budaniyor; hem de hakkinda destanlar yazilan ilgili hareket tarafindan.
Ama, yine de --isyan arzusuyla yanip tutusan bir kitlenin varligini teyid bakimindan-- yazilanlari ciddiye aliyorum.
tüm yorumlarınızı işkembenizden ve dolayısıyla kişiliğinizi oluşturan bu baskıdan uydurduğunuzu düşünüyorum; çok yazık! adam size laf anlatmaya çalışyor, bin dereden su getiriyorsunuz. beni boşverin ben tunus yamyamıyım ne lafınızı anlarım ne de anlamaya çabalarım lakin neden sözünüze değer veren insanlara bir ....muşsunuz gibi tepeden yanıtlar veriyorsunuz anlayamıyorum. adam kibar size ne desin, pis bi küstahlık çökmüş üstünüze daha ne diyeyim....
Muhatabimi psikolojik analize tabi tutmak en son isteyecegim seydir --beceremem, uzmanlik alanim degil--; ama, 'cevrede mukim mustemleke aydini' tipini bu kadar da basarili temsil etmek olmaz ki.
Kisi, okudugu/duydugu seyleri otomatik olarak birer talimat ya da buyurgan hitap addetmemeli.
Ve, hadi addetti diyelim, sebepsiz ezikligini bu kadar da bariz isyansi mizildanmalarla dile getirmemeli.
CS bey, soyle dusunmeye calissak nasil olur: tutun ki EA bey dediginiz gibidir ve dediginiz isleri yapar. Bunun konustugu insana zarari hangi durumda ortaya cikar? Bu durumda bir zarar ortaya cikmadi. Bu seferki konusmadan ben bir rahatsizlik hissetmedim hatta fayda gordum. Neydi? Bir benzetmeye veya karsilastirmaya bir serhim vardi, ince ince dusunmeden yazivermistim. Ben de bilmiyordum arkasi ne kadar dolu diye, cunku belki o bilgi kafamda vardi ama vakit/enerji harcayip bu konuya uyan sekle ve yapiya sokmamistim, goz karari veya belki karine ile laf ediyordum. Sorulunca veya itiraz cekince o enerjiyi harcadim, o yapi neymis veye ne olabilirmis anladim. EA beyin ikna olmasi veya benim 'hakli' cikmam gerekmiyordu bu surecin sonunda (ki ikisi de de olmadi herhalde) ama ortada bir kar var. O neye itiraz ettigini yahut itiraz ettiginin mahiyetinin ne oldugunu/olabilecegini anlama imkani buldu, ben de biraz daha dusunmek icin durtulmus oldum. Bir sikayetim yok.
YanıtlaSilAyni minval uzre konusma baska turlu de gelisebilirdi, o bana bir sekilde esek veya hasere oldugumu ima ederdi ben de mukabele ederdim. Seyredenler bunu nasil yaptigimiza bagli olarak belki eglenirlerdi belki uzulurlerdi belki de utanirlardi. Ne olursa olsun, olan isin karakteri farkli olurdu.
Olan durumda, ayni mutfakta belki farkli misfirler veya damak zevkleri icin ayri tenceredelerde yemek pisirdik. O arada birbirimize kiyma oyle kavrulmaz, corbaya seker konmaz gibi laflar ettik. Kiymayi kavuran nicin oyle kavurdugunu daha iyi anladi, corbaya seker koyan da. Birbirimizin uzerine -- bakanlari eglendirecek sekilde -- pisirdigimiz yemekleri boca da edebilirdik. Bakanlari uzecek sekilde bicak da atabilirdik. Bunlar olmadi. Belki beraber yemek pisiremedik. Yani herkes kendi yemegini pisirdi ama ortaya cikan sey yine yemek ve surec yemekle ilgiliydi. Ne bileyim, is corbayla ilgiliyken bir anda hangi sicakliktaki sivi insanin derisini ne kadar yakar gibi bir konuda deneye donmedi -- yani o corba kimsenin kafasina boca edilmedi.
Anlatabiliyor muyum?
Benim de kabahatim var; ve az da degil, dogrusu.
YanıtlaSilCS beyin damarina --'beyin damari'na degil sadece 'damari'na-- basmak, benim bu macerasiz (!), vakasiz (!), nesesiz (!), tasasiz (!) 'Beyaz Turk' (!) hayatima renk katiyor oldugu icin, bir tur aliskanlik haline geldi.
Oyle olunca da, benimle ayni/benzer seyleri soyleyecek olsa dahi, bilerek kullandigim bir iki kelime yuzunden ister istemez muhalefete savrulusunu uzuntuden uzak bir alaka ile takip ediyorum.
Yaptigim hos degil; biliyorum.
Ama, zahirde sahit oldugunu sandigi isaretlerle batini onyargilarinin devreye gecisini gozlemlemek ilginc oluyor vesselam.
Bunlara genel olarak, kefere, 'troll' diyor, malum; ve karasularimizda da bazi mevsimlerde yasaktir; ama her tur icin boyle midir; bilmiyorum.
Basbakana kim soyluyor bunlari? Dogru degil su: Her defasında basın özgürlüğü diyen Batı’nın, konu Türkiye olduğunda rahatsızlık duymasını, anlama zorluğu çekmesini de biz anlamıyoruz. Aslında onları da anlamak lazım. Çünkü oralarda basın mensupları darbelere çanak tutmuyor, psikolojik harekatlar yürütmüyor.
YanıtlaSil'Darbe' kismini bilemem biraz daha uzak tarihlere ve Avrupa'ya bakmak lazim ama gayet tabii psikolojik harekat denen seyden yapiyorlar. En olmayacak sekilde anlasiliyor bu 'bati' denen sey. Oralarda ifade hurriyeti var cunku onlar iyi seyler diyorlar ve hakaret zaten yasak, din/ibadet hurriyeti var cunku onlar cahil degil veya zaten 'inanc' olan her seye saygilari var (saygisizlik da yasak) filan gibi seylere inaniyor cesitli kesimler. Ben oyle inanildigini anliyorum cunku oyle anlatiliyor. Bunlarin hicbiri dogru degil. Biz oralarda olandan istemiyoruz dense soylenen anlasilir olacak (istenmedigi ortada zaten!). Mesela sosyal veya kadin/erkek alaninda bir takim serbestiler "Bati'nin ahlaksizligi" seklinde aniliyor. Anliyoruz ki istenmiyor bu. Bu oteki ozgurluk alanlari hakkinda denenler oyle degil.
Neyse, obur (EG hakkindaki) girdinin altina bir link ekmistim. Cikmamis galiba. Yetkililere arz ederim.
Bulent Bey, cok dogru gozluyor ve soyluyorsunuz. Yalniz ben burada da sistemin test edilecegi gunlerin gelebileceginden endise ediyorum. Neyse...
YanıtlaSilBasbakan ve/veya ileri demokratlarimizin bilgisine soyle seyleri de sunmak lazim. Burada darbeye canak tutmak yok, cunku bizim anladigimiz/gordugumuz sekilde bir darbe gelenegi yok; kuvvetler ayriligi/dengesi oldukca saglam, ve saire. Orasi tamam. Ama bir de Second Amendment'lari var. Yani, begen begenme, bizdeki darbeye benzetebilecek cinsten bir mudahale hakki teorik olarak anayasalarinda var. (Hatta bazi kimseler bu hakkin pratigini yapmanin zamani oldugunu dusunuyor. Gecen secimlerde Nevada'dan bir kongre adayi bunu telaffuz etti. Sacmaladigina hukmedildigi icin --bence, secimi kazanamadi. Cay Partisi denen fenomen kismen boyle bir ruh hali icerisinde hareket ediyor --yine bence.)
Bizim ileri demokratlarimiz, her sey kotarilinca (yeni anayasa yapmak istiyorlarmis anladigim), boyle bir hakki taniyacaklar mi? Tanirlarsa, nereye yerlestirecekler? Yoksa muhayyilelerindeki sistem, idareye talip insanlarin hep "iyi" insanlar olacagi varsayimina mi dayanacak? Nedir yani? Anlatabiliyor muyum? Burada arada esen kizgin firtinalar isiginda biraz kiskirtici olacak belki, ama su Genclige Hitabeyi evcillestirip bir yere yazsak diyorum.
Valla Nihat bey, sistem memleketin baska bir bolgesinde zaten test ediliyor. Hukumet bu son isler icin 'bizim yapacagimiz bir sey yok' diyor mesela ama o acidan samimi dahi olsalar kanun cikartma/degistirme gucleri var. Aramalari da, savcilarin 'cok dikkatle izliyoruz' diye konusanlara -- nasil desem -- nasihat edebilmelerini de saglayan kanunlar var. Saglayani yoksa ve sadece oyle yorumlaniyorsa oyle yorumlanmayani yapilabilir tabii. (Bu da ilginc, hem yurutme gucleniyor denenlere cok kiziliyor hem kimsenin aklina meclis (kanun yapici) gelmiyor. Sanki bu problemler kac senedir ve bu Ergenekon isi basladigindan beri bilinmiyordu gibi de yapiliyor. Neyse.)
YanıtlaSilBu dedigim turden devleti kisitlayici degisiklik yapildigi zaman ne olur diye bir fikir jimnastigi yapalim. Batida olanlari bir kenara birakin, PKK ile ciddi mucadele icinde olan bir devletimiz var. Gerci kanunlar orada daha sert uyugulaniyor filan deniyor ama bu herkesi teror orgutu uyesi yapabilen kanunlar da, kolluk gucunun bu yetkileri de diger bir suru sey de orada ise yariyor muhakkak. O mucadeleyi yapan insanlar bu 'ozgurlukculuk' isine ne derler acaba? (O mucadeleyi yapan insanlarin arasinda askerler de var tabii.)
Bu son olanlarda gerek askerlerin iceri alinmalari icin, gerek basin mensuplarinin iceri alinmalari icin olsun basinda konusuanlara 'yanlis turden insanlara uygulandi diye ses ediyorlar, samimi degiller' diyenler belki bunu propaganda icin diyorlar ama dedikleri yanlis degil. Devlet gucleri zaten boyle davraniyorlardi. Dahasi, devlet guclerinin boyle davranmamalarinin getirecegi (muhtemel veya muhayyel) sonuclara da kimse razi gibi gozukmuyor.
Isin bu acilari da var demek istiyorum. Orada oyle isler olurken ayni devlet aygitinin belli sinirlar icine cekilmesine ugrasmak cok da gercekci degil. Bunu daha adem-i merkeziyetci yerel idareler kanunu (ki bu cikacakti AKP'nin ilk doneminde) konusulurken herkes dillendirdi 'cikmasin, PKK'ya yarar' filan diye ama bu ilkeydi/ozgurluktu bilmemneydi islerinde ayni sey kimsenin aklina gelmiyor gibi.
Vallahi, Bulent Bey, EG'ye gore (bir ustteki yazi) PKK ile mucadelede ciddiyet falan da kalmamis! Laik hukuk devletinde etnik milliyetciligin ilacini din kardesliginde aramaktan mi oyle oldu acaba?
YanıtlaSilNeyse, bu Kurt-Turk meselesi, PKK ve sairenin bu konustugumuz 'daha iyi sistem' konusuna etkisi nasil olur, olmali? Bu konuda cok soyleyecegim yok. Ancak, (1) Kurtler hep ezildik falan dediler zaten, ve (2) Turkler de iki takima ayrilip "sen beni ezdin, ben de seni sey ederim boyle," "yok oyle degil, son gulen iyi guler, keser doner, sap doner, gun olur hesap doner" seklinde bir guzel ezisirler. Memlekette ezilmedik adam kalmayinca belki hallolur islerimiz. Ya sabir...
Nihat bey,
YanıtlaSilNeyse, bu Kurt-Turk meselesi, PKK ve sairenin bu konustugumuz 'daha iyi sistem' konusuna etkisi nasil olur, olmali? Bu konuda cok soyleyecegim yok.
Benim de yok aslinda. Bolgeyi bilmiyorum ben. Bizim basinin lafiyla da fazlaca fikir yurutmek dogru degil. Yalniz devletin 'teror orgutu uyesi' diyerek insanlari tutuklayabilmeye, 'sunu ariyoruz' diye degil 'bir bakalim ne varmis bu mendeburun evinde' diye arama yapabilmeye orada ihtiyac hissettigini cikartabiliyorum. Ihtiyac hissetmesin, hissetse de yapamasin filan deniyorsa o ayri tabii, ama o imkanlari veren kanunlar butun memleketin kanunlari. Ustlerinde sadece PKK icindir bunlar filan yazmiyor.
Bu adama nicin yazi yazdiriliyor ve kendisi adam hesabina aliniyor? Bakin ne yazmis. Gayet sig seyler yazmis bence. Hesapta bizdeki insanlardan daha nuansli dusunmesine yardim edecek bir egitim/tecrube/ufuk edinme imkani bulmus 'batili' bu da. Sikayetlerime ozet cikartayim:
YanıtlaSil-- Bir ayaginda bir kusur varsa veya yuruten adli personel hata yaparsa butun dava ve o davanin tasidigi misyon mundar olur gibi bir havasi var. Bu yanlis bir dusunce. Bu laf bir taraftan gelince ozellikle butun dava kaybolsun diye soylendigi anlasiliyor da, obur taraftan gelince nicin mesru olsun?
-- "Liberal ve demokrat" denen insanlarin desteginin olup olmamasi da boyle bir sey. Bu insanlar hakikaten akli basinda insanlarsa bu kadar buyuk bir seyi kulliyen destekleyip, ya iyi ya kotu havasina girmezler. Giriyorlarsa zaten bu adamlari nicin dinledigimiz sorgulanmali (ben anlamiyorum niye dinledigimizi zaten).
-- "Halihazırda hapiste olan çekirdeğe odaklanın" lafi hem abes, hem de tam korktugum seye isaret ediyor. "Cekirdek" denen bir sey varsa onun hapistekiler oldugunu nereden biliyoruz? Birakin eskileri, icine 'derinlik' karistigini dusundugumuz ve 2002-simdi arasi olan cinayetler, bombalar, kitle provokasyonlari filan var ve henuz bunlara ilisilmemis. Nereden cikiyor bu cekirdek iceride lakirdisi?
-- Bizim gazetelerin 'usulden bahseden esektir, Ergenekoncudur' tarzinin alternatifi usulu yok sayip 'bu adamlar iyidirler' demek degil ki? Bu iyi adamlara ellenmesin denmesi yerine, su arama kusurlu, su isnat yapilacaksa hemen yapilsin, iddia makaminin fesmekan tavri olacak gibi degil filan demek gerekmez mi? Bu bahsettigi 'davanın taşıdığı iyi niyetleri desteklemek' neyin nesi? Insanlarin hukuk mekanizmalarina karsi tavirlari niyet okuyup niyet desteklemek mi olmali?
-- Hava, iyi oldugunu dusundugumuz insanlara dokunulmasin kotu oldugunu dusundugumuz insanlara dokunulsun seklinde. O adalet kadinin gozu nicin bagli o zaman? Cinsiyetini degistirelim, giydirelim, gozunu acalim, kafasina sarik takalim ve kafesteki insani bize gosterip 'ey cemaat, kafestekini nasil bilirsiniz' diye sorsun, 'iyi' dersek salsin, 'kotu' dersek kafeste curutsun.
'Bati'lilardan edindigimiz kilavuzlarimiz da boyleyseler burnumuzu oldugu yerden cikartmamiz zor. Ne kadar kitipiyoz, ebleh, lafini sozunu bilmeyen zibidi varsa basimiza musallat ediyoruz galiba.
Bulent Bey, meshur ozgurluk-guvenlik ikilemini diyorsunuz. Bir aralar, bu bolgesel durum/durus farkini teslimle olaganustu hal falan gibi mekanizmalar vardi. Sonra kalkti. Veya, gel zaman git zaman, O'Hal tum ulkeye hakim oldu, biz de Bu'Hal olduk. Daha Ne'Hal olacagiz, ben onu merak ediyorum.
YanıtlaSilSunu anlayamadim: henuz surmekte olan, iyi veya kotu niyet isnat edilemeyecek bir davanin misyonundan sozedebilir miyiz?
Nihat bey,
YanıtlaSilBulent Bey, meshur ozgurluk-guvenlik ikilemini diyorsunuz.
Sizin oralardan bir amca bunu ikilem olarak kuranlarin ne ozgurlugu ne guvenligi hakedecegini de soylemistir tabii. O tarafi da var. (Hangi tarafi yok ki zaten?)
Konuyla ilgisi bakimindan link'leyeyim:
YanıtlaSilErgenekon'u sulandiran kim? --Oya Baydar
Keza, AP 2010 Turkiye Raporu var; bugunku gazeteler ellemisler. Radikal ornegin.
Belki okumak istersiniz
YanıtlaSilBu arada Bulent bey, ben liberal taife icin yorum yapacak kadar tanimiyorum kendilerini inanin:)
(Caba harcasam bile hangisine bakacagimi sasirmis durundayim, zira, Emre Uslu da liberalim diyor, Rasim Ozan da, Serdar Turgut da vs)
Sadece, suna sasirabilirim, BANA KULTUNU SOYLE diye bir yazi uzerine konustugumuzu hatirlarsaniz, liberalim diyen bir insanin, evlilik kararini bile kendi iradesiyle alamayan insan kalabaligindan mutesekkil bir olusumun, bu ulkeye ileride nasil bir duzen getirecegi konusunda, en azindan simdiki basin/yayin faaliyetlerinden ipucu bile almamasi..
Ben esnaf ya da cemaat icindeki piril piril insanlari hic bir zaman kotulemedim, oyle yapsam kardesimi hayatimdan cikartmam gerekirdi. Ayrica, iki tane esnaf hirsiz ya da kotu olsa bile bunu tum cemaate de mâl etmeyecek kadar da aklim basinda sukur.
Sizin korktugunuz gibi, baslarina birsey gelsin de istemem!
Sadece, kendilerinin bu kadar zalimlesmesini kiniyorum ve bunu yapan ust kadrolara inanilmaz derecede kizginim!
Ben KPSS sorularini alan genc adama/nisanlisina degil, onu tum issiz genclerin haklarini(kul hakkini hice sayarak) sirf kendi menfaatlerini kollamak icin bunu yapan, agabeylerine tepkiliyim, bilmem anlatabiliyor muyum..
Hos, artik isler zivanadan cikti ve biz kizgin olsak da faydasi yok..
Bu da, Ece Temelkuran yazisi(insanlari bu kadar kinlendrenler utansin!)
YO hanim, o tur yazilar cok, o link verdiginiz biraz pis bir taraftan geliyor ABD icinde. Daha degisik taraflardan olan yayinlari da burada konustuk zamaninda. (Yalniz Ozbakistan'da filan da bir seyler olmus, nedir bakmak lazim. Kozinoglu'nun tevkifi de ilginc -- oralarda vazifeli idi cunku.)
YanıtlaSilBu arada Bulent bey, ben liberal taife icin yorum yapacak kadar tanimiyorum kendilerini inanin:)
Ilkelere bakacaksiniz. Ne diyor bu adam bundan genel bir sey cikar mi filan diye. Kendi pozisyonu ona uyuyor mu diye de bakabilirsiniz. Ben daha kucukken memlekette ifade hurriyeti meselesini solcular dillendirlerdi mesela, ben olsa olsa ne olabilir bu diye bir seyler cikartirdim ve anlardim ki onlarin kimisi aslinda ilkeli ifade hurriyeti degil 141/142'nin kalkmasini istiyorlar. Bu simdiki siler de oyle, zaten ne mal oldugunu bildigimiz bir suru insan ifade (basin bu baglamda) hurdur ama X sekilde propaganda yapan teroristtir, Y sekilde yazan iceri tikilmalidir mealli seyler diyorlar. Bu cok tanidik.
Hos, artik isler zivanadan cikti ve biz kizgin olsak da faydasi yok..
Oyle olmayabilir. Osmanlida oyun coktur diyeyim.
Alper Gormus, Ragip Duran'a cevap yazmis.
YanıtlaSilOzbekistan'da olanlari surada ozetlemisler
YanıtlaSilBulent bey;
Ozbekistan oldum olasi sorunlu bir bolgeydi Gulenciler icin. Hatta bir video kasetinde de, Demirel'in, cumhurbaskanligi doneminde bir ziyareti sirasinda, oranin devlet baskanina, 'yuz vermeyin bunlara!' dedigi anlatiliyordu ve hocaefendi Demirel'e uzeri kapali olarak sitem yollar durur..
Kozinoglu meselesine hic vâkif degilim, MIT tarihinde boyle vakalar gorulmus mudur merak ediyorum..
Su da var..
YanıtlaSilBen, Kozinoglu'nun ismine ilk defa, kapaginda 'Durdurun Bu Tertibi' mansetiyle cikan (20 Ekim 1996 tarihli) Aydinlik degisinde rastlamistim.
YanıtlaSilDerginin kendisi bende yok tabii ki (okuyup atmisim), ama 'Durdurun Bu Tertibi' diye aratinca onunla ilgili genis bir yazi surada gorulebiliyor.
Ilginc olan, Kozinoglu icin o tarihlerde CIA'ci denmesi. [Simdi de benzeri seyleri Cemaat icin diyenler var.]
Yazidan alinti:
Bu projede MİT Dış Operasyonlar Daire Başkan Yardımcısı Kaşif Kozinoğlu'nun rolü önemli. Eskiden beri terör timlerinin eğitilip, "kriz bölgeleri"ne yollanmasında rol alıyor.
1996'da, dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı'nın Çin ile kurduğu ilişkileri bozmak için SüperNATO'nun Çin'e tertipler için sabotaj timleri göndermişti.
İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, 18 Ekim 1996'da, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'i Çankaya Köşkü'nde ziyaret ederek, Sincian-Uygur provokasyonunu sözlü olarak anlatmış ve "Türkiye'nin güvenliğine ve geleceğine ağır zararlar verecek, ABD güdümündeki tertiplerin önlenmesini" istemişti.
Cumhurbaşkanı, hükümet ve Genelkurmay Başkanlığı'na seslenerek, "Durdurun Bu Tertibi" kapağıyla çıkan 20 Ekim 1996 tarihli Aydınlık şöyle yazıyordu:
"JİTEM'in Doğu Türkistan Birimi'nin, CIA'nın güdümünde, Çin Halk Cumhuriyeti'nde iç kargaşa çıkarmak için operasyon başlattığı öğrenildi. Bu amaçla, JİTEM'den dört subayın geçen hafta Afganistan'a gittiği bildirildi. JİTEM'in ilgili birimi, Sincian Uygur Özerk Bölgesi'nde ayrılıkçı gruplara askeri eğitim vermek, sabotajlar yapmak üzere, Türkiye'den tim gönderiyor. Operasyonu, JİTEM'in Ankara'daki karargâhından bir yarbay yönetiyor. JİTEM'in Doğu Türkistan Birimi, yıllardır aktif bir faaliyet yürütmüyordu. Taliban'ın Kâbil'i almasının ardından, CIA'nın isteği üzerine bu girişim başladı. ABD'nin bu operasyona büyük para desteğinde bulunduğu öğrenildi."
Çin'de tertip ve sabotajlar düzenleyecek timin Özel Harpçi Binbaşı Kaşif Kozinoğlu'na bağlı olduğu Aydınlık tarafından açığa çıkarıldı. Uzun süre Özbek asıllı Afgan Generali Abdülraşit Dostum'un karargâhında "askeri ataşe" kimliğiyle bulunan Binbaşı Kozinoğlu, Özel Kuvvetler Komutanlığı'na bağlıydı. Bir dönem MİT Kontr-Terör Dairesi'nde Mehmet Eymür'le birlikte çalıştı. O dönemde de provokasyonlarda Muhsin Yazıcıoğlu'nun BBP'sine bağlı militanları kullanıyordu.
Perinçek'in girişimi ve Aydınlık'ın yayını etkili oldu. Tertip önlendi. "Doğu Türkistan Birimi" kapatılmadı ama bir kişiye indirildi. Bu faaliyetlerin beyni ve para kaynağı olan ABD'nin Ankara'daki "Savunma İşbirliği Dairesi-ODC"'ne dokunulamadığı için durdurulamadı. AKP hükümetiyle birlikte Türkiye, ABD'nin kriz bölgelerine terör ihraç üssü haline getirildi.
'Hurriyet Daily News'da cikan haberde bir yanlislik olmasi lazim. Soyle diyor:
YanıtlaSil"Over half a billion dollars worth of cash and goods were "confiscated by one Tashkent court decision alone," according to the documentary 'Kurnamaklık' (The Ungrateful Ones)."
["Sadece bir Taskent mahmekesinin karari uzerine, yarim MILYAR dolardan fazla nakit ve mala el konuldu"]
Bu kadar buyuk para ve mal Ozbekistan'da ne ariyor? Mumkun mudur?
Bu arada, Gulerce'nin sitemlerine ragmen, baba-ogul Akyol'larin son tutuklama surecine dairyazmaya devam etmeleri ilginc ve tebrik etmek gerek..(M.Akyol'un son iki yazisini kastediyorum)
YanıtlaSilSuna da bakmak isteyebilirsiniz.
YanıtlaSilJW'in orda bir zat, Gulen organizasyonu Amerikalilarin vergilerinden caliyor, para akliyor dediginde bunun tam olarak nasil oldugunu aciklamamisti. Veya ben anlamamistim. Yukaridaki makale bunu biraz aciyor.
Ayrica bu makalede (veya YO'nun link'ledigi American Thinker makalesi ve altindaki yorumlarda) nasil herseyin (Cumhuriyet-Osmanli, milliyetcilik-dincilik-soykirimcilik, vs) conflate edildigine bakinca ihmal edilmesi zor bir tablo cikiyor ortaya. Bu islerin acisi cikacak. Tsunami gibi birden mi, yoksa aheste aheste mi cikacak, onu gorecegiz herhalde.
Link icin tesekkurler, Nihat bey. Orada ogretmen sendikalarla itismeye basladiklarini ben de farkettim. Birkac ay evvel burada konustuk, kimisi gayet komik (muhtemelen sandika kaynakli) filmler filan da bulduk. Bu memlekette insanlar sindikleri icin bunlar konusulmuyor tabii ama orada bu 'tedbir' dedikleri sey de bayagi goze batmaya baslamis. Isim degistirmeler, oradaki insanlara manasiz gelen kivirtmalar/yalancilik filan. Hatta icinde 'bu insanlar nicin boyle kaypak' gibi sorularin (ve cevabinin) gectigi bir konusma/konferans bile bulmustum bir ara (ABD'den). Burada konustuyduk. Cok ilginc bu haller de tekin gozukmuyorlar.
YanıtlaSilBulent Bey, burada patlak veren King Hearings denen seye bakiyor musunuz?
YanıtlaSilYok bakamadim. Bakarim belki ileride. Sizin linkten evvelce o siteye bakmama yagmen gormedigim ilginc bir sey cikti yalniz. Bu dogru mu, dogruysa da illegal mi orada bilmiyorum, yalniz buna razi olan ve bunun calismasini saglayan insan nasil bir etki altinda olmali merak ediyorum. Dimdizlak ve bagimli birakiyorlar insanlari ve benim anladigim (orada 401k dememis ama) 401k ve vergi iadesi filan turu seyleri de ham yapiyorlar.
YanıtlaSilBulent Bey, legalite bakimindan, bilirsiniz, is simsarligi yapan (staffing) sirketler var. Kisiyi ise yerlestirip, yevmiyesini onlar veriyor, benefit'ler falan ya hak getire ya da minimal; gercek isverene ne fatura ediyorlarsa artik, farki onlar aliyor. Bu biraz ona benziyor, ama disardan H1-B ile getirilen elemanlarin boyle bir mekanizmaya dahli illegal olabilir. Cunku (1) ortada donen para, kamu/egitim parasi, ozel sirket parasi degil; (2) (anlasilan gostermelik olarak) istihdam ettikleri Amerikali elemanlar ayni sartlara tabi degiller buyuk olasilik (aksini hayal edemiyorum yani). Acikca illegal olmasa bile, o King sorusturmasi orneginde oldugu gibi masaya yatirilabilir bir gun bunlar.
YanıtlaSilNihat bey,
YanıtlaSilO simsarlar acik yapiyorlar bunu yalniz, legal olarak. Onda bir sey yok legal acidan, haklisiniz.
Bunlar adamlarin SS paralarini da biz aliriz, Turkiye'den istege bagli emeklilik yapariz diyorlar. O duzeni kurup yurutmek ne kadar buyuk bir organizasyon gerektiriyor, ve nasil donuyor anlamak zor. H1-b'nin mantigi o is alaninda o bolgede alinan paranin verilmesi. Yani o calisana o parayi verecegiz diyerek aliniyor o vize. Calisana o miktarin verilmemesi, veya kanuni kesintiyle alakali haktan vaz gecirilmesi filan yapilabilinecek bir sey gonullu insanlara ama legal olamaz (yani o anlasma/tuzuk legal degil). Nakit dolasiyor demek bu paralar veya bagis/borc filan diye baska sekillerde muhasebelestiriliyor. Tabii kac paranin aktarildigi da buradan hesaplanabilir, cunku 'prevailing wage' tablolari var her bolge icin, kac kisiyi memlekete soktuklari da belli. Bu dokumandan da kac para aldiklari anlasiliyor (dogruysa).
JW bir ara ben de yemeklerine bilmenelerine gidiyorum onlarin diyordu. Boyle toplanan paralarin bir kismini da oyle insanlari yedirip icirmeye ve pispislamaya yaratiyorlar herhalde. Alan razi veren razi elbette de ondan sonra pabuc kadar dil cikiyor bu yabancilardan bize biz -- ustelik az bile oldugu anlsilan -- laflar ettik diye.
Bulent Bey, H1-B'nin ilkelerine falan deginip isi acmissiniz, benim o kadarina takatim yoktu, dogru soyluyorsunuz elbette.
YanıtlaSilBen, burada yasayan bir Turk olarak, JW vb. bunlarca pispislanmaya tesne saftorik Amerikalilardan korkmuyorum. Uyaniklarindan korkuyorum. Hos, birincinin gerzekligi ikincinin kiskirticisi oluyor cokluk (goruyor musunuz komployu?). Dolayisiyla siz de haklisiniz yani.
Nihat bey, bir takim Amerikali insanlarin benim araciligimla ogrendikleri adina 'Turkish accounting' dedikleri kavramlar vardi bir zamanlar. Zor degil bunlarin basit kismi benim icin ama tabii ben bu adamlara yetisemem. Gorebildigimi yazivereyim dedim.
YanıtlaSilBurada aslinda oralarda ogrenci olanlara bir zarar yok. Kendisini isine veren (oyle anliyoruz) ogretmenleri oluyor. Bize de aslinda bir zarar yok, o cocuklar Turkce ogrenmeseler de herhalde Turk fenadir filan diye dusunmuyorlar. Islami endoktrinasyon filan laflari -- hic detayina bakmama gerek yok -- yalandir, zaten oyle seyler diyen adamlarin cakal olduklari belli. Oyle seylerin olacagi bir yer degil orasi. Yani zarar aslinda oranin ogretmeninin ekmegine (ve bakis aciniza gore calistirilan personele) ki sendikalarin ses cikartmasindan bunun farkinda olduklarini anliyoruz.
Uyanik Amerikalilar konusunda haklisiniz. Bakalim ne olacak 5-10 sene icinde.
Sizi bilmem, ama ben bu ulkeyi degil de baska bir ulkeyi soyanlara cephe almak icin ozel bir istek duymuyorum.
YanıtlaSilMutekabiliyet ilkesi bunu gerektiriyor cunku.
Ote yandan, kimin kimi somurdugu de karisik: Oraya giden ogretmenlerin, o organizasyon olmasaydi, buna benzer bir firsatlari olacagini da pek sanmiyorum.
Kisacasi, her ne kadar ABD'liler acisindan anlamli olsa da, bu mevzu bana --uzerine ozellikle egilecek kadar-- onemli gelmiyor.
Dahasi, ABD'liler tarafindan pataklanmalari da bende nahos bir hisse yol aciyor --keske buradaki yanlislari yuzunden hukmunu verebilseydik, her ne olacaksa o hukum.
Bulent Bey, ikinci paragrafinizda kismi sarkazm mi vardi, tam anlayamadim, ama yarar-zarar hesabini tamamen gunluk kaygilara dayandirmak dogru olmuyor bence. King sorusturmasini ornek olarak vermem bosuna degil. Gun gelir, gizli misyonerlik/yayilmacilik (hem de adamlarin parasiyla, ne oluyor o paralar?), Islami endoktrinasyonla ayni sey oluverir. Bunlarin uyaniklari, donup demezler ki, yaa bizim CIA da mi varmis bunlarin arkasinda, yoksa bunlari kendi cikarlarimiz, ilimli tasarimlarimiz icin kullanmak mi istemisiz. Sonucta ben bu olaya, bayragimin, kimligimin (inansaydim dinimin; hos, inanmasan da kurtulus yok ya neyse) icinde yasadigim toplum nezdinde kirletilmesi olarak bakiyorum. Toplu muhasebenin yapilacagi gun, bu kir, bana da bulasacak diye korkuyorum. Dolayisiyla, sizin sogukkanliliginiz beni urpertiyor. Ozal doneminin deyimiyle, onu da, oylece ifade etmis olayim, netekim!
YanıtlaSilEA Beyin dedigi de dogru. Burada olmam nedeniyle farkli kaygilarim olmasi anlasilir umarim.
YanıtlaSilEA bey, benim icin faydasi su: burada alamadigimiz bilgiyi oradan aliyoruz. Yani burada bu tur duzenleri olsa da bunlara bakip anlatan olmadigi gibi, kaypaklik/yalancilik vs. isler de burada goze batmiyor (yahut bakanlar da ayni turlu kaypak). Turkiye'de 'bu adamlar nicin boyle acayip isler yapiyor' diye universite konusmasi olur muydu? Orada olmus iste, galiba siz de seyretmistiniz.
YanıtlaSilIkinci bir sebep de var, para Turk'ten veya ABD'den ciksin ortada bir yogunlasmis guc var. O guc burayla ilgili, bir seyler yapiyor. Ustelik oranin insaninin kaidesine irtifa diline kuvvet veriyor. (Memeleket icin ne istedigimizi bir tarafa birakin, benim iki tane kiz yegenim var, Turkiye'de kadin islerine bulasmis bir profesor tutup da bana o hoca cinsiyet-esitlikcisi seyler ogretiyor diye hakikat hilafinda laflar ediyorsa antenlerim kalkar.)
Dahasi, ABD'liler tarafindan pataklanmalari da bende nahos bir hisse yol aciyor --keske buradaki yanlislari yuzunden hukmunu verebilseydik, her ne olacaksa o hukum.
Isin pis tarafi o. Boyle bir pataklama olacak mi bilmiyoruz ama olursa hos olmayacak. Ustelik, -- bu Nihat bey ve ben geri gidersem benim icin onemli olur -- 'Turk bilmemnesi' diye pataklanirlarsa Turk olarak gayet memnun mesut hicbir ayrimciliga filan da ugramadan yasanan bir memlekette Turklerin durumu bozulabilir.
Nihat bey,
YanıtlaSilToplu muhasebenin yapilacagi gun, bu kir, bana da bulasacak diye korkuyorum.
Gormeden cevap vermisim buna, evet.
Burada olmam nedeniyle farkli kaygilarim olmasi anlasilir umarim.
Ben orada degilim simdi ama o millete muhabbetim var. Soyguna benzemiyor bu ama oranin insani soyuluyorsa, soyan benim hosuma giden isi yapiyor diye sevinemem mesela. Taniyoruz bu insanlari (ben severim de), zaten rahat degiller kac senedir -- nicin soyulsunlar veya kafalari karistirilsin?
Bu arada Ishan Eliacik formsping'e cikmis. Buyurun.
YanıtlaSilhayret doğrusu!
YanıtlaSiloda tv'den CHP'ye giden kanalizasyon patlamış ve ortalığa saçılan ahlaksızlık büyük bir tsunami dalgası olarak ergenekoncuları önüne katıp sürerken, hiç bir şey olmamış gibi davranıp topa girmemek de mümkünmüş demek...
ne güzel; yapay gündemlerle(foseptik de denebilir belki) ilgilenmeyen insan manzaraları memleketimizden...
Iste o iklim
YanıtlaSilCS bey;
YanıtlaSilBiz (kiz arkadaslarla), olay patladigindan itibaren incik cincik konusuyoduk tam da, sonra, Tercuman gazetesi yillarinda, Guneri Civaoglu ile iliskisi oldugu kaydinin bulundugu cok eski bir ajandayi Zaman gazetesine sizdiran Savci Oz, Nazli Ilicak'a, 'odatv ve ergenekonun, twitter'da da uzantilari var, dikkatle takipteyiz' demis diye, tirsdik ve o konuya artik girmemeye karar verdik..(ayiptir soylemesi, b.k yoluna gitmek istemedik!)
Ama, isin magazinel boyutu cok cazip oldugu icin, (oyle bir gecer zaman ki dizisini bile feda edip) Teketek'te canli yayinda Iklim Bayraktar'i izledik.
Selam ben odatv'den Iklim yazisina linkler verdik..
Bu arada blogspota zaten girilemedigi icin de, bunlarin hepsi, baska ortamlarda konusuldu, edildi.
Var mi baska SIKINTINIZ?
ps:
YanıtlaSilinadina 'foseptik' demedim..
Bulent bey;
YanıtlaSilKonuyla cok da ilgili degil, ama, o 'ic tuzuk' denilen sey, Turkiye'dekiler icin de var.
Dersane ogretmenleri, okullardakiler, semt, bolge sorumlulari, CHA, gazete-televizyon calisanlari vb. icin tayin, sigorta, maas vs, islerini duzenleyen kurallar silsilesi..
YO hanim CS bey burdaki insanlari takdir etmis bence. (Benim disimdakileri, ben lafini ettim o isin cunku!) "Yapay gundem" diyor zaten.
YanıtlaSilHa ben de anlamamis olabilirim. AA'nin kulaklari cinlasin, afazi de olabilir.
Konuyla cok da ilgili degil, ama, o 'ic tuzuk' denilen sey, Turkiye'dekiler icin de var.
Ilgisiz olur mu? Ilgili. Tam da yukarida dedigim gibi, bizim bunu ogrenmemiz icin adamlarin teskilatinin ABD'ye gitmeleri ve orada dikkat cekmeleri gerekti. En azindan benim icin. Bunun kopyasini gormemistim evvelce. TR versyonunda da oradaki seyler var mi?
bir sıkıntım var. GANDİGATE olayından ziyade böyle bir isimle literatürümüze kazandırılmasına ne diyorsunuz?
YanıtlaSilkk'nın ahlaksızlığına dair dün bugün ülke sathında geniş bir konsensüs oluştu; bunu sormuyorum,muhtemelen hepimiz aynı kanaatteyizdir de, şu GANDİGATE adı üzerinde çokça konuşmamız ve aydınlıkta bu konuda yazılmış derinlikli analizler içeren makalelerden alıntılarla faydalanmamız lazım.
Bulent bey;
YanıtlaSilBen dersane ogretmenleri ve yurt idarecileri icin olanini gordum, digerlerinden de haberdarim. Gayri resmi olarak, cemaat icinde isleyen, tuzukleri var.
Bu arada, Mehmet Baransu, yarinki Taraf'ta, Halicte Yasayan Simonlar kitabinin 2. bolumunu yazan gazetecilerden birini belgelemis, onu aciklayacakmis.(Soner Yalcin veya Nedim Sener'dir kesin)
Bana ilginc gelen, o bolumde, ne yazdigina degil de, kimin yazdigina takmis durumdalar.
Bir zamanlar, masonlarin teskilatini merak ederdik ve onlara dair ne yazilsa, konusulsa ilgiyle okurduk. Ayni sey, cemaat icin de gecerli. Insanlar bu yapinin isleyis sistemini ve organizasyonunu dogal olarak merak ediyorlar. Bunlari bilenler anlatinca da suc oluyor:)
CHP'nin basina bir Alevi'nin gelmesini sadece CHP'liler degil, tabii ki Sunniler de sindirememistir.
YanıtlaSilDolayisi ile, acemi politikaciyi oyle bir alasagi etmek lazim ki, bir daha oyle parti baskanligi filan gibi makamlari bir Alevi gozunu zinhar dikemesin.
Bu ugurda, haliyle, derun derun analizler filan yapilacak, bilmemneGATE'ler peydahlanacaktir.
Gaza mubarek ola.
Biz Gandigate lafindan once Iklimgate demistik, daha uygundu bence..
YanıtlaSilbir de bu fethullah efendi örgütlenmesine ilişkin de bazı 'gizli' bilgileri paylaşmak suretiyle, merak içindeki 'endişeli' arkadaşların endişesini artırayım.
YanıtlaSilmarksist-leninist, nazist ya da mussolini tipi hiyerarşik hücre örgütlenmesinin kısmen daha doğalını, mevcut devlet yapılanmasının mahalle, sokak, ilçe, il vs. birimlerinden istifade daha etkin ama paralel örgütlemek suretiyle merkezi boğup küçük bir alanda değişikliğe gidiliyor; piramidin tepesinde. diğer alanlar zaten her geçen gün büyüyen korporasyonlar biçiminde örgütlendiğinden dışlanmış insanların canları pahasına koruyacağı besin zincirleri biçiminde kuşatılmaktadır. bunun da ne demokrasiye ne de başka bir şeye aykırı yönü yoktur; çünkü adamlar tüm bu işleri DEMOS'la birlikte onları ikna etmek suretiyle başarmakta...
tansel çölaşan'ın gençleri maşa gibi kullanma çağrısından -hatırlamayanlar için mealen: "...gençler daha çok gaz yiyin, daha çok harekete geçin, çatışmayı tetikleyin, cumhur ASIL SAHİPlerinin elinden kurtuluyor; onları sahibe iade etmek için çarpışın. güneyde köle özgürlüğünden bahsedenleri vurmak serbesttir..."- farklı olarak gençleri yetkinleştirme gayreti içindeler; gaz-gazoz işine angaje etmek için değil, "Dörtnala gelip Uzak Asya'dan Akdenize bir kısrak başı gibi uzanan Bu memleket bizim!" hepimizin için...
Bu arada, Nazli hnm, savci Oz'le gorusmesi esnasinda, masasinda/odasinda Zaman gazetesi gormemis..
YanıtlaSilKendi adima icim rahatladi:))
bir de bu fethullah efendi örgütlenmesine ilişkin de bazı 'gizli' bilgileri paylaşmak suretiyle, merak içindeki 'endişeli' arkadaşların endişesini artırayım.
YanıtlaSilGizli denilenler bu ise, acik olanlar herhalde sagirlarin duyumlari olsa gerek.
Geri kalan kismini ellemiyorum: Uyusturcu aram hic olmadi cunku.
Uyusturcu aram --> Uyusturcu ile aram
YanıtlaSil'gizli'
YanıtlaSilhani eskiden sorarlardı: "kaç dişli?" şimdiler de: "kaç tırnak?", tırnaklı mı?
uykuyla aranız nasıl?
hoca efendi devletin has adamlarındandır. tevellüde baksan teşkilatı mahsusadır kim bilir?
YanıtlaSilrikardone oda tivici çıktı niye? sonerin mossadla ilişkisi varmış; umarım bir gecelik değildir?
meğer tüm bunlar ve olacak olanlar:
zaman gastesine abone olmadıkları içinmiş...
bir de biri çıkıp şöyle deermiiş:
YanıtlaSil"...rikardone kimin kim olduunu ve ne yaptığını bilmeden o destee kodu..."
abi keriz mi?
EA bey,
YanıtlaSilCHP'nin basina bir Alevi'nin gelmesini sadece CHP'liler degil, tabii ki Sunniler de sindirememistir.
O simdi iceride olan adamin RTE icin yazdigi kitap gibi KK icin de kitap cikmis. Link vermek hos degil belki ama soyle. oradan ogrendim, MAZLUM-DER toplatilsin demis. Bence kitap toplatmak filan yol degil, bu durumda yapilmamis ama] yazarina terorist bilmemne demek de. Ayipsa, ayip denir gecilir. Insanlar bunlara onem veriyorlarsa, bunu halletmenin yolu kanun zoru degil herhalde.
ps:
YanıtlaSilPiri Reis= CS bey, kafa karisikligi olmasin..
hoca efendi devletin has adamlarındandır. tevellüde baksan teşkilatı mahsusadır kim bilir?
YanıtlaSilYok o kadar da degil. Devlet'in o islere bakan kismiyla acik iliskisi 60'lardan basliyor galiba. 'Derin' tarafi budayacak, en azindan daha kabul edilir hale sokacak cinsten bir teskilati kuracak birisi degil bence de, dediginiz dogru. Belki secimden sonra bir hareket olur ama ben bu islerde asil merak ettigimiz seyleri -- tasfiyeyi birakin -- aydinlatici bir hal de gormuyorum. Insanlar da hoslanmiyorlar bunun farkedilmesinden galiba ki zaten ortada zorlayan faktor kalmiyor. Dink cinayeti durusmalarindan evvel bir avuc insan toplanarak olacak is degil bu. (Sener'e dikkat, ya Dink ailesi de bu isin icinde yahut da garip isler oluyor. Zaman'in reklam ettigi ve Sener'inkine ters dusen Dink kitabini yazan yerine Sener ile gozukuyor avukatlari. Biz ne nedir anlayamayiz tabii, ama neyin cozulmemesine gayret edildigini -- diger cozulmeyen 'munferit' islerdeki tecrubemizle -- sezebiliriz belki. Hem Hanefi Avci da 'munferit' diyor ama baska seyler de diyor o konuda.)
Burada konusmustuk o ailelerin bir kismi bir site yapmislar. Kemal Turker, Gun Sazak hatta Nihat Erim'in aileleri yok orada (aklima bunlar geldi o tur cinayet olarak).
YanıtlaSil"Gerçekler ortaya çıksın, kim incinecekse incinsin!" demisler ama bu bahsettikleri gercekler araniyorlar gibi bir hava yok hic ortada.
Iklim B.nin, KK'na bahsettigi, AKP'li parti buyugu diye imâ ettigi kisi de buymus..
YanıtlaSil'Siyaset magazin' belden asagi indi hepten!
YO Hanim, AKP'li parti buyugu mu? Yazida CHP'den bahis var? Ben anlayamadim, bu yazidan nasil cikardiniz AKP'li parti buyugunu?
YanıtlaSilMilliyet'te bugun Can Dundar BB'ye yanit vermis: Biz de bildigimizi yazariz.
YanıtlaSilNihat bey;
YanıtlaSilBaska bi arkadas da, Onder Sav diye anlamis yazidan, belki siz haklisinizdir:)
Yazinin basinda,
YanıtlaSil[..]Önceki gün İzmir’in deneyimli siyasetçilerinden birisi ofisimize teşrif etti. CHP’li olan bu arkadaşımız, parti genel merkezinde şahit olduğu bir olayı anlattı.[..]
denildigine gore, evet, CHP'li parti buyugu bu adam..
CHP bence kepengi indirip, emekliye ayrilsin artik, ya da yeni insanlarla baska bir parti kursun:))
Bu kadar rezillikten sonra, bu halktan zor oy alir..
ps:
YanıtlaSilEA Bey; onerdiginiz uzere 'No script' kullanmaya basladim ama beni dusurdugu duruma bakar misiniz:))
Su egeninsesi.com linkini no script'e izin vermeden alelacele acinca, yazinin basi gorunmuyor..
YO Hanim, yazida ima edilen sahisin (evet, ima/tarif ediliyor bir sahis, isim verilmiyor) Iklim B'nin iddia ettigi iddia edilen herhangi biriyle veya olayla ilgisini de goremiyoruz. Veya ben korumdur.
YanıtlaSilNihat bey;
YanıtlaSilSoyle birsey rica edeyim, firefox kullaniyorsaniz, javascript disable ederek o linki bi tiklar misiniz lutfen..
***
Benim bahsettigim seyin, evet bu yaziyla bi baglantisi yokmus,(o yuzden havada kalan ve kor durumuna dustugum o yorumu sildim zaten) fakat, KK/IKLIM B. olayinda (tv'lerden takip edenler izlemislerdir), aynen oyle oldu ve once AKP'li ust duzey bir yonetici dedi KK, sonra, 'AKP'li bir parti buyugu'diye revize edildi. KK, "Iklim hnm bana geldi ve boyle boyle dedi, onu da aciklasin" dedi.
Parti buyugu lafina binaen bu yazi linklendi twitterda ve ben yazinin ilk satirlarini goremeden okuyunca, CHP'li degil de, bu AKP'li parti buyugu meselesi sandim. Bir arkadasa sorunca, uyandim..
Tamam, anlasildi. Javascript off iken sayfa duzeni bozuluyor, yazinin baslangicini dort kez tekrar edilen bir banner kapliyor.
YanıtlaSilTamam, anlasildi. Javascript off iken sayfa duzeni bozuluyor, yazinin baslangicini dort kez tekrar edilen bir banner kapliyor.
YanıtlaSilAnlasilan, sonucta, kabak benim basima patlayacak --ya da patladi bile.
Firefox'ta NoScript eklentisini (plugin'ini) YO hanima ben onermistim --olmadik sitelerden olmadik haseratin bilgisayarina girmesini engellemek icin..
Fakat, kimin aklina gelirdi ki, sitenin salak tasarimcisi asagidaki sekilde ayni reklam2.jpg'i tam 4 defa tekrar edecek..
<div style="height:109px; min-height:109px; max-height:109px; text-align:left" id="ustReklam">
[...]
<a target="_blank" href="http://www.4mevsimkonaklari.com"><img src="http://www.egeninsesi.com/reklam2.jpg" border="0" /></a>
<a target="_blank" href="http://www.4mevsimkonaklari.com"><img src="http://www.egeninsesi.com/reklam2.jpg" border="0" /></a>
<a target="_blank" href="http://www.4mevsimkonaklari.com"><img src="http://www.egeninsesi.com/reklam2.jpg" border="0" /></a>
<a target="_blank" href="http://www.4mevsimkonaklari.com"><img src="http://www.egeninsesi.com/reklam2.jpg" border="0" /></a>
</div>
Aslinda, JavaScript'i aktiflestirdikten sonra da bu garabet devam etmeliydi bence (sonucta saf HTML bu), ama galiba Browser'lar (Gezginler) bu tur salakliklara JavaScript aktifken tedbirli olabilecek sekilde tasarlanmislar.
Nihat bey;
YanıtlaSilYemin ederim, aynen oyle oldu:) Bir de uzerine benim acelem vardi, iki arada bir derede linkin yanindaki yazinin da etkisiyle olsa gerek, beynim yanlis konuya yonlendirdi.
Neyse, KK'in sanirim yasadigi sokun ilk etkisiyle olsa gerek, TV'da izledigim konusmasinda AKP'li ust duzey lafi geciyordu.
Sonra, hem Muharrem Ince, hem de Baykal aciklama yapinca mesele, AKP'li parti buyugu ve AKP'li cok onemli biri gibi ifadelere donustu ve twitter'da bazi kose yazarlarinin diline dolandi. Once ust duzey yoneticiydi, simdi parti buyugu oldu vs seklinde.
Mesela Baykal'in TV'ye aciklamasinda, buyuk balik meselesi soyle geciyordu:
[..]CHP eski lideri Deniz Baykal dün NTV’de de İklim Kaleli’nin iddialarını yanıtladı. Baykal, Kaleli’nin görüştüğu CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirdi: “Ben onun yerinde olsam o kişiyi kulağından tutup çıkarırdım odadan, sonra da adı geçen kişiye haber verirdim.”
Baykal, iddialar arasında yeralan “AKP’li bir üst düzey yönetici” hakkında belgeler verileceği ve Kaleli’nin “Size büyük balığı getireceğim” sözleri konusunda da şunları söyledi:
Büyük balık iktidarın en önemli ismi
“Büyük balıktan kasıt ben değilim. Bu iktidardan herhangi bir isim de değil. İktidarın en önemli ismi olduğuna hiç şüphe yok. Asıl medyanın, siyasetin üzerine gitmesi gereken de budur.”[..]
Bir de, Muharrem Ince'nin dedikleri var tabii,(bunlar takmislar bu AKP'li meselesine)
[..]- Bayraktar'la görüştünüz mü?
Tabi ki. AKP'li önemli biriyle ilgili haber verdim. Yüzüne gözüne bulaştırdı.
- AKP'li dediğiniz yönetici mi?
Hayır, AKP'li çok önemli bir yandaş.
- Neden Bayraktar'a haber verdiniz?
Onu kurultayda tanıdım. Yanıma geldi 'Yalovalıyım' dedi. Hemşeri kıyağı yapmak istedim.
Görüşmeye gittiğinizde sarhoş muydunuz?
O akşam, 22.30 civarında evde oturuyorum. Eşim de var. Masada rakı duruyor. İki duble içtim. Sarhoş değildim. Bir tanıdığımdan telefon geldi. Önemli bir haber.
Onu (İ. Bayraktar) aradım. Arabası olmadığını söyleyince evinden aldım. Öyle televizyonda söylediği gibi yanında eşi falan yok. Arabaya aldım. Yarım saat oturmuşuz, o da yalan. Hemen başka yere gittik, bir mekana. Yüz metre kala durdum. Arabadan indirdim. Ve 'Git AKP'li o önemli kişi ne yapıyor gözlerinle gör' dedim. Gitti , gördü ama haberi yapamadı.[..]
EA bey;
YanıtlaSilTrajikomik bir javascript anim olarak kalacak artik:)
Katiksiz salak ve kor durumuna dusuren biraz da benim dikkatsizligim, napiym olacagi varmis:)
Soyle gorunuyordu sayfa
Japonya'daki deprem felaketini gosteren fotograflar
YanıtlaSilAllah yardimcilari olsun, korkunc!