Dekolte kelimesi, fransizcadan dilimize yerlesmis ve onceleri 'yaka ile kol acikligini' ifade ediyormus.
Zamanla, sirt dekoltesi, gogus dekoltesi, bacak dekoltesi gibi deyimlerle, kiyafetin tasariminda birakilan degisik acikliklarla, ortulu olmayan vucut bolgesini ifade eder olmus.
Iste bu kelime uzerinden medyaya dusen ve Selcuk Univ. Ilahiyat Fak. Profesoru Orhan Ceker'in, 'cogunlugun' sozcusu oluverdigi;
sozleriyle dile getirdigi zihniyete, yeni birsey duymusuz gibi tepkiler veriyoruz..
(Tabii, bu hocanin dekolte lafindan ne anladigini ve neyi kastettigini, yarina kadar ozur dileyecegini tahmin ettigim yeni aciklamasinda merakla bekliyorum. Belki kisa kollu tisort ve kot pantolon da dekoltedir ve tacizi hakettirir, kimbilir)
Herneyse, evet biz kadinlar, hakli tepkiler veriyoruz da, Prof Ceker'in yeni birsey dedigini kim iddia edebilir ki?
Bizim, en basitindan geleneksel cocuk terbiye sistemimiz, devlet dairesindeki, TBMM'deki kiyafet yonetmeliklerimiz; hep bu mantik ve bu Prof. un durustlugunden, politika bilmezliginden agzindan baklayi cikartiverdigi zihniyet uzerine kurulu degil midir?
Gidin tasraya, Ic Anadolu'ya, sacinizi sariya boyatip, kirmizi ruj surup, etkili bi parfumle askili bir elbise ile carsida gezin. Adiniz iki gun icerisinde o..u ya cikartilir.
Kancik kopek olarak kuyrugunuzu salliyorsunuzdur ve erkekleri tahrik ettiginiz icin asil suclu sizsinizdir.
Isin asli, sadece erkekler boyle dusunmezler, hatta bu kopekli atasozumuzu, yuzyillaaar once, agzi laf yapan nur yuzlu amator sosyolog herhangi bir kadin atamiz da yumurtlamis olabilir..
Cunku, genel egilime ve pratiklere bakilirsa, oglunu bastan cikardiginiz icin anasi da, kiz kardesi de sizi suclayacaktir..
Hatta, bunun en basit ornegini, mini etekli sekreter calistiran patronun, muhafazakar ve mazbut karisinin, kocasina degil de, sekretere olan asagilayici tepkilerinde de rahatlikla gozleyebilirsiniz..
Yine, ayni okulda gorev yapan, kari-koca docent ciftin, kocasinin da dersine girdigi ortak ogrencilerinden, suslu olan kiz ogrencileri ozellikle tespit edip, psikolojik eziyet cektirdigini de gormeniz mumkundur
(gormus biri olarak soyluyorum)
Yani, paralamak uzere harekete gectigimiz, höykürüp durdugumuz bu prof. umuz, bence simdilik sadece politika bilmez bir gunah kecisidir, sessiz cogunlugun bilincaltinin sesi olmustur!
Sokakta kadin gormeye, Tanzimatla birlikte baslayan erkegimizin, acik ya da kapali farketmeden, sozlu tacizden zevk aldigini, basortulu bir kiza bile, 'naber kiz, kabuklu fistik!' diye laf atabildigini, hepimiz biliyoruz..
Hâsili, yillar once Bursa'da tesadufen stadin yanindan gecerken, dagilan mactan cikmis erkek kalabaliginin arasinda kalan kiz gurubumuzda, ustelik sacimiz disinda heryerimiz de ortulu iken, 'hanfendi, gozlukleriniz borcam mi pasabahce mi, cok yakismis cooook! ' gibi, sonralari cok guldugumuz, dunyanin en abuk lafini yemis biri olarak, erkek tacizinin, sadece kadinlarin dekoltesinin, orasinin burasinin acikliginin degil, basliktaki atasozuyle kodlanmis zihinlerin urunu oldugunu dusunuyorum..
Buna care olarak kadini ortmek yerine, erkek kadin ayirtetmeden, ev disindaki kadini, tacizi hakeden disi kopek olarak degil, 'insan' olarak algilayabilme merhalesine nasil geliriz diye dusunmeliyiz..
Ne diyelim, eger careyse, egitim sart abi!
Erkeklere dekolte konusunda sorular sorulmus ve eger uyduruk degilse, verdikleri cevaplar soyle:
YanıtlaSilDEKOLTE KONUSUNDA NE HİSSEDİYORSUNUZ?
• Dekolte deyince aklıma öncelikle çekici bir kadın geliyor. Bu sanki gıdıklamak ile eşanlamlı bir kelime. Bende güzel hisler uyandırıyor. Eminim birçok erkek için de aynıdır.
Özgür, 34, Reklamcı
• Dekolte, kadınların çekiciliğini vurgulayan en önemli şeyler arasında. Özellikle yaz aylarında, kadınlar kadar erkeklerin de vazgeçilmezi olduğunu düşünüyorum. Bence ölçülü bir dekolte kesinlikle çıplaklıktan daha etkilidir. Bu dengeyi tutturabilen kadınları tebrik ve takdir ediyorum.
Altuğ, 30, Tasarımcı
• Cevabım keşke bütün kadınların gönlünü kazanacak şekilde "Bayılıyorum" olsaydı. Fakat maalasef, bu konuda çok iç açıcı görüşlerim yok. Dekolteyi, insanın dikkatini dağıtan gereksiz bir gösteriş olarak görüyorum. Çok sade olmadığı sürece bence gereksiz.
Can, 28, Broker
• Dekolte bence, kadına Tanrı tarafından verilmiş bir gücün uygulama şeklidir. Göğüs, bacak, sırt ve göbek dekoltesi ayrı ayrı birer silah olarak kullanılabilir. Yine de bunu yapabilmek akıl işidir. Çünkü dekolte tehlikeli bir silah olduğundan nerede nasıl kullanacağınızı bilmezseniz, dönüp sizi vurabilir. Kadınlar hafif bir dekolteyle erkeklere istediklerini yaptırabilirler. Çünkü bazı tip erkekler, dekolteyi muhteşem bir yemeğin başlangıcı sanıp her şeyi yapmayı göze alırlar. Kadınlar açısından en kötü durumsa beyni normal yerde olan erkekler karşısında dekolte kozunu kullanmaya çalışmalarıdır. Bunun sonu ise hep hüsrandır.
Evren, 30, Bilgisayar Mühendisi
• Herkesin bir tarzı olması gerektiğine inanıyorum. Buna bağlı olarak da kendini ve tarzını tanıyan bir kadın için dekoltenin, bütünü tamamlayan güzel bir detay olduğunu düşünüyorum. Dekolte kendine güvenen ve onu iyi taşıyabilen bir kadın tarafından kullanıldığında çok hoşuma gider. Benim için, düz bir kıyafet ya da çok açık bir kıyafet yerine dekolte çok daha etkileyicidir.
Doğa, 28, Klinik Araştırmacı
SEVGİLİNİZİN DEKOLTE GİYMESİ HOŞUNUZA GİDER Mİ?
YanıtlaSil• Evet gider. Hatta ben gidilecek yere göre sevgilimin dekolte giymesini isteyebilirim. Sonuçta evde de giyebilir, dışarıda da. Ama İstiklal Caddesi'ne veya Eminönü'ne giderken dekolte giymesi beni olduğu kadar muhtemelen kendisini de rahatsız eder. Öyle bir şeye de kalkışmaz zaten herhalde. Dolayısıyla dekoltenin derecesinden çok, giyilen semtin ve mekanın önemli olduğunu düşünüyorum. "Bir kadın nerede nasıl davranması gerektiğini bilmeli" deyip duruyoruz ya, bence o yerlerde nasıl giyinmesi gerektiğinin de bilincinde olmalı.
Özgür, 34, Reklamcı
• Gidebilir tabii ki. Dışarı çıktığımızda hafif dekolte giymesinin sakıncası yok. Bu cümlede hafif kelimesini özellikle vurgulamak istiyorum. Benim kız arkadaşım, öne eğilirken bir eliyle göğsüyle vereceği frikiği, diğer eliyle de belini kontrol edebilmeli. Eğer bunu beceremiyorsa bence hiç açık giyinmesin. Ya da "Aman uğraşamam" deyip kendisini ve beni herkese rezil etmemeli. Bir de söylemeden geçemeyeceğim, yaz aylarında kadınların özellikle beyaz atlet giymesi hoşuma gidiyor. Sanırım bu da, omuzların ve göğsün dengeli miktarda açık olmasından kaynaklanıyor.
Altuğ, 30, Tasanmcı
• Hiç hoşuma gitmez. Sevgilimin, başka insanların dikkatini çekecek bir şey giymesini istemem. Her şey kararında yapıldığı zaman güzeldir.
Can, 28, Broker
• Sevgilimin dekolte giymesini tabii ki isterim ve asla bu konuda ona karışmam. Nasıl istiyorsa öyle giyinebilir. Eğer sevgilim olmuşsa zaten nerede ne yapacağını biliyordur. Benim onu bir kez daha uyarmama gerek kalmaz. Düşünsenize karşınızdaki kadını hem aklı için seviyorsunuz hem de fiziksel olarak çok çekici ve seksi buluyorsunuz. Üstelik dekolteyle süslenmiş yanınızda duruyor! En güzeli ise o da sizi seviyor ve istiyor. Ayrıca dekolte giyinmek cesaret ister. Bu cesareti gösteren kadın da kendine olan güveniyle değerini benim gözümde kat kat artırır.
Evren, 30, Bilgisayar Mühendisi
Evet hoşuma gider. Bir kadını sevgili olarak nitelendirmeden önce onunla arkadaş olmayı tercih ederim. İçimdeki beğenme güdüsü, onun kişiliğini tanıma süresinde (karakter uyuşması anlamında her şey olumluysa) giderek artar. Eğer birini sevgili olarak nitelendiriyorsam, nerede ne giyileceği konusunda aramızda hiçbir diyalog geçmese de kendisine uygun bir şeyler giyeceğinden emin olurum zaten.
Doğa, 28, Klinik Araştırmacı
GÖĞÜS DEKOLTESİ Mİ, MiNi ETEK Mi?
YanıtlaSil• Her ikisi de olabilir. Ama benim tercihim mini etek olur. Kimi erkeğe göğüs dekoltesi daha güzel görünebilir ama ben mini eteğin kadınlarda çok daha güzel durduğunu düşünüyorum. Sonuçta mini etek giyen kadın, dekoltesini; ayakkabı, çizme veya çorap ile ya da abiye bir şekilde tamamlayabilir. Giyeceği eteği ise, çeşitli aksesuarlarla daha renkli, seksi veya şeker bir görünüme getirebilir. Burada bence mini eteğin tarzı da dekolteyi öne çıkarmakta önem kazanıyor. Çok şık ve kısa abiye bir etek yerine, pileli mini kot eteğin bacakları daha güzel gösterebileceğini düsünüyorum. Giyen kişinin ten rengi de bence çok önemli. Özellikle çorabın tarzı ve rengi açısından. Beyaz tenli kadınlar o beyazlıklarını gözümüzün içine sokacak çoraplar giymek yerine daha koyu renklere kaçabilirler mesela.
Özgür, 34, Reklamcı
• Göğüs dekoltesi diyorum, başka da bir şey demiyorum! Özellikle göğüsleri güzel olan kadınların bu konuya hassasiyet göstermelerini istiyorum. Güzel olanı kendine saklamak niye? Uzun boylu kadınların mini etek giymeleri de gayet güzel bence. Ama yine de mini etekteki bacak detayından çok göğüs çatalını görmek isterim.
Altuğ, 30, Tasarımcı
• Göğüs dekoltesini zaten direkt olarak geçelim. Ona tamamen karşıyım. Aslında ikisinin de benim için çok albenisi yok. Ama illa birini seçmek zorundaysam mini eteği tercih ederim. Tabii kız arkadaşım benden gerekli onayı aldıktan sonra. Diğer kadınlar konusuna gelince, sanırım fikrimi yine değiştirmeyeceğim: Beğenmiyorum. Bazı şeyleri insanların gözünün içine sokmaya gerek yok. Kadın bence biraz gizemli olmalı.
Can, 28, Broker
• Şöyle bir elbise düşünün: Dizin üstüne kadar geliyor. Yanında hafif bir yırtmaç, yeteri kadar açık bir göğüs dekoltesi, sırt kısmında derin bir açıklık ve bunların altında pürüzsüz bir cilt. Bu görüntüye küçük bir dövme de ekleyebiliriz. Bu benim muhteşem dekolte tanımım. Yani dekolteyi sadece göğüs ya da mini etek olarak ayırmamak gerekir. Ama illa bir seçim yapmak gerekirse göğüs dekoltesini tercih ederim. Bunun için de güzel göğüslere sahip olmak gerekir. Sırt dekoltesi de bence çok çekici ve seksi. Herkes göğüslerine estetik yaptırıp güzel bir dekolteye sahip olabilir ama sırt için böyle bir şey mümkün değil. Bir de bacaklar var. Eğer uzun ve düzgün bacaklara sahipseniz, onu mini etekle değil de yırtmaçla ön plana çıkartabilirsiniz. Bu bence çok daha kaliteli gözüküyor.
Evren, 30, Bilgisayar Mühendisi
• Tercihlerim, dekolteyi giyen kadının fiziksel özelliklerine göre değişiklik gösterir. Bence önemli olan dekoltenin estetik görünmesidir. Estetik olmayan dekolte gözümü rahatsız eder ya da giyenin ucuz gözükmesine yol açabilir. Bence kadınlar dekolte seçimi yaparken kendilerine karşı dürüst olmalılar. Örneğin bacakları güzel değilse mini etek yerine uzun ama yırtmaçlı bir etek giyerek çok daha çekici gözükebilirler.
Doğa, 28, Klinik Araştırmacı
DEKOLTE GİYMİŞ BİR KADINLA KONUŞURKEN RAHATSIZ OLUR MUSUNUZ?
YanıtlaSil• Hayır rahatsız olmam. Sonuçta giyinmek insanların ruh halini ve tarzını gösteren unsurlardan biridir. Toplumumuzda kadının dekoltesinden rahatsız olan kesimler olduğu için kendimi ve benim gibi düşünen hemcinslerimi şanssız görüyorum. Kadınlar da bu yüzden normal olarak ikilemde kalıyor. "Acaba benim için basit kadın diye mi düşünürler" veya "Kolay lokma olarak mı bakarlar" gibi düşünceler içinde olduklarından eminim. Hatta bir kız arkadaşım Beyoğlu'nda sırf giydiği bluzdan dolayı sözlü tacize uğramıştı. Üstelik bluzu o kadar da açık değilmiş. Ama maalesef bazı erkekler bunu kaldıramıyor.
Özgür, 34, Reklamcı
• Kesinlikle rahatsız olmam. Aksine hoşuma gider fakat itiraf etmeliyim, gözlerime hakim olamayabilirim.
Altuğ, 30, Tasarımcı
• Dekolte giymiş bir kadınla sanki hiçbir şey yokmuş gibi konuşmak için bence özel bir eğitim falan alınmalı. Her ne kadar heyecanlı gözükse de, bence bütün erkekler böyle bir durumda kasılırlar. Soğukkanlılığı elden bırakmamak lazım.
Can, 28, Broker
• Tabii ki hayır. Ayrıca dekolte giymiş bir kadının göğüslerine, bacaklarına veya sır tına bakmak ayıp değildir. Sonuçta o gösteriyor, siz de bakıyorsunuz. Buna arz talep meselesi diyebiliriz. Ama kadınlar garip yaratıklar oldukları için, hoşlarına gitmeyen biri baktığında rahatsız olurken, beğendikleri biri baktığında hiçbir rahatsızlık duymazlar.
Evren, 30, Bilgisayar Mühendisi
• Hayır rahatsız olmam. Eğer arkadaşımsa ve dekoltesi estetik görünüyorsa, ona iltifat ederim. Ama aklım o noktaya takılıp kalmaz, iyi taşınan bir dekolteye güzel bir bütünün parçası gibi bakarım ve bu ona olan yaklaşımımı değiştirmez. Arkadaşım olmayan dekolte giymiş bir kadınla konuşurken de o noktalara odaklanmam.
Doğa, 28, Klinik Araştırmacı
DEKOLTEYE GÖZÜNÜZ TAKILIR MI?
YanıtlaSil• Takılmamalı mı?
Özgür, 34, Reklamcı
• Takılmaz olur mu? Doğanın kuralına aykırı. Karşı cinsin çekici olan bir yerine bakmayacak bir erkek tanımıyorum.
Altuğ, 30, Tasarımcı
• Göz tabii ki takılıyor. Hatta dekolte ne kadar derinse göz de o kadar o bölgede kalmak istiyor. Tabii bu işin bir de yakalanma riski var. Bence şöyle bir taktik uygulanabilir: Yakalanırsanız sakın bakmayı kesmeyin. Gözlerinizi o bölgeden ayırmadan bakmaya devam edip, sanki aslında dalmışsınız havası yaratın. Böylece bir erkek dobra ve cesur olduğunu da karşısındaki kadına göstermiş olur. Eğer "Niye bakıyorsun" gibi bir soru gelirse, "Gözlerimi alamadım" cevabı cuk oturur. Çoğu kadın da böyle dürüst bir erkekten hoşlanır.
Can, 28, Broker
• Elbette ki takılıyor. Gözümüzün takıldığını bütün kadınlar bilmiyor mu zaten? Eğer erkeğin beyni başka bir yerdeyse onun etkisinde kalır. Yok normal bir erkekse, sadece güzel bir şeye bakıyor demektir. Fakat acı ama gerçektir ki, erkeklerin yüzde 80'inin beyni başka bir yerdedir, işte bu yüzden dünyayı kadınlar yönetiyor. Oh ne güzel! Bir düğme fazladan aç ya da biraz daha kısa bir etek giy ve istediklerini yaptır. Dünya siz kadınlarla güzel!
Evren, 30, Bilgisayar Mühendisi
• Hayır takılmaz. İlk başta dikkatimi çeker. Güzel görünüyorsa ve tanıdığım biriyse iltifat eder geçerim. Gözüm istemeden takılırsa, karşımdakini rahatsız edebileceğimi düşünürüm. Hatta onun da gözümün takıldığımı anlaması fikri beni oldukça rahatsız eder. Eğer kadın dekolteyi abartılı ve ucuz bir şekilde kullandıysa ve gözümün takılmasını amaçladığını hissedersem, özellikle uzak dururum ve o kadına bir an için bile bakmam.
Doğa, Klinik Araştırmacı
Rahsan Gulsan da, Dekoltemi actim, tecavuzcumu bekliyorum diye, bence riskli bir yazi yazmis:)
YanıtlaSilBen yokken, EA bey sagolsun tacizcilerden korumak adina blogun yorumlarini korumaya almismis.
YanıtlaSilDusundum de, sag tarafta asili bulunan topuklu kirmizi ayakkabi, dekolte kapsamina giriyor mudur acaba:)
Kaldirmali miyim diye kendimden supheye dustum simdi:)
Bir de mâlum artik bloglara da dava acilmaya baslandi, sanirim bundan sonra boyle karikaturdu, dekolteydi filan gibi, tatli sularda gezinecegiz, yoksa torba orgute sokulmamamiz icin hic bir garantimiz yok gibi gorunuyor!
Ben en iyisi hocafendi kasetleri dinleyip, biraz iflah olayim, imajimi duzeltmez ve tovbe etmezsem, usenmeyip burada arkeolojik kazi yapacak herhangi bir hizmet erine rastlamak isten bile degil galiba!
Yani, tam da son aylarda bizzat sahit oldugum, cemaat kurallarina gore abiler tarafindan sozlenen ve ayrilan bir gencin trajikomik hikayesini paylasmayi dusunurken bu endiseye teslim olmak, en buyuk sansurun otosansur olduguyla yuzlesmek, ister istemez can SIKIYOR!
YanıtlaSilSabir!
Pesinden de hemen YOK sorusturmasi, yok suc duyurusu bilmemne laflari gelmis tabii. Profesor bile konusamiyor memlekette. Burada lafini etmistik buyurun.
YanıtlaSilBence kizlar ucuz ve temiz bir t-shirt ve rahat bir etek veya pantalon giysinler, topuklarin ustunde cambazlik etmesinler, suratlarini playaco gibi boyamasinlar, plaza adami denen adamlara da dekoltemiz nasil olsun diye sormasinlar. 'Marka' mal satanlara, statu sapiklarina filan da el hareketi yapip hakaret etsinler. Bunlari bana da sormasinlar tabii huysuz huysuz laflar edecegim belli.
O 'riskli' yaziya baktim, baktigim zaman en ustte olanlardan bir yorum: kapat kapat. allah cezanı versin. rüyama gireceksin Kompliman degil galiba.
YanıtlaSilSuradan:
YanıtlaSilAncak tam da bu tavır, İslam ve demokrasi beraberliğine ilişkin şüpheleri davet etmekte: İslam, düşünce ve ifade özgürlüğüne mâni midir? Cevap, her şeyi tartışabildiği, her şeyin fikir ve ifade hürriyetinin kapsamına girebileceği iddiasından alan Batılı liberal demokrasilerin misal "Yahudi soykırımına ilişkin detayları" asla ve asla tartışmadığı ve tartışılmasına da izin vermediği gerçeğinde gizli.
Burada ne deniyor? 'Batılı liberal demokrasiler' o konunun konusulmasina yasak getirmis diye anliyorum. "Izin verilmiyor" ile devlet duzeni ile ilgili "liberal demokrasi" bir arada kullanilirsa ne anlarsiniz? Yani devlet konusturtmuyor diye anlarsiniz herhalde. "Iddia" filan dendigine gore de belki iddia ederler ama aslinda yasaklar vardir deniyor herhalde. Oyle ise, bu dogru degil. En azindan benim bildigim bir memleket icin dogru degil. Aklima gelen birinden gideyim, iste David Irving, iste acikta satilan (tepki ceken) bir kitabi. Kanununu filan anlatmaya luzum yok, ornek kafi olmali.
NBK belki fikrin/icerigin tepki cekmesini kastediyor ama anlattigi sekliyle kanun duzeni kastedilmis gibi oluyor. Bunlara ses ediyorum cunku bir seyin olabilecegini bilip istememek yerine zaten yoktur o iddialar da bostur mealli bir seyler soyleyip olamazmis gibi anlatmayi zararli buluyorum.
Bulent bey;
YanıtlaSilRahsan Gulsan'in yazisina su bakimdan 'riskli' dedim.
Ironik de olsa, 'dekoltemi actim tecavuzcumu bekliyorum' diyen kadina, yarin obur gun sapigin biri saldirsa, al basina belayi ve 'himm, o hatun, malum yazisiyla kasinmisti' yorumlari da gelebilir.
***
O giyim tarzi onerilerinizde cok haklisiniz da, (ben de gunluk hayatimda rahatliktan yanayim sahsen), modern yasam tarzi denilen sey, malesef, ozellikle calisan kadinlara, 'bakimli olmak', 'prezentabl olmak' gibi seyler dayatiyor.
Burun estetigi yaptiranlarin zibil gibi cogalmasinin nedeni de budur mesela.
Zamanla gorsellik herseyin onune gecmeye basladi.
(Haberturk'te, spikerlerine, gogus catalinizi gostereceksiniz diyerek, diz ustu etek giydirip ayakta haber sunduranlarla, eski TRT spikerlerini bogazina kadar kapali cikartanlarin nasil bir zihniyet farki vardi acaba?)
Sunu soylemek istiyorum, istemeye istemeye, rekabet kosullari geregi, her daim bakimli gorunmeye sartlandirilan kadinla, istemeye istemeye ortunen kadininin yasadigi psikolojik halin birbirinden cok da farki yok belki de..
Biz hep sunu savunduk, birakalim herkes nasil istiyorsa oyle giyinsin, ister acik olsun isterse kapali, kendi iradesine birakilsin. Ordan burdan, dayatmalar, fetvalar, kanunlar vs cikartilip, gazoz sisesi gibi tek tiplestirme cabalarina son verilsin.
Vallahi, Bulent Beyi severim hatta begenirim de (kinaye falan yok), ama giyim tarzi onerisine, daha dogrusu bu konuda oneri dahi yapilmasina katilamiyorum. Bakin o malum prof yeni bazi inciler sacmis:
YanıtlaSil"Kadının sesi düz konuşma şeklinde caizdir. Kadının sesini, yabancı erkeklerin dinlemesini yasaklayan ayet bilmiyoruz. Ancak şu tavsiye var. Erkeklerle konuşurken kırıtmadan, fazla laf etmeden konuşmasının sakıncası yok."
Nihat bey;
YanıtlaSilO prof. Risale-i Nurlarda bulunan Tesettur risalesinde ne deniyorsa aynen onu soyluyor. (vaktiniz varsa 9 syf cik ve suradan bakabilirsiniz)
Simdilik acik etmeseler de, boyle medyada gercek goruslerini deklare etmeseler de, en azindan teoride oyle olmasi gerektigine inaniyorlar.
Ha, tatbik edemiyorlar o ayri mesele.
Nur cemaatinin beslendigi bu risalelerde, Erzincan depreminin nedenini, Said-i Nursi, ramazan ayinda teravih zamani radyodan kadin sesiyle sarki dinlenmesine baglar mesela.
Hemen hemen hepsi, evlerinde hala daha haremlik selamlik olarak misafir agirlarlar ve arkadaslarinin hanimlariyla selamlasmazlar.
(Bu yuzden, Fehmi Koru'nun fasillar duzenleyip, sanatci olarak da kadinlari getirtmesi beni onceleri cok sasirtmisti. Sonra zaten adam hepten o camiadan koptugu icin alismistim.)
Herneyse, o prof ya da cemaatler boyle inanip, boyle yasamak isteyebilirler, kimseyi ilgilendirmez de, bunu herkes yapmak zorundaymis gibi sunduklarinda sizin dediginiz mudahaleye girer. Sanirim bizi de kizdiran esasen bu oluyor.
Link surasi olacakti..
YanıtlaSil[..]Birinci Sual: Bu zelzelenin maddî musibetinden daha elîm mânevî bir musibeti olarak, şu zelzelenin devamından gelen korku ve me'yusiyet ekser halkın ekser memlekette gece istirahatını selbederek dehşetli bir azab vermesi nedendir?
YanıtlaSilYine mânevî cevab: Şöyle denildi ki: Ramazan-ı Şerifin teravih vaktinde Kemâl-i neş'e ve sürur ile sarhoşçasına gâyet heveskârane şarkıları ve bâzan kızların sesleriyle radyo ağzıyla bu mübarek merkez-i İslâmiyetin her köşesinde câzibedârane işittirilmesi, bu korku azabını netice verdi.[..]
[..]Yedinci Sual: Bu hâdise-i arziyye, bu memleketin ahâli-i İslâmiyesine bakması ve onları hedef etmesi, ne ile anlaşılıyor ve neden Erzincan ve İzmir taraflarına daha ziyade ilişiyor?
YanıtlaSilElcevab: Bu hâdise, hem şiddetli kışta, hem karanlıklı gecede, hem dehşetli soğukta, hem Ramazanın hürmetini tutmayan bu memlekete mahsus olması; hem tahribatından intibaha gelmediklerinden, hafifçe gafilleri uyandırmak için, o zelzelenin devam etmesi gibi çok emârelerin delâletiyle bu hâdise ehl-i îmanı hedef edip, onlara bakıp namaza ve niyaza uyandırmak için sarsıyor ve kendisi de titriyor. Bîçâre Erzincan gibi yerlerde daha ziyade sarsmasının iki vechi var:
Biri: Hatâları az olmak cihetiyle temizlemek için tâcil edildi.
İkincisi: O gibi yerlerde kuvvetli ve hakikatlı îmân muhafızları ve İslâmiyet hâmileri az veya tam mâğlub olmak fırsatıyla, ehl-i zındıkanın orada tesirli bir merkez-i faaliyet tesisleri cihetiyle en evvel oraları tokatladı, ihtimali var.[..]
YO hanim,
YanıtlaSilYine mânevî cevab: Şöyle denildi ki: Ramazan-ı Şerifin teravih vaktinde Kemâl-i neş'e ve sürur ile sarhoşçasına gâyet heveskârane şarkıları ve bâzan kızların sesleriyle radyo ağzıyla bu mübarek merkez-i İslâmiyetin her köşesinde câzibedârane işittirilmesi, bu korku azabını netice verdi.[..]
Yukaridaki metindeki aslinda "kemâl-i neş'e" yazilmasi gereken terimin "Kemâl-i neş'e" olarak yazilmasi, bana, buralarda bir zamanlar 'kemalyanus' gakguklarini hatirlatti..
Saka bir yana, 'Risale'lerdeki 'sir'larin siradan insanlar tarafindan bilinmemesinin en buyuk sebebi, anlasilir olmayislaridir bence.
Yani, sizin yukariya alintiladiginiz iki paragrafi kac kisi yeterince anlar acaba?
Anlamadiklari icin de, 'kutsal metin'miscesine muamele gormelerine ses cikaran pek olmuyor bence.
Bogazici'li bir kiz ogrenci(basortulu), Eyup CAN'a mektup gondermis:
YanıtlaSil[..]9 yaşında annemle Kadıköy’ün büyükçe bir camisine teravihe giderdim. Camiyi severdim ama yatsı ezanından evvel vaaz eden hocayı dinlemeyi değil. Her akşam ‘Muhterem Müslümanlar’ diye başlayan vaazında bir yolunu bulur, muhakkak kadınların günahlarından bahsederdi. Mini etek ve dekolte giyen kadınların zavallılığından… Camide pek çoğu 50’sini aşmış kadınların arasında bir ürperti gezinirdi. Hiç biri dekolte giyinmediği halde vaazın dönüp dolaşıp bu konuya gelişini çocuk aklımla bile garip bulurdum.
Bugün bir İslam hukukçusu olarak, tecavüz konusunda bir hukuki düzenleme için açıklama yaparken “Dekolte giyen kadın tacize yüzde 50 ortaktır” diyen Sayın Prof. Orhan Çeker’i görünce, o cami hocasını masum bulduğumu söylemeliyim.
Başörtülüyüm. Muhtemelen Sayın Profesör’ün ‘makbul’ ve ‘vakur’ kadın tanımına uyuyorum. Ama kanım, dekolte ve mini etek giyen kadınların ‘taciz suçuna ortak’ olabileceği ifadesini duyunca donuyor.
Tacize uğramak için ille dekolte ve mini etek giymeye gerek olmadığını belirtmeye bile lüzum yok! Tacizcinin dahi yapmadığı ayrımı bir profesörün yapması ne garip.
Tacizciye ‘öğüt’ yok!
‘Hocamız’ bir ilahiyatçı, bir ahlakçı olarak öğüdünü tacizciye yöneltmiyor, “Ey tacizci! Nefsini tut, günaha girme, suç işleme!” demiyor, tıpkı yıllar önce o camide dinlediğim vaazlar gibi ve aslında yıllardır dinlediklerimiz gibi…
Öğüt gene kadınlara geliyor: Öyle yaparsanız, böyle böyle olur!
Üstelik mazlum, zalimin suçuna ortak ediliyor. İslam’da günah, kadın ve erkeğe göre değişmez. Ancak, toplumumuzda bazı günahların ‘erkeğin doğası’ diye uydurulmuş hafifletici sebepleri var.
Zamanla ataerkil temayüllerle yoğrulmuş, örf ve âdet diye pekiştirilmiş, ‘yuva yıkmaktansa, göz yummak’ gibi kıstaslara mahkûm edilip normalleştirilmiş sebepler...
Müslüman bir kadın olarak anlamıyorum. Erkeklere sürekli ne yapabileceği söyleniyor, kadınlara ne yapmaması gerektiği. Kadına çizilen dar işaretli bölgeye karşın erkeği ‘günah da işleyebilen bir insan’ olarak gören ve günahlarına karşı ‘esnek’ olup bunu dillendirirken ‘böyle şeyler de oluyor, olabiliyor’ diyen bir düşünce yapısı…
Çocukken çok duyduğum ‘kız çocukları top oynamaz, fazla gülmez, bisiklete binmez, böyle giyinmez’ öğütlerinin amacı ne? İslam’ın her Müslüman’a öğütlediği ‘edep’ duygusunu aşılamak mı yoksa kadınları yönetmek, kontrol altına almak için bir parça dini de kullanarak erkek egemen dünyayı kurmak mı?
Ne acı ki profesörün diliyle dillenen bu yaygın bakış açısı eğer ‘Edep yahu!’ diyor olsaydı, öncelikle tacizciye söyleyecek bir iki lafı olurdu…
Evde taciz olmaz!
Ne hikmetse zaten kadınların türlü türlü haksızlıklarla boğuştuğu ülkemizde din adamlarından gelen uyarılar hep kadınlara yönelik.
Sayın Profesör, adeta tacizciye hafifletici neden öne sürermiş gibi “O kadar da suçlu değilsin, hatta suçunun yarısı senin değil” derken; pek farklı kültürlerden, ahlak anlayışlarından gelen turistlerle ilgili ne düşünmektedir mesela? Suçluyu tespitteki bu hazin mantık hatasını bir İslam hukukçusu yaparsa, “İslam kadını eve hapsetmek ister” diyenlere ne cevap vereceğiz?
Bu mantığı küçümsemeyelim, pratik bir çözüm getiriyor: Kadınları eve kapatırsak, saklarsak taciz-maciz de olmaz, onlara ‘birer elmas gibi kıymetli olduklarını o yüzden böyle kaçırılıp-göçürüldüklerini’ söyleriz. Değil mi? Dışarı çıkan da zaten yarı yarıya suçlu![..]
EA Bey;
YanıtlaSilDaha once de bahsetmistim, o kitaplarin sadelestirilmesine ve turkcelestirilmesine ozellikle karsi cikiyorlar. Her bir cumlesi, uzun uzun sohbetlerde isin uzmanlari(!) tarafindan, genclere 'risale dersi' diye anlatiliyor.
Aslinda birileri (basina bisey gelmeyecekse), en azindan su liberallerin cemaatle nisanini bozacak kisimlarini turkcelestirip, kitaplastirsa ve bunlar aleni olarak tartisilsa, belki nasil bir olusumun pesinden gidiyorlar/gidiyoruz daha net ortaya cikar..
Gecen Ceyda Karan tesadufen 24 Lema'daki tesettur bahsine biraz bakmis, kadin soke olmus ki, hayretini az da olsa dile getirmisti:)
Adnan hocanin kedicik kizlari gibi hipnoz olmus bi guruhun bu dediklerime, cemaat ve din dusmanligi, imansizligim, ehli dunyaligim filan merhalesinden tepki vermesi de mumkundur, ama, o kitaplarda neler yazili oldugunu tam olarak bilmeden peslerine takildiklari adamlarin gercek zihniyetini anlamalari da mumkun degil!
Tabii en ilginci de, bu kitaplara, bilim adami statusundeki koca koca akademisyenlerimizin de, kutsal kitap muamelesi yapmasi!
Ali Bulac da durustce dusuncelerini ifade etmis, eminim o da tebrik telefonlari aliyordur:)
YanıtlaSilAli Bulac'tan:
YanıtlaSilKıyametleri koparanlar Çeker'i adeta lince tabi tuttular. YÖK harekete geçti, savcılık inceleme başlattı.
Evet. Kimse de ses etmedi (ben standart laflari etmis olabilirim bir yerde). Nicin boyle bilmiyorum ama bunu anlamamiz lazim.
İslami kimliği olan akademisyenler ifade özgürlüklerini kullanmaya sıra geldiğinde, demokrasiyi ve üniversitenin bilimsel özgürlüğünü dillerinden düşürmeyenlerin nasıl bir anda yasakçı kesildiği bir kere daha ortaya çıktı.
Sadece 'İslami kimlik' degil mesele ama dogru diyor. Ustelik gayet iyi biliyoruz ki 'İslami' veya degil, boyle bir ogreti var. Ihtimal zaten boyle seyler ogremek icin o bolumlere heves ediliyor. Birakin konussun, kanunla engel olmayin. Karsisina gecip konusani da koruyun Islam dusmani ilan edilip (su veya bu mekanizmayla) kim vurduya gitmesin. Ha ona veya o tarz yorumlara DIIT demek isteyen varsa o da 'vay hakaret, gel mahkemeye' olmasin ama.
Herkes karnindan konusuyor bu simdiki halde. Bir de 'bizim dinimiz cok iyi ama bu yobazlar bozuyor' insanlari cikar simdi. Belki senin dinin oyle, bu adaminki de boyle? O bile denemiyor.
Bulent bey;
YanıtlaSilOrhan Ceker'in, YOK yada benzer bir kurumun baskisiyla susturulmasina ben de karsiyim.
Herkes fikrini, zikrini doksun ortaya ki, (bu adam ve Bulac'i takiyye yapmayip, durustluklerinden dolayi da ayrica tebrik etmek gerek), sivil bir tartisma zeminimiz olusabilsin.
***
Diger yandan, bu tahrik olan ya da uyarilan erkek saldirir mantalitesiyle, Bulac hem erkek fitratini hem de kendisini asagiladiginin ne kadar farkinda acaba?
Mustehcenligin net bir tanimi yok ve toplumdan topluma, kulturden kulture degisiyor. Bir Afgan erkegine gore, benim dudagim da mustehcen olabilir, ya da hayatinda, eline kadin eline degmemis Said-i Nursi icin, kiz sesinden radyoda turku dinlemek, koskoca zelzeleye sebebptir vs.
Kiz lisesinde okumus biri olarak tecrubem sudur ki, erkek-kadin ne kadar ayri ortamlarda tutulur ve birbirinden uzak kalir, sosyal paylasimi ne kadar azalirsa, zihinlerinde yarattiklari, erkek/kadin miti o kadar mustehcenlesiyor.
Sunu demek istiyorum, bir kadinin sandaletli ayagindan gorunen kirmizi ojeli tirnaklarindan, ya da kirmizi topugundan tahrik olabilecek kadar kadinsiz bir ortamda buyumus bir erkek mi daha sagliklidir(ruhen); yoksa, kizlarla, sira paylasmis, kantinde masa paylasmis, birlikte beden egitimi dersi yapabilmis erkekler mi?(ya da kizlar mi?)
Bana kalirsa, ikincisi.
KNZ'nin kulaklari cinlasin, yillardir YUSUF SURESINE isaret eder ve haklidir da.
Nitekim, Allah o sure ile, kadinlarin da nefsi oldugunu, ne bileyim, erkek parfumunden, pazusundan, sacindan sesinden, vs etkilebilecegini gosterir. Yine, ayni Allah bizlere irade diye bisey de vermistir ve onu kullanarak nefse karsi bir savas kazaniriz(Islam felsefesi). Bizi hayvanlardan ayiran da budur zaten.
Bu adamlar, iradenizi guclu tutun demek yerine, saldirmanin patolojik degil de, dogal birsey oldugunu imâ eden seyler soyluyorlar..
Bunu da ustu kapali, modern kadini hedef gostererek yapiyorlar. Sorun da burada basliyor zaten..
Diger yandan, bu tahrik olan ya da uyarilan erkek saldirir mantalitesiyle, Bulac hem erkek fitratini hem de kendisini asagiladiginin ne farkinda acaba?
YanıtlaSilPorno filmler icin de benzer seyler soylenir. Orada gosterilen haller (normalinde bile) 'normal' cinsellik olarak algilanirsa insanlarin sacma sapan beklentiler icine girecekleri iddia edilir. Yani insan tabiati ve cinselligi hakkinda yanlis bilgilendirme iddiasi vardir. Bunu hinzirligimdan da demiyorum (ama guluyorum simdi tabii). Mustehcen demissiniz de, imanin kendisi mustehcen olabilir yani.
Pornoya dair soyle bisey yapmislar:)
YanıtlaSilHidayet Şefkatli Tuksal ses etmis. Umumi zaafimiza dokunan biryer de var:
YanıtlaSilBu tartışmalar bizim aramızda her zaman yapılıyor. Ancak medyada tartışmak riskli, o zaman başka bir kavganın parçası oluyor. Burada da medyayı eleştiriyorum, sorunun nasıl çözüleceğini değil, birilerinin tavırlarını konuşuyoruz. Birilerini günah keçisi ilan edip onların üzerine gidiyoruz.
Obur tarafta Ardic'in bahsettigi ve yasi onunkine yakin solcu kizlarin kimler olabileceklerini dusunurken atlamisim: Oya Baydar (ki Taraf'tan da o tur bir soylem yuzunden ayrildi) ilgilenir bu islerle. Bu konuda bir seyler yazmis.
YanıtlaSil