Allah'in, cok da umrundaydi

Alev Alatli'nin Viva la Muerte kitabini okuyanlar hatirlayacaktir. Gunay Rodoplu ile ABD ajani Dr Sernea arasindaki ignelemeli diyalogdan hemen sonra, 88.sayfasinda bir Temel fikrasiyla okuyucusuna tebessum ettirir Alev hanim. Bu blogun basligi da iste o fikranin son cumlesinin yumusatilmis halidir.

Temel, Idris'e gelir,

'Idris lan duydun mu, ben ateist oldum'.
'Ne oldun, ne oldun?'
'Ateist oldum'
'Kimdir o?'
'Ateist oldum diyrum sağa, ben artik Allah'i tanimayrum'
'Haaaa, Allah'in da cok s...di'

Aslinda su son Penguen karikaturu meselesi tam da bundan ibaret.

Sahi, Bahadir Baruter'in cizdigi o karikatur, Allah'in umrunda midir? O'na ne kadar ve ne sekilde zarar verebilir? Baruter'in cizgisiyle yerle yeksan olacak kadar ufurukten bir din ve Allah, gercekten 'Allah' midir?

Niye bu fikradaki gibi tebessumle karsilik verip, gulup gecemiyoruz!
Imanimiz bir yellenmeyle yikilacak kadar zayifsa, suc Bahadir'in midir, kendimizin mi?

Bu konu uzerinde az da olsa dusunmeye degmez mi?


Bu da beni cok gulduren zaytung yazisi, arsivlemesem olmazdi:))

Türkiye, Penguen dergisinde geçen hafta yayınlanan bir karikatürdeki "Allah yok din yalan" ibaresinin yaralarını sarmaya çalışıyor. Geçtiğimiz perşembe sabaha karşı saat 06:00 sularında yayınlanan karikatürün ardından büyük şehirler nispeten ayakta kalırken, yeterli sayıda cami ve din adamı olmayan irili ufaklı pek çok köy ve mezranın tamamen inancını kaybettiği gelen haberler arasında.
Olayın ardından Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde kurulan Afet Koordinasyon Merkezince yapılan açıklamada, Penguen dergisinde sabaha karşı yayınlanan karikatüre sıcak yataklarında uyurken yakalanan bir çok vatandaşın inançlarının ağır darbe aldığı belirtilirken, yurt genelinde toplam 600 civarında vatandaşın ise imanlarından tamamen umut kesildiği bildirildi.

Kırsal kesimlerden haber alınamıyor
Olayı ilk haber aldıkları andan itibaren teyakkuza geçtiklerini ve Diyanet bünyesinde bulunan bütün personelin izinlerini iptal ederek acil koduyla göreve çağırdıklarını belirten Afet Koordinasyon Merkezi Başkanı Mustafa Bekeret, "Diyanete bağlı 80 bin imam ve 900 civarı müftü arkadaşımızla birlikte afet bölgelerinde görev başındayız. Henüz panik havası sürüyor, camilerimiz ve müftülüklerimiz önünde izdiham var. Önceliği imanı en çok yara alanlara vermek kaydıyla bütün vatandaşlarımıza yardım eli uzatmaya gayret ediyoruz ancak maalesef kış şartları nedeniyle kırsal kesimlerde ulaşamadığımız yerler var. Oralardaki vatandaşların inanç durumuyla ilgili net bir bilgi alamıyoruz" sözleriyle krizde gelinen noktayı özetledi.
Özellikle dini hassasiyetlerin yüksek olduğu bölgelerde hasarın daha yüksek olduğunu söyleyen Bekeret, bu bölgelerde yaşayan halkı sakinleştirmek için yürütülen çalışmalarla ilgili olarak da şu bilgileri verdi:
"Başta Yozgat, Kayseri, Konya olmak üzere birçok ilimizde ezan sayısını artırıp günde 12'ye çıkardık. Bazı ilçelerimizde belediye hoparlörlerinden saat başı ilahi yayını yapılıyor. Ayrıca gönüllülerden oluşan bir ekibimiz afet bölgelerini dolaşarak oradaki vatandaşlara 'Böyle mükemmel bir sistem kendi kendine var olmuş olabilir mi?', 'Elektriği de göremiyorsun ama varlığına inanıyorsun?" gibi sorular soruyorlar. Arkadaşlarımız bu sabah karikatürü okuduktan sonra inancını sorgulamaya başlayan 12 yaşında bir evladımızı 8 saatlik bir çalışmanın ardından tekrar imana döndürdüklerinin müjdesini verdiler. Her şeye rağmen umudumuzu ayakta tutmaya çalışıyoruz..." 
İlk yardım eli Pakistan'dan
Karikatür felaketi özellikle İslam dünyasında geniş yankı bulurken, ilk yardım eli dost ve kardeş ülke Pakistan'dan uzandı. Yayınladığı bir mesajla geçmiş olsun dileklerinde bulunan Pakistan hükümeti, kurtarma çalışmalarına destek olması amacıyla 200 imam ve 60.000 kadar Kuran-ı Kerim taşıyan bir konvoyun Türkiye'ye doğru bu sabah yola çıktığını açıkladı. Öte yandan komşumuz İran, karikatürün kendi topraklarına yayılma ihtimaline karşı Gürbulak Sınır Kapısı'nı geçici olarak kapatarak, sınır boyunca devriye sayısını 2 katına çıkardı.
Hristiyan dünyası kayıtsız kalmadı
Karikatür felaketiyle ilgili olarak Hristiyan dünyasından ilk resmi mesaj ise dün akşam Vatikan'dan geldi. Papa 16. Benedictus, yayınladığı mesajda müslüman Türk halkına geçmiş olsun dileklerini ileterek şöyle konuştu: "Gerçi biz ona 'Allah' demiyoruz ama tabii nereden baksanız karikatürdeki 'din yalan' kısmının ucu bize de dokunuyor. Öte yandan ateş de düştüğü yeri yakar, sizin acınız daha büyük tabii. Bir de alışık da değilsiniz böyle şeylere. Neticede biz Hristiyan alemi olarak nereden baksanız bi 300-400 senedir yaşıyoruz bunları. Neyse, tekrar çok büyük geçmiş olsun..."
Dış basındaki yankılar
Karikatür felaketine Dünya basını da yoğun ilgi gösteriyor. İşte manşetlerden bazıları:
TELEGRAPH VE TIMES: Türkiye'nin acı günü
WASHİNGTON POST: İslam dünyası yasta
LE FIGARO: Müthiş Türkler bunu da atlatabilecek mi?
SUDDEUTSCHE ZEITUNG: Allah düşmanımızın başına vermesin
DANMARK JYLLANDS POSTEN: Ehehehehehehehehehehe
CORRIERRA DE LA SPORT: Mamma il Turcho! (Anneciğim Türkler Geliyor!)

86 yorum:

  1. Bulent bey;

    (diger basliktaki yorumunuzu oldugu asagiya aldim)

    Suradan:

    Ancak tam da bu tavır, İslam ve demokrasi beraberliğine ilişkin şüpheleri davet etmekte: İslam, düşünce ve ifade özgürlüğüne mâni midir? Cevap, her şeyi tartışabildiği, her şeyin fikir ve ifade hürriyetinin kapsamına girebileceği iddiasından alan Batılı liberal demokrasilerin misal "Yahudi soykırımına ilişkin detayları" asla ve asla tartışmadığı ve tartışılmasına da izin vermediği gerçeğinde gizli.

    Burada ne deniyor? 'Batılı liberal demokrasiler' o konunun konusulmasina yasak getirmis diye anliyorum. "Izin verilmiyor" ile devlet duzeni ile ilgili "liberal demokrasi" bir arada kullanilirsa ne anlarsiniz? Yani devlet konusturtmuyor diye anlarsiniz herhalde. "Iddia" filan dendigine gore de belki iddia ederler ama aslinda yasaklar vardir deniyor herhalde. Oyle ise, bu dogru degil. En azindan benim bildigim bir memleket icin dogru degil. Aklima gelen birinden gideyim, iste David Irving, iste acikta satilan (tepki ceken) bir kitabi. Kanununu filan anlatmaya luzum yok, ornek kafi olmali.

    NBK belki fikrin/icerigin tepki cekmesini kastediyor ama anlattigi sekliyle kanun duzeni kastedilmis gibi oluyor. Bunlara ses ediyorum cunku bir seyin olabilecegini bilip istememek yerine zaten yoktur o iddialar da bostur mealli bir seyler soyleyip olamazmis gibi anlatmayi zararli buluyorum.


    Haklisiniz.

    NBK ulke ismi verseydi en azindan o ulkenin yasalari uzerinden konusma imkanimiz olurdu ama oyle yapmayip ortaya biseyler soylemis.(Batili liberal ulkeler sinifina Israil'i de koyuyorsa o zaman zaten hepten curuk cumleler)

    ABD icin konusacaksak, Simpsons dizisi bile yeter aslinda. Yillardir oynuyor ve dalga gecmedigi ne din kaldi, ne sistem, ne de ilah:)

    NBK'nin yazisinin son paragrafinda da sakatlik var gibi..

    [..]Peki ya, diğer kesim, referansı Kuran ya da gelenek olmayan, seküler ve
    Batılı yaşam tarzını sahiplenmiş çağdaşlarımızın tutumu? Modern "birey" anlayışı, ka-dın-erkek eşitliği, Darwinizm, alkol tüketimi, cinsellik gibi konulardaki Batılı mükte-sebata itiraz eden her eleştiriye karşı yekten ve hoyratça teyakkuza geçen ve görüş sahibini sorumluluğa davet eden arkadaşlarımız, neden dini hedef alan, inanç sahiplerinin kutsalları ile alay eden görüşler söz konusu olduğunda sınırsız sorumsuzluk talep ederler? [..]


    Burada 'karsi taraf' diye tarifledigi laik kesim, bizim ulkemiz icin konusacaksak, liberal demokratlar degil ki! En az tutucu dindarlar kadar tutucu olan kati kemalistler.Onlarin da zaten liberal demokrasi gelsin filan gibi bir cabalari ve arzulari olmadigini az cok biliyoruz.

    YanıtlaSil
  2. Bulent bey,

    Bulent bey,

    Oyle ise, bu dogru degil. En azindan benim bildigim bir memleket icin dogru degil. Aklima gelen birinden gideyim, iste David Irving, iste acikta satilan (tepki ceken) bir kitabi. Kanununu filan anlatmaya luzum yok, ornek kafi olmali.

    Icsellestirilmis (ve kurumsallasmis) sansuru gozardi ediyor oldugunuzu dusunuyorum. Bati'da bu, hic de gozardi edilecek boyutlarda sayilamayacak olceklerde, vardir, bence. Birileri, numunelik ve istisnai, bir(er) kitap yazmis olsa da bu pek degismiyor malesef.

    Ona bakarsaniz, bizde de benzer aykiriliklari dile getirenler olmamis degil; hala daha da oluyor. Oluyor, ama, (tipki ABD'deki benzer sekillerde) dogduklarina pisman ediliyorlar. Bizdekilerin dogduklarina pisman edilis sekilleri ile ABD'dekilerin pisman edilis sekilleri (derece itibariyle) farklidir diye ABD'nin ornak alinabilir sayilmasini ben pek isabetli bulamiyorum.

    Mesela, "Israil ahalisi geldigi yere, Polonya'ya Almanya'ya donsun" mealinde bir cift laf eden bir ABD'li basin mensubunun (Helen Thomas) 'anti-semitik'lik gerekcesiyle afaroz edilebildigini yakin zamanda gorduk.

    "Efendim, kimse onu mahkeme kapilarinda surundurmedi" turunden apologetic savunmalari da ben yeterince tatmin edici bulamadim..

    Keske mahkemelerde /surunup/, sonucunda --suc islemedigi icin-- aklanabilseydi. Simdi artik oyle bir sansi hic olmayacak: 'Eh, yasi da kemale ermisti' bahanesiyle birlikte meslekten muebbet men edildi.

    Neyse.

    Istisnalari kaide saymagi da, daha beterinden geri bakarak memnuniyet isaretleri olusturmagi da cok isabetli bulamiyorum.

    Irwing konusu da hayli ilginc..

    O da, bir sekilde 'dogduguna pisman edilmis'lerden..

    'Soykirimi inkar' ettigi icin degil, kendisine yonelik suclamalardan/ithamlardan dolayi mahkemeye verdigi birilerine karsi davayi kaybedip butun mahkeme (ve karsi tarafin savunma giderlerini) karsilayamadigi icin (3.2 milyon USD) iflas etmis.

    Ardindan da, Avusturya polisinin --16 sene once cikarilmis olan bir tutuklama kararina dayanarak-- iceri alinmis ve bir mahkemede 2 sene hapse mahkum edilmis..

    Butun bunlar da 'Soykirimi inkar' ettiginden..

    "Ama, adamin kitabi hala daha satiliyor" diyerek teselli bulabilir miyiz; emin degilim.

    Neyse.

    {devam..}

    YanıtlaSil
  3. {..devam}

    [Not: Yukaridaki kisimda bir adet 'Bulent bey' olmaliydi; sehven 2 olmus. Bir cesit uyari girizgahi gibi olmus; kasit o degildi.]

    Konu ile alakali midir degil midir; bilmiyorum, ama surada Nagehan Alci da (Soner Yalcin baglaminda) Irwing'den bahsediyor ve sunlari soyluyor:

    "Bir kez daha söylüyorum: Soner Yalçın, Ergenekon terör örgütü üyesi mi bilmiyorum. Benim derdim ne o soruşturmaya destek çıkmak ne de savcılığına soyunmak! Ben o soruşturmadan bağımsız olarak Yalçın'ın evrensel hukuk ilkelerini çiğnediğini söylüyorum. Defalarca nefret suçu işlemiş bir yazar Yalçın. İnsanları hedef göstermiş, birilerini başkalarına karşı suça azmettirmiş, okurlarını bir kısım yurttaşımıza karşı kin ve düşmanlığa tahrik etmiş bir gazeteci. Bugün plastik bir demokrasi anlayışı ile Yalçın'ın avukatlığına savunanlar bana masal anlatmasınlar! Batılı değil 'Batıcı' kalemler bunlar. Batı standartlarını bilmeden 'Efendim, böyle bir şey Batı'da var mı, bu AKP hükümetinin uydurması' diyorlar. Halbuki böyle bir şey tabii ki Batı'da var. 'Kin ve düşmanlığa tahrik' adı verilen suç, diğer deyimle 'nefret suçu' tamamen evrensel hukukun ürettiği, evrensel standartları olan, cezası da hapis olabilen bir suç..."

    Ilginc bir adalet anlayisi sergilendigini kabul etmek durumundayim...

    Soner Yalcin'in 'nefret suçu' ithami ile iceri alindigini ben bilmiyordum. Ergenekon 'terör örgütü' uyesi olup olmadigini da Nagehan Alci (da) bilmiyor. Ama, yine de, Soner Yalcin'in banko suclu oldugunu soyluyor.

    Bu yaklasimi baska yerlerde de goruyoruz: "1960'da, 1980'de askerler darbe yaptilar; Balyoz mensuplari da asker, dolayisi ile muhakkak sucludurlar" mantigi bu..

    Ilginc bir dunyada yasadigimiz asikar.

    YanıtlaSil
  4. Bulent MurtezaogluŞubat 17, 2011

    Ayrica Darwinizm neyin nesi? Dogrudan -- biyolojiden bagimsiz -- matematige ve mantiga musallat olmus bir kitle vardi ben bunlara baktigim zaman. Buna ses etmek "seküler ve Batılı yaşam tarzını sahiplenmiş çağdaş" olmanin degil namuslu olmanin geregi.

    YanıtlaSil
  5. Bulent MurtezaogluŞubat 17, 2011

    EA bey, konustuk bunlari evvelce. Kisaca geceyim:

    -- Devletin bu islere karismamasi ancak gerek sart, yeter sart degil.

    -- Avusturya'da olanla ABD'nin ne alakasi var?

    -- Alci'in 'evrensel' dedigi evrensel filan degil (o da ABD'de yok, bunlari bana ezberleten 'dunyanin hicbir yeri' 'evrensel' gak guk diye konusan kalabaliga karsi 'nefret soylemi' kullansam beni iceri tikarlar mi acaba? Neyse "Brandenburg test" diye google yapilabilir. Vallahi sIkildim, kici kirik teknik adam bile bunlari bilecek, milletin beynine ulasanlar bilmeyecek. Yazik bu millete.)

    -- Alci'nin dedigi 'nefret soylemi' olabilir ki onun 'suc' olmasi sart degil.

    YanıtlaSil
  6. Bulent bey,

    konustuk bunlari evvelce. Kisaca geceyim:

    Biliyorum --hatirliyorum.

    Ama, siz 'organize olmus kitle'lere 'sivil' olduklarindan dolayi iltimas gecer gibisiniz (bana oyle geliyor); bu yuzden, pek de bir yere varamadigimizdan meramimi anlatmak babindan tekrar deneyeyim dedim.

    -- Devletin bu islere karismamasi ancak gerek sart, yeter sart degil.

    Birey sozkonusu oldugunda, 'devlet' ile 'organize olmus kitle' arasinda bir fark olmadigini; her ikisine de esit/benzer derecede/sekilde karsi olmak gerektiginde anlasamiyoruz zannedersem. Insanlarin hayatlari sadece kodese tikilarak, ya da mahkemelerde surundurulerek cekilmez hale gelecek diye de bir sart yok cunku.

    -- Avusturya'da olanla ABD'nin ne alakasi var?

    Avusturya'da mahkeme ile, ABD'de 'icsellestirilmis/kurumsallastirilmis sansur' sayesinde benzer sonuclar alinabiliyor.

    -- Alci'nin dedigi 'nefret soylemi' olabilir ki onun 'suc' olmasi sart degil.

    Sadece o degil. Adam alakasiz bir konudan iceri alindiginda, onun bambaska bir sebeple suclu oldugunu soylemek de bence ahlaki olmaktan uzak.

    YanıtlaSil
  7. Benim anladigim, 'Ergenekon teror orgutu'ye halki birbirine karsi kin ve nefrete suruklemek sucu, Soner Yalcin'a ise bu orgute uyelik sucu ilistiriliyor. Alci, 'transitive property of crime' saikiyle hakli olabilir yani. Kih kih...

    Tabii burada sunu unutmayalim ki, kin ve nefrete suruklemek olayi kurulu veya kurulmakta olan duzeni tehdit etmek anlamina geliyor. Buyuk olasilik yani. Yoksa ben nerden bileyim. Eski defterleri karistirip, kin ve nefrete surukleme davalari eski duzende nasil olmus diye bakilabilir belki.

    YanıtlaSil
  8. Hani Avrupa birligi iskence kalkmisti diye bagiran bi hirsiz. (gulsem mi uzulsem mi bilemedim)

    YanıtlaSil
  9. Ifade bozukluklarimdan dolayi ozur dilerim.

    Bu arada, karikaturcu dogru demis. Demis de, niye cami duvarina yazmis bu dogruyu? Ilgi istiyor herhalde. Kancik kopek gibi kuyruk sallamis... Tove tovbe...

    YanıtlaSil
  10. Bulent MurtezaogluŞubat 17, 2011

    EA bey,

    Ama, siz 'organize olmus kitle'lere 'sivil' olduklarindan dolayi iltimas gecer gibisiniz (bana oyle geliyor);

    Hayir, bunu da konustuk evvelce.

    bu yuzden, pek de bir yere varamadigimizdan meramimi anlatmak babindan tekrar deneyeyim dedim.

    Merminizin anladigim kadari dogru gelmiyor bana. Ister 'sinif cikari' olsun (zeginler vs.) ister belli bir ticari gurup cikari olsun (ilac sirketleri vs.) ister yabanci devlet cikari olsun (Israil diyelim, akildaki o) bu konudaki etki farketmiyor. O gurup gucluyse sadece hasim bellediginin hareket alanini daraltmakla kalmiyor, o imkan varsa ayni gucu devlet uzerinde kullanip devlet gucunu kendi kaldiraci haline getirebiliyor. Devletin ifadeye karismamasi bu acidan da onemli. (Nitekim sirketler aleyhinde yayin yapilinca bu imkanlari dibine kadar -- normal mahkemede, ceza nahkemesi degil -- kullanmaya calisiyorlar.) (Kaldirac ornegi de cemaatin ta kac sene evvel FG diye prezervatif markasi tesil ettiklerini yazan mecmuaya devlet guclerine gece baskini yaptirtip o sayfalari dagitima girmeden cikarttirmasi olabilir. 'Prior restraint' deniyor buna ve korkunc/kacinilmasi gereken bir mekanizma olarak goruluyor. Buradaki ismi 'evrensel'dir herhalde.)

    Avusturya'da mahkeme ile, ABD'de 'icsellestirilmis/kurumsallastirilmis sansur' sayesinde benzer sonuclar alinabiliyor.

    Olur mu? Adamin kitaplari ortada ve 'yasak yayin' muamelesi gormuyor, fikri neyse -- her kanal degil belki ama -- bulabildigi diger kanallardan yayiliyor. Kendisi hur dolasabiliyor. Bunu Finkelstein icin de konustuk. Adamin sikinti cektigi acik ama bakin Turkiye'de bile biliniyor, oldugu yerde kitaplarini yazabiliyor, birisi salon tutup cagirirsa gidip konusuyor ve polis onu koruyor. Benzer sonuc degil o bakimlardan.

    [Bunu sirayi bozarak aldim]

    Birey sozkonusu oldugunda, 'devlet' ile 'organize olmus kitle' arasinda bir fark olmadigini; her ikisine de esit/benzer derecede/sekilde karsi olmak gerektiginde anlasamiyoruz zannedersem.

    Var fark, 'esit' karsi cikma da soz konusu olamiyor o yuzden. Birinde devlete 'yapma'/'karisma' denirken otekinde (zaten dinlemez) bu soz konusu degil. En fazla bunlar bunu yapiyorlar diye bilgi verilir insanlara. Care olarak mesela bilginin yayinlanma ve dolasma kanallari cogaltilabilir, o sekilde uc bes yere nokta atisi yapilip ses kesilmesine (buyuk medyadan gazeteci attirmak, istenmeyen kisi yapmak) engel olunabilir. Irwing'in durumunda zaten adam kitap satiyor, isteyen alir vs. vs.

    YanıtlaSil
  11. Irving'in durumunda mesleki olarak afaroz edilmek de var biraz galiba.

    Su Topeka, Kansas'taki kilise gurubuna bakilabilir daha ilginc bir ornek olarak bence. Hani su, sehit cenezalerinde gosteri yapip, homoseksuellik nedeniyle oluyorsunuz, cehenneme gidiyorsunuz diyen sinir ilaci gurup.

    YanıtlaSil
  12. Bulent bey,

    Hayir, bunu da konustuk evvelce.

    Konusmak, her zaman, anla-s-mak anlamina gelmeyebiliyor.

    Merminizin anladigim kadari dogru gelmiyor bana. Ister 'sinif cikari' olsun (zeginler vs.) ister belli bir ticari gurup cikari olsun (ilac sirketleri vs.) ister yabanci devlet cikari olsun (Israil diyelim, akildaki o) bu konudaki etki farketmiyor. O gurup gucluyse sadece hasim bellediginin hareket alanini daraltmakla kalmiyor, o imkan varsa ayni gucu devlet uzerinde kullanip devlet gucunu kendi kaldiraci haline getirebiliyor. Devletin ifadeye karismamasi bu acidan da onemli.

    Sizin cizdiginiz cercevede de devletin karismamasi her zaman optimum cozum olmayabiliyor. Size abes birornek vereyim:

    Metaforik anlamda, sizin dediginizi, "ogretmen karismasin, sadece ogretsin gitsin; cocuklar problemlerini kendi aralarinda halleder" demege benzetebiliriz. Ben de, bunun her zaman optimum cozum olmadigini soyluyorum. Cocuklarin bir kismi bir grup olusturup, daha zayif/asosyal olan bir baska cocukla dalga gecerek (ya da baska sekillerde onu tezyif ederek --read 'to bully') okuldan sogutabilir, onun hayatini karartabilir. Ogretmenin tarafsiz kalmakta israr etmesinin de vebali var yani.

    Fakat, siz, biraz da israrla, sadece ogrencilerin (yalanci sahitlik filan da yaparak), daha zayif/asosyal olan bir baska cocugun ogretmen tarafindan cezalandirilmasini saglamalari ihtimalini dikkate aliyorsunuz gibi geliyor bana.

    Tamam, bu ihtimal hep vardir; ama, sayet ogretmeni mekanik bir varlik saymiyorsak, ogretmenin aklini kullanip durumu degerlendirmesini ve asil kabahatli olani bulup cikarabilmesi gerekir.

    Bunu her zaman yapamiyor diye, ogretmeni tamamen pasifize etmegi ben akilci bir cozum gormuyorum.

    Cunku, tekrar etmem gerekirse, o durumda ortalik serseri gruplara kaliyor.

    Zannedersem burada ayriliyoruz.

    {devam..}

    YanıtlaSil
  13. {devam..}

    (Nitekim sirketler aleyhinde yayin yapilinca bu imkanlari dibine kadar -- normal mahkemede, ceza nahkemesi degil -- kullanmaya calisiyorlar.) (Kaldirac ornegi de cemaatin ta kac sene evvel FG diye prezervatif markasi tesil ettiklerini yazan mecmuaya devlet guclerine gece baskini yaptirtip o sayfalari dagitima girmeden cikarttirmasi olabilir. 'Prior restraint' deniyor buna ve korkunc/kacinilmasi gereken bir mekanizma olarak goruluyor. Buradaki ismi 'evrensel'dir herhalde.)

    Devletin baskin yapmasi yanlisti. Tamam. Ama, devletin baskin yapabilmek yetkisini kaldirmagi da savunmak bence yanlis.

    Bunun anlamli bir orta noktasi olmali: Devleti daha akilli davranir hale getirmek.

    Geiremiyorsak bile, kabahat bizim; budamak dogru cozum degil bence.

    Olur mu? Adamin kitaplari ortada ve 'yasak yayin' muamelesi gormuyor, fikri neyse -- her kanal degil belki ama -- bulabildigi diger kanallardan yayiliyor. Kendisi hur dolasabiliyor. Bunu Finkelstein icin de konustuk. Adamin sikinti cektigi acik ama bakin Turkiye'de bile biliniyor, oldugu yerde kitaplarini yazabiliyor, birisi salon tutup cagirirsa gidip konusuyor ve polis onu koruyor. Benzer sonuc degil o bakimlardan.

    Bu bana, biraz da, "biz mahpus, fikriyatimiz iktidar" tesellisini hatirlatiyor. Adam, akademik olarak sifirlanmis; geride kala kala yazdigi bir kitap kalmis ve o da neredeyse ibret-i alem icin raflarda tutuluyor..

    Yukaridaki ogrenci metaforundan hareket edecek olursak, cocuk okulkdan uzaklastirilmis ve bir hilkat garibesi muamelesi gorerek marjinal ortamlara mahkum edilmis. Ben, bunun neden/nasil daha iyi oldugunu anlamiyorum.

    Bu, bir anlamda, mesela Sabahattin Ali'nin aslinda uzulmemesi gerektigini, sonucta guzelim siirlerinin bestelenmis ve dilden dile dolasiyor olmasini soylemege benziyor gibi..

    Var fark, 'esit' karsi cikma da soz konusu olamiyor o yuzden. Birinde devlete 'yapma'/'karisma' denirken otekinde (zaten dinlemez) bu soz konusu degil. En fazla bunlar bunu yapiyorlar diye bilgi verilir insanlara. Care olarak mesela bilginin yayinlanma ve dolasma kanallari cogaltilabilir, o sekilde uc bes yere nokta atisi yapilip ses kesilmesine (buyuk medyadan gazeteci attirmak, istenmeyen kisi yapmak) engel olunabilir. Irwing'in durumunda zaten adam kitap satiyor, isteyen alir vs. vs.

    E. Iyi o zaman. Dr Ismail Besikci'nin de sikayet etmesine veya bizim de onun adina ses etmemize gerek yok. Zor da olsa kitaplari bulunabiliyor. Arada bir bazi Internet sitelerinde yazilari cikiyor.

    Boyle dersek dogru olur mu?

    YanıtlaSil
  14. Bulent MurtezaogluŞubat 18, 2011

    EA bey, anlasamiyoruz cunku siz optimal seyi tasarlayacak kadar kontrol edilebilir buluyorsunuz devlet gucunu hatta 'ogretmen' gibi gorebiliyorsunuz. Benim devletle alakam oyle olmadi belki, belki devlet eliyle optimalite dusunmuyorum (yani kaygi o degil). O yuzden anlasamiyoruz.

    Sabahattin Ali de Ismail Besikci de devlet tarafindan yargilanmis hapsedilmis ve Ali'in hayati en azindan 'korunmamis' diyelim. Soyle bir bakindim, Besikci'ye yeni dava da acilmis. Belki devamli polis kontrolunde olan (belki ara sira hirpalamali turden), belki muhtemel isverenleri tarafindan devletle baslari belaya girer diye reddedilmis insanlar bunlar. Benzetmeler yerinde degil yani.

    Ifade hurriyeti ile ilgili tasavvur, devletin diger basit vazifelerini yapmasini da gerektiriyor (yani pesime adam takip her yerde takip ettirirse biri, polise gidiyorum o adamin kendisi polis olmuyor!).

    Benim asil anlamadigim nicin ifade konusunda devlet mudahalesinin buyuk ozgurluk alani acacak sekilde nitel sinirlarin otesine cekilmesi durumunda bir seyin farketmeyecegini iddia etmek istediginiz. Bu devlet guclu ve karisabilir olsun pozisyonunu almaktan farkli biraz. Yani oyle daha iyi olur demiyorsunuz, karismadigi durum bir fark yaratmiyor diyorsunuz galiba. Bu dogru degil ki? Verdiginiz orneklerin zorlama gibi olmasinin sebebi belki de o. Ne bileyim adamin kitabi A ulkesinde satiliyor diyene B ulkesinde yakalandigini soylemek yerine belki tam ne taraftan tutmak istediginizi soyleseniz baska bir yolunu buluruz?

    Neyse Finkelstein icin:

    Bu bana, biraz da, "biz mahpus, fikriyatimiz iktidar" tesellisini hatirlatiyor. Adam, akademik olarak sifirlanmis; geride kala kala yazdigi bir kitap kalmis ve o da neredeyse ibret-i alem icin raflarda tutuluyor..

    Bilmiyorum durumu o kadar kotu mudur diye. Faal durumda benim bildigim.

    Yukaridaki ogrenci metaforundan hareket edecek olursak, cocuk okulkdan uzaklastirilmis ve bir hilkat garibesi muamelesi gorerek marjinal ortamlara mahkum edilmis. Ben, bunun neden/nasil daha iyi oldugunu anlamiyorum.

    Ne durumdan daha iyi? Hapiste olmasina gore mi? Mesele tam nedir burada? Israil'in hosuna gitmeyen seyler yazanlara zorluk cikartanlara devlet bir sey yapsin mi demek istiyorsunuz? Yani yapmadigi duruma gore mi kotu bu? Yoksa zaten boyle isler oluyor diye ifade hurriyetini koruyan esaslar kalksa da olur mu demek istiyorsunuz? Yahut, ne bileyim, Israil'in guclu oldugu bir dunyada ifade hurriyeti yoktur filan gibi mi bir sey var aklinizda?

    YanıtlaSil
  15. Bulent bey,

    anlasamiyoruz cunku siz optimal seyi tasarlayacak kadar kontrol edilebilir buluyorsunuz devlet gucunu hatta 'ogretmen' gibi gorebiliyorsunuz. Benim devletle alakam oyle olmadi belki, belki devlet eliyle optimalite dusunmuyorum (yani kaygi o degil). O yuzden anlasamiyoruz.

    Dogrudan dogruya 'devlet' fikri ile baslamak sart degil. Herhangi bir sosyal olusumda, zaman icinde, kendiliginden bir duzen olusur (olusmazsa sosyal olusumdan soz edemeyiz pek). Bu duzenin yonetim bicimi farkliliklar gosterebilir --periyodik olarak bireylerin reylerine muracaat edenler veya etmeyenler filan-- ama, oradan otesi 3 asagi 5 yukari benzer beklentilere cevap vermek durumundadir. Bunu ne derece yerine getirdikleri degisse de, asayis ve magduriyetlerin (olabildigince) giderilmesi yani 'adalet' (veya adliye) ihtiyaci onde gelir.

    Bu yapinin adina 'devlet' demek zorunda degiliz; ama, her sosyal grubun kararli dengeye ulasmasi sonucunda bu tur yapilar ortaya cikar.

    Bunu bir kanun olarak degil de ampirik bir gozlem olarak zikrediyorum. Aksini gosterecek ornekler verebilirseniz onlari da dikkate almak isterim.

    Simdi.. dogru durust islememek ihtimali (veya zaman zaman realitesi) var diye, boyle bir yapinin yerine, keyfi ve cok sayida otoritelerin olmasini daha makul gormegi ben anlayamiyorum --geriye gidis addediyorum.

    Ogretmen ornegini de, yukaridaki cercevede, otorite figuru anlaminda kullanmistim ve hala daha isabetli oldugunu dusunuyorum: Verili bir anda ve cografyada belli bir grubun asayis ve adalet ihtiyacini temin icin bir nihai otoriteye ihtiyaci oldugunu dusunuyorum.

    Buradaki 'otorite' kelimesi bireyleri sevk ve idare etmek anlaminda degil; 'son siginak' veya 'kimsesizlerin kimsesi' anlamindadir. Ve, bu karakteristikleri sulandirdikca bireylere daha huzurlu, guvenli ve ozgur bir ortam saglamis olmuyoruz bence.

    Tersine, hangi peygamere ummet olacagini sasirmis (yani, namutenahi organize kitlenin ve/ya cikar grubunun elinde afallamis kalmis ve korkan) bireylerin olusturdugu metastable bir yapidan bahsetmis oluruz. Bu yapi, o namutenahi organize sosyal kitlenin ve cikar grubunun icinden herhangi birinin baskin cikisina kadar devam eder ve ardindan da bir tur kast sistemi devreye girer.

    Benim tarihten gordugum budur ve bu yuzden 'nihilist liberalizm' de diyebilecegim turden yaklasimlari gercekci bulamiyorum.

    Sabahattin Ali de Ismail Besikci de devlet tarafindan yargilanmis hapsedilmis ve Ali'in hayati en azindan 'korunmamis' diyelim. Soyle bir bakindim, Besikci'ye yeni dava da acilmis. Belki devamli polis kontrolunde olan (belki ara sira hirpalamali turden), belki muhtemel isverenleri tarafindan devletle baslari belaya girer diye reddedilmis insanlar bunlar. Benzetmeler yerinde degil yani.

    Nie degil? Her ikisi de hayatta kalmis; kelleleri vurulmamis --yani, en beterinden sakinilmislar. Her ikisi de hala daha okunabiliyor.

    Irwing meselesine paralellik cekecek olursak, ensesinde hala daha ayni lobinin nefesi var ve nereye giderse gitsin --olunceye veya tovbe istigfar ettigine onlari ikna edinceye kadar-- bu devam edecek. Tek fark, o lobinin elemanlari uniforma giymiyor.

    {devam..}

    YanıtlaSil
  16. {..devam}

    Ifade hurriyeti ile ilgili tasavvur, devletin diger basit vazifelerini yapmasini da gerektiriyor (yani pesime adam takip her yerde takip ettirirse biri, polise gidiyorum o adamin kendisi polis olmuyor!).

    Aynen. Yani, devlet, nihai siginma noktasidir. Devletin sizin pesinize adam takmasina itiraz etmeniz yeridedir; ama devletin birilerinin pesine adam takmasina prensip olarak karsi olmaniz oyle degildir bence. Cunku, ayni devletin bir de sucun olusumun engellemek gorevi vardir.

    Benim asil anlamadigim nicin ifade konusunda devlet mudahalesinin buyuk ozgurluk alani acacak sekilde nitel sinirlarin otesine cekilmesi durumunda bir seyin farketmeyecegini iddia etmek istediginiz.

    Cunku, bireylerin ozgurluklerini artirmak baska otoritenin ortadan cekilmesi baska. Bireylerin ozgurluklerinin organize kitlelere (veya cikar gruplarina) karsi korunmasi icin devlete ihtiyac vardir --bence.

    Bu devlet guclu ve karisabilir olsun pozisyonunu almaktan farkli biraz. Yani oyle daha iyi olur demiyorsunuz, karismadigi durum bir fark yaratmiyor diyorsunuz galiba. Bu dogru degil ki?

    Burayi anlamadim.

    Verdiginiz orneklerin zorlama gibi olmasinin sebebi belki de o. Ne bileyim adamin kitabi A ulkesinde satiliyor diyene B ulkesinde yakalandigini soylemek yerine belki tam ne taraftan tutmak istediginizi soyleseniz baska bir yolunu buluruz?

    A ulkesinde devlet daha iyi isliyor, bireyin ozgurluklerini daha iyi koruyor. B ulkesinde ise durum oyle degil.

    Organize kitle ya da cikar grubu, hedefine aldigi kisiyi B ulkesinde hapse attiriyor, A ulkesinde ise attiramiyor. Ama, bu, o adama A ulkesinde de hayati zehir edemedikleri anlamina gelmiyor.

    A ulkesi daha iyi isliyor olsa, organize kitlenin budanip yola gelmesi icin tedbirler alirdi; su anda butun yapabildigi, adama fiziki zarar verilmesini engellemek icin onu uniformali birileri tarafindan --zaman zaman-- korumak..

    Ne durumdan daha iyi? Hapiste olmasina gore mi? Mesele tam nedir burada? Israil'in hosuna gitmeyen seyler yazanlara zorluk cikartanlara devlet bir sey yapsin mi demek istiyorsunuz? Yani yapmadigi duruma gore mi kotu bu? Yoksa zaten boyle isler oluyor diye ifade hurriyetini koruyan esaslar kalksa da olur mu demek istiyorsunuz? Yahut, ne bileyim, Israil'in guclu oldugu bir dunyada ifade hurriyeti yoktur filan gibi mi bir sey var aklinizda?

    Mesele sadece veya tek basina Israil veya Yahudiler degil. Benim de, bir TC vatandasi olarak, ilk onceliklerimin arasinda Irwing'in huzuru gelmiyor. Irwing, uluslar-arasi cemaatlerin ya da diger cikar gruplarinin ne yapabilecegine sadece bir ornek.

    Buralara donersek, cemaatlerin ya da diger cikar gruplarinin Orca surusu gibi davranip avlamasina birilerinin engel olmasi gerektigini dusunuyorum. Bunu da, daha bir tatlisu devleti haline getirilmis devletin yapamayacagini --cunku, ortalik daha da fazla bu cemaatlerin ya da diger cikar gruplarinin eline kalacak--, devletin kuculmesini isteyenlerin de (bazilari acisindan bilmeksizin) bu gidisati daha da hizlandirmaga hizmet ettikleri kanaatindeyim.

    Devlete ceki duzen vermege kafa yormak yerine, ver kurtul misali, devleti kucultmek istemekteki israri anlamiyorum.

    YanıtlaSil
  17. Bulent MurtezaogluŞubat 18, 2011

    EA bey, anladim, evvelce bilmemka kere soyledigimden farkli bir sey demeyecegim. Demis kabul ediverin lutfen.

    YanıtlaSil
  18. cek sperowŞubat 18, 2011

    EA bey;

    ben sizi anlıyorum. lakin, 'yeni güç' devlet aygıtını/presi ele geçirip sizi akıllandıracak(bu aygıtın faideleri konusunda)gibi görünüyor.

    imalarınız, cemaatin önlenemeyen yükselişini önlemesi umulan bir başka yapının/çetenin, öğretmenin işlevine soyunup cemaatçileri derdest etmesini beklemekse sanıyorum tarihsel tecrübe bunun boşuna olduğunu söylüyor.

    ki göreceksiniz, şu süreç tamamlandığında, içeri tıkılanlar hernekadar geçmişte bu gücü kullanmış olmakla suç işlemiş olsalar da, et kıyma makinesinin kolu onların aleyhine dönmeye başlayınca; aygıtı, maruz kaldıkları acıdan, geçmişi de kendi yaptıklarından yola çıkarak mahküm edeceklerdir...

    Bu tip aygıtların(hidrolik pres mesela)oluşumunu önlemek çok da zor değil; hatta kendi halinde bir dünya buna müsade etmez. aksine bunu kurup çalıştırmak çok daha zahmetli; elbetteki çalıştırıldığında oluşan baskı,kaçınılmaz ezilmeleri beraberinde getirir...

    YanıtlaSil
  19. Bu 'aygit'i gozden saklamak icin olsa gerek, simdi bir de PKK-gazeteci toslasmasiyla devlet/hukumet-gazeteci toslasmasi karsilastiriliyor. Demagojiden kusacagim vallahi.

    YanıtlaSil
  20. CS bey,

    ben sizi anlıyorum.

    Emin degilim.

    lakin, 'yeni güç' devlet aygıtını/presi ele geçirip sizi akıllandıracak (bu aygıtın faideleri konusunda) gibi görünüyor.

    Kisisel acidan cok da onemli degil. Ben eskinin arpaliklarinda beslenmis degilim ki, yeni gelecek olanlardan tedirgin olayim... Ben, isimi iyi yaptigim muddetce benim sorunum olmaz. Endise etmeyin.

    imalarınız, cemaatin önlenemeyen yükselişini önlemesi umulan bir başka yapının/çetenin, öğretmenin işlevine soyunup cemaatçileri derdest etmesini beklemekse sanıyorum tarihsel tecrübe bunun boşuna olduğunu söylüyor.

    Anlamadiginiz kanaatim bu satirlarla pekisiyor..

    Eskiden baska 'cemaat' simdi baska 'cemaat'.. yani, bir tur birdirbir oyunu bu.

    Eskiden balli bir murtezika kitlesi memnundu, simdi (ya da bundan boyle) baska bir murtezika kitlesi memnun olacak...

    Butun uretebildigimiz cozum bu ise, esasen herhangi bir cozum uretmedigimizi ne zaman farkedecegiz?

    ki göreceksiniz, şu süreç tamamlandığında, içeri tıkılanlar hernekadar geçmişte bu gücü kullanmış olmakla suç işlemiş olsalar da, et kıyma makinesinin kolu onların aleyhine dönmeye başlayınca; aygıtı, maruz kaldıkları acıdan, geçmişi de kendi yaptıklarından yola çıkarak mahküm edeceklerdir...

    Ve, esasen bir sey degismemis olacak; oyle degil mi?

    'Ayni kerhane ayni dekor; fakat kizlar degismis' misali..

    Bu tip aygıtların (hidrolik pres mesela) oluşumunu önlemek çok da zor değil; hatta kendi halinde bir dünya buna müsade etmez. aksine bunu kurup çalıştırmak çok daha zahmetli; elbetteki çalıştırıldığında oluşan baskı, kaçınılmaz ezilmeleri beraberinde getirir...

    Ezilmeleri sifirlamanin imkansiz oldugunda hemfikirim. Ama, hedef o olmali degil midir --"simdi sira bizde" yaklasiminin yerine?

    YanıtlaSil
  21. cek sperowŞubat 19, 2011

    EA bey;

    hiç bu kadar (yaklaşmamıştınız anlamaya)yaklaşmamıştık anlaşmaya.

    o 'aygıt' diyorum; sizin olmadığında mahvolacağımızı sandığınız aygıt, ortadan kaldırıldığında, kimsenin kimseyi dövecek sopası kalmayacaktır.

    kaldı ki, bu denli merkezi güçler ister istemez yapı taşlarını ezmek durumundalar.bu ezme işlemi de bu 'aygıt' ile yapılmak suretiyle varlık ibarzı:otorite tesis edilmektedir.

    arpalıklarla beslenmeyen sizin gibi biri, birikiminiz 'çökme/çalıntı' değilse bunu korumak için hukuk dışı mekanizmaların varlığına ihtiyaç duymaz öyle değil mi?

    siz belki bilincinde olmasanız da, bilinç altı reflekslerle bu tip aygıtlara olan ihtiyacınızı dillendirmektesiniz, pek de nedenlerine değinmeden.

    sanıyorum bunun anlaşılır tarafları var. eşitsizliklere borçlu olduğumuz artıkların/üretim fazlası edinimi faaliyetinin paradoksal bir devamlılık kazanabilmesi(tavuk-yumurta-sahip ilişkisi) benim 'aygıt' sizin devlet dediğimiz çete gücünü beslememizle mümkün olacak diye düşünüyor bazıları.

    böylesi bir çeteye ödenecek aidatın,artığı ürettiğimiz insanlarla paylaşmaya oranla daha düşük maliyeti dolayısıyla, eşitsizliklerden beslenenlerin ortak refleksleri böylesi aygıtlara muhtaç olduklarını ibrazdan öte yeni bir açılıma kapalıdır. bunun kemalci ya da fethullahçı çeteci olması açılıma katkıyı artırmadığı gibi halk açısından fark da oluşturmuyor malesef.

    ancak şu kadar bir fark var ki, şimdi kemalcilerin yaptıklarının hesabını vermek için kodese tıkılmalarının bundan sonrası için bu işlere soyunacaklara da bir maliyet analizi yapma imkanı verecek olmasıdır...

    mısır'da mübarek kemal'den sonra oluşacak yapının dikkate almak zorunda kalacağı bir takım gerçeklikler gibi...

    yoksa, devletçi bir kemalci ile devletçi bir bilmem ne arasındaki ince çizgi, biri diğerini yerinden edinceye kadar ki takınacağı şirinlik yayamayı umuduğu yalama maskeden başkası değildir. çizginin berisindeki maskeli,ötesindeki 'mübarek kemal kaddafi'(mkk) artık...

    benim şahsen mübarek kemal'e en çok benzettiğim ve yakın(aynı tip olmaları bakımından) olduklarını düşündüğüm siyasetçi mehmet ali şahin'dir.

    mali'nin eline güç/aygıt geçtiğinde bir malinyanus'umuzun olması hiç de şaşırtıcı olmaz...

    hatta belki bazıları onun başbakanın altını oymayacağını düşünebilirler, evet fırsat yoksa yalama maskesi aynen yerinde durur, ta ki küçük bir kapı aralığına dek...

    lafı niye uzattım. benim için özel bir 'bizimkiler' yok demek için. bu sürecin kemalcileri akıllandırıp halkla buluşmasını umalım.tıpkı yeniçeriler ve ulemanın tasfiyesinden sonra halkçı isyanları destekleyip padişah dinciliğinden islamcılaşmaya evrilmeleri gibi...

    YanıtlaSil
  22. Son yazisina baktim, kendi istegiyle ayrilmis gorunuyor ama hukumeti elestiren son derece sert cikislarinin o gazetede rahatsizlik yarattigini tahmin etmek icin muneccim olmaya da gerek yok.

    Nitekim ses getiren o malum yazisini cok kisa bir sure once yazmisti.

    YanıtlaSil
  23. Bulent bey;

    Siz belki yapilmasi gerekeni yapiyorsunuz ama Cetin Dogan blogunda, adiniz soyadinizla yaptiginiz yorumlar, dilerim ileride basinizi agritmaz.

    Haddime degil tabii ki ama endisemi dile getirmek istedim. Ortalik hic tekin degil malum!

    YanıtlaSil
  24. Bulent MurtezaogluŞubat 19, 2011

    Hah ben de dusundum bunu YO hanim. Birkac sefer sopa da gosterildi orada iste yargiya mudahale bilmemne diye, ama usulum degil takma isim filan. Baska yerde rahat diyecegim bir suru seyi demiyorum zaten.

    Isin komigi su: ben aslinda -- diyelim -- 2003-simdi arasi bir suru karanlik isin hakikaten oldugunu dusunuyorum. Bu gayet dar baglamda kopan kiyamet hem o isleri hem failleri saklamaya da yariyor. (O seminerin dogrudan yargilanmamasi da oyle biraz belki.) Yani iceri alinirsam soylenenin bir beterine inanan biri olarak alinmis olurum ki, artik gulersiniz buralarda.

    YanıtlaSil
  25. Bulent bey;

    Allah korusun, gulmek ne demek, oyle birsey olsa, eminim, sizi sanal da olsa taniyan butun blog camiasi kahrolur.

    Hanefi Avci gibi milliyetci birinin solcu orgute yardim yataklikla suclandigi bi ulkede, liberal birinin ergenekon uyesi olmaktan suclanmasina da sasirmayiz belki, ama, filler tepisirken; cimenler gibi, bosu bosuna niye ezilesiniz ki!

    O blogun populeritesi cok cok artti ve eminim, emniyet, askerler, vekiller, cemaattekiler vb. de girip okuyorlardir. Yazdiklarinizdan faydalananlar da olacaktir mutlaka, fakat, tas kafali, pesin hukumlu, dusunmeye sorgulamaya vakti olmayan birilerinin de, 'kimmis lan bu adam?' diye tutup, size yonelik manevi tacize filan basvurmasindan korkarim diye ses ettim..

    YanıtlaSil
  26. Bulent MurtezaogluŞubat 19, 2011

    Bir sey olmaz, merak etmeyin. Memlekete bakayim diye gelmistim, gostermis olurlar en fazla. Hanefi Avci'in kitabinin pesine dustugum zaman, benimle beraber onu alan birisi kredi karti kullanmama hayret etmisti. Neymis? Bakiliyormus. Bu kadar da korkulmamali herhalde.

    Farkettiniz mi bizim Bekir bey dahil nasil hemen herkes cemaat mensubu diye goruluyor? Nasil iki kanat da benziyor birbirine o acidan? Yok Kemalist yok darbeci yok CHPli yok cakma cagdas herkes gayet isabetli tahminler yaptigini dusunuyor.

    YanıtlaSil
  27. CS bey,

    hiç bu kadar (yaklaşmamıştınız anlamaya)yaklaşmamıştık anlaşmaya.

    Yine de emin degilim.

    o 'aygıt' diyorum; sizin olmadığında mahvolacağımızı sandığınız aygıt, ortadan kaldırıldığında, kimsenin kimseyi dövecek sopası kalmayacaktır.

    Bunun bir ham-hayal oldugu kanaatindeyim.

    Onu vurgulamak icin de, bilerek, 'ogretmen' tesbihini verdim; yani, bebelerin ortamini.

    Sunu demek istiyorum: Cetelesme insanin fitratinda var. Bunu, daha cisini tutamayan bebelerde de goruyoruz.

    Dolayisi ile, ortada temel/merkezi bir otorite yokken hayatin daha yasanabilir oldugunu dusunmek icin cok fazla sebep goremiyorum.

    Mesele, bu 'temel/merkezi otorite'nin zapt u rapt altinda tutulmasidir bence; ortadan kaldirilmasi degil.

    kaldı ki, bu denli merkezi güçler ister istemez yapı taşlarını ezmek durumundalar. bu ezme işlemi de bu 'aygıt' ile yapılmak suretiyle varlık ibarzı: otorite tesis edilmektedir.

    Tekrar soyleyeyim: Mutlak adalet diye bir sey yok. Tabii ki, ezmek/ezilmek yine de olacak. Ama, merkezi gucun denetim ve kontrolune katilim oraninda bunun azalacagini dusunuyorum.

    Bu bakimdan, ben (zannedersem) Bulent beyle (ve bir acidan da sizinle) su acidan ayriliyorum: Bulent bey (ve galiba siz de) merkezi otoritenin varligini temel tehdit sayiyor ve budanip minimize edilmesinin daha uygun olacagini dusunuyor(sunuz).

    Ben ise, budandigi olcude o otoritenin yerini merkezkac/vurkac otoritelerin alacagini, bunun anarsik ortamin doguracagi sonuclarin daha kotu olacagini dusunuyor, ve cozumun (oyle degil de) aydinlarimizin devlet aygitinin daha denetimli islemesine yogunlasmasinin daha akillica ve faydali olacagini dusunuyorum.

    arpalıklarla beslenmeyen sizin gibi biri, birikiminiz 'çökme/çalıntı' değilse bunu korumak için hukuk dışı mekanizmaların varlığına ihtiyaç duymaz öyle değil mi?

    Bu o kadar da oyle degil. Cetelesmenin basladigi ya da yogun oldugu ortamlarda, bu cetelerin adil davranacaklarinin hic garantisi yok --ya da, soyle diyeyim, her birinin adalet standardi birbirinden cok farkli olabilir. Birisi tarafindan mesru kabul edilebilir, otekisi tarafindan da suclu bulunabilirsiniz.

    Oyle bir durumda, benim gibi birisinin yapacagi cok sey yok. Ya ben de bana uyacak bir ceteye uye olacagim, ya da bu devenin gudulmez oldugu kanaatine varip baska bir diyara gocecegim. Buradaki 'ben' illa beni temsil etmek zorunda degil; bu siz de olabilirsiniz, baska herhangi birisi ya da herkes de olabilir.

    siz belki bilincinde olmasanız da, bilinç altı reflekslerle bu tip aygıtlara olan ihtiyacınızı dillendirmektesiniz, pek de nedenlerine değinmeden.

    Bilinc-alti filan degil; acikca soyluyorum: Insan fitratinda otorite arzusu var. Benim de var sizin de oldugunu dusunuyorum.

    Aksini dusunuyorsaniz, nedenlerini ve nasilini anlatir misiniz?

    {devam..}

    YanıtlaSil
  28. {..devam}

    sanıyorum bunun anlaşılır tarafları var. eşitsizliklere borçlu olduğumuz artıkların/üretim fazlası edinimi faaliyetinin paradoksal bir devamlılık kazanabilmesi (tavuk-yumurta-sahip ilişkisi) benim 'aygıt' sizin devlet dediğimiz çete gücünü beslememizle mümkün olacak diye düşünüyor bazıları.

    Bu dediginiz teorik cercevede bu sekilde --hatta daha keskin ifadelerle de-- dile getirilebilir tabii ki.

    Ama, her esitsizlik her zaman gayrimesru olmak zorunda degil. Bazi hallerde (hatta, cogunlukla da diyebiliriz), esitsizlikleri odullendirmek de gerekir.

    Garip bir ifade gibi gelebilir ama oyle olmadigina bir ornek verirsem belki daha kolay anlasilabilir.

    Diyelim ki, siz, baskalarinda olmayan nadir bir yetenege sahipsiniz: Baska yetenekli insanlari bulup bir araya getirip, bu ortak yetenek havuzundan fevkalade faydali sonuclar cikarabiliyorsunuz... Bu yeteneginiz, diger ihtisas bazli yeteneklerden daha kiymetlidir --sizin gibi cok sayida insan yoksa tabii ki--, ve odullendirilmesi gerekir. Aksi halde, oteki yetenekli insanlarin yetenekleri onemli olcude ziyan olacak; ya da topluma daha az faydali sonuclar elde edilebilecektir.

    Boyle bir durumda, sizin bu yeteneginiz karsiliginda mesru sekilde elde ettiginiz 'odul'un (maddi ya da manevi olabilir bu) her an elinizden alinabilcegine dair endisenizin olmamasi gerekir. Aksi halde, niye ugrasasiniz ki..

    Dolayisi ile, evet, pseudo-Marksist bakisla tekfir edebilecegimiz 'artik deger, uretim fazlasi' somurusu her baglamda negatif sayilmak zorunda degil bence.

    Bir de, 30 yasinizda elinizdekini savunabilmek yeteneginiz ile 70 yasinizdaki yeteneginiz ayni olmayabilir. Elden ayaktan dustugunuzde sizi cetelerle yuzyuze birakacak bir ortamda yasamak ister misiniz?

    böylesi bir çeteye ödenecek aidatın, artığı ürettiğimiz insanlarla paylaşmaya oranla daha düşük maliyeti dolayısıyla, eşitsizliklerden beslenenlerin ortak refleksleri böylesi aygıtlara muhtaç olduklarını ibrazdan öte yeni bir açılıma kapalıdır. bunun kemalci ya da fethullahçı çeteci olması açılıma katkıyı artırmadığı gibi halk açısından fark da oluşturmuyor malesef.

    Ama, bu dediginiz cozumun aslinda bir cozum olmadigini siz de biliyorsunuz.

    Bir suru berbat ceteden birini secmek zorunda kalmagi neden tek alternatifmis gibi dusunuyoruz?

    ancak şu kadar bir fark var ki, şimdi kemalcilerin yaptıklarının hesabını vermek için kodese tıkılmalarının bundan sonrası için bu işlere soyunacaklara da bir maliyet analizi yapma imkanı verecek olmasıdır...

    Yani, daha ceberrut ve daha somurucu olmalari mukadderdir diyorsunuz --anladigim kadariyla.

    Iyi de, biz siradan insanlarin buna cevaz verecek duruslar sergilemesini hangi akil kabul eder?

    mısır'da mübarek kemal'den sonra oluşacak yapının dikkate almak zorunda kalacağı bir takım gerçeklikler gibi...

    Madem bunun farkindasiniz, 'hasmimin hasmi dostumdur' gercekciliginin aslinda --yanlis dost secimi yuzunden-- kendi kemendini uretmek anlamina gelecegini de goremiyor muyuz?

    {devam..}

    YanıtlaSil
  29. {..devam}

    yoksa, devletçi bir kemalci ile devletçi bir bilmem ne arasındaki ince çizgi, biri diğerini yerinden edinceye kadar ki takınacağı şirinlik yayamayı umuduğu yalama maskeden başkası değildir. çizginin berisindeki maskeli,ötesindeki 'mübarek kemal kaddafi'(mkk) artık...

    Sizin agziniza pelesenk ettiginiz 'devletci', 'kemalci' filanlarla benim alakam olmadigini size anlatmak gayretini ziyan olarak goreli cok oldu. O yuzden, daha ugrasmayacagim.

    benim şahsen mübarek kemal'e en çok benzettiğim ve yakın (aynı tip olmaları bakımından) olduklarını düşündüğüm siyasetçi mehmet ali şahin'dir.

    Dikkatle incelemis degilim. Detaylandirir misiniz lutfen.

    mali'nin eline güç/aygıt geçtiğinde bir malinyanus'umuzun olması hiç de şaşırtıcı olmaz...

    hatta belki bazıları onun başbakanın altını oymayacağını düşünebilirler, evet fırsat yoksa yalama maskesi aynen yerinde durur, ta ki küçük bir kapı aralığına dek...


    Kisilere odaklanmak da bir yontemdir, ama ben fikri konusmagi tercih ederim.

    lafı niye uzattım. benim için özel bir 'bizimkiler' yok demek için. bu sürecin kemalcileri akıllandırıp halkla buluşmasını umalım. tıpkı yeniçeriler ve ulemanın tasfiyesinden sonra halkçı isyanları destekleyip padişah dinciliğinden islamcılaşmaya evrilmeleri gibi...

    Evet.

    YanıtlaSil
  30. Bulent bey,

    YO hanimin dile getirdigi endiseler benim de aklima geldi; ama, hangi kelimelerle hangi baglamda dile getirsem yanlis anlasilmam diye dusuncesiyle surekli ertelemek zorunda kaldim.

    Isin komigi su: ben aslinda -- diyelim -- 2003-simdi arasi bir suru karanlik isin hakikaten oldugunu dusunuyorum. Bu gayet dar baglamda kopan kiyamet hem o isleri hem failleri saklamaya da yariyor. (O seminerin dogrudan yargilanmamasi da oyle biraz belki.) Yani iceri alinirsam soylenenin bir beterine inanan biri olarak alinmis olurum ki, artik gulersiniz buralarda.

    Necip Fazil'in 70'li yillarda soyledigi, benim de begendigim, bir sozu var: {mealen} "Bu karmasada, en emin yer hedeftir".

    Hedeftekilerden olmadiginiz olcude, yani hedef sayilacak kadar onemli degilseniz, kimvurduya gitmek ihtimaliniz yukselir boyle karmasik ortamlarda.

    Bu bakimdan, hedef sayilabilcek bazi yerlerde hedef degil de seyirci/katilimci olarak isbat-i vucudun en azindan frekansina dikkat etmek bence daha dogru olur.

    Bu, tabii ki, herkes icin gecerli.

    YanıtlaSil
  31. Bulent MurtezaogluŞubat 19, 2011

    Aslinda ben bu konunun netameli isler arasinda en az tehlikeli olanlardan biri oldugunu dusunuyorum. Mesela PKK/KCK filanla ilgili bir dava hakkinda konusulan bir yerde bulunmak gibi degil. Yaratilan havanin tersine bu ise dokunan veya yakininda dolasan yanmiyor. Cemaat tarafsa, onlar icin de oyle. Adnan hocanin nette estirdigi teror daha fazla mesela (sozlukle bile ugrasmislardi, cemaat ugrasmiyor bildigim kadariyla). Ha hakkinizda abuk sabuk yalanlar soylenir herhalde ama o zaten kacinilmaz bir sey -- tanidiklar bile yapabiliyor.

    YanıtlaSil
  32. Bulent MurtezaogluŞubat 19, 2011

    EA bey,

    Bu bakimdan, ben (zannedersem) Bulent beyle (ve bir acidan da sizinle) su acidan ayriliyorum: Bulent bey (ve galiba siz de) merkezi otoritenin varligini temel tehdit sayiyor ve budanip minimize edilmesinin daha uygun olacagini dusunuyor(sunuz).

    Yok. Bu baglamda degil en azindan. Cok dar bir konuda (ifade/beyan) nispeten genis bir ozgurluk alani birakacak sekilde nitel debilecek sinirlara cekilmesi soz konusuydu. Daha anarsizan ve genel icin bir sey demedim.

    Zaten (artik hobi oldu) bu basima dert getirecek diye endiselendiginiz yerde de yokluyorum su veya bu taraftan herkes ifadeye ciddi mudahale istiyor gibi. Hele irkcilik filan icin galiba ciddi zecri tedbir isteyenler de var. Yani demokratik bir temeli filan yok o tur bir alan arzusunun burada. Ben tamamen yanlis egilime sahipsem de musterih olun yani -- ona gore bir sey olmaz ama belki beni bunlari istiyorum/dillendiriyorum 'hicbir yerde yok' diyenleri duzeltiyorum diye iceri tikarlar. (Valla bizim eski solcular, devrimlerinden sora israri olmam halinde 'liberal' olmak hasebiyle mahkemeye ikacagimi izah etmislerdi bana. O aklima geldi.)

    YanıtlaSil
  33. Bulent bey,

    Aslinda ben bu konunun netameli isler arasinda en az tehlikeli olanlardan biri oldugunu dusunuyorum. Mesela PKK/KCK filanla ilgili bir dava hakkinda konusulan bir yerde bulunmak gibi degil. Yaratilan havanin tersine bu ise dokunan veya yakininda dolasan yanmiyor.

    Emin degilim. PKK/KCK konusunda ne laf ettiginizin onemi, kim oldugunuz ile cok yakindan alakali olabiliyor cogu zaman. Yani, 'yanlis bolge'den degilseniz, 'yanlis fikriyat' mensubu degilseniz, soyledikleriniz sizi iceri almak icin gecerli gerekce addedilmez. Hafizalara, kayitlara isminiz gecse bile, kalici bir sicil olusturmak ihtimaliniz yoktur.

    Otekisi pek de oyle degil.

    {diger yazidan:}

    Zaten (artik hobi oldu) bu basima dert getirecek diye endiselendiginiz yerde de yokluyorum su veya bu taraftan herkes ifadeye ciddi mudahale istiyor gibi. Hele irkcilik filan icin galiba ciddi zecri tedbir isteyenler de var. Yani demokratik bir temeli filan yok o tur bir alan arzusunun burada.

    Ben, hicbir zaman, alabildigince genis ozgurluklerin savunuldugunu gormedim. Sadece, goreceli olarak daha genis (sanilan) ozgurlukler alani istenir.

    ABD'de, mesela, Marksist ideolojinin konusulmasi akademik dehlizlere hapsedilmistir. Milyonlarca 'underemployed' insana bu ideolojinin zerresinin sizmasina izin verilmez --kanun yoluyla ve dogrudan yapilmaz tabii ki bu. Kulaga daha hos kelimeler, tanimlar bulunur. Adina terorist filan da denebilir bunlarin ve ortulu kovusturmaya ugrarlar, los ve tenha bir arasokakta bir uyusturucu muptelasina rastlayip aramizdan ayrilirlar filan..

    Burada, cok sukur ki, bizim devletimiz --ya da kurumsallasmis yonetim merkezlerimiz-- o kadar becerikli ya da etkin degil. Ama, tabii ki, bunu cok zorlamamak lazim. Zira, ilginc zamanlarda kudretli insanlarin dikkatini cekmek insani starlastirip semaya yuceltebilir.

    YanıtlaSil
  34. Bulent MurtezaogluŞubat 19, 2011

    EA bey,

    Otekisi pek de oyle degil.

    Yahu hakikaten endiseliyorsaniz ikiniz de, ugrasmam orayla olur biter. Ciddi misiniz? Buyuk bir mesele degil, daha cok neler oluyor neler dusunur insanlar filan durtuyordum, bir de bir hoca var orada o bir seyler anlatiyor bana. Zaten orada rahat ulasilabilecek bir Bekir bey var bir ben. O bildigimiz huylarini gosteriyor ben de. Bizi mi toplayacaklar?

    YanıtlaSil
  35. Bulent bey,

    Ben sizi Net'te epeyi zamandir tanir bilirim; yazdiklarinizin arkasindaki 'motive'in, soylenelerdeki/iddialardaki tutarsizliklara --didaktik ve bazan da pedantic/academic bir dikkat ve rikkatle-- isaret etmek oldugunu da bilirim. Dolayisi ile, taraf tutmak gibi bir tarzinizin olmadigini da bilirim.

    Ama, bu tarziniz CDG'de yanlis anlasilabilir. Sunun icin yanlis anlasilabilir: Orada, PDR+DR, iddialardaki tutarsizliklari dile getirmege calisiyor. Yani, bir cesit kamusal savunma yapiyorlar. Yaptiklarinin yanlis oldugunu soylemiyorum; savunma yapmak tabii ki haklaridir. Ama, karisik bir devir bu; iddialardaki tutarsizliklarin afise edilmesinin istendigini sanmiyorum; ahval oyle bir manzara arz ediyor.

    Ve, 'suyun basindaki kurt' hikayesinde oldugu uzere.. kuzunun yaninda gorulenler de koyun surusunden sayilabilir demek istiyorum.

    Bunun terminolojideki adi, galiba, 'mahalle baskisi marifetiyle oto-sansur' olabilir.

    YanıtlaSil
  36. Bulent MurtezaogluŞubat 19, 2011

    Tabii. Ama bir de su var, orasi tam hem dikkatimi/dikkatimizi ceken, yogun yalancilik, yanlis bilgide israr, belki dogru tarafta olunup hemen hemen butun dayanaklarin yanlis olmasi filan gibi hakikaten insanlara zarar veren, konulari anlamalarini zorlastiran/imkansizlastiran seylere bakmanin tam yeri.

    Mesela o pasa ve belki digerleri hapse girsin ve hemen hapse girsin istiyor insanlar. Bunun icin reklam edilen ilkeler ve duz gercekler, kendi sahsi ahlaklari dahil herseyi kirmaya dokmeye razilar. Buyuk ihtimalle asil anlayamadigimiz (belki ayni personelin kismen rol aldigi) hikayenin ortaya cikmamasina da razi olabilirler.

    Cok ilginc bu. Gurup halinde yanlisa heves ve sevkedilme var. Bunun gorunen makul bir sebebi de yok. Yani AKP dusecek ve bu kadar da olsa bir firsat kacacak degil. Ne bileyim islenmis cinayetlerin hakiki saniklari bulunmus ve kacmak veya memleketi karistirmak uzere de degiller. Kimse boyle bir sey demiyor. (Iste belli deliller icin dogru olan seyler soyleyen insanlarin sahislarina hatta soylarina filan giydir dur, yapilan o.) Obur taraf da bir alem zaten.

    Anlasilmamis bir kulturel ozelligimiz var sanki. Orasi da onun aynasi gibi.

    Bunun terminolojideki adi, galiba, 'mahalle baskisi marifetiyle oto-sansur' olabilir.

    Net baskisi!

    YanıtlaSil
  37. cek sperowŞubat 19, 2011

    ben şu noktada Bülent Bey'in rahat davranmasını normal karşılıyorum. çünkü, endişelenilecek birşey hissediyor olsaydı, zaten ona göre davranırdı. yani demek istiyorum ki, aynı durum ters istikamette cereyan ediyor olsa idi-28 şubat benzeri ya da kovuşturmaları çetin doğan yapıyor olsa idi-; Bülent bey de haklı olarak böyle tartışmalara girmezdi, ki sadece o mu? galiba hepimiz.

    bu aynı zamanda 'endişeli modernlerin' suça bulaşmayanlarının çok da rahatsız olmadıklarının göstergesi yahut da beğenmeseler bile hükümeti hiç değilse darbecilerden daha adil bulduklarına dair bir emare barındırıyor ve bu konuda ben de öyle düşünüyorum.

    hükümeti ne kadar eleştirsek de gizli bir umut da taşıyoruz, iyi şeyler yapabileceklerine dair.özellikle EA bey'in son 8 yıldır önünü görmek -sipariş- konusunda çok daha güvenli bir limanda olduğunu söylemek propaganda sayılmaz değil mi? bu da, bizlerde, hükümetin kimsenin mülküne çökmeyeceği konusunda güveni ve bireysel haklarımızın genişleyeceği umudunu artırıyor...

    Bülent bey'in endişelenmesini gerektirecek bir durum olduğunu sanmıyorum; kaldı ki kendisi bu konuda odak sayılabilecek bir pozisyonda olmadığı gibi teğet bile değilken, kim ne diye masum insanlara saldırsın? bu kadar öküzleme ayağına sıkma işi kılıçdaroğlu'na mahsus. ondan bahsedince şu müstehcen gibi görünse de gerçeği özetleyen fıkra geldi aklıma:

    adamın salak oğlu hiçbir iş beceremediğinden onun için bir makine yaptırmışlar.makinenin bir ucundan canlı öküz sokulup, üzerinde sosis, salam, sucuk...resimleri olan düğmeye basılıp ürün imal ediliyormuş. toramana mevzuyu kısaca izah edip, uygulamasını da göstermişler. tamam mı oğlum,anladın mı? diye sorunca babası; toraman: peki baba demiş, salamı, sosi sokup öbür taraftan öküz almak mümkün mü diye sorunca babası: yok öküzüm, o teknoloji şimdilik sadece anana mahsus...

    YanıtlaSil
  38. ben şu noktada Bülent Bey'in rahat davranmasını normal karşılıyorum. çünkü, endişelenilecek birşey hissediyor olsaydı, zaten ona göre davranırdı. yani demek istiyorum ki, aynı durum ters istikamette cereyan ediyor olsa idi-28 şubat benzeri ya da kovuşturmaları çetin doğan yapıyor olsa idi-; Bülent bey de haklı olarak böyle tartışmalara girmezdi, ki sadece o mu? galiba hepimiz.

    Bu memleket ilk defa bu tur seyleri goruyor degil, dahasi buna benzer seyler sadece buralarda oluyor da degil.

    Aklima cok eskilerde solcu/kemalistlerin bugunkune benzer euphorialarla yasadiklari heyecanlar geliyor: TSK ile birlikte ihtilal ve darbe yapacaklar ve nurlu ufuklara kavucaktilar.. Ardindan da, karsi darbe yiyip nice onulmaz hayal kirikliklarina ducar oluslari..

    Veya, Misir.. pembe hayallerle meydanlara dolusan ahalinin umutlari ve hamhum saralop baslarina tekrar orulecek coraplar..

    Diyecegim o ki, bu isler hic belli olmaz..

    Belli olmadigi icin de, hic kimse kendinden emin degildir --korkularin ceberrutluga tahvil edildigi bir donem baslar ve gerisi kendiliginden gelir.

    Siyasette bir hafta bile cok uzun bir zamandir; malum.

    Bugunleri 28 Subat'la kiyaslamak dogru degil bence. 28 Subat, bir avuc militan Alevi ile quasi-kemalist militarist bir grubun marifetiydi. Bir yere varamadi, varamazdi da. Ama, sonunda bugunku reaksiyonu dogurdu. Ve, o reaksiyonun meyvelerini toplamak firtinasi artarak devam ediyor.

    bu aynı zamanda 'endişeli modernlerin' suça bulaşmayanlarının çok da rahatsız olmadıklarının göstergesi yahut da beğenmeseler bile hükümeti hiç değilse darbecilerden daha adil bulduklarına dair bir emare barındırıyor ve bu konuda ben de öyle düşünüyorum.

    Boyle diyenlere 'hayatta basarilar' dilemek gerekir ama oyle bir acimasizligi kendime yakistiramiyorum.

    hükümeti ne kadar eleştirsek de gizli bir umut da taşıyoruz, iyi şeyler yapabileceklerine dair.özellikle EA bey'in son 8 yıldır önünü görmek -sipariş- konusunda çok daha güvenli bir limanda olduğunu söylemek propaganda sayılmaz değil mi? bu da, bizlerde, hükümetin kimsenin mülküne çökmeyeceği konusunda güveni ve bireysel haklarımızın genişleyeceği umudunu artırıyor...

    Ne siparisinden bahsettiginizi hatirlayamadim simdi; ama, mesele hukumet degil. Benim baktigim yerden, mesele, icinde bulundugumuz cografyanin genel sorunlari ve bu sorunlarin yansimalaridir.

    Uzun uzun analizlere girecek degilim; ama, her ne kadar Turkiye'nin kredibilite puani artirilacak olsa da, bu benim acimdan yeterli degil. Ekonomimiz dis etkilere fazlasiyla acik ve ruzgarin ters donmesi halinde kimse "yahu, bu hukumet iyiydi, kalsin" filan demez. Oyle bir anda, Hukumet sert tedbirler almaga baslar; (bugun Silivri'ye sevkedilen) muhalefet nesv vu nema bulur ve isler karisir.

    Benim Bulent beye (ya da herkese) isaret etmek istedigim sey, yukarida saydigim "Hukumet sert tedbirler almaga baslar" senaryosudur.

    {devam..}

    YanıtlaSil
  39. {..devam}

    Bülent bey'in endişelenmesini gerektirecek bir durum olduğunu sanmıyorum; kaldı ki kendisi bu konuda odak sayılabilecek bir pozisyonda olmadığı gibi teğet bile değilken, kim ne diye masum insanlara saldırsın?

    Ah.. genclik.. Bu tur seylerin boyle yurumedigini nasil anlatabilirsiniz ki..

    "Gizleyecek birseyin yoksa niye saklayasin ki" mantigini hatirlatiyor bir yandan.. Bu ozguvene hayran olmamak elde degil.

    Neyse, mesajlarin direk hedefleri vurmakla degil, siradan bireyler uzerinden verildigini yazmakla yetineyim bari.

    Son olarak da, sizin okuz fikraniza karsilik, daha isabetli oldugunu dusundugum bir fabli hatirlatayim.. hani, vardir ya, tilkinin birisi kan ter icinde kacarken birisi tarafindan durdurulur ve niye boyle kactigi sorulur.. o da, sehir ahalisinin gozunu kan burudugunu, tuttuklari butun develeri kestiklerini soyler.. gerisini biliyorsunuzdur.

    Neyse..

    Deveyi bagladiktan sonra tevekkul etmek gerektigini soyleyen bir mutefekkir vardi; kimdi simdi cikaramadim, ama --baska dediklerini bir yana birakirsak-- bu konuda haksiz sayilmazdi bence.

    Halk ya da hukumetler ne ki?.. Allaha bile oyle uzun boylu guvenmemek gerektigini ancak o kadar veciz soyleyebilirdi.

    YanıtlaSil
  40. Bulent bey;

    Ben de, yaklasik olarak, Demiray Oral'in su yazisindaki bold cumleler ile paralel bi hissiyata/goruse/tahmine sahibim diyebilirim.

    Zaten Pinar Dogan'i ilgiyle takip etmemin nedeni de, malum cemaatin neler neler yapmis oldugunu az cok ogrenebilmek..

    Ama, o blogda bunu dile getirdigimizde, adimizin ergenkoncuya cikacagi kesin gibi gorunuyor. Cunku saflar net cizgilerle ikiye ayrilmis durumda ve biz birileri gibi henuz daha hersey acikliga kavusmamisken, komutanlarin iceri tikilmasini alkislayacak insanlar olmadigimizdan saf sahibi degiliz.


    Neyse, ben daha once CS beye de mustear kullanmasi icin biseyler demistim, [o da tuttu, 'mustear' oldu ve bu blogun arsivinde 'mustear bey' diye biri de var:)], siz belki alisamazsiniz ama belki sadece onadinizi ya da BM filan gibi kendinizi rahat hissedeceginiz baska turlu bir care bulursunuz:)

    YanıtlaSil
  41. başıma bir şey gelmeyecekse: cek sperowŞubat 20, 2011

    korku hayırlı bir sonuç doğurmaz. insanlara korku aşılamakla otorite pekiştirilir olsa olsa...sürekli paranoya oluşturmak da kimseye fayda sağlamaz. unutmayalım ki, bu ülkede darbeler yapıldı, muhtıralar verildi falan filan...şimdi de terzileri toplamıyorlar arkadaşlar. hiç değilse konu hakkında en fazla detay bilgisine sahip abileri misafir ediyorlar. bir nevi kanser teşhisinde şüphe yok;dallı saçaklı üzüm salkımını ayırmaya çalışıyorlar, ilgilileriyle.tsk'nın pek bir sevdiği deyimle operasyon, operasyon...

    YanıtlaSil
  42. Bulent MurtezaogluŞubat 20, 2011

    Yok rumuzla ne ugrasayim. Bir kere zaten belli olur tanindigim yerde, ikincisi bana sorulsa yalan soyleyecek degilim. Ne bileyim, 'surasi soyle ama orasi baska turlu' yazmisim kendi ismimle o 'suc' olmus, sonra rumuzla da baska sey icin 'yok oyle degil boyle' yazmisim. Biri gel bakalim demis, valla ilkini ben yazdim ama ikincisini yazmadim mi diyecegim? Bu kadar atla deve bir sey degil bu. Hedef olunduktan sonra belki/zaten onemli degildir oyle seyler. Devlet fislediyse zaten bilmemkac sene evvel fislemistir herhalde. (GBT'ye baktiktan sonra 'beyefendi' demeye ve kibarlik etmeye filan basladi gecende polisler yalniz. Ben belki bekledikleri yastan buyuk ciktim da ondandir demistim ama belki de devlet beni seviyor?)

    YanıtlaSil
  43. Bulent MurtezaogluŞubat 20, 2011

    YO hanim,

    Zaten Pinar Dogan'i ilgiyle takip etmemin nedeni de, malum cemaatin neler neler yapmis oldugunu az cok ogrenebilmek.

    Cemaat iliskisini cok abartiliyor olabilirler. Zaman gazetesinin bir acayiplige sahip cikmasi o acayipligi cemaat yapti demek degil.

    O blogdaki hava, herkese cemaatci demek. Hatta orada Azeri ismiyle terbiyesizlik yapmis demin birisi. Ne dusunursunuz? Cemaat devsirmesi terbiyesiz, degil mi? Belki degil. Bizim Bekir beye yine kendisinden cok emin biri cemaatci demis, ama biliyoruz ki degil.

    Evvelki hafta Gasilhane blogunda galiba siz uyarmissiniz cemaatci denen birinin hic benzemedigi konusunda -- ki mutemadiyen onun uzerinden cemaat suclaniyordu orada.

    Bakin aynisi TSK icin (ne fenalik varsa onlardan bilinerek), hatta CIA icin (acayip gelen her Amerikali icin mensup diye) yapiliyor. Bunun hakli sebepleri var elbette, ama her zaman dogru olmak durumunda degil.

    YanıtlaSil
  44. Bulent bey;

    Bekir beye yazilanlari siz dedikten sonra gidip okudum, dedim ya iki saf var su aralar, ya birisiniz, ya oteki.

    Ama, ben acikcasi o belgeleri (iceriden)sizdiranlarin ve eger varsa uzerinde oynayanlarin %99 cemaat baglantili/gudumlu oldugunu dusunuyorum. (%1 de yanilma payi veriyorum)

    'Baransu cemaatten mi' diye de bir yakinima sordum yakinlarda, tebessum etti. Sonra abileri bunlara Baransu'nun yazdigi MOSYO kitabini, okumasaniz da alacaksiniz ama bizim magazalardan degil demisler, disari cikmistik, gittik D&R'dan aldik. Vaktim yok zaten okuyamam ama almam lazim dedi, pasa pasa parasini verdi, emri yerine getirdi. Bi nevi hizmet yani..


    KPSS sinav sorulari meselesine dair de bildiklerim var ama burada yazamam.

    Yani, sandiginiz gibi masum filan degiller!

    Tabii, herkes istedigi gibi dusunmekte serbes..

    YanıtlaSil
  45. ps:

    Baransu kotu birsey yapti demiyorum, sadece belli bir organizasyonun icinde demeye calisiyorum.

    YanıtlaSil
  46. Bulent MurtezaogluŞubat 20, 2011

    YO hanim,

    Yani, sandiginiz gibi masum filan degiller!

    Yok ben masum zannetmiyorum. Sadece propaganda orgutlerine baksaniz bile, bunu besleyen yapi habis degilse de habislesebilir diyorsunuz zaten. Yalniz ortada oyle bir buyuk seytan algisi olunca ona buyuk gucler atfediliyor, her sey ondan biliyor. Bu cemaate haksizlik meselesi degil, yanlis yapma meselesi. Onu diyorum.

    YanıtlaSil
  47. Pekiyi aranan telefon da mi kulube?

    Bu cok ilginc bir soru..

    Ankesorlu telefonlardan aranan numaralari listeleyecek basit bir sorgu bile tek basina yeterli olur ;)

    Bir de, GSM sistemine ekledikleri yer tespit teknolojisinin ne kadar hassas oldugu var. Yeterince hassas ise, kisi yaninda degisik insanlarin ismine alinmis GSM telefonlari da bulundursa, bunlar da kolayca tespit edilebilir --en azindan kumeyi daraltmak mumkun.

    Buna, bir de, ayni anda degisik baz cihazlarina baglanan (yani, kullanici ile berber gezen) numaralari da sorgulamagi eklersek, hicbir seyin artik yeterince mahrem olmayacagini gorebiliriz herhalde.

    YanıtlaSil
  48. Okudunuz mu?

    Bu habere dair, Esra Arsan twitter sayfasinda sunlari yazdi az once:

    soner yalçın'ın bilgisayarından çıkan nedim şener ve ahmet şık'la ilgili notlardan sonra ahmet şık'la konuştum. şunları anlattı:

    ahmet şık dedi ki, "soner yalçın'la hayatımda bir kere tel'de konuştum, onda da kendisine küfür ettim"... neden mi?

    çünkü soner yalçın zamanında ahmet şık ve eşinin fethullahçı olduğuna ilişkin yazılar yazmış. bakın, her şey ne kadar karmaşık ve sorunlu.

    her söylenene ve her ortaya çıkan belgeye sağlıklı bir süphecilikle yaklaşmamız gerek. özellikle gazetecilik açısından çok tehlikeli dönem.

    YanıtlaSil
  49. Bulent MurtezaogluŞubat 20, 2011

    her söylenene ve her ortaya çıkan belgeye sağlıklı bir süphecilikle yaklaşmamız gerek.

    Her zaman. Ozellikle sevdigimiz insanlardan gelenlere ki topluca yoldan cikmayalim.

    Basinda papagan gibi yayilan 'ama gazetecilikten iceride degil ki?' klisesi de komik bu arada. Evet oyle, ama devami var. Hatta basbakan bunu Dogan'a verilen vergi cezasi icin ornekle aciklamisti. Al Capone da vergiden iceri girdi demisti. Dogru ama vergiden iceri almak icin o kadar ugrasilmasinin sebebi adamin mafya babasi olmasiydi.

    Yalcin da cari kanunlara gore irk bilmemne diye 'kiskirtmis' olabilir, genis tarifli TMK kapsaminda teror orgutu uyesi olarak suclanmasi icin de sebep olabilir. Bunlarin asil basina gelme sebebi ise bu soylenenler degildir. Tutup da oyleymis gibi yazanlar halki esek yerine koyma sucu (nasil olsa her seyin caresi kanun burada, bir de o olsun) isliyor olabilirler.

    YanıtlaSil
  50. başıma birşey gelmeyecekse cek sperowŞubat 20, 2011

    sanki konu, basın özgürlüğünden fazlasını içeriyor. sular çekiliyor, bataklık kuruyor...

    "eşek yerine koyma" işinin yapıldığına şüphe yok; lakin,kimin yaptığı şüpheliymiş gibi görünse de anlaşılmaya az kaldı.

    bugün mücadelesi verilen, bin yılların pisliğini örtbas ederek yol alan bir zihniyetin, kuruyan bataklıkta açığa çıkan biçimsiz ve iğrenç görüntüsünü, cüssesine rağmen bataklığın derinlerine saklayarak koruyabileceğini zannetmesinden başkası değildir.

    bugüne dek işlevsel olabilmiş bu 'devlet aklı' adlı çirkin zihniyet, bin yılların zulmüyle insanlardan sıktığı kan ve ter karışımlı irinle beslediği hantal cüssesini artık koruyamayacak.

    'lale devri' ve tanzimat olarak bilinen zamanlarla aynı noktaya gelmiş bulunmaktayız. bu nokta, canavarın göle sığmayıp, kırpıldığı dönemlerdir; ama bu seferki epey köklü olacak gibi.

    'cumhuriyet' döneminde, bir-kaç kez böyle girişimlere kapı aralanmış olsa da, halkın gücünün yetersizliği ve emperyalizmin truva atına dönüşmüş bu yapının uluslararası düzeydeki lobi gücü, kuyruğuyla beraber iğrenç gövdesini de bir müddet daha yaşatabilmesine imkan tanımıştı.

    ancak bugün ne içeride, ne de dışarıda nefes almasına yardımı olacak oksijen kalmamıştır.

    elde kala kala; osmanlı kapıkulunun, tanzimatla dönüştüğü -batılı adıyla- bürokrat sıfatıyla işlevini(ter ve kan damıtma) yerine getirirken "can güvenliği"ne de kavuştuğu koşulları son bir kez daha zorlamaktan başkası değildir.

    ayan, toprak mülkiyeti hakkını kazanırken; bürokrat, üretim aracı sahibi olmadan hesapsız zenginleşmesiyle birlikte, 'kazanımları'nın müsadere edilmemesi yanısıra 'kelle' güvencesi de kazanıyordu.

    zihniyet temelleri II. mahmut'la atılan mevcut silahlı ve silahsız(sivil değil) bürokratın, geçmişin gulam'ından şekil dışındaki yapısal farkı, katliamlarını ve soygunlarını yasa güvencesi altına aldırmış olmasıdır, belge fetişizmi ve ıslak imza arayışının kökleri burada yatar. son örneği Hrant Dink cinayeti. eskiden olsa, saray kapısına bir-kaç gulam asılır, konu kapatılırdı. ama tanzimatla kazanılan imtiyaz, rüşvetin ve katliamın belgesini istiyor; tıpkı ermeni tehciri ve soykırımının darağacına değil, soyadı kanununa kapı açması gibi. ya da polpotun insan tarlalarına ekilmiş yaklaşık üç milyon kurbandan bahsedilirken; bizim foksi dersim'de, maraş'ta, çorum'da, sivas'ta, kürdistan'da ne ekiyordu acaba?

    sanıyorum bugün birileri, hatta çokça halktan/avamdan birileri mesela Tayyip Erdoğan, 'tanrının oğullarına' değdiriyor, dokunuyor bir yerde ve dokunulanların hanımları da tanrıya duaya çıktılar; yağmur duasına... şimdi soru şu:

    hey! foksi bebek, ne ektiniz toprağa? milyonlarca insan toprak altından sesleniyor...bizleri şahitliğe davet ediyor...

    YanıtlaSil
  51. Bulent MurtezaogluŞubat 20, 2011

    Bunlara inanmamiz icin bir sebep yok bence CS bey. Dun 'Kemalist' veya belki 'solcu' kiliginda bize martaval okuyan insanlarla benzer hareket tarzina sahip insanlar (belki olarin cocuklari, belki olarin zamaninda musamaha ettigi bir orgutun insanlari) bugun yine martaval okuyor olabilirler.

    Bahsettiginiz Dink isi sakat mesela. Ikisini de okumadim ama o konuda Nedim Sener'in kitabina karsi Zaman'da reklam edilen bir kitap cikmis. Aile/avukat Sener'e yakin gozukurken Sener'in ismi Ergenekon'dan iceri girecek diye geciyor. Bu manzarayi hayra yormak nasil olacak?

    YanıtlaSil
  52. Ismet Berkan'in dedikleri de yabana atilir seyler degil..

    [..]Soner Yalçın’ın bir suçu var: ‘Gazeteci’ sıfatıyla istihbarat savaşlarının içine girmek, bu savaşların bir parçası olmak.
    Bu hapse girmeyi gerektiren bir suç mudur, bilmiyorum. Öyle olsa bile, Yalçın’ın bu nedenle tutuklanmadığını biliyoruz en azından.
    Soner Yalçın, İsrail’in ve Mossad’ın aleyhinde kampanya başlattığı yeni Milli İstihbarat Teşkilatı müsteşarı Hakan Fidan’la ilgili o haberi sitesinde yayınladığında, ardından dapolis içinden gelen bilgilerle polis içi istihbarat savaşının bir parçası haline geldiğinde çok sayıda güçlü ve eli uzun kişinin, kurumun öfkesini üzerine çekti.


    Şimdi yapılan bunların intikamıdır; Soner Yalçın’a ve arkadaşlarına bedel ödetmektir. Ve Türkiye’de ‘adalet’ maalesef bu istihbarat savaşının intikam alma aracı olmaktan yüksünmedi.
    Galiba gelecekte daha çok adında ‘adalet’ kelimesi geçen partimiz olacak. Ben bunu anlıyorum.[..]

    YanıtlaSil
  53. Bunlara inanmamiz icin bir sebep yok bence CS bey. Dun 'Kemalist' veya belki 'solcu' kiliginda bize martaval okuyan insanlarla benzer hareket tarzina sahip insanlar (belki olarin cocuklari, belki olarin zamaninda musamaha ettigi bir orgutun insanlari) bugun yine martaval okuyor olabilirler.

    Bir ABD'li komedyenin guzel bir esprisi vardi; soyle bir seydi:

    -- Bir siyasetcinin yalan dedigini nasil anlarsin?
    -- Dudaklarinin hareket edip etmedigine bakarim.

    Bu konu da, bence, aynen oyle.

    Icraat yetkisi verdiginiz herkese (buna, tabii ki, burokrasi de dahildir) suphe ile bakmak gerekiyor.

    Ama, biz oyle yapmiyoruz. Tersine, tipini, laflarini, tarzini begendigimiz birilerine gidip oy veriyor ve onu seciyoruz. Is basina geldiklerinde ne yapacaklarina dair bir programlari yok, yayinladiklari programlar da birbirlerinin neredeyse aynisi --tip proje--; ve biz bunlari da okumuyoruz --cunku, uygulanacak olanin bu olmadigini biliyoruz.

    Ondan sonra birileri isbasina geliyor ve keyfine/ruzgara gore icraat yapiyor. Icraatine degil de, ne dedigine --kiminle hangi kavgayi hangi uslupla yaptigina-- bakiyor ve hosumuza gidiyorsa arkasinda duruyoruz...

    Bu gazla, kelime fesadina bakarsak aydin saymamiz gereken birileri de cikip "sanıyorum bugün birileri, hatta çokça halktan/avamdan birileri mesela Tayyip Erdoğan, 'tanrının oğullarına' değdiriyor, dokunuyor bir yerde ve dokunulanların hanımları da tanrıya duaya çıktılar; yağmur duasına..." turunden laflar ediyor..

    Kahramanimizin avamdan oldugunu neye dayanarak soyledigini bilmiyorum, cunku o 'avam' nasil olmussa basbakan olmadan once de Istanbul Dukaligini kac sene yonetti; partisinin yonetiminde kac senedir bulundugunu hic saymiyorum..

    Ama, elimzdeki sebepsiz isayankar tatlisu aydinimiz hala daha onu 'avam'dan sayiyor...

    Halbuki, bu topraklarda --mesela Selcuklu ve Osmanli'da-- bu 'avam' coktan 'devletlu'dan sayilir olurdu.

    Neyse. Bu isin teorik tarafi.

    Gelelim pratik tarafinda..

    Kavalali Mehmet Pasa'yi nasil bilirsiniz?

    O da 'avam'di degil mi?

    Misir'a tayin edildikten sonra nice guzel icraatler yaptiydi; sagolsun.

    Sonra ne oldu?

    Kendi hanedanini kurdu.

    Kimse sesini cikarmadi; iyi adamdi cunku.

    Kutahya'ya Bursa'ya kadar dayandi ordulari; dokulen kanlari onemsemedik.

    Kimse sesini cikarmadi; iyi adamdi cunku.

    Misir'i imar etti.

    Iyi adamdi.

    Biz de, hazir 'iyi adam' bulduk, kendi hanedanini kurmasina canak tutmaliyiz demek ki..

    YanıtlaSil
  54. Bulent MurtezaogluŞubat 20, 2011

    EA bey, bunlarin bu derece ve bu kesafette boyle dusunulmesi sart degil bu memlekette. Bundan tamamen kacinabiliriz demek istemiyorum, baska milletler kacinamadiklaria gore cok zor olsa gerek. Yalniz bu derece berbat/komik secimler arasinda kalmamiz, hakikaten her gecen gun -- evvelce kismen kendi huysuzluguma verdigim -- suphelerimi dogru cikartan bir okumus takimi ile bu isleri yapiyor olmak durumunda kalmamiz sart degil herhalde.

    Ben bu isleri anlamiyorum, tahsilim musait degil, yeteri kadar lisan bilmiyorum cok yer de dolasmadim. Gorebildigim ve gordugumle yapabilecegim oldukca kisitli yani. Bunlara ragmen cok buyuk bir tarz/tavir farki gorebiliyorum asina oldugum iki kultur arasinda: bizim duz gercekleri gormek ve nakletmekle ilgili cok buyuk bir problemimiz var. Belki kasten yalan soyluyoruz, belki baska mekanizmalar var ama bu konularda bir yahut iki el dolasmis sey sekilden cikiyor. Ustelik yalani mesru ve belki -- davanin onemine gore -- mukaddes seviyesinde degerli goruyoruz.

    Bunu yakin ornegi CDG bloguna gosterilen tepki[1]. Orada delillerle ilgili denen seyler yalan degiller (bakin CD'nin 'iyi' veya 'masum' olmasi gerekmez bunu demek icin). O hallariyle, genis anlamiyla olmakta olan tasfiyeye zarar verecek seyler de degiller. Tutarsizliklarin sebebi bulunur ve ona gore yurunebilir yani. Buna ragmen bakin kac kisi seferber oldu bir suru kanaldan binlerce yalan soylemek ve alt tarafi yayilan senaryonun yayildigi sekliyle yalan oldugunu gosteren insanlarin dedikleriyle degil kendileriyle ugrasmak icin. Bu biraz bize ozgu bir garabet, bildigim baska milletler dogrudan duz gercege veya dusunme/mantik orgusunun kendisine saldirarak is gormuyorlar -- fenaligin sekli daha sinsi oluyor.

    Bunu halletmek lazim bence, her seyi bozuyor cunku. Basimiza bir sey gelince onun ne oldugu konusunda da boyle davraniyoruz. Iyi niyetli insanlar icin bile fikir ve fikre yaklasim acisindan gayet ahlaksizca seyler mesrulasiyor ortamdakiler ve buyuk insan diye gorulenler boyle yapinca. Bu nasil hallolur bilmiyorum tabii.

    Benim bu bloglari kesfettigimden beri ogrendigim veya farkettigim en onemli sey bu. Dogru mudur bilmem tabii.

    [1] Bunun bir benzerine, kucuk olcekte, bir suru yazar Nuray Mert'e kizdiginda bakmistik burada. Kadina kiziyorlar, gayet guzel de niye kizdiklarini once onun ne dedigini soyleyerek anlatiyorlar. Hmm, iyi filan diyorsunuz. Sonra gidip bakiyorsunuz ki (tirnakla verilenler dahil) kadin onlari dememis. Bu normal kabul edilecek veya affedilecek sey degil, ama mesru goruluyor iste.

    YanıtlaSil
  55. Osman Pamukoglu. Balyoz konusunda --yanlis bir yerini pek bulamadigim-- seyler soylemis:

    Türkiye’de yapılacak olan tatbikatların Genelkurmay’ın hazırladığı kitapçık ile yapıldığını anlatan Pamukoğlu,

    "Birinci hesap sorulacak, ordu komutanıdır.

    İkinci ise onun başındaki kuvvet komutanı ve Genelkurmay Başkanıdır.

    Diğerlerinin bu işle hiçbir alakaları yoktur.

    Binbaşı, albay, yarbay içeriği, niyeti ve maksadı bilmez.

    Selimiye’de hazırlanan bu senaryonun biraz farklı olduğunu kara kuvvetleri komutanlığı fark etmiştir ve hiç bir şey yapmamıştır.

    Genelkurmay da fark etmiştir.

    Fakat hiç bir şey yapmamıştır.

    Yapılması gereken idari tahkikat yapılmadığı için ordu komutanı, kuvvet komutanı ve Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök yargılanmalı.

    Diğer komutanların bu işle hiçbir şekilde uzaktan yakından alakası yoktur.

    Askeri kanunlara göre bir ast bir şey yaptığı zaman üst bundan sorumludur.

    Görevi kötüyü kullanma, sorumluluğunu yerine getirmeme ve vazifeyi ihmal, bunlar askeri ceza sisteminde en ağır suçlardan biridir.

    Bundan dolayı üçü de yargılanmalıdır.

    Bu şahısların zayıflığı ve zaafı Türk Ordusunu yıpratmaktan hırpalatmaktan prestijini kaybetmekten başka bir şey yapmamıştır.
    Bundan dolayı bu üçü suçludur.
    "


    Bir baska konusmasinda ise, cok daha vahim baska bir seye isaret etmis:

    "Eğer Genelkurmay makamında oturan Hilmi Özkök denilen zat, kendi sorumluluk ve yetkisini yerine getirseydi hem 'Ergenekon' hem de 'Balyoz' diye bir şey kalmayacaktı.

    Beceremediği ortada, zamanında müdahalede edemiyor, kıvılcımı söndüremiyor.

    Bunu niye yapamıyor biliyor musunuz?

    Yapamaz.

    Çünkü bu şahıs takip edemez, hakim olamaz.

    Çünkü bu şahıs Kıbrıs'ta da tümen komutanıyken bunun binasının 150 metre yanında bizim bir onbaşı, o tümenin tankını, bunun tankını kaçırdı.

    Magosa-Lefkoşa yoluna çıktı, oradan herkesin korkup, aşamadığı Beşparmaklar'dan tankı bizim onbaşı aşırmış, aşağıya inmiş.

    Girne Limanı'nda feribota yüklerken buldular bizim onbaşıyı, tankın üstünde.

    Bu, bunun tümeninde yapıldı.

    Başka bir yerde normalde derhal emekli edilmesi lazım. 1-2 subaya idari soruşturma yapıldı.
    "

    Inanilir gibi degil!

    Ama, kimseden de yalanlama gelmedi..

    Koskoca (!) tumen komutani (2 yildizli general), kendi karargahina 150 metre mesafedeki bir yerden bir onbasinin arakladigi bir tanki yakalatamiyor..

    Tank bu, yaris arabasi degil; ucak/helikopter hic!

    Tingir tingir Magosa-Lefkosa yolunda gidecek, Besparmak daglarini asip Girne limanina kadar gidecek ve Tumen Komutani Tumgeneral Ozkok bunu bunca zaman icinde yakalatamayacak..

    Belki de haberi bile olmamistir, ya da umursamamistir; bilemem.

    Eger bu dogruysa, vahimden de oteye bir sey bu..

    Buna ragmen, nasil olmus da 3nc ve 4nc yildizlari takip ardindan da Gen Kur Bsk olabilmis?

    Anlasilan, gercekten Allahin sevgili kuluymus..

    YanıtlaSil
  56. Bulent bey,

    Ben bu isleri anlamiyorum, tahsilim musait degil, yeteri kadar lisan bilmiyorum cok yer de dolasmadim.

    Burayi okudugumda alenen koptum!

    Tabii ki haklisiniz, kendisini 'halk' olarak konumlandiran avamperestlerimiz sizden kat be kat fazla tahsilli, cok daha fazla lisan biliyorlar; ustune ustluk dunyanin gormedikleri pek az yeri kalmis..

    Hal boyle olunca, haklisiniz, siz susmalisiniz; 'halk/avam' konusmali..

    Bunu yakin ornegi CDG bloguna gosterilen tepki[1]. Orada delillerle ilgili denen seyler yalan degiller (bakin CD'nin 'iyi' veya 'masum' olmasi gerekmez bunu demek icin).

    Yukariya, bu Balyoz konusunda Osman Pamukoglu'nun dediklerini aktardim. Bence, dedikleri dogru: Eger orada yanlis bir seyler varsa, sadece 3 kisinin (3 komutanin) okka altina gitmesi gerekiyor.

    Ama, nedense, tersi yapiliyor ve bizim tatlisu aydinlarimiz da buna canak tutuyorlar...

    Ben, bu tutarsizliga --omurgasiz yumusakcaliga-- baktikca, inanilmaz bir hayal kirikligi duyuyorum; "bunlar mi daha iyi bir sistem kuracaklar?" sorusu baglaminda..

    Ciddi bir 'beyinsizlik' derdimiz var bu ulkede..

    YanıtlaSil
  57. Bulent MurtezaogluŞubat 20, 2011

    EA bey, Osman pasa hakli bence. Yalniz, tabii, o dediginin yapilmiyor olmasi manidar. Asil mesele orada herhalde. Birseyler olmus, birileri onunu kesmis bir sekilde ve muhakkak onemli seyler biliyorlar ama anlatmiyorlar. Belki bu tutuklamalar filan ellerini zorlamaya yariyordur onlarin. Bunlari bilmiyoruz, bilemiyoruz, onun yerine mugalata, tezvirat ve ahlaksizlik okuyoruz/seyrediyoruz basinda ve kiymetli -- ve belki hic gormedigimiz icin yabanci -- kavramlarin, iste adalet, hukuk, delil, usul gibi iyice icleri oyuluyor.

    YanıtlaSil
  58. Bulent bey,

    Osman Pamukogu ve benzer bir kac generalin onunun kesildigi, daha albayken emekliye edildigini biliyorum --ama, isimleri aklimda degil simdi.

    Bunun, bir bakima, saglikli taraflari da var diyebilirim.

    Bu generaller, dogrudan cephede yetistmis ve aktif insanlar oldugu icin, daha ust rutbelere geldiklerinde umulmadik seyler yapabiliyorlar --bakiniz Cevik Bir ornegi.

    Tabii, bu madalyonun oteki yuzu de var: Pamukoglu (ve Esref Bitlis) orneginde oldugu uzere, durumun onundeki ve arkasindaki realiteyi gorup, baris yapmaktan baska alternatifin olmadigini farketmis de olabilirler.

    Bu ikinci ihtimalin de, dirari baglantilari olan guslu bir lobiyi rahatsiz etmis olacagina eminim.

    Kisacasi, evet, Pamukoglu'nun onunun kesildigine katilirim. Hangi sebeple olduguna da siz karar verin artik.

    Elini zorlamak konusuna gelince: Ben buna pek katilamiyorum. Pamukoglu, bunlari bu sekilde olmasa da soylerdi bence.

    Ortada, baska bir firsatciligin oldugunu dusunuyorum. Birileri, daha alt kademedeki baska subaylkari ekarte etmege calisiyor --o yuzden onlari iceri aliyor.

    YanıtlaSil
  59. Bulent MurtezaogluŞubat 20, 2011

    EA bey,

    Soyle diyelim: ne kadar az bildigimi cikartabilmeme yetecek kadar sey biliyorum.

    YanıtlaSil
  60. Bulent MurtezaogluŞubat 20, 2011

    EA bey,

    Osman Pamukogu ve benzer bir kac generalin onunun kesildigi, daha albayken emekliye edildigini biliyorum --ama, isimleri aklimda degil simdi.

    Ben onu kastetmemistim, darbe/mudahale neyse onun onunu kesen pasalari kastetmistim.

    Tabii, bu madalyonun oteki yuzu de var: Pamukoglu (ve Esref Bitlis) orneginde oldugu uzere, durumun onundeki ve arkasindaki realiteyi gorup, baris yapmaktan baska alternatifin olmadigini farketmis de olabilirler.

    Osman pasa oyle demiyor ki? Baska metodlarla PKK'yi yenerim sonra konusuruz filan diyor. Ben bakmistim bir ara.

    Elini zorlamak konusuna gelince: Ben buna pek katilamiyorum. Pamukoglu, bunlari bu sekilde olmasa da soylerdi bence.

    Yok, onu da kastetmedim. Belki bu kadar personeli tutuklayip ustteki pasalari konusmaya veya neyse artik o zaman yaptiklari/engelledikleri onu aciklamaya itiyorlardir demek istedim. (Iki lisani yarim biliyorum seklinde degistirmek istiyorum yukariyi.)

    Ortada, baska bir firsatciligin oldugunu dusunuyorum. Birileri, daha alt kademedeki baska subaylkari ekarte etmege calisiyor --o yuzden onlari iceri aliyor.

    Oyle diyen cok, CG blogunda birisi denizciler icin hesaplamisti bunu galiba.

    YanıtlaSil
  61. cek sperowŞubat 21, 2011

    tabii ki inanç özgürlüğünden yanayım arkadaşlar. da, bu arkaik inançların artık sadece tapınaklarda ritüel düzeyine çekilme zamanı geldi. ben hanımların daima daha ileri görüşlü oldukları fikrinden yanayım.

    bu sürekli darbe düzeninin sonu geliyor. ister dış etkiler, ister iç kanama diyelim bu 'yöntem' bünyede bağışıklık yarattı, etkisini kaybetti.

    Tayyip Erdoğan'ın ne olduğundan ziyade, etkinliğine bakarak; bir nevi "iştir kişinin ainesi..." ni kalkış noktası kabul etmek durumundayız.

    Pamukoğlu tiplemesinin iki elle neyi tutamayacağı sadece aydınlarca anlaşılabilecek bir sır içermiyor. böyle tiplerin bizatihi üretim çiftliğine dönmüş ve yukarıda bir diğer meslektaşı ile ilgili itiraf ettikleri, kurumun et balık kurumu olsaydı tüm etleri kokuşturacak bir beceriksizliği başarabileceklerinin de içeriden sunumudur; sanırım bunu okumak için öyle çok fazla dil bilmeye ve uzak diyar gezmiş olmaya gerek yok görünüyor...

    ama elbetteki hepimiz, gerçekliği çarpıtmak suretiyle anlıyoruz.ne kadar çarpıttığımızı ölçecek bir aletimiz olmasa da, ortaya çıkan çarpık bakışın er-geç bir duvara toslayacak olmasından ve tosladığında meydana gelen hasara bakarak da 'promil' cinsinden olmasada, hergözün bakınca çarpıtamayacağı cinsten bir veriye ulaşabiliyoruz.

    bakalım, hikaye nasıl sonuçlanacak...panik yapmaya gerek var mı?

    tezviratın gücü bitti; mit sorgularından kitap yapma dönemi sona erdi; en azından bazılarımız için.

    behçet cantürk ve cem ersever'i daha gerçeğe yakını yeniden yazılana kadar zırvalara bakıp öyle kabul etmek zorunda değiliz herhalde?

    nuray hanımla ilgili tanık olduğum bir anektodu ileteyim. geçen demokratik kürt örgütlerinden kürtkav'ın düzenlediği bir panelde konuşmacıydı. tahmin edersiniz ki, kürt tezinden yana değildi. ama bir an geldi, tarhan erdemle girdiği bir polemikte çuvallayınca; sahne ışıklarının da büyüsüyle dinleyicilere dönüp: (tarhana bey'e hitapla yüzü sahnede) yaaa, bu 'terör örgütü' edebiyatından kurtulup devlet ağzını terkedemediniz...demesin mi; bir alkış tufanı koptu, tarhan erdem şok oldu, konuyu inek içti dağa kaçtı...

    nuray hanım ne yaptığını iyi bilir arkadaşlar...hasılı kelam; zeki beyimize tavsiyem az daha okusun. o arnavut, miri arazilerden pay alabilen üçün biriydi; kimilerine göre de dört...çok dil çok insan, çok gezi iyidir ama gözünüzün önündekini görmek için her zaman yeterli olmayabilir...

    YanıtlaSil
  62. Bulent MurtezaogluŞubat 21, 2011

    Hah ornek.

    nuray hanım ne yaptığını iyi bilir arkadaşlar...hasılı kelam; zeki beyimize tavsiyem az daha okusun. o arnavut, miri arazilerden pay alabilen üçün biriydi; kimilerine göre de dört...çok dil çok insan, çok gezi iyidir ama gözünüzün önündekini görmek için her zaman yeterli olmayabilir...

    Bunun tartisi kimdeymis, vuzuha kavusmus oldu.

    Bakin ben sanki Nuray Mert sahanedir demisim, ornek onun iyiligiyle ilgiliymis gibi yapilip bir de olarak anlayamadigim bir sey denmis.

    Anlatabiliyor muyum? Bu marifet zannediliyor.

    Halbuki mesela soyle denebilir:

    "Hakikaten bu islerde ahlaksizlik cok. Malesef o yapilanlari ben de gordum. Ustelik o durumda o is yapilan Mert dondu ve soyle bir is de yapti: Buraya da ornek gelecek"

    Mesele bu. Cok zor degil. Oteki daha zor. Olmuyor ama. Nuray Mert'e kotu denmesi, ucun biri filandan bahsetmek gerekiyor. Neden boyle bilmiyorum.

    YanıtlaSil
  63. cek sperowŞubat 21, 2011

    Bülent bey,

    sizin için birşey yok o satırlarda. baybilen kavalalıyı karıştırmış ya, onu diyorum ben de; diyordum.

    Tayyip Erdoğan da yarım kavalalı sayılır. Kapıkullarının dişlerin söken 3 ayandan 1'i de o'dur anlamında. e söksün tabi. onun yüzü suyu hürmetine tanzimatı imzalıyor ll.mahmut,lakin dimyatta pirince giderken evdeki bulgurdan da oluyor.

    mustafa reşit daha iyi adamdır; parayı verenin kapıkuludur(siosu); sultan mahmut öldü, yaşasın kraliçe.

    çok bilmiş beyimiz anlatsın bakalım bize de, öğrenelim balta limanı anlaşmasının sonuçlarını; batılılaşma serencamımızın ürettiği anıtkabire çaput bağlayan moderin 'bayan'ımızın(paşa hanımlarına mecburi hitap) trajedisini...

    bence ayıptır, günahtır ve de yüzsüzlüktür ama zamanı gelince anlaşılacak zaten.

    dolayısıyla bu kısımlar osmanlıcaydı ve size değildi Bülent bey; mostralık bir konuydu,uzman sorusu anlayacağınız, ilgilisi düşünsün elbet kesesinde buna da uyduracak lakırdısı vardır...kral maskarası için derlerdi eskiler ama hatırımda kalmamış biz yeni sayılırız; can sıkıntısıyla ilgiliydi sanırım...

    nuray mert örneğini de sizin dediğiniz anlamda verdim. tarhan erdem'e yaptığının buraların yaygın bir tarzı olduğunu ifade etmek için. cem uzanın bir tetikçisi vardı adı aklıma gelmiyor,aynı işi sıkça yapan...elan ergenekon savunusu yapıyor aynı tarzla, bugün bülbül şakıması durmuş:"korku imparatorluğu" dedi. aklı başında biri de, korkma korkma dedi. korkulacakları topladılar...yine de korkuyormuş

    YanıtlaSil
  64. cek sperowŞubat 21, 2011

    yıldıray oğur bakın bugün ne yazmış:


    "....Balbay’ın günlüklerinden hatırlayalım: Tarih 10 Şubat 2004, saat 17:15-20:00 arası, yer Etimesgut Jandarma Eğitim ve Spor Tesisleri (JEST)

    Jandarma Komutanı Şener Eruygur’un “Arkadaşlar şöyle biraraya gelelim, ne oluyor, ne yapabiliriz, enerjimizi nasıl birleştirebiliriz, bir konuşalım dedim... hepimiz farklı yerlerde aynı şeyleri düşünen insanlarız ama, gücümüzü birleştirmediğimiz için bir sonuç alamıyoruz... benim düşüncem şu..... Mesela siz öncülük etseniz, burada üç kişi bir araya geldi, bu on olur, sonra 20 olur... Derneklere yön verilir... toplumu biraz duyarlılığa sürüklemek lazım..öte yandan da bu iktidar yapacağı her şeyi yapıyor..” dediği,

    Gazetecilerin “Sizin bir numara ile sizin kafanızdakileri yapmak çok zor... önce orada bir şey yapmak lazım”, “Biz darbe falan yapın demiyoruz ama, şöyle bir duruş paşam... o yok, o kalmadı... o zaman da her şey havada kalıyor.”, “Şöyle bir senaryo düşünüyorum... Şimdi siz de söylediniz kuvvet komutanları blok, 4 kişi... Altında ordu komutanları, orgeneraller, korgeneraller blok, onun altında tümler, tuğlar blok, hepsi bir araya gelse ve dese ki; sizinle olmuyor... İşte Kara Genelkurmay olur, siz Karaya geçersiniz, İzmir’deki Jandarma olur, İstanbul’dakini de artık ne yaparsanız..” diye akıl verdiği o toplantıya katılan diğer gazetecilerden...

    Mustafa Balbay’ın üç yıla yaklaşan haklı adalet talebi için vicdan yazısı yazmış mıdır onlar da? Bilmiyoruz. Çünkü 717 gündür gerçeğin ortaya çıkması, masum olduğunu düşündükleri Balbay’ın kurtulması için kıllarını kıpırdatmadılar. Çıkıp “hayır öyle değil böyleydi” demediler.

    Gerçeğin doğumuna bir el atın artık.

    Savaşa, ölüme, iktidar oyunlarına, istihbarat savaşlarına bu kadar malzeme olduğu yeter bu gazete kâğıtlarının...

    Artık temiz bir sayfa ve dokuz sütuna da bir manşet gerek: Herkes bildiklerini açıklıyor..."

    yildirayogur@gmail.com

    YanıtlaSil
  65. sizin için birşey yok o satırlarda. baybilen kavalalıyı karıştırmış ya, onu diyorum ben de; diyordum.

    Kisi, bunca yazdigi arasinda sadece ozur diledigi kisimlar anlasilir bulunuyorsa, ciddi bir kafa karisikligi yasadigini, bunu cozmek icin ancak ve ancak kendisinin bir seyler yapmasi gerektigini idrak etmelidir..

    "Iyi olurdu" temennisidir bu.

    Tayyip Erdoğan da yarım kavalalı sayılır. Kapıkullarının dişlerin söken 3 ayandan 1'i de o'dur anlamında. e söksün tabi. onun yüzü suyu hürmetine tanzimatı imzalıyor ll.mahmut, lakin dimyatta pirince giderken evdeki bulgurdan da oluyor.

    Osmanlinin ocagindan Fransizlarin kucagina oturunca Kavalali, kapikullarinin dislerini filan sokmedi; baska birisine kapikulu oldu, kendisi de --tabii ki-- kapikulu sahibi oldu.

    mustafa reşit daha iyi adamdır; parayı verenin kapıkuludur(siosu); sultan mahmut öldü, yaşasın kraliçe.

    Bu 'iyi adam' fetisinin literturde bir adi vardir herhalde ama simdi aramakla vakit kaybetmek istemiyorum.

    çok bilmiş beyimiz anlatsın bakalım bize de, öğrenelim balta limanı anlaşmasının sonuçlarını; batılılaşma serencamımızın ürettiği anıtkabire çaput bağlayan moderin 'bayan'ımızın (paşa hanımlarına mecburi hitap) trajedisini...

    Hadi bakalim, hep beraber burdan yakalim..

    Iki yanlisin bir dogruya ciktigina isaret eden bu guzelim satirlar beni sasirtmadi.

    Batililasma gayretleri bizim aydin zumremizin kendi verdikleri karar sonucunda ortaya cikti --dogruydu/yanlisti o tartisilir; ama, kendi kararlari idi.

    'Ilimli Islam' [*] dedigimiz sey ise hiic de Tanzimat filana benzemiyor; tersine, uzak mutfaklarda pisirilen, buradaki yamaklarca kotarilan bir proje.

    [*: Ben, Turkce klavye kullanmadigim icin, bu 'ilimli' kelimesi 'bilgi iceren' filan gibi de okunabiliyor. Alakasi olsa gam yemeyecegim... Isin ilginci, bu tabirin Ingilizcesi (agababalarinin dilindeki orjinali) 'moderated Islam' ve oradaki 'moderated' kelimesi 'gem vurulmus, seyreltilmis, sulandirilmis, yumusatilmis' filan gibi anlamlara da gelebilecegi gibi, 'bir yoneticinin izin verdigi kadar/sekilde davranabilen' anlamina da geliyor. 'Vasallastirilmis Islam' da diyebiliriz, siyasi perspektiften bakarsak. Projenin adi budur; ve bu ulkedeki uygulamasi da son safhalarina yaklasmak uzeredir. Mustazafin bilgisine.]

    YanıtlaSil
  66. Hay bin kestane sekeri..

    Bu mudur, onca zamandir yavelenen 'darbe plani', 'darbe plani' ugultusu..

    Yahu, orada birisi bir digerine "bir araya gelseniz ve bir seyler yapsaniz ne kadar da iyi olur" diyor; o kadar.

    Bir araya gelmisler ve bir sey yapmislar mi?

    Yok. Buna dair bir vaka yok ortada.

    Birkac kisi konusmus bu konuda, ve buna 'darbe plani' diyorlar..

    Hay bin kutup yildizi..

    Avamperest halksinas tatlisu aydinimizin 'plan' deyince butun bildigi bu kadar anlasilan..

    YanıtlaSil
  67. Bulent bey,

    Ben onu kastetmemistim, darbe/mudahale neyse onun onunu kesen pasalari kastetmistim.

    Ben, gordugum kadrindan cikardigim kadariyla, ortada bir darbe/mudahale filan yok. Birileri zemin yoklamis olabilir; ama 'sartlar elvermedigi icin' kimse bu isi ciddiye alip kovalamis degil.

    'Plan Semineri' dedigimiz seyin 'darbe hazirligi' sayilmasi da bence anlamli degil. Birilerinin heveslerinde darbe yapmak olabilir --kimsenin kalbini henuz yarip bakamadik-- ama, kuvveden fiile gecmis en ufak isaret goremiyorum ben. Danistay Cinayetini filan bununla (zihnen/fikren) ilistirebiliriz belki, ama elde bu konuda ciddiye alinabilir bir iddia goremedim ben. Sizin bildiginiz varsa, isaret ederseniz memnun olurum.

    Osman pasa oyle demiyor ki? Baska metodlarla PKK'yi yenerim sonra konusuruz filan diyor. Ben bakmistim bir ara.

    PKK ile Kurt Meselesini ayri konusuyor. Dogru. Bence de dogrusu o.

    Bir yerlerde (TV?) konusurken dinlemistim, oradaki sivil halka sistemik/metodik yanlislari anlatiyordu. O islerin adini 'yanlis' koymasi bile onemli. Acaba gercekten neden terfiini engellediler --bilmek isterdim.

    Yok, onu da kastetmedim. Belki bu kadar personeli tutuklayip ustteki pasalari konusmaya veya neyse artik o zaman yaptiklari/engelledikleri onu aciklamaya itiyorlardir demek istedim.

    Neyi aciklayacaklarini ben merak ediyorum. Onca subayin 'darbe elebasilari' ile yazismasi, haberlesmesi mi olmus --bugune kadar bunlar niye ortaya cikmadi?

    (Iki lisani yarim biliyorum seklinde degistirmek istiyorum yukariyi.)

    :)

    Oyle diyen cok, CG blogunda birisi denizciler icin hesaplamisti bunu galiba.

    Olmaz diyemem. Denizcileri bilmem, ama bilhassa Karacilarda cok yuksek Albay enflasyonu var --aslinda generallerde de.

    O yuzden, "tarlanin seyreltilmesini isteyen (alt) rutbeliler yoktur" diyemem.

    YanıtlaSil
  68. Bulent MurtezaogluŞubat 21, 2011

    EA bey,

    Ben, gordugum kadrindan cikardigim kadariyla, ortada bir darbe/mudahale filan yok. Birileri zemin yoklamis olabilir; ama 'sartlar elvermedigi icin' kimse bu isi ciddiye alip kovalamis degil.


    Belki oyledir. Bir haller olmus gibi gozukuyor yalniz. Ust taraf biliyor tam ne oldugunu bence. Tabii olmus olan acayip/kotu isler de var ki bunlari o planla alakasi olmasa da eger TSK icinde ayaklari varsa onlari da biliyorlardir. Gorundugu gibi olmayabilir de oyuncular. Benim anladigim kadariyla 'olan su' 'durdurulan su' 'bu baska taraftan ve TSKyi hedefliyor diye biz de baktik' filan diye komutanlar tarafindan anlatilmadikca, boyle belge/belgemsi seyler cikip basin tarafindan maymun edilecegiz. Belki secimden sonra konusurlar.

    YanıtlaSil
  69. Bulent bey,

    Belki oyledir. Bir haller olmus gibi gozukuyor yalniz. Ust taraf biliyor tam ne oldugunu bence. Tabii olmus olan acayip/kotu isler de var ki bunlari o planla alakasi olmasa da eger TSK icinde ayaklari varsa onlari da biliyorlardir. Gorundugu gibi olmayabilir de oyuncular. Benim anladigim kadariyla 'olan su' 'durdurulan su' 'bu baska taraftan ve TSKyi hedefliyor diye biz de baktik' filan diye komutanlar tarafindan anlatilmadikca, boyle belge/belgemsi seyler cikip basin tarafindan maymun edilecegiz. Belki secimden sonra konusurlar.

    Ali Bulac'in 'erkek tahrik olursa saldirir' mealindeki ifadesini bir tarafa yazmak lazim; fakat, azicik duzelterek:

    'Tahrik olan, imkan bulursa saldirida bulunabilir' demek bence daha dogru; fakat, bunun, saldirida bulunanlara 'tahrik edildim' mazeretinin arkasina siginmak hakkini vermedigini de eklemek gerekir.

    Baska bir deyisle, 'tahrik olan, imkan bulursa saldirida bulunabilir' demek, bir durum tespiti de olabilcegi gibi, bir tehdit degerlendirmesi de sayilabilir.

    Tahrik edilen, ve imkan da bulursa, tabii ki iktidara yuruyecektir.

    Bu, asker icin de, sendikalar (isci) icin de, sermaye icin de --baska oyuncular icin de-- gecerlidir.

    Tahrik her zaman olabilir; ya da kildan-tuyden-yunden tahrik olmak gerekcesi cikaranlar olabilir.

    Onemli olan, saldiriya gecmesi icin imkanlari musait kilMAmaktir.

    Nitekim, oyle de olmus gibi gorunuyor.

    Geriye, sadece ileriye yonelik ders vermek kaliyor: Ibret-i alem etmek.

    Su anda, bence, yapilan odur: Tepelerde darbe hayalleri kuruldugunda, alt kademedikler "biz emir-komuta zincirindeydik" mazeretine siginamasinlar yani.

    Bu, ciddi hukuki bir surecle yapil(abil)saydi cok daha dogru olurdu.

    Ama, oyle yapil(a)miyor: Bir tur kan davasi haline geldi.

    Elde dogru durust delil yok; klasik usulle, zanlidan suca gitmege calisiyoruz. Bir kaldi iskence edip konusturmak.

    Sakatlik orada.

    YanıtlaSil
  70. Bulent MurtezaogluŞubat 21, 2011

    EA bey,

    Bu, ciddi hukuki bir surecle yapil(abil)saydi cok daha dogru olurdu.

    Bu da biraz ozgurlukculuk gibi, onu bilen isteyen kitlelerimiz ve uygulayacak kadrolarimiz yok gibi gozukuyor. (O blogu ve basini takip edince bu tekrar teyid oluyor galiba.)

    Kalanina katiliyorum. Bir de sunu ekleyeyim, askerlerin aileleri Anitkabir'e gittikleri gibi baska tutuklu yargilananlarin ailelerinin yanina da gitseler keske. Onlara yapiliyor, bunlara da yapilsin diye bir imada bulumak icin demiyorum bunu. Son solcu tevkifatinda iceri girenlerin aileleriyle gozukmeleri tam Zaman'lik haber olabilir ama genelde bu tur seylerde ne bicim eksikliklerimiz oldugunu da belli edecek bir sey yapsalar iyi olabilir diyorum.

    YanıtlaSil
  71. Bir de sunu ekleyeyim, askerlerin aileleri Anitkabir'e gittikleri gibi baska tutuklu yargilananlarin ailelerinin yanina da gitseler keske.

    Katiliyorum.

    Merhamet/adalet talep edenlerin kendileri de baskalarina yonelik merhametsizliklerin/adaletsizliklerin giderilmesi icin adim atmali ya da pozisyon almalilar.

    Aksi halde, luzumundan fazla bencil davranmis olurlar ve belli bir kamptan baskasi tarafindan sahiplenilmez olurlar.

    YanıtlaSil
  72. cek sperowŞubat 22, 2011

    bu denli merhamet devlete zeval vermesin? bakın mübarek sniperlerini dama yerleştirmedi diye devrimi obamaya bağlamıştınız; oda tv savunması obamadan gelince nereye bağlanır ulusalcılık;askıda kalmasın?

    murtezikalar elde megafon cumartesi annelerinin yanına mı diyorsunuz?

    e peki ne konuşacaklar yanyana gelince?

    benim çocuk 15 yıldır kayıp. bizim bey de yeni kayboldu. neden? 15-20 yıldır kaybolanların bulundukları yerlerde bulunmuşlar, bir-kaç toplu mezar yapmışlar diye...

    murtezikalardan başkası tarafından sahiplenilmelerini mi bekliyorsunuz?

    yakında birbirlerini elevermeye başlayacaklar. dünyaya rahmet yağıyor bu aralar; yağmurlar makyajı söküyor, aydınlanıyor dünya...ulüfe bitti.

    YanıtlaSil
  73. cek sperowŞubat 23, 2011

    açık artırma başlamış. tutuklu sanıklardan iki paşa bir albay itirafçı olup işbirliğini kabul etmişler.

    "...vicdan azbından kurtulmak istiyoruz, bildiğimiz herşeyi en ince ayrıntısına dek anlatacağız..." bugünkü tarafın manşetinden

    sanırım yandaş olmayan medya yarın şu argümanla yayına devam edecek:

    itirafçı subaylar sahte çıktı. dersim kasabına bağlılıklarıyla bilinen üç subayın aslında sahte olup, mersin tantunicileri hesabına çalıştığı öğrenildi; balyoz yok, ergenekon firarda...

    şimdi belgeler sahte dense kaç yazar? yazılı değil, konuşabilen şahitler var. bundan gari "odalarda ışıksızım, amaniniyandım zühtü,çok kötü yandım zühtü" türküleri eşliğinde vücut kimyalarının değişimine direnmeye çalışacak diğer 'kahramanlar' birer birer yaramazlıklarını kusacaklar. mısırda da söylemiş sanırım benzeri durumları aydınlatmak için atalar: çok yeme(yiniz) hüsnü(ler) kustururlar bi yerde, silivri'de, hasdal'da, has bahçe'de, mehtap'ta, mağrip'te ve maşrık'ta....

    acaba paşalara ördek yürüyüşü yaptırıyorlar mıdır? empati kurmaları için,vicdana iyi gelir: et ve bul dünyası...

    YanıtlaSil
  74. Bulent MurtezaogluŞubat 23, 2011

    Bakalim, CS bey, benim tercihim de o turlu bir seyin olmasiydi ama 'yukaridan' (yani olan neyse onu engellemis gozuken ust rutbelerden). Belki hakikaten bunu zorlamak icin tutukluluk vs. de dusunulmus olabilir.

    şimdi belgeler sahte dense kaç yazar?

    Belgelerdeki acayiplikler hala izaha muhtaclar. Belgeler ve belgelere bakanlar hakkinda mutamadiyen yalan soylendigi icin su kaciyor: Ortada gayet acayip bir hal var. Iddilarla belgeler, belgelerle yayinlar uymadigi gibi topyekun olanlar oldugu reklam edilenlerle (liberal demokrasi vs.) uymuyor. O yuzden iste komplo/tezgah teorileri kuruyoruz benim yaptigim gibi (iste bir sekilde iceri alip ifadeye zorlama mesela).

    YanıtlaSil
  75. o nası bi karikatür yha zındıklar Allah'tan KORKMAZLAR NE GAVURSUNUZ BE İSLAMI NE HALE GETİRMEYE ÇALIŞIYOSUNUZ ALLAH ACİL BELALARINIZI VERSİN ZINDIKLAR SİZİ

    YanıtlaSil
  76. Pardon anlayamadim; Islâm ne hale gelmis bu karikaturden sonra acaba?

    Nesi eksilmis?

    YanıtlaSil
  77. Bu basligin yorumlarinda adi gecmisti. Sebahattin Ali'nin oldurulmesi olayiyla ilintili olabilecegine dair bi itiraf varmis bi kitapta ve Hasan Cemal bahsediyor.
    Suradan okudum ben de..

    [..]Hasan Cemal, emekli Korgeneral Nevzat Bölügiray'ın "Geçmişten Geleceğe" adlı kitabından alıntılayarak Bölügiray'ın Levazım Kıdemli Üsteğmen Fevzi ile yaptığı bir sohbeti aktardı.Sohbette geçen "Fevzi'nin MAH'tan (o zamanki MİT) gelen bir zarfta yazılanlara uyarak Yüzbaşı Aziz ve Üsteğmen Rıza ile Bulgaristan sınırında bir üniversite hocasını ilmikli ip ile boğdukları" ifadeleri için Cemal, kitabı kaleme alan Bölügiray'ın "neden 61 yıl sustuğunu" diye sordu. Yüzbaşı Fevzi’nin aynı sohbette geçen "Bu namussuz gibi üç kişiyi daha postaladık sınırdışına" sözleri için Cemal, yazısında "o 3 kişiden birinin 1948 yılında yine Bulgaristan sınırında cinayete kurban giden Sabahattin Ali olup olamayacağını" sorguladı.
    [..]

    61 yil sonra gelen itiraf:

    [..]“Olayı sadece bana anlatmışlardı. Bu nedenle başka bir tanık gösteremezdim. Ayrıca cinayeti nasıl kanıtlardım?
    Bu çaresizlik içinde susmaktan başka bir şey yapmama olanak yoktu. Ben de sustum bugüne kadar. İlk kez burada açıklıyorum bu olayı.”[..]

    YanıtlaSil
  78. Yine bu basliktaki yorumlarda bahsi gecen, CDG blogundaki Acracia rumuzlu yorumcunun emek verip ortaya koydugu, vakit ayirip okunmaya deger analizine de link vereyim.

    Bir Analiz-Acracia

    YanıtlaSil
  79. Iyi bir yaziydi.

    Elestirmek degil de bir beklentinin dile getirilisi olarak sunu soyleyebilirim:

    Iki yorumun (de-ASCIIfication yapacagiz diye yazim/imla hatalari da eklenerek) bir araya getirilip olusturuldugu bir kapak yazisi (blog entry) her ne kadar cok fazla kopuk durmuyorsa da, bir seylere verilmis bir cevap olmasi hasebiyle, 'out of context' hissi veriyor.

    Ek olarak, serhin serhi cinsinden altina yapilmis ilaveler de, benim gibi kisitli beyin hucresine sahip insanlar acisindan, kafa karistirici oluyor malesef.

    Biliyorum, bunlar yorum yazarinin (Acracia'nin) birincil endisesi olmak zorunda degil; amacinin 'kitap' cesametinde bir derleme yapmak ve meseleyi etraflica ele alip butunlugu icinde aciklamak olmasi da gerekmiyor.

    Ama, bunu birinin yapmasi gerekiyor.

    Yani, sozkonusu bu yazi/yorum ile (etrafinda/uzerinde/beraberinde), CDG'de ve baska yerlerde yapilmis olan (ve, konuya muteallikligi acisindan isabetli sayilan) yorum ve degerlendirmeleri birisinin artik toparlamasi lazim.

    Buna ben talip degilim; ve olamam. Talip degilim ve olamam, cunku konunun ahlakiligi de, ince detaylardaki tutarsizliklari da benim ilgimi cekmiyor. Yani, milletin --sirf belli sonuc(lar) ortaya ciksin diye-- yaptigi madrabazliklari bulup cikarmak --her ne kadar hos bir entellektuel faaliyet olsa da-- beni heyecanlandirmiyor.

    Neden heyecanlandirmadiginin sorusunu kendime az sormadim degil; ama, anlamli bir cevap bulabilmis degilim.

    Ama, hazir Acracia acisindan durum pek de oyle degil; keske bu emeklerini (gelen yorumlari da dikkate alarak) toprlatip bir blog (veya her neyse) yazsa cok iyi olur bence.

    YanıtlaSil
  80. EA bey;

    Acracia bey belki kendi blogunu da acar ama sanirim o analizi okumalarini istedigi asil kitle su an CDG blogunu sessiz de olsa takip edenlerdir;)

    (Baransu, Emre Uslu vb. zaten ediyorlar da, Dumanli'nin, Gulerce'nin filan da takip ettigini dusunuyorum ben)

    Bir de izin istedim, musade etti, o analizi bu blogda ben de arsivleyecegim..

    YanıtlaSil
  81. Alatlı, bu karikatüre böyle bir laubalilikle yaklaşmazdı. Kendisini sadece akıllı insanların okuması gerektiğinin ispatı gibi olmuş. Yazık.

    YanıtlaSil
  82. Adsiz bey/hnm;

    Bence, boyle bi karikatür, Alev hanimin umrunda olmazdi!

    YanıtlaSil

If you’re reading my blog, you’re probably not incredibly famous, though.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...