Birkac gundur medyada farkli farkli yorumlarla verilen habere gore, basbakan Erdogan Kars'ta -simdilik- dikili olan ve 'Insanlik Aniti' olarak bilinen bu heykel icin 'Ucube' demis..
Ucube midir, degil midir, heykel sanatindan anlayanlarin bilecegi istir ama, benim de tvden izledigim toplantida, Kultur Bakani Ertugrul Gunay, 'Basbakan, aniti degil, gecekondulari kastetti' diye kivirmaya calistiysa da, Erdogan'in
“Hasan Harakani’nin türbesinin yanına bir ucube koymuşlar, garip bir şey dikmişler. Oradaki tüm vakıf eserlerinin, o sanatkârane eserlerin olduğu yerde böyle bir şey olması düşünülemez. Konuyla ilgili olarak belediye başkanımız görevini süratle yerine getirecektir. Bunu süratle bekliyoruz. İnşallah ilk gelişimizde bunu da göreceğiz.’’
diyerek, gecekondulari filan degil, basbayagi o aniti kastettigi ortada..
Sozkonusu anit, Ermenistan'da dikilen soykirim anitina karsilik, toplumsal bolunmenin, parcalanmanin ne kadar kotu birsey oldugunu ifade etmesi bakimindan, dibinde gorulen gozyasi ile anlamdirilarak bir tur sosyal mesaj kaygisi ile oraya yerlestirilmis. (Eger dogruysa, acilisina Obama da davet edilmis.)
Fakat, sit alani diye tanimlanan bolgeye 32 mt'lik bu heykelin dikilmesi uzun sureden beridir zaten tartismaliymis ve 'ucube' lafindan once de kaldirilmasi konusuluyormus.
Ote yandan, bu heykele ucube denilmesi, Hasan Harakani'nin turbesinin yakininda olmasindan dolayi midir yoksa gercekten orada cok kotu bir goruntu kirliligi yaratmasindan midir, simdilik Kars'a gitmek imkanimiz olmadigindan, tarafsiz bir gozlemciden ogrenmek gerek..
Bu ulkede, malesef, ucube oldugu kadar ucuz ve uyduruk pek cok Ataturk heykeli basta olmak uzere, sanat adi altinda gozumuze sokulan; sayisiz, dandik eserimsi mevcut.
Bu yuzden, bu tur buyuk heykeller dikilmeden once bolgede yasayan insanlarin da gorus ve onerileri nicin alinmaz da, emri vâkilerle, sanatin dokunulmazligi ve kutsalligi adi altinda gozumuze sokusturulur anlamak mumkun degil!
Eskisehir reklami gibi olacak ama, en azindan heykel mevzunda bari, orayi bir incelemekte yarar olacagini dusunuyorum. Zira, simdiye kadar sehrin hemen hemen her yaninda, en hareketli yerlerinde insanlarla icice bulunan pekcok heykelden rahatsiz olan hickimse cikmadi henuz..
Neden acaba?


Tarhan Erdem'in yazisi
YanıtlaSil'Sanat'tan anlamak ne demektir?
YanıtlaSilBu 'sanat' 'eser'i, siradan halkin takdiri icin yapilmis degil midir ki, sira hukum vermege geldiginde 'uzman gorusleri' tekeline havale ediliyor?..
Mehmet Aksoy isimli 'heykeltiras'in gozunde --'kuzguna yavrusu sahin gorunurmus'ten hareketle-- bu 'sey' harikulade, muhtesem filan gorunebilir.
Ama, beni 'eser' dedigi sey hakkinda bu seyi peydahlayanin ne dusundugu ilgilendirmiyor.
Benim baktigim yerden, evet, bu 'sey' bir ucubedir.
Temel olarak da su acidan ucubedir:
Birincisi, fikir acisindan oyle ahim sahim bir orjinalligi yok. Bir 'heykel'i ortadan ikiye bolunmus gibi yapmak, ve bunun ayriligi sembolize ettigini soylemek bence 'bir elmanin iki yarisi'ni sergilemekten de daha siradan bir 'yenilik'.
Ama, daha onemlisi --ikincisi--, sanat sadece 'fikir' ya da 'ilham' ile temsil edilmemeli; icraatinde ozen de olmali.
Bu 'sey'de zerre kadar ozen gormuyorum: Ustuste konmus, keskin kenarlari olan, beton bloklardan olusan bir 'sey' bu.
Boyansa da boyanmasa da zenaatsiz ve cirkin.
Ne bizim, ne gunumuzun, ne bolgenin.. herhangi bir seyimizin temsil edilmedigi bir 'sey'.
Evet, bir ucube.
EA Bey;
YanıtlaSilbenim acimdan da oyle ama mesela Bedri Baykam'in su resminde oldugu gibi, bu buyuk sanat eserlerinde(!) bizim goremedigimiz bazi gizleri gorebilen ozel yaratilmis gozler var ki, onca parayi deste deste sayiyorlar muzayedelerde filan:)
Mesela Tarhan cok sevmis ve yikilmadan taaa Kars'a kadar gidip bi gormek niyetinde..
YanıtlaSil[..]Aşağıda, anıtın yapıldığı kadarının fotoğrafını göreceksiniz, ben çok sevdim, yıkılmadan gidip görmek istiyorum.[..]
Diger yandan, bizim heykel alerjimiz, bilincaltimizda yeretmis PUT kavramindan dolayi da ortaya cikiyor biraz:)
YanıtlaSilLaikci kesimin tepkisel reflekslerindeki, Taleban/Buda heykeli cagrisimlari filan da bu yuzden su yuzune cikiyor..
Ahmet Altan da Basbakan'a kizmis..
YanıtlaSilCengiz Candar, estetik sorunu degil, demokrasi sorunu diyor..
YanıtlaSilYasakçı zihniyet
Başbakan’ın Kars’taki anıta ilişkin “Bu ucube; yıkın bunu” açıklaması, Başbakan Yardımcısı’nın ‘Muhteşem Yüzyıl’ adlı bir televizyon dizisindeki Kanuni Sultan Süleyman sunumunu beğenmeyerek ‘ecdadımıza saygı’ gereği, gösterilmemesi üzerinde durmasının ardına geldi.
RTÜK Başkanı, ‘durumdan vazife çıkartarak’ ‘Muhteşem Yüzyıl’ dizisine yapılan şikâyetlerin, bir yıl içinde yapılmış ortalama şikâyeti de aşan bir oranı bulunduğundan dem vurarak ‘yasakçılık’a yeşil ışık yaktı.
Gülay Göktürk, dün, “Sanat eserlerinin iyi olup olmadığına, yayın değeri bulunup bulunmadığına ya da yasaklanıp yasaklanmamasına genel oyla mı karar vereceğiz” diye sorarak, “İşte burada durun. Çünkü burada demokrasi işlemez” yazdı.
Zaten tüm bu tartışmaların önemli yönü bu. İktidar partisi ve hükümet yakın zamana dek, kendi değerlerine ‘hoşgörüsüzlük’ten şikâyetçiydi ve dolayısıyla ‘yasakçılık’tan uzak durarak puan topluyordu.
Gelinen noktada, ‘devlet yöneticisi’ olarak iki dudaklarının arasından çıkanlar ‘yasakçı’ bir zihniyetin ürünü olarak ‘emir’ haline dönüşürse işimiz iş.
Zira, öyle bir durumda demokrasi işlemez.
Ve işlemeyen demokrasi döner dolaşır, bir ‘bumerang’ olarak en şiddetli biçimde onlara vurur.
Basbakani savunur durumda olmak benim de hosuma gitmiyor ;) ama demokrasiyi sadece kose yazarlari ya da heykeltraslar mi temsil ederler bu memlekette?
YanıtlaSilCengiz Candar, bence, alakasiz cevrelere sirin gorunmege calisiyor. O 'heykel' denen ucubeyi ne Alamnya'da, ne Fransa'da, ne ABD'de onemli sayilacak bir yere dikemezsiniz. Cunku, estetik filan yok onda. Olsa olsa marjinallerin takildigi yerlerde olur.
Basbakan, eminim, secmen cevresinden (yani, tabandan) gelen homurdanmalar uzerine o 'sey'e 'ucube' dedi.
Bence de ucubedir: Kolaydan para kazanmak isteyen, ama kendini avant-garde pazarlamak isteyen birisinin elinden cikmis.
O berbat seyi 2 beton kalip ustasi, bir kaynakci da yapar. Cok daha da ucuza gelir.
Soyle bir site acilmis: ickime dokunma
YanıtlaSilSoyle bir tepki sitesi acilmis: Ickime Dokunma
YanıtlaSilBedri Baykam demisken:)
YanıtlaSilAlkollu icki yasagi geliyor diye kopartilan kiyametin nedeni de su duzenlemelermis.
YanıtlaSilBen de hazirun ile soyle bir yazi paylasayim :
YanıtlaSilhttp://haber.gazetevatan.com/Haber/351991/1/Gundem
Saygilar
"Bu yuzden, bu tur buyuk heykeller dikilmeden once bolgede yasayan insanlarin da gorus ve onerileri nicin alinmaz da, emri vâkilerle, sanatin dokunulmazligi ve kutsalligi adi altinda gozumuze sokusturulur anlamak mumkun degil!"
YanıtlaSilVakti zamaninda bolge insanlarinin gorusunun alinmadigini veya simdiki rahatsizlarin bolge insani oldugunu varsaymak icin yeterli bilgi/kanit var mi? Anlasilan projeye onayak olan/baslatan zamanin belediye baskani imis. Yani basbakan veya herhangi bir bakan gibi kelalaka bir otorite degil, yerel yonetim lideri. Bir detay: sozkonusu baskan icraati yaptigi vakit AKP'liymis, bilahare CHP'ye intikal etmis, en son secimi de kaybetmismis.
bazılarının başbakanla aynı karede fotoğraf vermek için kafa uzatmaları hayra alamet olmasa gerek kanımca...hangi dağda kurt öldü acaba?
YanıtlaSilheykel ikiye bölünmüş. memleketin ikili yapısından, konu olduğu meselenin ikililiğine değin, ikirciklik simgesi oldu şimdiden.
ikinin birini tutanlar neyi neden tuttuklarına göre değil; kimin tuttuğuna göre tasniflendiğinden "işin aslı ne?" de değilim. kamplaşmaya müsait kafalar diyarında aslında şekli şemali bakımından da pek çok şey söyleyebilecek ve 'ulu önder' heykellerinden sonra, gelecek nesillere bugün içinde bulunduğumuz acaiplikleri taşıyabilecek önemli bir belge niteliği de kazanmış olabilir...
Madem metafor kullanildi, kim neyi nerden tutmusa bir ornek (tikla)
YanıtlaSilMehmet Aksoy'un sitesine baktim. 321 adet 'eser' vermismis bugune kadar. Iclerinden begendigim bir iki tane cikti, ama bunlara da heykel demek zor; daha cok 'icinde insan olamayan modern yapi'.
YanıtlaSil'Ozgecmis'ine de baktim. Bastan asagi "firsat vermediler ki bitireyim, bitseydi ne guzel olacakti" turunden serzenislerle dolu geldi bana.
Yani, adamin kaderi hep 'anlasilmazlik'..
Ve, anlasilan, bir defa olsun, kabahati kendisinde aramak aklina bile gelmemis.
Bir de, bu 'sey' hakkinda sitesinde bir basin aciklamasi yayinlamis.
Soyle diyor:
"Başbakan farıcıma ucube dedi. Halbuki müsade etselerdi, kanadını, tüyünü düzüp keklik olacakti. Başbakan onun keklik olacagını göremedi onu okuyamadı. Aslında haklı sanat düz mantıkla, politik mantıkla anlaşılacak idrak edilecek ve giderek dilde ifadesini bulacak birşey değil. Heykel sanatı form diliyle konuşur. Bu dili öğrenmek, alfabesini, kodlarını çözmek bir kültür ve görgü işidir. Bir ugraşı ve eğitimi gerektirir."
'Basbakan' yerine 'vatandas' da diyebiliriz; ve, bu satirlardaki rahatsiz edici yogun kibir daha bir ortaya cikar.
Mehmet Aksoy kendini ne saniyor?
Birileri parayi versin, o kafasina esen mesaji versin.. oyle mi?
Mumkun degil. Anlamli da degil.
Leonardo Da Vinci ya da Michelangelo bile parayi verenlerin istedigi mesaji veren 'eser'ler yaptilar. Hepsi ya Papaligin ya da Medici hanedaninin istedigi seyleri yapti, sadece parayi verenlerin istediklerini yapmakla kalmadilar, kutsal bilmemne resim veya heykellerine finansorlerin esgallerini de sokusturdular.
Kisacasi, 'istedigi seyi istedigi sekilde ve yerde peydahlayan sanat tapinaginin basrahipligi' diye bir sey hicbir zaman hic olmadi.
Parayi veren dudugu calar. Kural budur.
Mehmet Aksoy'un sakatligi bence tam da orada yatiyor: Parayi verenin hislerine tercuman olmak gibi bir derdi yok onun --o kutsal sanat tapinaginin basrahibi cunku--; parayi birileri verecek ve bu yuce sahsiyet de (ismini sonsuza kadar yasatacak) 'eser'ler verecek --kendi kafasina gore... ve, ortaya cikan 'sey'i finanse etmis olanlari rahatsiz etmis, estetik kaygularini rencide etmis, hakaret etmis.. umurunda degil.
Olmaz.
Kamu kaynaklari ile finanse edilen seyler kamuya karsi sorumludur.
Kendine 'sanatci' diyenler de bunu idrak etmek ve uyduruk bir dili halka dayatmak yerine, halkin dilini eserine yansitmak zorundadir.
Aksi, 'sanatci mafyasi'nin dayattigi Jakobenlik olur.
"...Olmaz.
YanıtlaSilKamu kaynaklari ile finanse edilen seyler kamuya karsi sorumludur.
Kendine 'sanatci' diyenler de bunu idrak etmek ve uyduruk bir dili halka dayatmak yerine, halkin dilini eserine yansitmak zorundadir.
Aksi, 'sanatci mafyasi'nin dayattigi Jakobenlik olur."
EA bey;
bu her zaman olmuyor ama zaman zaman: "ne kadar değiştim!" diyorum kendi kendime.
sizinle aynı fikirde olup hatta söylediklerinizi beğendiğim zamanlar 'savrulduğumu' ve alan savunmasını(kanije kalesi) terk ettiğimi düşünüp bir burukluk da yaşamıyor değilim...ya da;
bir "som"laşma işareti görüyorum, bir yolculuk...böyle giderse allah korusun hidayete erebileceğinizden korkuyorum, dost işi bir işaret yollayayım dedim. hem doğrudan "beğendim" demeyi kibrime yediremedim, iki işi bir araya sıkıştırdım sakıncası yoksa?
insan, "doğru" nun salt doğru olduğu için söylenmesine ve kabul görmesine şaşıyor açıkçası, "kimin işine nasıl yaradı acaba ve neden?" sorularını cevap bulamadan...
CS bey,
YanıtlaSilSizin 'hidayet' dediginizin Turkcesi 'kuru kalabaliklarin surekli hemfikir olacagi hal' ise, bu ihtimali gozardi edebilecegimize eminim.
Ben, adina 'soyut sanat' denen ucubeligi kibirle yogrulmus bir tur luzumsuzluk sayarim.
Kibire ornek, Picasso'nun 'Fish' (Balik) isimli tablosuyla ilgili bir anekdot aklima geliyor: Sergide, adamin biri saatlerce tabloya bakar bakar.. Picasso'nun merakini celbeder ve adamin yanina gelir ve kendini tanitir. Adam, bunun uzerine, "ne kadar zamandir bakiyorum, bu tabloda balik goremedim" der. Bunun uzerine, Picasso da, "o balik degil, tablo" der.
Kibir budur.
Orada olsam o tabloyu Picasso'nun basina indirirdim.
[Meraklisina Not: Ben, Picasso'nun sadece 'Guernica'sini begenirim. Anlamli bir hikayesi oldugundan dolayi. Digerlerinin, Picasso'nun solculugu yuzu suyu hurmetine, zamanin solcularinin abartili sahiplenmesiyle, olcusuz meshur edildigi kanaatindeyim. Tipki Aziz Nesin'in bir cok eseri ya da, mesela, Mesnevi'de oldugu uzere. Ya da Said-i Nursi.]
Sanat denen sey Occam'in Usturasi uygulandiginda cuvallaMAmalidir; neredeyse bakar bakmaz mesajini (estetik olculer icinde) verebilmeli, hayranlik/takdir hisleri uyandirmali ve hosa gitmelidir.
Bunlari beceremeyen, 'anlasilmak' icin bir firin ekmek yemek gerekecegi iddia edilen, apayri bir 'dil'den konusan seyler bence 'sanat' filan degil; bir kibirli zibidinin mental masturbasyonudur.
Boyle birisine ya da eserine degil de tedavisi icin para vermegi dusunebilirim.
Nihat bey;
YanıtlaSilVakti zamaninda bolge insanlarinin gorusunun alinmadigini veya simdiki rahatsizlarin bolge insani oldugunu varsaymak icin yeterli bilgi/kanit var mi?
Imkânsiz birsey istiyor da olabilirim, bilemiyorum ama, bu turden sehrin butun siluetini degistirecek ve evlerin manzarasini filan da etkileyecek eserler/yapilar vb. icin, yerel yonetimler henuz proje asamasinda yerel medya kanaliyla halka tanitim yapsa ve olumlu/olumsuz tepkileri gozonune alsa, ayirilan butceden bahsetse, fena mi olur?
Bayburt, Bayburt olali, boyle zulum gormedi! misali, yore halkina, alin size modern sanat! diye ancak entelektuel kesimden bazisinin ayilip bayildigi seyleri kakalamak bence ne demokrasiyle bagdasiyor, ne de ozgurlukle!
Vakti zamaninda bolge insanlarinin gorusunun alinmadigini veya simdiki rahatsizlarin bolge insani oldugunu varsaymak icin yeterli bilgi/kanit var mi?
YanıtlaSilKanit sayilir mi, bilemem; ama, ben bugune kadar boyle bir konuda ne belediyelerin, ne de (valilik, kaymakamlik gibi) devlet organlarinin civardaki ahalinin goruslerine herhangi bir sekilde basvurduguna sahit olmadim, duymadim da.
Genelde soyle olur: Kendini ilerici/dinci/ulkucu filan tescil etmek pesindeki bir isguzar belediye baskani, vali ya da kaymakam, kimseye sormadan bir heykel (ya da her neyse) siparisi verir --herzaman da, kendi 'camia'sindan birileridir secilen.
Sartname-surtname filan belki hazirlanir ama kimsenin haberi olmadigi icin, baska katilan olmaz. 2886 nolu ihale kanununun da kapsami disinda yapilirlar bunlar.
Baska bir deyisle, 'oldu-bitti'den ibaret bir surectir.
Bu 'dur sana bunun ne dedigini anlatayim, bak cok seveceksin' teraneleri ile dikilmis 'soyut heykel'lere iyi bir ornek de Yesilkoy Havaalaninin girisindeki 'ucube'dir. Resmini surada gorebilirsiniz.
"İstanbul'un, dünya üzerinde iki kıta üzerine oturmuş tek kent olma özelliğini simgeliyor"mus.. sevsinler.
Keske bunu o 'heykel'in uzerine, 1 km'den gorulecek sekilde acik acik yazsalar; cunku, ben ne zaman oradan gecsem, 'o meydanin altinda devasa bir isi santrali var ve bacasini acemice gizlemege ugrasa ugrasa bunu mu peydahlamislar?' diye dusundum. Baska tanidiklarimin yorumlari da benzer faka baska seylerdi; ama, hic kimsenin aklina 2-kita-1-sehir simgesi gelmedi.
Ortadan kaldirildiginda gozum rahatlamisti.
Meger kurtulus o kadar basit degilmis.
['Heykeltras'] Ümit Öztürk, kırılan heykelinin hesabını sormaya karar vermiş, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne dava açmış.
Durum böyleyken, geçenlerde havalimanının önünden geçiyorum, bir de baktım heykel orada!
Bu kez şaşırmadım desem yalan olur: Heykel kırılmıştı, bildiğim kadarıyla sanatçısı Ümit Öztürk yenisini yapmamıştı, o halde bu heykel nereden çıkmıştı böyle?
Heykeli yeniden yapmaya soyunan heykeltıraşın kim olduğunu, yüzünde tarif edilemez bir buruklukla aktaran Ümit Öztürk'ten öğrendim: Belediyenin tayin ettiği bir inşaat şirketi.
Sağolsunlar, benzetivermişler Öztürk'ün heykeline çabucak!
Ölçüler, malzemeler başka, sanatçının rızası elbette ki yok, ama olsun, 'bakın heykel yoktu şimdi var', daha ne istiyorsunuz?
Boylece.. ve malesef, o ucube hala daha orada.
Parasini vermis yaptirmissiniz ama kurtulamiyorsunuz --heykeltras beyimiz sizi dava ediyor.
Hangi mantikla bilmiyorum.
Ama, insaat sirketinin buldugu cozume bayildim:
-- Al birkac plaka paslanmaz sac.
-- Ver bir kaynakciya (soguk demirciye).
-- 3 gunde bitirsin.
-- Al sana sanat!
Sonucta, Ümit Öztürk nam 'heykeltras'in yaptigi da oydu.
Bir iki sey daha ekleyeyim:
YanıtlaSilBen, 'sanat sanat icindir' ekolundeyim.
Yani, oturur siir/gufte yazarsiniz, beste yaparsiniz; dans/raks edersiniz.. 'eser'inizin estetik kalitesi kimseyi ilgilendirmez.
Begenmeyenler begenmez; yeter ki, siz begenin.
Kiymeti de sizin gozunuzde ne ise odur --sonsuz.
Ama, bu seyleri para karsiliginda satmaga kalktiginiz anda, bunlarin kiymeti alicinin/seyircinin/dinleyicinin odemegi kabul ettigi kadardir.
Sizin aklinizdaki/gonlunuzdeki bedeli odemediler diye kimseyi cahillikle/nobranlikla filan suclayamazsiniz.
Kibire kapilamazsiniz, haddinizi bilmeniz gerekir.
'Eser'lerinizi satinalan cikarsa, bu ticari bir alisveris olur.
Yani, satin alan, o esere (ya da kopyasina) sahip olur.
Ister bastaci eder, isterse de cope atar.
EA bey,
YanıtlaSilYani, satin alan, o esere (ya da kopyasina) sahip olur.
Ister bastaci eder, isterse de cope atar.
Orada baska bir mekanizma da olabiliyor. "Ahlaki haklar" diye geciyor cesitli ulkelerin mevzuatinda. Sergilememek veya bastaci etmek degil de, mesela adamin heykelini alip turuncuya boyayip ustune de esek kulagi ekletip sergilerseniz adam -- satmis olmasina ragmen -- ses edebiliyor ve ulkelere gore degisen sekillerde kanun buna karisiyor. Cok duz bir konu degil isin o tarafi. Belki merak eden olur, Ingilizce wikipedia linkini vereyim.
Su veya bu sekilde dusunulmelidir veya kanunlar belli bir sekilde olmalidir demiyorum ben (en azindan yazma maksadim o degil). Sadece bunlar cesitli toplumlar ve devletleri tarafindan evvelce ugrasilmis seyler, ne dusunuldugune filan bakmak kafa yoracak olanlar acisindan ilginc olabilir diye dusunuyorum. Sanat nedir ne degildiri asan, ekonomik alisverisle de sinirli olmayan taraflari olabiliyor boyle islerin.
Bulent bey,
YanıtlaSilBen o satirlari yazarken kelimelerimi olabildigince dikkatle sectim.
Wikipedia'dan: "The preserving of the integrity of the work bars the work from alteration, distortion, or mutilation."
Ayni fikirdeyim. [Aslinda, bu, ticari suistimale karsi getirilmisti diye hatirliyorum.]
Dikkat ettiyseniz, 'destruction' yok o sayilanlarin arasinda.
Aksi halde, sirf bir seyi birileri 'sanat' saydi diye basimiza bela olur, bir omur kurtulamazdik ondan..
Ve, ilginc olan, bu laflari kullanarak, alip da begenmedigimiz herhangi bir 'sanat eseri'ni, yillar sonra bile olsa, eseri yapana iade etmek (ve, buyuk bir ihtimalle de bedelini tahsil etmek) hakkimiz da doguyor gibi.
Ne dersiniz?
EA bey,
YanıtlaSilAyni fikirdeyim. [Aslinda, bu, ticari suistimale karsi getirilmisti diye hatirliyorum.]
Hmm, tam degil sanki. Bu tamamen baska boyutta/eksende gibi (orthogonal).
Dikkat ettiyseniz, 'destruction' yok o sayilanlarin arasinda.
Aksi halde, sirf bir seyi birileri 'sanat' saydi diye basimiza bela olur, bir omur kurtulamazdik ondan..
Valla yerine ve kanun/ictihadin gelisimine gore o. Ben bunlara bakinirken okudugum bir kitapta bu yoketme isinden bahsedildigini gormustum (cok daha detayliydi galiba, cok merakli iseniz belki duzgun atif yapabilirim, degilseniz merhamet edin lutfen). Simdi ustun koru aradim daha yenisi de varmis. Bir bakima cok muglakbir seyi yakalamaya calisan kanunun gelismesine yardim ediyoru bunlar herhalde (Kerincsiz/301 isi icin temenni ettigimiz gibi). Neyse, kisa ozet veren linki vereyim. (ABD icin 'VARA' ve diger anahtarkelimeleri yedirebilirsiniz arama motorlarina, ben bunu oyle buldum.)
Boyle bir suru ornek vardir. Bu tur seyler olunca (mesela Ahmet Altan'in yaptigi gibi) efendim bilmemne sanatinin bilicisi olacak egitimi almamis poltikaci ne fena seydir, ne kultursuzdur, ne hadsizdir diye yazmak yerine baska yerde yargi/yasama ve en nihayet politikacilar bu islerde hangi yollari denemisler, neler olmus, oolanlarin nesi bize makul geliyor diye bakmak da var. O herhalde daha faydali olur. Bunu ben veya siz yapmayacaksiniz, (ben talip degilim) her vesileyle dilinin pubuc kadar oldugunu bize gosterenler ve pesine okumuslari takanlar yapacak. Degil mi?
Bulent bey,
YanıtlaSilOkudum --verdiginiz linki. Orada da Aksoy benzeri bir cerbezeli/cacaron cikmis anlasilan.
Ama, 'eser'in 'tescilli' (ya da 'tescil edilebilir') olmak veya zimni kiymetlilik sarti var ve ayrica kamuya sergilenenler icin gecerli.
Her hal u karda, o mevzuat ile (cok istisnai haller sozkonusu olmadikca) hemfikir degilim.
Ben, benim kendi ozel/mahrem zevkim icin satinaldigim herhangi bir seyi imha etmek hakkimi kimseye devretmem.
Ha.. sunu yapardim: Bunu bana satan kim ise, ona odedigim bedeli odemek kaydiyla geri almak sansi veririm --belki.
Yoksa, buyuk dedemden kalmis ama zaman icinde kirilip kaybolmus onca tas plak icin sulalece muebbet hapis yatmak isten bile olmaz.
EA bey, evet, bu fikri mulkiyet adi altindaki kanunlarin yakalamaya calistigi ister ekonomik ister bu durumdaki gibi 'ahlaki' haklar gayet acayip sonuclara yol acabiliyorlar. Bu konularda 'dogrusu budur' demek cok zor, kim nerede ne yanlis yapmis diye bakmak da (yapilanlar bastan dogru gozuktugu icin) biraz o yuzden ilginc. Tabii gundelik cekismelerden bunlara sira gelemiyor.
YanıtlaSilBurayi okuyanlar arasinda Astroloji/Fal konusu ile ilgilenen varsa, burclarin zamanla degistigini, yeni seklinin de bu oldugunu dikkate almalari lazim.
YanıtlaSilAksi halde, mazallah, faliniz isabetsiz cikabilir.
Kaynak.
Oglak: Ocak 20 - Subat 16
Kova: Subat 16 - Mart 11
Balik: Mart 11 - Nisan 18
Koc: Nisan 18 - Mayis 13
Boga: Mayis 13 - Haziran 21
Ikizler: Haziran 21 - Temmuz 20
Yengec: Temmuz 20 - Agustos 10
Aslan: Agustos 10 - Eylul 16
Basak: Eylul 16 - Ekim 30
Terazi: Ekim 30 - Kasim 23
Akrep: Kasim 23 - 29
Yilan [*]: Kasim 29 - Aralik 17
Yay: Aralik 17 - Ocak 20
[*: Onceleri 13 burc vardi. Babilliler, yildaki ay sayisina uysun diye, 'yilan burcu'nu kaldirmislardir.]
Bulent Arinc, Gunay'in dustugu durum icin, 'Allah kimseyi o duruma dusurmesin' dedi..
YanıtlaSilGunay hala koltugunda oturuyor!
Hahaha basbakan Ahmet Altan ve benzerlerinin sacma sapan bir yere attigi topu kapip doksana takmis. Suradan:
YanıtlaSilGözü olan herkes estetikle ucubeyi ayırabilir. Bunun için asil bir aileden gelmiş olmaya gerek yoktur. Milletin estetik anlayışını aşağılamayı alışkanlık haline getirmiş olanlar bunlardır.
[...]
İlla güzel Sanatlar Fakültesi’nde mi okumalı? Bu işin pratiğini yaptık. Bir şarkıyı bir türküyü bile sorar. Hangi konservatuarı bitirdiniz diye sormaz, şarkıyı türküyü beğendiniz mi diye sorar.
İlla bunu Güzel Sanatlar’dan mezunlar değerlendirir derseniz gidin bunu farklı özel yerlerde inşa edin o zaman. [...]
Hahaha bozaciyla siraci anlasmazliga dusmus demek ki...
YanıtlaSilBeraber tiksirdik biz bu yollarda:)
YanıtlaSilValla YO hanim, ne icki ne sigara oyle harika seyler degiller, ve, malum, harika olmayan seylere devletin karismasini cok istiyoruz. Karisiyor iste. Bakin baska 'harika olmayan' seylere karisacagini da ilan ediyor:
YanıtlaSil[...]Başkasının kutsal değerlerine hakaret etmediği sürece her türlü fikrin serbestçe ifade etmesini savunuyoruz. En geniş özgürlükleri savunan bir partiyiz.[...]
Eh basbakan bunu diyor ama burada elim degdikce bulup ekledigim uzre 'ozgurlukcuyuz' diye dolasanlarin onemli kismi da bunun aynisini diyorlar memleketimizde. Her kotu seye devlet karisir/karismalidir diye dusunulurken 'icki cok iyi bir seydir' mi diyecegiz? Degil ki? Hakaret de iyi bir sey degil.
AKP'ye bu konulardaki muhalefetin zaafi da orada belki. Ickiymis, bikiniymis uzerinden son derece yuzeysel (ve komik olabilen) endiseler dillendiriliyor, cunku herhalde baska turlu muhalefet icin gereken ilkelerin bulacagi taban hakikaten cok kisitli. Ustelik bir de -- basbakanin attigi golden de anladigimiz gibi -- bir suru acayip adam var ortada, niye sisirilmisler nicin dediklerine bakilir anlamak zor. Halimiz bana boyle gozukuyor.
Simdi de komiklik. Altan Kardesler yukarida linkledigim golu yemekten memnun degiller galiba. Kendilerinin bu iste ne kadar kabahati var, onlari saksaklayip tepemize cikartan kitlenin ne kadar kabahati var ben olcemiyorum. Bakin komiklige [A. Altan bu]:
Sen lafa, “örf ve âdetlerimizden, manevi değerlerimizden” gireceksin sonra ilk sıkıştığın yerde kavgaya “baba”yı, “aile”yi karıştıracaksın.
Bu mu senin manevi değerlerin?
Bırak bizim örfümüzü, geleneğimizi, manevi değerlerimizi, Mafya’da bile yoktur kavgaya aileyi karıştırmak.
Daha uc bes gun evvel Taraf'in sisirdigi RO Kutahyali ismindeki yazar, Dani Rodrik Yahudi oldugu icin fesmekan sekilde davranmalildir mealinde bir sey yazdi. Bunun ornegi cok, ama hesapta bunlari yalamis yutmus yabancilara dahi anlatamadigim turden bir sey oldugu icin oraya girmiyorum. Daha kolayi var cunku. Soz konusu yazinin kendisini bulamadim ama bizim Suat bey alintilamisti da hayret etmistim alintilamasina oradan hatirliyorum. Mehmet Altan'ın paşa dedesi:
ASKERİN andıçladığı gazeteciler arasında yer alan Mehmet Altan, cesur bir yazı yazmış. Kendisini "güvenilmez" olarak niteleyen askeri yetkililere bindirmiş de bindirmiş.
Buraya kadar her şey güzel.
Ancak...
Olağan sayamadığım, Mehmet Altan'ın şu cümleleri:
"Biz yüz yıldan beri, aynı şehirde, aynı evde oturuyoruz. İki kuşak geriye gidince İsmet Paşa'nın askeri okuldan hocası Topçu Hasan Paşa'ya rastlarsınız. Topçu Hasan Paşa'nın Çanakkale Savaşları'nda kullandığı dürbününü merak ederseniz... O da çalışma masamda duruyor."
Demek ki neymis? Turk okumuslarinin tepelerine cikarttiklari adamlar, RTE'nin kasaba politikacisi rolune girdigi durumda dahi ne kendileriyle tutarli ne bize manali gelecek tavirlar aliyorlarmis. Onlar oyle, pekiyi onlari sivrilten kitle ne?
Bulent bey;
YanıtlaSilDogrusu; Altan'larla, Erdogan'in kavgasini, hinzirca bir tebessumle izliyorum:)
Basbakanin dunku (dogaclama yaptigi cok belli olan) konusmasini tividen izlerken, az kaldi, 'Tiksirincaya kadar iciyosunuz lan ayyas herifler! Neyinize karistik' deyiverecek sandim. Oldukca sinirliydi cunku:)
Bu halini ve tarzini, biraz abartiyla, alkol sevenleri, dolayisiyle onlarin yasam tarzlarini, dislayan, asagilayan, otekilestiren olarak ele alip, karsi tarafin daha once kullandigi 'gobegini kasiyan adam, bidon kafalilar vb.' ile ayni kefeye koymak da mumkun belki..
O yuzden, en azindan tercih ettigi o 'kelimeyi' begenmedim ben!
YO hanim, bu 'yasam tarzi' soylemi de bana sakat geliyor. Aksamci, alkolik vs. degilse insanlar, icenler icin dahi alkolun hayatta bir belirleyiciligi yok bence. Ne bileyim, gunluk hayatta saat hatta dakika bazinda etkili olmasina ragmen vejeteryen yasam tarzi veya sigara tiryakisi yasam tarzi deniyor mu? Bunlar onemsiz degiller cunku (tipki o 'beyaz Turk' acayipliginde oldugu gibi) cok manali olmayan isimler kullanildigi zaman neden bahsedildiginin ustu ortuluyor.
YanıtlaSilMesela ayda yilda bir kere (belki cayirda mangal yaparken belki meyhanede) raki icen adamla hafta sonunu icerek geciren insanlar arasinda dini sebeple alkolden kacinilmasini arzulayan biri icin buyuk bir fark olmayabilir. Yasaga riayet etmemek ve alkol konusunda insiyatifi kendi elinde almak soz konusu olan cunku. "Karar gucu bende ama *okunu cikartmam" diyen zaten bir esigi gecmis oluyor. Zina da biraz boyledir, -- kadinlar icin -- yatarim kalkarim ama orospu degilim denmesi o acidan onemli degil. Yine bir esik gecilmis cunku. Buna bu zaviyeden bakilmazsa, ve bakilmasini zorlastiracak bir soylem kullanilirsa meselenin ne oldugu da gorulemez oldugu gibi mudahaleci taraf uclari kullanabiliyor. Ayyas deniyor, fahise deniyor, giyim kusam icin 'teshirci' deniyor filan. Ben oyle anliyorum simdilik.
Bulent bey;
YanıtlaSilNe bileyim, gunluk hayatta saat hatta dakika bazinda etkili olmasina ragmen vejeteryen yasam tarzi veya sigara tiryakisi yasam tarzi deniyor mu?
Haklisiniz da, bu alkol mevzu bizim toplum olarak zihinsel kodlarimizdan biri haline geldi ve 'laik yasam tarzi, Kemalist(ya da dinci olmayan)' filan gibi seylerin sembolu su an.
TSK'da fisleme yaparken, (bizzat dinledigim bi olaydan da yola cikarak) bir tur teste tabii tutuyorlar. Komutanim, bunyeme iyi gelmiyor, karacigerim rahatsiz filan gibi bahaneleriniz bile yeterli olmuyor.
Ayni sekilde, simdi de, hukumet/cemaat artik adina ne diyeceksek, hakim ve savcilari, komiserleri filan fisliyor. Alkol aliyorsa, cumaya gitmiyorsa bizden degil(ya da alevi) diye fisleniyor biliyorsunuz..
Alkol kullaniminin, bu kadar belirleyici ve kesin hukum konusunda turnosol olarak kullanilmasinin nedeni, sanirim Kur'an-i Kerim'de yasak olmasindan dolayidir. Sigara sagliga daha zararli belki de ama yasak uzerinde bu kadar tantana kopartilmadi.
Dun yine televizyonda kulak misafiri oldum, Bedri Baykam, Binnaz Toprak'in karsisinda, BBP'sinin genclik kollari diyebilecegimiz, Alperen Ocaklari'ndan biri vardi ve yakin zamanda yasanan ve su olayi ornek verdi.
Acikcasi, ne sigara, ne alkol yasagi/kisiti sahsimi zerre kadar etkilemezken, ben meseleye yasam tarzimi tehdit ediyorlar/ceklerden ziyade; bunun sonu nereye kadar gider mesabesinde yaklasiyorum..
Twitterda, Ahmet Altan'in kizinin bi tanidigiyla yazismasinda, 'aksam uzeri ickisine beklerim' dedigini hatirliyorum ve benim icin cay/kahve neyse, demek ki onlar icin de viski/sarap o diyerek de empati yapmaya calisiyorum.
Cay yasaklansa, ben ANKARA'ya yururum belki:)
Bir de, annem anlatir, haci olan rahmetli dedemin evinde mutlaka ama mutlaka raki bulunurmus.
YanıtlaSilAnnem cocukken, disi agridigi zaman, pamukla agriyan disine raki tamponu yaparlarmis.
Sanirim, toplumda Anadolu dindarliginin yerini, moda tabirle, bilincli dindarlik almaya basladiktan sonra, evlere raki girmez oldu.(sadece tezim)
YO hanim, evet, ben de onu diyorum, orada mesele (o filmi olan adamin dedigi gibi) 'o o sekil yasiyor, oteki baska sekil yasiyor' meselesi degil. Oyleymis gibi konusulunca anlasilmaz oluyor.
YanıtlaSilYahu ben hic icki icilmeyen bir cevrede degilim, hic olmadim da ama bu memlekette 'aksam uzeri ickisi' diye bir laf edildigini duymadim. Duyan var mi? Yeni mi cikmis bu laflar, yoksa heykel biliciligi filanla mi alakali bu hal acaba? Bu ayni kadin sizin o twitterdaki Trabzonlu arkadasinizin pesine avukat ve 'internet mufettisi' takacagini soylememis miydi? Ne komik insanlar bunlar. Internet mufettisi ile nette insan sindirme avukati pasazade zottirik ile mutad aksam ustu ickisini iciyorlar diye hayal etmeye calistim simdi, kikirdemekten yapamadim.
Biz (Ayten, Ayse ve ben) onunla bayagi bi kafa buluyoruz:))
YanıtlaSilGecen bi internet sitesi, 'tanri yazar' lakapli babasindan mulhem olsa gerek; 'yari tanri' dedi, biz de kafaya aldik, cok kizmisti yine:))
Altan'larin en lumpeni bu kadin(simdilik). Futbol disinda caktigi bisey yok pek. Yeni yeni kose yazarligi verildiginden beri biraz kasip okumaya filan basladi sanki. Ama, iste Erdogan'in dedigi gibi, aileden gelme bi asillikleri oldugu icin, tepemize aydin diye bindirdiler bunu da!
ek:
YanıtlaSilBen, "yari degil, yavru tanri" dediydim..
YO hanim,
YanıtlaSilAma, iste Erdogan'in dedigi gibi, aileden gelme bi asillikleri oldugu icin, tepemize aydin diye bindirdiler bunu da!
Kendileri bunlari demiyor olsalar hakikaten Erdogan'in yaptigi ayip olacak. Dogru degil cunku boyle davranmak. Tabii pasa dedemin durbunu filan diye yazi yazmis adam kendisi isi o zemine cekiyor.
Bulent bey,
YanıtlaSilYahu ben hic icki icilmeyen bir cevrede degilim, hic olmadim da ama bu memlekette 'aksam uzeri ickisi' diye bir laf edildigini duymadim. Duyan var mi? Yeni mi cikmis bu laflar, yoksa heykel biliciligi filanla mi alakali bu hal acaba?
Bilmiyorum.
Su siralarda Ayse Kulin'in (yeni cikan) biyografik 2 ciltlik kitaplarini okumaga calisiyorum.
"Calisiyorum", cunku zor gidiyor --diger eserlerinden farkli olarak, bu kitaplar fazlasiyla 'roman' benim icin.
Neyse.
Kitaplardaki fotograflara bakiyorum.. Birakin annesini, buyukannelerinin dahi baslari acik. 'Cumhuriyet Kadini' diyemeyiz; cunku buyukanneler Cumhuriyet'ten once dogmus. Nufusun cogunlugu ile kiyaslarsak, apayri bir hayat tarzi demek daha dogru bence.
Kitaptan soyle bir pasaj aktarayim: [Mehmet, bosanmak karari aldigi kocasinin ismidir]
<pasaj>
Sonunda Mehmet ile bulusmaya karar verdim. Bir aksamustu Macka'daki evde bulustuk. Mehmet barin arkasina gecmis viski iciyordu. Barin onundeki taburaya oturdum.
-- "Sen viski icmezsin", dedi. "Votka ister misin?"
-- "Portakal suyu var mi?"
Iceri seslendi portakal suyu ve buz icin. Barin altindaki kapaktan bir bardak ve votka sisesini cikardi, bardaga 3 parmak votka doktu.
-- "Eveeet, anlat bakalim"
[...]
Mehmet bir yudum viski icti.
[...]
Hazirladigi votkayi kafama diktim. Bogazimi yakarak mideme indi alkol. Hafifce basim dondu, dizlerimin bagi cozuldu.
</pasaj>
Bu konusma 1964'te geciyor. Ayse Kulin 23 yasinda.
Sizi bilemem, ama o yillarda ya da simdi, benim/bizim evlerimizde boyle bir bar hic olmadi. Icki sisesi varsa bile, kitaplik filanin dolaplarinda dururlardi.
Bar olmadigi bir yana, misafirlere "ne icersiniz?"in icinde zimni olarak dahi "viski mi, votka mi?" yoktu.
Misafir, tescilli alkolik dahi olsa, boyle bir beklentide olmazdi...
Butun bunlardan benim anladigim, pasa torunlarinin (Istanbul esrafinin bir kisminin), en az yuzyildir, apayri bir 'hayat tarzi' yasadigidir.
Ilk ozentilerimizdirler diyebilir miyiz, bilmiyorum.
Surada da, yine 'aile'den birisi konusmus: Refia Roksan Kunter
YanıtlaSilYazidan cikardiklarim da soyle:
Anne: Ayten Sofia Kunter
Anneanne: Rotraud Müşvika Namibey
Kuzenler:
-- Christine Droyfus,
-- Ferhat Arıbaş,
-- Feyzan Arıbaş,
-- Audrey Ragot,
-- Mailys Ragot,
-- Alexis Ragot,
-- Naomi Droyfus
Bu isimlere bakip 'Musluman Osmanli' romantikleri ne der merak ediyorum.
EA bey,
YanıtlaSilSizi bilemem, ama o yillarda ya da simdi, benim/bizim evlerimizde boyle bir bar hic olmadi.
Hayir bizde de yoktu. Ustelik olan ev de gormedim ben galiba. Bilemedim simdi.
Icki sisesi varsa bile, kitaplik filanin dolaplarinda dururlardi.
Hah bundan vardi bizde. Herhalde '62'de alinmis veya yaptirilmis bir kitaplikta anahtarli bir dolap vardi icki siselerinin durdugu. Niye anahtarliydi bilmiyorum cunku kilitlenip anahtari alinmazdi, herhalde yere dogru acilan kapagi kapali tutmanin bir yolu kilit oldugu icin diye dusunuyorum. O odada namaz da kilinirdi ustelik.
Butun bunlardan benim anladigim, pasa torunlarinin (Istanbul esrafinin bir kisminin), en az yuzyildir, apayri bir 'hayat tarzi' yasadigidir.
Ilk ozentilerimizdirler diyebilir miyiz, bilmiyorum.
Kendi hayatlari oyledir belki, bilemiyoruz. Ille ozenmek gerekmiyor, bir iki nesilde adet oluyor bir suru sey. Neyse ben benim ailemin Istanbul'a en erken gelen (belki 19. yy sonu) tarafinda da boyle bir sey gormedim. Daha komigi, hem hacilar hafizlar filan var, hem de (yine Cumhuriyet'ten evvel) icki icen insanlar oldugunu biliyoruz. Icki bu kadar da abartilacak bir sey degil, yahut oyle gorulmuyordu.
Uc bes ay evvel dogulu bir amcaya denk geldim. Babasinin Erzurum'da bir kamyonu varmis ve tasimacilik yaparmis. O da bazen babasiyla gidermis. Bir suru sehir saydi oralardan, bunlarin hepsinde lakir lakir icki icilirdi, ben gordum, hatta ictim dedi. Benim Trabzon icin duydugum da farkli degil. Acaba oralarin sehir kulturu gayri Muslimlerin ayrilmalariyla cok buyuk bir donusum mu gecirdi? Bu eskiden boyle degildi diyen insanlar Anadolu'nun yekpare sekilde ve kendince (sunni) Muslumanlasmasinin sadece ilk safhasini hatirladiklari icin mi oyle diyorlar? Tarih anlatildigi gun isimize nasil yarayacaksa oyle anlatildigi icin pek bilemiyoruz bunlari.
EA Bey;
YanıtlaSilAyse Kulin kitaplarini(iki cilt) ben de okuyorum:)
'Beyaz Turk' kavraminin ne oldugunu daha iyi anlamama yardim ediyor dogrusu..
Bulent bey,
YanıtlaSilUstelik olan ev de gormedim ben galiba. Bilemedim simdi.
O yillarda ben de gormedim; ama, Hulusi Kentmen'in oynadigi filmlerde filan goruldugu sekilde (karikaturize edilmis de olsa) bir hayat tarzi varmis anlasilan.. Hep merak ederdim; ta o yillarda, evin beyinin kalktiginda ipek robdosambr giydigi, hizmetcilerin uniformali ve mini etekli oldugu bu aileler kimdir, hangi uzayda yasarlar diye.
Hepi topu kac taneydiler bilemiyorum, ama galiba 'cagdas' diyerek ustune titredikleri sey bu olabilir mi?
Bu konuyla dolayli olsa da, 'İki ayrı Türk Ulusu mu?' basligiyla yazilmis su yaziyi okumanizi onermek isterim. Bu yazida kullanilan 'Asyatik Turkler' - 'Avrupai Turkler' tanimlari bence (en azindan 'Beyaz Turkler' lafindan daha) isabetli ve bu konustugumuz konuya da isik tutabilecek mahiyette.
Aslinda bu yaziyi buraaki herkesin okumasini oneririm; bence bir suru seyi daha iyi acikliyor.
Hah bundan vardi bizde. Herhalde '62'de alinmis veya yaptirilmis bir kitaplikta anahtarli bir dolap vardi icki siselerinin durdugu.
Yurtdisi seyahatlerden donerken hep bir iki sise bir seyler alinir ve bu yuzden de evde bulunur fakat akraba-disi tanidiklara hediye edilirlerdi. O yuzden de evde acik sise bulunmazdi. Icki icilmezdi. Karsi olundugundan degildi, tadini ve sonraki etkisini sevmezlerdi. 'Alkole siginmak' diye bakilip bir tur zaaf sayilirdi.
Daha komigi, hem hacilar hafizlar filan var, hem de (yine Cumhuriyet'ten evvel) icki icen insanlar oldugunu biliyoruz. Icki bu kadar da abartilacak bir sey degil, yahut oyle gorulmuyordu.
Benim de bildiklerim hatirladiklarim bu yondedir: Alkol tuketimi yok degil; aslinda az da degil. Tek farki, galiba, bir 'hayat tarzi' olarak kimsenin gozune sokulmuyor; yani, kimse "raki ictim, sarap ictim; sallandim" diye ortada dolanmiyor. Tersine, bu fiilleri isleyenler bunlari olabildigince kendi mahremlerinde tutmaga calisiyorlar.
Benim Trabzon icin duydugum da farkli degil.
Bu konuda hayli detayli bir calisma okumustum. Trabzon'un fethini muteakip Fatih'in hazirlattigi sayim defterlerinde (salname?lerde) bu cok acik gorulur: Trabzon ve havalisinde cok miktarda uzum baglari vardi. Ama, daha sonra bunlar azalmis ya da yok olmuslar. Kitapta, bu uzum baglarinin ortadan kalkmalarinin din yuzunden olmadigini, bolgede yaklasik 100-150 senelik periyodlarla yasanan yogun gocler (dogudan batiya toplu nufus hareketleri) sonucunda bagcilik know-how'inin kaybolmasi oldugu soyleniyordu.
EA bey (linke bakacagim ama baskalarinin konusmalarini seyretmeyi tercih ederim). sun elleyeyim:
YanıtlaSilTek farki, galiba, bir 'hayat tarzi' olarak kimsenin gozune sokulmuyor; yani, kimse "raki ictim, sarap ictim; sallandim" diye ortada dolanmiyor.
Yok, o ayip bir sey. Oyle biliyorum ben. Bir de baska taraftan su hinzir klip var. Ben bakip bakip guluyordum bir ara buna ama simdi dusunuyorum bu kadin bunu bu simdiki kutuplasma ciktiktan sonra ve o yuzden cekmis olmali.
Sanatci taifesiyle basimizin belada olduguna bir baska delil:
YanıtlaSilAhmet Vefik Alp de, vaktiyle tasarladigi Suudi Arabistan'daki TC buyukelcilik binasinin etrafindaki havuzlarin tas kaplanmasindan sikayetci olmus.
Ne olacak simdi?
Adama "ciz bana bir bina" diye verilen avuc dolusu para yetmiyormus gibi, icinde yasayanlara uymasa bile binada degisiklik yapmamak taahhudu vermis oluyoruz.
Allah gecinden versin; fakat, o olurse, sira mirascilarindan izin almaga filan gelecek anlasilan.
Tevekkeli degil, Karadenizli muteahhitle genelde mimar filan kullanmaz..
Birbildikleri varmis da biz yeni ogreniyoruz.
Hmm. Basbakan yuhalanmis. 'Iciyoruz gunduz gece' diye bir misrai da olan bir tribun bestesi yapmis turden bir taraftarin karsisina cikmasiyle bir alakasi var midir, nedir bilemiyorum. Vatandas basbakani yuhaladi diye basina bir sey gelsin istemem, ama bu ikinci kere oluyor Istanbul'da. Istanbul'da maca gidemeyen veya macta duramayan basbakanimizin olmasi da hos degil pek. Acaba aksirma tiksirma diye ortalik gerilirken bunlar hesaplaniyor mu?
YanıtlaSilAltan, pasadedesinin durbununden 'sen asker dusmanisin' seklindeki suclamalar nedeniyle sozetmemis mi? Yani bir miktar mesruiyet var o yaptiginda sanki. Neyse...
YanıtlaSilValla, ben, surda buyudum: kiyi Ege (kafidir sanirim). Babam ve etrafimdaki buyukler icerdi, evde 70'lik hep olurdu. Ama bunlarin pek azi icki muptelasi idi. Alkolik denebilecek yalniz iki kisi animsiyorum, bir tane de aksamci animsiyorum. Gerisi dost sofrasi kuruldugunda rakidan hoslanan kimselerdi, o kadar. Genelde 'herseyin cogu zarar, azi karar' diyen insanlar iste. Sapitmadan icme veya icince sapitmama dikkat ettikleri seydi. Veya bana verilen degerler icinde onu anlamisim ben...
Buna ek olarak sunu aktarayim. Lise yillarimda bir hafta sonu yakin ilcelerden birinde oturan arkadasimin ailesinin davetlisiydik. Yani arkadasimin ailesi bir yigin liseli oglani agirliyordu. Sozkonusu aile nispeten varlikli, tarla, bag, bahce sahibiydi. Cumartesi ogleden sonra kir piknigi duzenlediler. Anne-baba gelmedi, basimiza buyuk olarak tarla vb. islerini ceviren kalfayi verdiler. Piknikte kuzu cevirmeler, zeytinyaglilar, akliniza ne gelirse. Rakiyla bira su gibi akiyor. Bir cesit 'right of passage' olayi gibi kalmis bu benim aklimda. Tiksirincaya kadar icilmisti tabii. Gerekli dersler de alinmisti elbet.
Burada bir yigin insan GW Bush icin 'most disastrous president,' Obama icin de 'most divisive president' diyor.
YanıtlaSilNihat bey,
YanıtlaSilCumartesi ogleden sonra kir piknigi duzenlediler. Anne-baba gelmedi, basimiza buyuk olarak tarla vb. islerini ceviren kalfayi verdiler. Piknikte kuzu cevirmeler, zeytinyaglilar, akliniza ne gelirse. Rakiyla bira su gibi akiyor. Bir cesit 'right of passage' olayi gibi kalmis bu benim aklimda. Tiksirincaya kadar icilmisti tabii. Gerekli dersler de alinmisti elbet.
Evet. Bu tiksirmali isleri/dersleri onlu yaslarda alip halletmek daha dogru olabilir. ABD'de simdi 21 olan o legal icme yasi buna bir olcude mani oluyor, cocuklar universitede ailelerinden uzakken icki icebilecekleri yasa gelip maymuna donecek sekilde iciyorlar ve o tarz oturuyor. Bu buyuklerin yapacagi isleri devlete devredip onu bunu yasaklamak tarzi kismen ben oradayken tamamlandi, bir suru insan da o zaman benim gibi dusunuyordu (yahut ben o tur muhafazakar insanlarla laklak ediyorum belki, o da olabilir).
Normal basin o kadar pisirik ve tirsak oldu ki, odatv filana kaldik. Neyse, her yuhalama protesto bilmemne isini duydugumda once ayip filan diyorum sonra iktidarin personelinden gelen tepkileri gorunce yuhalanmak asil RTE'nin politik gucune yaslanmis boyle insanlara mustehak demeye basliyorum. Su hale bakin, bu da bidon kafali lafinin rantini yiyen iktidar tarafindan geliyor: “GERİZEKALI KUŞ BEYİNLİLER”. Belki basbakan cevresine boyle degil de daha baska turlu insanlari toplamis olsa isler bu derece cigirindan cikmayacak.
YanıtlaSil'Babalari belli degil' diyen de cikmis. Suradan:
YanıtlaSil'Tabii ki burada durmayacağım. Ve vicdanı olan bu statta durmaz. Galatasaraylılığımdan utanıyorum. Başbakanı TT Arena'da yuhalayanların babaları belli değildir buna eminim. Şerefsizler yuhalayan kahpe GS taraftarı'
Gorebildigim kadariyla basbakan boyle bir insan degil. Cevresindekilerin bazilari ise beter gozukuyor. Bir kalabalik yuh diyor, pesinden bir suru insan kendilerini oyle bir hale sokuyorlar ki 'yuh' hafif kalir. Yumurta/dayak islerinin pesinden gelen laflar da benzer oluyor. Evlerden uzak.
Bulent bey; dun aksam ilk kez, basbakanin dustugu o durum icin ben de uzuldum ve GS taraftarina 'nankorler' dedim..
YanıtlaSilCebinden bisey harcamamis olsa da, bu stadin yilan hikayesini, guzel bir finale donusturen ve bizzat ilgilenen o olmus. Ustelik, mecbur degilken, kendisi de FB li olmasina (oy kaygisiyla olsa da) ragmen bunu yapmis. En azindan bi tesekkur durusu sergilenebilirdi orada..
Ayip etmisler!
Fatih Altaylı,
YanıtlaSil16 ocak 2011 tarihli Habertürk gazetesinde, "ve bir şey söyleyeyim mi, başbakan bunu ödetir galatasaraya.. o stadın ne yan yolları yapılır, ne başka bir şeyi bundan sonra. doğru mu yapar! bence doğru yapar..."
demis:)
Iyi demis:)
YanıtlaSil[..]Talimatımla Seyrantepe Stadı'na bir istasyon eklendi.
Ben burada yuhlama olacağına inanmıyorum çünkü sizin ferasetinize inanıyorum. Ama bir gerçeğinde bilinmesini istiyorum. Biz hiçbir zaman ülkemizde ayrımcılıktan yana olmadık olmayacağız.
Biz Galatasaray gibi güzide bir kulübümüzün, adeta belli bir yere sıkışmış olan, muhteşem bir tesise kavuşmasını gelen talep üzerine yerine getirdik. Merhum Özhan Canaydın bana bu talebi getirdiği zaman olumlu karşıladım.
İhaleyi ilk alan firma bu işi götüremedi. Biz ne olursa olsun TOKİ olarak bitireceğiz dedik.
Birileri çıkıyor Seyrantepe Stadı'nda, burada şunun şunun emeği var diyor. Seyrantepe Stadı'nın A'dan Z'ye yatırımında, Galatasaray Kulübünün bir Allah kuruşu yoktur. Tamamıyla bu tesis TOKİ tarafından yapılmıştır ve Galatasaray Kulübümüzün de kullanma hakkı olarak kendisine tahsis edilmiştir.
Şimdi burada ben farklı bir kulübe, devlet bakanım farklı bir kulübe gönül vermiş olabilir. Ama bunların hepsini biz bir kenara koyduk. Niye? Çünkü Galatasaray bizim beynelminel bir kulübümüz ve ülkemizi uluslar arası futbolda tanıtmış bir kulübümüz. Buna böyle bir yer yakışır dedik.
Dün akşam resmi açılışı yapacağız. Tüm oradaki olumsuzluklar sahiplerinindir. Galatasaray camiamızı tenzih ediyorum. Onlarda rahatsız olmuştur. Bizim de üzüntümüz budur. Sadece 310 trilyonluk yatırımla kalmadık, bunun yanında gerek metre gerekse oradaki kavşak düzenlemesiyle birlikte, oradaki yatırımın toplam bedeli 600 trilyonu bulmuştur. Herhalde böyle bir yatırımın karşılığı bu olmamalıydı diye düşünüyorum. Ama biz ne diyoruz. At denize balık bilmezse halik bilir.[..]
Yavuz Semerci oradaymis ve TOKI Baskaninin soylediklerinin de kiskirtici oldugunu ima ediyor..
YanıtlaSilOyle laflar isitiyoruz ki edenlerin yaninda statlarda yuh cekenler temiz pak ve akli basinda kaliyorlar. Guclu kiyak yapar, guclu intikam alir, guclugun onunde egil, gucluye ses etme filan gibi ilkelere dayali gozuken laflar ediliyor. Demokratik oldugu reklam edilen bir memleketin basbakanina, elinde mulk, para ve sopa olan bir agaymis gibi davranilmaliymis onu ogreniyoruz. Bunlari yapan basbakan degil, ustelik boyle bir kalabaligin icine dustukten sonra iyice yoldan cikmadigi icin belki de sukretmemiz lazim.
YanıtlaSilBu heykel isi hepten sarpa sardi..
YanıtlaSilDogruysa basbakan canli yayinda, az once, 'Karsiyaka belediyesi alsin, onlar musait bi yer bulurlar' demis:)
Millet bunu, 'alsinlar munasip bi yerlerine vs vs' diye anliyor:))
Hahaha, malum, Karsiyaka taraftari da bayilir kendisine. Karsilikli ask yani.
YanıtlaSilSizin yan taraftaki blog listesinden: Bir Stadyum Açılışının Düşündürdükleri. Acik olmadiysa 'yuh yuh' diye bahsedilen Asik Mahzuni Serif eseri de su.
YanıtlaSilHmm Cemil Meric soyle seyler demis (Birgun yazisindan):
YanıtlaSil“O halde din vaktiyle en basit jestlere kadar bütün insan hayatını düzenlemeye kalkışmıştır: İçki içmeyeceksin, domuz yemeyeceksin, zina yapmayacaksın. Osmanlı bunların hepsini yaptı. Ama gizlenerek, korkarak ve şuuru yaralandıkça yaralandı. Hayır uyuzlaştı. İkiyüzlü bir hayvan oldu Osmanlı. Tanrı’yı ve kulu aldatan bir panayır gözbağcısı. Elinde tesbih, evinde oğlan, dudağında dua. Biz de öyle değil miyiz? Değişen ne? Herkes Atatürk’e sövüyor ve Atatürkçü. Demokrasiye inanan yok. Herkes demokrat…”
Basbakan, Ahmet Altan'a dava acmis:)
YanıtlaSilSuc duyurusunda da bulunmus (yani ciddi ceza davasi ihtimali de var). Valla basbakan bunu cok uzun zamandir yapiyor insanlara. Zamaninda buna siddetli (ama seriat geliyor filan diye degil) tepki gosterilseydi belki baska turlu olurdu simdiki haller. Simdi o berikini tepeleyecek ses etmeyin, yok simdi fesmekan konuyu gormeyin filan diye acayip hesaplar icine girilecegine keske zamaninda ilan edilen fikriyata gore davranilsaydi. Liberallik eden cikmis da biz nicin ediyorsun mu demisiz? Sanki bu acilardan ciddi tepki almasi aman asker darbe yapsin demekmis gibi davranildi gibime geliyor. Hayirlisi artik.
YanıtlaSilBasbakan, alkol satin alabilme yasi isinde ABD'yi referans olarak verdi ama su protesto isinde orayi pek de ornek almiyo sanki..
YanıtlaSilObama'ya kufur de ediliyor, mukaddesata da. Fakat elbette batinin karismaciligini almaliyiz biz, ahlaksizligini degil. Hatta nerede bir kanun mudahalesi ile millete nizam ve terbiye verme isi varsa onu almaliyiz. Bir suru okumus kilikli ite ugursuza da 'dunyanin hicbir yerinde' filan diye baslayan cumleler kurdurtmaliyiz ki her yaptigimiz 'gayet normal' olsun (ABD icin yalan soyleyenler tabii en makbulu).
YanıtlaSilAKP'nin bu islerde hakikaten dendigi gibi bir oy hesabi mi var merak ediyorum. Insallah vardir, kendiliklerinden yapiyorlarsa daha fena cunku. Devlet gorevlisinin Twitter'dan bilmem nereden ahaliye giydirmesi pek akil isi gibi gelmiyor. Ayrica dikkat ettiniz mi bilmiyorum, cinayet filan islenince otomatik olarak 'munferit' 'orgutlu degil' diyenler, boyle protesto yuhalama filan olunca hemen 'orgutlu bunlar' filan demeye basliyorlar.
Neyse, Berlinsi hem bunu hem ucube isini kacirmamis.
ABD'de alkol icin yas limiti genelde 21. (Bundan sapan bazi eyalet veya sehirler olabilir.) Ama bir yigin insan bunun asiri kisitlayici oldugunu ve olumludan cok olumsuz etkiler dogurdugunu dusunuyor. Bazi universite yoneticeleri ozellikle, limiti 18'e cekelim diye tartisma acmaya calisiyor. Haksiz da degiller, zira alkol konusunda merakli ve fakat tecrubesiz genclerin olmadik (bazen olumle sonuclanan) maymunluga kalkismasinin sonuclariyla onlar ugrasmak durumunda kaliyorlar.
YanıtlaSilStadyum kepazeligi ve stadin kimin parasiyla yapildigi konusunda bir muhalif taraftar grubunun aciklamasi olmus:
YanıtlaSil"Ali Sami Yen Spor Kompleksi, şehrin ortasındaki evimiz Ali Sami Yen'imizin yerine bize tahsis edildi. Değeri yüksek olan Mecidiyeköy'deki araziyi alıp, kuşa döndürülmüş bir proje ile yeni stad yapılmış olmasına rağmen başbakan ve devlet erkanı Galatasaray Spor Kulübüne büyük bir lütufta bulunmuş gibi davranarak kendi siyasi hesaplarını hayata geçirmek istediler. Yapılan propaganda, Adnan Polat'ında katkısına rağmen Cumartesi günü kulübün gerçek sahibi Galatasaray taraftarının bilinçli tepkisi ile bir balon gibi patladı."
Kaynak: odatv.com
Umur Talu'nun herkese bi gol attigi yazisi
YanıtlaSilStres abilik bi konu belki ama, surada, FB'li ve bordo-mavi ucube minareler var:)
YanıtlaSilBasin mensuplari guluserek yaziyorlar bunlari herhalde. 'Iste o padisahlar ve anneleri' diye tiklamali haber cikmis. Iste o haber.
YanıtlaSilBulent bey;
YanıtlaSilVakit'ten manset bekliyorum:)
PADISAHLARIN YAHUDI ANALARI
Bu heykel meselesi ile ilgili olarak benim kanaatimi en iyi yansitanlardan birisi surada (ve devaminda), Yahşi Baraz isimli 35 yillik galerici tarafindan dile getirilmis:
YanıtlaSilYahşi Baraz, son günlerde kamuoyunda tartışılan Kars'taki heykelle ilgili olarak da iddialı sözler söyledi.
Olaya sanatsal açıdan tartışılacak bir boyut kazandıran Baraz,
"Elbette bir sanat eserini eleştirirken kullanacağınız kelime çok önemli.
Eleştirirken sanatçıyı rencide etmemek gerekir.
Ama bir gerçek var.
Maalesef Türkiye'de heykel sanatı yeterince gelişmedi.
Bir İtalya'daki, Fransada'ki heykellere bakın, bir de bizimkilere.
Heykeltıraş olarak çıka çıka Mehmet Aksoy çıktı.
Gayet kaba heykeller yapıyor.
Bana sorarsanız Aksoy'un yaptığı heykellerin hiçbir sanatsal değeri yok.
Bir dünyadaki heykeltıraşlara bakın, bir de Türkiye'nin çıkardığı heykeltıraşa bakın.
Hiçbir yazar bunu eleştirmiyor" diyor.
Nam-i diger ucubemizin yikimina kafasini kesilerek baslandi:)
YanıtlaSilBen heykel de heykel demisim burada ama boyle yapilara ANIT demek daha dogruymus ve ortaya cikaran da sanatcidan cok isciler oluyormus. Eger, eliyle/aletlerle kendisi sekillendirir ve birsey ortaya konursa aslinda ona heykel denirmis..
Konuyla ilintili bi ilave de, bir sergi acilmis ve soyle bi illustrasyon sergilenmekteymis..
Umarim UCUBE uzerinden tekrar ortalik gerilmez!
duzeltme:
YanıtlaSilkafasini kesilerek >> kafasi kesilerek
olacakti..
Samanyolu haberden:
YanıtlaSil[..]CHP'li Eskişehir Tepebaşı Belediyesi, Kars'taki heykeli yıkılmakta olan heykeltıraş Mehmet Aksoy'a destek vermek amacıyla "Ucube-Ebucu" adlı resim sergisi açtı. Belediye başkanlık makamının altında yer alan salondaki serginin açılışı Belediye Başkan Ahmet Ataç, heykeltıraş Mehmet Aksoy, eski Kültür Bakanı Ercan Karakaş, Ulusal Kanal'da program yapan mimar Oktay Ekinci tarafından yapıldı. Sergide çok sayıda sanatçının 100 eseri görücüye çıktı. Heykeltıraş Mehmet Aksoy ve CHP'li Başkan Ataç, sergiye eserleriyle katılan sanatçılara verdikleri destekten dolayı teşekkür etti.
Çeşitli olayların anlatıldığı ve bir hafta süreyle açık kalan sergideki iki resmin cami ve tesettürlü kadınlara hakaret içermesi dikkat çekti. Sergide, siyah zemin üzerine yapılan bir caminin iki minaresinin şerefeden sonraki bölümlerine karşılıklı olarak Kars'taki "ucube" heykeli yerleştirildi. Ayrıca, iki minare arasındaki mahyalara da büyük yazıyla beyaz bir renkle "ucube" yazıldı. Aynı zamanda, tesettürlü bir kadının ağzının ise iç çamaşırıyla kapatıldığı resim de sergide yer aldı.[..]
Arsivlemesem olmazdi:)
YanıtlaSilSURADAN
emre // Oct 31, 2011 at 8:58 pm
...
On a related note, the UN reported that the world’s population just exceeded 7 billion. Would that more countries that the restraint of Icelanders.
Chronic Anonymous // Nov 1, 2011 at 12:32 am
...
And, about the world’s population exceeding 7 billion: Well, I think we’re on a route to Easter Island course v2. Thankfully, I am not likely to be around to be a meal to a fellow human.
Bulent Murtezaoglu // Nov 1, 2011 at 2:32 pm
And, about the world’s population exceeding 7 billion: Well, I think we’re on a route to Easter Island course v2.
.
Ever on the bleeding edge, we started building ugly statues earlier than most nations, then.
Chronic Anonymous // Nov 2, 2011 at 3:27 am
Oh, it’s much much worse than that:
.
Those who should know better have come to confuse statues with ‘monument-wanna-be’s of monumental ugliness.
.
The end Is nigh.. very nigh.
Bulent Murtezaoglu // Nov 2, 2011 at 3:38 am
Heh, I see you’re in great form CA. You’re right. I’ll take the agreement on ugly as an ominous sign myself.