T24 sitesinde, roportajlarini ilgiyle takip ettigim Selin Ongun'un, Murat Belge'nin yazdigi 6,5 syf lik onsozle baslayan ince kitabini bir iki saatte okudum..
Okumak cok kolay oldu cunku, 170 syf lik kitap, on basortulu kadinla yapilmis soru-cevap seklindeki sohbetin (bildigimiz roportaj) biraraya getirilmis hali.
Bu on kadindan (Ayşe Böhürler, Merve Kavakçı, Sibel Eraslan, Enise Akgül, Hülya Yazıcı Aktaş, Özlem Z. Topal, Fatma Tülin Kayhan, Esra Elönü, Hilal Kaplan ve Emel Çalışkan), tanidik isimlerden ziyade, daha once medyada hic rastlamadigim ya da en azindan benim gozumden kacmis olanlarini daha bir ilgiyle okudum diyebilirim..
Ozellikle, psikolog Enise Akgul ve Ismailaga cemaatinin hocahanimlarindan Emel Caliskan'in bolumleri benim acimdan en ilginc olan kisimlardi.
Ateist oldugunu acikca soylemis olan Murat Belge'nin guzel onsozunu de es gecmeyin derim. Bence cok onemli noktalara temas etmis ki bir kac paragrafi soyle:
....
Gene buyuk soruya doneyim: Ortunmek ozgurluk mudur? Nihaî olarak boyle oldugunu dusunmuyorum. Isin basinda birtakim olculer icinde bir ozgurlesme getirebilir, getirdigini konustuk zaten yukarida. Inanan bir insan icin inandigi gibi giyinmenin ( bunun yerine pekcok fiili de koyabiliriz) bir ozgurluk oldugu ve insanlarin bu ozgurluge sahip olmasi gerektigi benim acimdan tartisilacak birsey degil. Ama nihaî olarak 'ortunmek ozgurluk mudur' diye sorulursa, buna olumlu cevap veremem. Tersine, erkegin yaninda ikincil ast konumunda olmalarini, onlara bagimli olmalarini, onlarin denetimini kabul etmelerini getiren yani ozgurlugun karsiti bir uygulama oldugunu dusunuyorum. Bu boyleyse, bu kitapta Selin'le konusanlarin, cesitli vesilelerle karsilastiklari Musluman erkekler hakkinda soyledikleri 'ironi' dolu sozlerin, zaten bir 'haddini asma' ornegi oldugunu da akildan uzak tutmamak gerekiyor.....
Bu esitsizlik toplumunda (veya dunyasinda) ortunerek kendine bir cesit 'saygidegerlik' kazanan kadin, bir sure sonra, bunun 'esitlik' de iceren bir saygi olmadigini gormeye basliyor. Bunun dogrudan dogruya Musluman ideolojiyle de ilgisi yok aslinda, cunku is buraya geldiginde o dunyayi reddeden erkeklerle kabul edenlerin davranis bicimleri fazlasiyla benzesmeye basliyor. Zaten Selin Ongun'un bu kitabinin 'ana fikri' de bu.
'Ben senden daha iyi muslumanim, onu icin basimi ortmem!' diye bagirarak goturulen bir tartismanin cok degerli ve verimli sonuclara varacagini aklim almiyor. Ama ortunmek insana ne kazandirir, ne kaybettirir, bunu tartismaktan baslarsak ve birbirimizi dinleyerek, soylenen ustune dusunerek tartisirsak, degerli ve verimli sonuclara da varabiliriz. Benim bi ateist oldugum bilinen birsey ama oyle olmasaydim, bir uluhiyetin kadinlara 'Siz ikinci sinif olacaksiniz' dedigini kabul edemezdim. 'Bunu boyle anliyosak bizim anlayisimizda bir bozukluk olmali' diye dusunurdum. 'Dusunmeye' baslamak onemli.Inanc ozgurlugu olmali. Inanc ozgurlugu olacaksa inancin elestirisi de ozgur olmali. Bu da onemli.
Kitapta bana ilginc gelen, Ismailaga cemaatindeki Emel hanim disinda geriye kalan dokuz kadinin, sozlesmis gibi ayni tespitlerde bulunmasi ve bu tespitlerini sadece farkli cumlelerle ifade etmesiydi.
Neredeyse tamami, muhafazakar erkeklerin, ozellikle 28 Subat surecinden sonra, bir tur metamorfoz gecirip, laikci statukonun varligi bahanesiyle, kapitalizmin ve modernizmin gerektirdigi tum sartlara uyum gosterirken; bu surecte, basortulu kadinlari siyasette 'jeton olarak' kullanmaktan baska hic bir alanda yanlarinda istemediklerini ve bu durumun, aile hayatini dahi etkiledigini anlatiyorlar.
Is dunyasinda tahsilli basortululere verilen dusuk maaslar, desifre olmamak icin vitrine konulan mini etekli prezantbl kadinlar, bir sure sonra bu insanlarin yasam bicimi haline donusmus ve 28 Subat oncesi hayal edilen, islami yasam tarzindan tamamen uzaklasilmis.
Kitapta bu konuda cok ilginc ornekler mevcut..
Ozellikle, ikinci es olarak tercih edilen kadinlarin profil tarifi, muhafazakar erkeklerin yasadigi ikilemleri ve celiskileri net olarak ozetliyor.
Psikolog Enise Akgul'un anlattigi bolumde, ikinci esini basi acik bir kadin secen muhafazakar adam, kizinin tesetturlu yetismesini istiyor mesela ve kiz bunu sorguluyor
Yine ayni psikolog kendisine gelen vakalardan yola cikarak, yeni nesil basortululerin on yila kadar evlilik oncesi cinsel deneyim yasamaya baslayacaklarini tahmin ettigini soyluyor.
(Daha onceki bolumlerde konusan Merve Kavakci da, namaz kilmayan basortulu kizlarin varligini ogrendiginde soke oldugunu soyluyor ve bu oksimoron-paradoks diye tanimliyordu)
...
Neyse uzatmayayim, bu kitabi basi acik, basortulu farketmez, bence tum kadinlar okumalilar.
(Kendini muhafazakar olarak tanimlayan ve basortulu karilarini evde birakip, basi acik kadinlarin sarkilar soyledigi fasillara eglenmeye giden, papermoonlardan cikmayan, biyiklarini dahi kesmis, muhafazakar agabeyler de okumalilar..)
Sonuc su:
Muhafazakar erkek, basini acti!
Bunu, acikyureklilikle anlatanlarin ve yazanin ellerine saglik..
bknz:
http://www.t24.com.tr/haberdetay/116344.aspx

Bir de film tavsiye edeyim:
YanıtlaSilThe Ghost Writer..
Spoiler vermemek adina sadece bittikten sonra sunlari dusunmenizi onerebilirim.
*Filmdeki politikaci ve karisi, gercek hayatta birebir kimlere karsilik geliyor.
*Adi pedofiliye cikan, filmin yonetmeni Roman Polanski, bu filmin cekimleri esnasinda, ev hapsine mahkum edildi ve halen daha ABD' ye giremiyor.
*Filmdeki ciftin, bizim siyasetimizdeki karsiligi olan cift, Bulent-Rahsan Ecevit'ler olabilir mi?
*Bir de, suraya bi bakin lutfen.
iyi seyirler..
Bilgi univ. de porno cekme ozgurlugu istemis bi ogrenci:)
YanıtlaSilBaska bir gerekceyle Ingilizce Wikipedia'daki MFG girdisine baktigimda, baska seylerin yanisira, soyle bir cumle ilgili cekti:
YanıtlaSil"In 1959 he was awarded a state preacher's license in Edirne."
Tercume etmege kalkistigimda, "1959 senesinde devlet vaizi ruhsati ile odullendirildi" gibi bir sey cikiyor ortaya.
'Devlet vaizi' diye bir sey var mi, var miydi?
Boyle bir 'ruhsat' var midir; yoksa, cok olsa, bir 'izin'den mi bahsedebiliriz?
Son olarak, bu tur seyler ne zamandan beri bir 'odul' sayilir oldu?
Bu sorularin cevabini bilmiyorum; Diyanet kurumuna yakin birileri ugrarsa buraya bizi aydinlatsa ne iyi olur.
EA bey, Wikipedia girisinin kendisine degil de tarihine bakarsaniz, kac kisinin oradan atildigini, oranin editorlerinin 'bu nasil oluyor?' diye merak edip sakirtler arasinda dolastirilan maillere kadar bulduklarini filan da gorebilirsiniz. Taktik soyle idi yanlis hatirlamiyorsam: once orada biliginiz konulardaki maddelere katkida bulunun, size guvensinler MFG maddesine sonra elleyin. Orayi Zaman linkine bogup sonra da sistemden atiliyorlardi cunku. Simdi durum nedir bilmiyorum.
YanıtlaSilDisa donuk yuzleri bu kadar itici/hesapci olmasa keske bu insanlarin. Biz belki bunun birkismini anliyoruz ama ABD'de bu haller belki de gereksiz yere problem yaratiyorlar. Bunu izah ederken dahi itici olmayi beceren insanlari var. Mesela suradaki filmde hem normal insana kivirtma gibi gozuken halleri, hem bir cemaat insaninin cevabi var: http://edtech.rice.edu/cms/?option=com_iwebcast&task=webcast&action=details&event=2363
Bulent bey,
YanıtlaSilIsmini hatirlamiyorum, sozlerini de sadece mealen hatirladigim icin, kim oldugunu da bulamadim. Ama, BBC'nin (ayni zamanda komedyen de olan) bir mensubu, David Attenborough hakkinda {mealen} "ben, bin senedir her gun tekrarlanan bir seyin yanina gitsem, o gun duracagi tutar; ama, 50 senede bir acan cicek, 10 senede bir kanatlanip ucan bir bocek ve baska daha nadir ne varsa David Attenborough'nin burnunun dibinde ortaya cikar" turunden bir seyler soylemisti. [O soylerken hem zekice idi, hem de komik; benim aktardigim sekliyle degil yani.]
Sunu demek istiyorum: Bazan isaret ettigi yere degil de parmaga bakmak da ilginc olabiliyor..
Sizin linkini verdiginiz filmi (448 MB, 102.5 dakika) 10-15 dakikada indirdim.
Henuz tamamini da seyredemedim... arka planda konusuyor su anda.
Ama, dedim ya, parmaga bakasim geldi:
Bu bir video, 1.5 saatten de uzun.
Bildigim kadariyla video content indexing filan gibi bir teknoloji cikmadi henuz --ya da yaygin degil.
Bu durumda, Internetin ucra bir kosesindeki bir videoda kimin ne dedigini a) nasil tespit ediyorsunuz b) nasil hatirliyorsunuz?
Yani, "ey hazret-i meryem ana, sen ki bakireligini kaybetmeden hamile kaldin; n'olur bize hamile kalmadan bakireligimizi kaybetmenin yollarini ogret"..
Bu arada, yukarida bahsettigim adamin kim oldugunu ararken David Attenborough'un vecizelerini buldum. Bunlardan ozellikle biri guzel:
I often get letters, quite frequently, from people who say how they like the programmes a lot, but I never give credit to the almighty power that created nature.
To which I reply and say, "Well, it's funny that the people, when they say that this is evidence of the Almighty, always quote beautiful things. They always quote orchids and hummingbirds and butterflies and roses."
But I always have to think too of a little boy sitting on the banks of a river in west Africa who has a worm boring through his eyeball, turning him blind before he's five years old.
And I reply and say, "Well, presumably the God you speak about created the worm as well," and now, I find that baffling to credit a merciful God with that action.
And therefore it seems to me safer to show things that I know to be truth, truthful and factual, and allow people to make up their own minds about the moralities of this thing, or indeed the theology of this thing.
[Life on Air (2002)]
Bulent bey,
YanıtlaSilMesela suradaki filmde hem normal insana kivirtma gibi gozuken halleri, hem bir cemaat insaninin cevabi var.
Bu adamlari seyrederken/dinlerken, nedense, aklima Banker Kastelli'nin iktisat profesorleri geldi.. hepsi Kastelli'ye tepeden bakiyorlar, ona hasetten catliyorlar, fakat parayi veren dudugu caldigi icin onun zurnasina raks ediyorlardi. Kastelli devrildikten sonra da, haliyle, bir tanesi cikip da ona yapilanlarin haksizlik oldugunu ima bile etmedi..
Bu taifenin de oyle olduguna kalibimi basarim.
EA bey,
YanıtlaSilBu durumda, Internetin ucra bir kosesindeki bir videoda kimin ne dedigini a) nasil tespit ediyorsunuz b) nasil hatirliyorsunuz?
Bu durumda aciklama cok basit. Bir (Turk, burada yasayan) arkadasima bir (Amerikali , orada yasayan) bir arkadasi mail yollamis. Bir sekilde -- belki bir tanidigi cocuk yollanacagi icin -- bu ABD'deki cemaat okullarini soruyor. Malum, bir takim insanlar artik cay icerken de internete bagli cihazlarla dolasiyorlar, mail benimle otururken geldi. Arkadasim ne diyeyim buna simdi diye bana sordu. Ben de okulda yapilan is, egitimin kalitesi vs. konularin o cemaatin buradaki durumu, orada insanlara garip gelen davranislari filandan bagimsiz olarak degerlendirilmelerinin daha dogru olacagini, bu insanlarin teror vs. islerle alakalarinin olmadigini, zaten oranin kanunlarina uyduklarini/uyacaklartini filan soylemesini, eger cocuk gonderen diger aileler sikayet etmiyorlarsa cocuk kaydettirmekte bir mesele olmadigini anlatmasini telkin ettim.
Sonra eve geldim, ne yapiyor bu insanlar orada, hala 'organik bagimiz yok' yahut 'alakamiz yok tamamen bagimsiziz' filan derken -- iste o filmde oldugu gibi -- cemaat sozcusu gibi (ama degilim diyen) birine, alakalari olmadigini iddia ettikleri okullarin tarzlarini savundurmak gibi isler yapip insanlari iyice sasirtip suphelendiriyorlar mi diye baktim. Aramada son gelisme olarak su cikti. Orayi okuduyunca o konusmayi aradim, buldum, filmini indirdim ve seyrettim.
Bunlar herhalde bir hafta filan evvel oldu, onun icin aklimda kalmis.
Cevap yazdim ama galibe icinde link oldugu icin gozukmuyor. Ozet: bu durumda egrisi dogrusuna denk geldi. Burada acayip bir arsiv teknolojim filan yok yani.
YanıtlaSilBilgi univ. de okuyan bir gencin, su son porno vakasina dair yazisi
YanıtlaSilve surasi: http://bilgivcdogrencileri.tumblr.com/
YanıtlaSilBu da iyiymis:) Libido dusmesine dini kilif
YanıtlaSilSoyle bir blog var: Imanli Sol
YanıtlaSil