Sitelere tabela onerileri


- Dini butun, agzina alkol koymayan insanlarin yasadigi sitedir
- Sapina kadar solcu, devrimci anarsistlerin oturdugu sitedir
-Ulkuculerin oturdugu sitedir
-Ateist, agnostik, Allahsiz kitapsiz insanlarin oturdugu sitedir
-Risale-i nur talebelerinin oturdugu sitedir
-Zenginlerin oturdugu sitedir
-Beyaz Turklerin oturdugu sitedir
-Bekar ve dullara ev verilmeyen sitedir
-Kurd ve alevilerin olmadigi sitedir
-Escinsellerin kapidan sokulmadigi, hetero yogun sitedir


ps:

Melih Asik'in  -sacmaladigi-  yazisindan  da anlasilacagi uzre, bu tabela ekim ayinda kaldirilmis..
Site...
Arsa sahibi Feyzi Efe, kooperatife şart koşmuş:
Girişinde ‘Atatürkçü, laik, demokrat insanların oturduğu sitedir’ yazısı bulunacak...
Antalya’daki bu site referandum öncesi medyada konu oldu, kimi gırgıra aldı, kimi topa tuttu.
Ve yazı (ne tür baskılar geldiyse) iki gün önce kaldırıldı, sadece “Feyzi Efe Sitesi” ibaresi kaldı...
“Atatürkçü, laik, demokrat” artık suç içeren kavramlar...

Gecikmeli de olsa, manzara olarak, arsive alayim istedim..

"Bugün bizim olsun!" diyen, kitap kurdu hanimlar

Sitelerine tamamen tesadufen dustum..

Bizi taniyin yazisina tiklayinca ise daha once pek de emsaline rastlamadigim turden bir olusumla karsilastim ve imrendim, imrendim, imrendim..

Neyse, ben fazla konusmayayim, zira, kendileri 'Dipnot Kitap Kulübü' olarak kim olduklarini, neler yaptiklarini,  benden  cok daha keyifli bir dille anlatmislar zaten..buyrun okuyalim..

Dipnot Kitap Kulübü

Bizi Tanıyın

2001 yılından beri onbeş günde bir Çarşambaları toplanıyoruz.. Bu Çarşamba günlerimiz  hepimiz için çok değerli.  Herkes işini gücünü ayarlar, ne olursa olsun o gün toplantıda olmaya can atar.

Üyelerimiz

Önceleri Amerikan Koleji mezunları ile kurduğumuz kulübümüz daha sonraları okulumuz mezunu olmayan arkadaşlarımızla da zenginleşti.  Üye profilimiz ise kırk ile doksan yaş arasında uzanıyor.  Yarım yüzyılı aşkın yaş farkı toplantılarımızda sıfırlanıyor. 

"Bu gün bizim olsun !"

Birer kadın olarak her birimizin pek çok  kimliği var.  Anne, eş, evlât, bazılarımız için büyükanne, ayrıca meslek, sosyal, vatandaşlık  kimliklerimiz, ve bu kimliklerin getirdiği sorunlar ve yükümlülüklerimiz . ... Ama bu "kıymetli" Çarşamba günlerinde sorun ve sorumluluklarımızı kapının dışında bırakarak aydın kimliğimizle kulübümüzün sıcak dostluk çemberine giriyoruz. 
Mottomuz "Bu gün bizim olsun !"

"Digital" kulüp !

Kuruluş yılımız 2001'den bu yana, toplantıya hazırlıklı gelmemiz için   http://www.dipnotkitap.net adresinde Dipnot Kitap Kulübü sitesini kurdum.  Okuduğumuz kitaplar hakkındaki bilgileri, eleştirileri, yazarlar hakkındaki notları, kitabın  dahil olduğu edebî akımlar gibi bilgileri ve kendi yazılarımızı bu sayfalarda topluyorum.  Ayrıca haberleşmek için kullandığımız bir de internet yazışma grubumuz var.
Amacımız "iyi edebiyat" okumak.  Güncelden daha çok klasikleşmiş kitapları okumaya çalışıyoruz.  Güncelde ise  kendini kanıtlamış yazarları listemize alıyoruz.  Hepimiz aynı kitabı okuyor ve toplantı günü o kitabı tartışıyoruz.  Her toplantıyı başka bir arkadaşımız yönetiyor ve günün kitabını o sunuyor.  Herkes sorumlu olduğu toplantı için o kadar iyi hazırlanıyor, internetten o kadar iyi yararlanıyor ki  ki adımız "digital kulübe" çıktı !

Evimiz Blake House

İzmir'in Göztepe semtinde, mezunlarımızın da katkısıyle satın alınan ve restore edilen,  okulumuzun efsane müdürü Linda Blake'in adı verilen  ikiyüz senelik bir evi 1996 yılından beri Amerikan Koleji Mezunlar Lokali olarak kullanıyoruz.  Toplantılarımızı da bu evimizde yapıyoruz.  Her Çarşamba günü Blake House'ta  dönüşümlü olarak bir kitap kulübü toplanıyor.  Burası gerçekten bizim ikinci bir evimiz.

"Cep Sinemamız" da var !

Toplantılarımızda zaman zaman bilgisayar sunumları yapıyoruz, ayrıca konuk ağırlamadığımız günler öğleden sonraları film de izliyoruz.   Önceleri bu tür işler için okulumuzun kütüphanesinden yararlanıyorduk.  Daha sonra aramızda para toplayarak ikinci el bir projeksiyon cihazı ile bir de DVD aldık. "Evimizin" bir odasını  "DipnotCep" sinemasına dönüştürdük ! 

Konuklarımız

Zaman zaman yalnızca edebiyat odaklı değil, müzik gibi, resim gibi sanatın diğer alanlarını da kapsayan konularda konuklar ağırlıyoruz.  Sayın Mahmut Bilki'nin Türk musikisinde makamlar, Sayın Üner Birkan'ın Yunus Emre Oratoryosu ve Sayın Ünal Öziş'in Makbeth operası sunumlarını yaptıkları toplantılar, Sayın Bülent Somay'ın gitarını alarak geldiği "Şarkı Okuma Kitabı" nı incelediğimiz toplantı  unutamadığımız günler arasında. 
Sonra Sayın Yılmaz Karakoyunlu'nun Yahya Kemal,  Prof Şadan Gökovalı'nın Atilla İlhan, Sayın İsmet Noonan'ın Halikarnas Balıkçısı, Sayın Yaşar Aksoy'un Azra Erhat üzerine, Sayın Hasan Özkılıç, ve Güven Turan'ın kendi eserleri üzerine yaptıkları konuşmalar,  Sayın Halil Kaynarca'nın Alevilik üzerine, Sayın Ümit Tarakçı'nın Shakespeare, Marvell, Donne üzerine, Sayın Selnur Şarman Beckett üzerine  yaptıkları konuşmalar belleğimizde yer edinenlerden.
Ayrıca Sayın Aysel Çırpanlı'nın John Berger'in Görme Biçimleri üzerine yaptığımız sunuma katkıları. ile bilgisayar destekli "Anadolu Motifleri" ve Yirminci Yüzyıl ressamları "Bohemler" üzerine yaptığımız kendi sunumlarımız da,  tadı damağımızda kalanlar arasında

Dolu Dolu Bir Gün

Dostlukların dolu dolu yaşandığı, aydınlık bir günün sonunda, onbeş gün sonra yeniden buluşmak üzere ayrılıyoruz. 
Evet, onbeş günde bir, Çarşambaları gerçekten de "bizim" günümüz
Sizler de böyle bir dostluk çemberi kurmak istiyorsanız bizim gibi yapın, bir kitap kulübü kurun.!




Vaktiniz oldugunda, Neleri Gerceklestirdik

Okuduklarimiz  kisimlarina  bakmanizi da oneririm.

Bu, birbirinden guzel kitap kurdu hanimlari, yurekten kutluyor ve ulkemizin her yerinde bu tur olusumlarin cogalmasini diliyorum..

pazar, pazar..

Bu videoyu ilk izledigimde; niyedir bilmiyorum ama, bana, akiskanlar mekanigi dersini hatirlatti..

Diger yandan; bunca kibrimize ragmen, aslinda ne kadar da ufagiz be yau!


Hajj.. A journey of purity | الحج .. رحلة نقاء from KDMart on Vimeo.

Genelkurmay Basın Açıklaması (İki dilli hayat'a dair)


Bu da Genc Siviller'in tepkisi: Bildiriyi Kurdceye cevirmisler..


Aslina bakilirsa simdiden sonra bizler,  iki degil, uc dilli bir hayat nasil oluru tartisacagiz.. Mâlum ikinci dilimiz olan ingilizce, inkâri mumkun olamayacak derecede,  yavas yavas hayatimizin her alanina coktandir sinsice yerlesti bile..

Ingilizceyi bu kadar benimseyip, bagrimiza basmisken, uzulerek farkettim ki; Kurdce, bana, en az eskimo dili kadar yabanci ve 'Berfin, Rojda ' gibi moda isimleri saymazsak, neredeyse hic asinâligim yok!..

Kendimi yokluyorum, kanli bicakli, dusman buyutuldugumuz komsumuzun dili, Yunancaya, hatta Kim Ki Duk'tan mulhem, Koreceye bile var ama, Kurdceye kesinlikle yok..


Bizden sonraki nesiller icin belki boyle olmayacaktir, fakat; bizim gercegimiz, su an icin, malesef bu!


Eger ki,  bu topraklarda, cok dilli bir hayat mumkun olursa, dilerim yine birbirimizin dilinden anlariz ve bu, bizi hepten ayristirip koparmaz, yabancilastirmaz..

(bknz: surada bahsedilen anket sonuclari )

***

Genelkurmay'in da, tipki basortusu meselesinde oldugu gibi, baskiyla, yasakla, yildirmayla cozemeyecegini ve ters tepki yaratacagini da bile bile, son derece karmasik bir mesele olan bu  entelektuel tartismaya karisip; halkla yuzgoz olmasini ve bu yuzden de, yipranmayi goze alip, olayi militarize alana cekmesini  de anlamiyorum..(APO da karismasin/karistirilmasin, o da militarize. Ayrica, dogru duzgun Kurdce konusabildigini bile sanmiyorum )


Bu yuzden, komutanim, bi musade edin, bunu da biz siviller cozmeye calisalim..

'Olur mu olmaz mi', tartisalim, konusalim, hatta denemeler yapalim..

Siz de, lutfen gidin bi sigara yakin, bi gevseyin, ne biliym IKI DIL BIR BAVUL filan izleyin..dusunun, ve evet endiselenin de.. cunku  en az sizin kadar Kurd-Turk herkes endiseli aslinda..

Ama lutfen, bu endiseyi  daha da korukleyip, dil muhtirasi turunden seylerle korku salarak, ortaligi bir de siz germeyin!


Bi kere de koltugunuza yaslanin, sessizce ve sabirla tartismalari izleyin..

Hem, telasa, aceleye mahâl yok..  Size varana kadar, daha Cumhurbaskani, Basbakan hatta okyanus otesi filan da karsi bu işe..
..

Portakal Kabuğu Şekerlemesi


Uzun kis gecelerinde, kitap okuyamaz, film izleyemez bi hale geldikten beri, mutfakta denemeler yaparak keyifli vakit gecirme yollari ariyorum..

Iste bu gecelerden birinde portakal kabuklarini degerlendirip, cok sevdigim sekerlemeleri yaptim..

Oncelikle sunu belirteyim, ben deneme maksatli, olabildigince iri fakat sadece 2 adet  portakalin kabugunu kullandim. Eger bu tur sekerlemeleri seviyorsaniz ve cocuklariniz da varsa, en az 5 portakal kullanirsaniz daha bereketli bir sonuc elde edersiniz diye tahmin ediyorum..

Aksi takdirde, bu kadari ancak sizin pms istahiniza yeter ve tadi damaginizda kalir, benden soylemesi..

Ha, bir de sunu belirtmek isterim, lezzeti bakimindan mukemmelligi bir yana, mutfagi ve evi saran mis gibi turunc kokusu da yaninda bonusu oluyor.

Soyle ki;

Oncelikle, ister yedigimiz, isterse kahvaltida suyunu cikarttigimiz portakallarin kabuklarini, yaklasik yarim corba kasigi tuz koydugumuz suda, 24 saat bekletiyoruz ki aci suyunu biraksinlar..




Ertesi gun/gece, sari renge burunmus  tuzlu suyu dokup, kabuklari da iyice yikayip, uzerini ortecek kadar soguk suyla birlikte kaynatiyoruz..



Kaynamaya basladiktan sonra, acilasan suyunu bosaltip, soguk su ilavesiyle, bu islemi 3 kez tekrarliyoruz..

Aci sularini terkeden kabuklarimizi cikartip, seritler kalinde kesiyoruz..(Beyaz sungerimsi kisimlari eger cok kalinsa onlari da ayiriyoruz..)

Bu seritleri tekrar tencereye alip,  1 su bardagi seker ilavesiyle, uzerini ortecek kadar az miktarda soguk su koyup, kisik ateste kabuklar seffaflasana kadar yakmadan pisiriyoruz..



Pisen sekerlemeleri, varsa bir telin uzerine kurumaya birakiyoruz..
Iyice kurumadan, uzerlerine bir miktar daha seker serpiyoruz..


(Bayramdan kalma bitterler vardi, onlari ben-mari usulu eritip, sekerlemelerin uclarini batirip, dondurdum ve gercekten nefis oldu..)

Siz isterseniz, bu sekerlemeleri dograyip (evet dogranabiliyor) keklerinizde tatlilarinizda da kullanabilirsiniz. 

Benim nacizane tavsiyem, kesinlikle bitter cikolata ile birlikte deneyin, bana hak vereceksiniz..

Afiyet olsun:)


'Maydanoz Suç Yasası' ayıbı size yeter!

Turkiye, yumurta eylemleriyle kafayi bozmusken, yuce meclisimizden, ottan, saptan bir yasa geciverdi!

Garibim maydanozumuz da, buyuk bir haksizliga maruz kalip, insanda tiksinc hisler uyandiran bazi islerin imgesi oluverdi..

Halbuki, 'ARPALIK YASASI' ne de guzel yakisirdi degil mi?

Neyse;

Maydanoz suclar yasasi olarak anilan, 257. maddenin tam metni soyle biseymismis;


Madde 257- (1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir kazanç sağlayan kamu görevlisi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.


Hukuktan cakmadigimdan, ordan burdan meâline baktim..
Kamu-Sen Basın Bürosu tarafından yapılan yazılı açıklamadan okudugum kadariyla da, manzara su:
‘TBMM’si Anayasa Komisyonunda kabul edilen TCK’nın Görevi Kötüye Kullanan Kamu Görevlilerine uygulanacak cezaları düzenleyen 257. maddesinde değişiklik yapılarak, cezaların indirilmesi, Akp’nin gerçek yüzünü göstermesi bakımından oldukça manidardır. Yapılan değişiklikle yasa maddesindeki “kazanç” ifadesi çıkartılarak “menfaat” kelimesi konulan teklifle “görevinin gereklerine aykırı hareket ederek kişilerin mağduriyetine veya kamu zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan” kamu görevlisine, 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilmesi öngörülmüştür. Mevcut yasada ise bu suçun cezası “1 yıldan 3 yıla kadar hapis”tir. Buna göre “görevi kötüye kullanmak”tan ceza alan kamu görevlisi, kendisine üst sınırdan ceza verilse bile, cezası 2 yıl sınırında olacağı için “erteleme” hükümlerinden yararlanabilecek ve hapse girmeyecektir.
Anlasildigi uzre; hapis cezasi indirilmis, kazanc kelimesi yerine de menfaat getirilmis..

Buyuk bir cogunlugu dindar ve bes vakit secdeli olan bir hukumetin; bir takim haram yiyiciler yuzunden o pek bi uzerine titredigi AK olan adini kirletMemek adina, daha sert tedbirler alip, bunun tam aksini yapmasi gerekmez mi Allahaskina?

Hem, haksiz kazancla, haksiz menfaatin farki nedir ki, boyle bir hile-i seríyyeye basvurmak ihtiyaci hissediyorlar?

Adi uzerinde 'HAKSIZ' iste.. oyle ya da boyle, haram degil mi sonucta?

Bosa konustugumu ve bu ulkede, (Ecevit disinda) kupunu doldurmayan, yedi sulalesini zengin etmeyen siyasi ya da belediye baskani gormedigimizi de bile bile, yine de isyan edip meclisin uzerine bir ton yumurta boca edesim var..

Yeni bir durum da degil, cogunun, catlayana kadar arpaliklarda semirdiklerinin zaten farkindayiz da, bu kadar da gostere gostere yapanini ilk kez goruyoruz dogrusu!!
...

Hâsili, hani o bisey yerine koymadiklari guzelim ot, maydanoz var ya, Burhan Kuzu ve Melih Gokcek'in dislerine yapisti bikere ve bence omur boyu her siritislarinda yesil yesil bu yasayi gorecegiz!

Onlar da, hayrini gorsunler!!

Yumurta, yumurta olalı..


ilgili haber surada


@via bobiler.org

'Sözcü' Gazetesi, Cemaat projesi mi?

Fehmi Koru, 24 Nisan 2010 tarihinde, Taha Kivanc takma ismiyle yazdigi kosesinde, tefsirine ihtiyac duydugum bazi seyler demis ve ben henuz okuyorum..


Kivanc, Gazetesini bana soran Cumhuriyet okuruna cevabımdır baslikli yazisinin sonunda,

Ayrılanlar Sözcü'ye mi gider? Herhalde... Cemaat'in aklına bir kez daha hayranlık duymama sebep olan bir proje 'Sözcü'... Öğrenciliği Cemaat evlerinde geçmiş sahibi görünen delikanlıya buradan şapka çıkarıyorum. Bulundukları yerde 'ileri giden' yazarlar için bir sığınak gibi 'Sözcü' gazetesi; 150 bin civarında satışıyla para bile kazandırıyor olmalı.

Muhalefetini de yakın kontrol altında tutacaksın, neme lâzım!



 derken, tam olarak neye isaret ediyor?

Su siralarda tiraji oldukca artan ve 219.613 satisiyla, Haberturk'u de neredeyse yakalayip, 6. siraya oturan bu esrarengiz gazetenin sahibi gercekte kim?

Son 10 Kasim baskisinda, Ataturk'le, degme dusmanlarinin yapamayacagi tarzda dalga gecen ve bunu fotomontajla kapak sayfasi yapan Sözcü, aslinda ulusalcilarla kafa mi buluyor?

Babasi, Ozal'ci  Ertugrul Akbay olan ogul Burak Akbay, cemaat evlerinde ne kadar sure kaldi ve onu taniyanlar bu konuda ne biliyorlar?

Sozcu'nun gorevi, Cumhuriyet gazetesini bitirmek ve tarihe gommek mi?

Fehmi Koru bunu durup dururken niye yumurtladi peki?

vs. vs. vs...

Daha bunun gibi pek cok soru var zihnimde!

Biliyorum  ki, cevaplanmasi zor,  ispati da nerdeyse imkansiz!

Yılın insanı

TIME Dergisinin anketinde, Basbakanimiz ikinci siraya dusmus, 'hadi kurtaralim' diyecem de, Julian'a ayip olacak..

Hem basbakanimiz gonullerde 'yuzyilin insani' oldugundan, (hem de yakin zamanda Libya'da kendisine 'Kaddafi Insan Haklari'(!)  odulu de verildiginden), bence cok da uzulmez ikinci olduguna..

O yuzden, hadi oylar Assange'a..

Suraya TIK..

Çünkü, Mete, İnci Hocaya Aşık

-sen bana âşık misin?
-....  
-ama sana dedim ya, anlattim, bu gerçek aşk değil!
- ben bitek bunu yaşadım, bunu biliyorum, verdigi aci gercek!

-okula geleceksin di mi? bak gelmezsen cok uzulurum
-merak etmeyin ben sizi uzmem! ...hadi okula gidelim.
-Ne dusunuyosun?
-Ben ilerde bi kiza asik olursam, insallah o da bana asik olur, gercek olmayan karsiliksiz ask bu kadar aci veriyosa, hem karsiliksiz hem gercek kimbilir napar adama..




İsmet Özel'in Anadili

Her yil dikkat cekecek birseyler soyleyip, oyle ya da boyle haber olan (buyuk sair) Ismet Ozel,

Kürdleri ignelemek bâbinda oldugunu tahmin ettigim (muzipce) birseyler soylemis.

İstiklal Marşı Derneği Genel Başkanı İsmet Özel, "Biz de anadilde eğitim istiyoruz" dedi.

İstiklal Marşı Derneği’nce düzenlenen tartışmalı konferansların üçüncüsü Ankara’da gerçekleştirildi.Toplantıda ilk konuşmayı İstiklal Marşı Derneği Genel Başkanı İsmet Özel yaptı.

Konuşmasında Kürtlerin anadilde eğitim taleplerine de değinen Özel şöyle konuştu:

“ Müslümanların anadili Kur’an-ı Kerim’in nazil olduğu dildir. Bir Müslüman için başka bir anadil söz konusu olamaz. Bu dil Hatice anamızın, Aişe anamızın, Fatıma anamızın konuştuğu lisandır. Bu manada biz de anadilde eğitim istiyoruz.”
Bunlari dedikten sonra, solcu zamanlarina ait guzel siirlerinin hukmu kalkmis olur mu, siirlere bu tur misyonlar yuklemek de dogru mudur tartisilir ama, ben de onun gibi muziplik yaparak onun en sevdigim siiri olan ve ne zamandir okumadigimi farkettigim,  

İçimden Şu Zalim Şüpheyi Kaldır Ya Kendin Gel Ya Beni Oraya Aldır ' ini,  google'a rica edip kendisinin ana diline cevirttim..

Anca su kadar becerebildi..Evet, Ismet Ozel'in anadilinden okuyoruz, buyrun:
إزالة شبهة القاسية على لي في هناك ، إما Kendin تعال يا لي emove
من خلال ايجاد الشجاعة لثني فمه
افتتح المطر يصل إلى إنشاء susayışlar yürekte العرق
وقد تعثر امام براعم الأطفال
وقد مات منذ بضعة يصرون على أن تتنافس
يشفق عليها مع مساعدة من عالمنا.

العالم. يقف على أكتاف عارية.
اعتاد الجميع إلى رحم bersalarla العالم ağulanmış
تقبل الضيقة
بالإهانة لأن havsalamın
لم يكن لديك القدرة على تحريك بعض الأشياء.
أولا ، عامل مضاعف Gümrah عنة قلبي
بعد التعرف على kaygulu قلبي الأنهار Gümrah
لا لا اعتقد heyulası المياه Styks
إذا كانت سحابة المتداولة في جسم هذه الخيمياء ،
عمر الغضب قليلا قليلا وحزين
أضعاف بحيث طلبت النيابة Hisab katındayım
بالجير المنازل ما يجري ولد
ما البرية الطموح لعقد اليدين
يتم إنتاجها في مصانع القاهرة ما لا تنقطع
أحب ارتفاع iştihasıyla العملاقة
بما يكفي لتلبية.
الناس
أصم الأذن إلى نسج العالم الذي قطع
فسيحة وهائج أن العديد alınlarda
هناك ملموسة درع kulluğun الآلهة
هيكل عظمي من أسلاك الصلب وbaruttan çatılınca
dayanınca أحد المعابد في بلدي
وedasıyla مارتن المحتضرة
عندما تحدثت مبهم uğultudan
المرأة حقا doğurduğuna
لا أعتقد أنه عندما يطبق على التربة
في الحالات وقد لطيفة حليم kavrayamam
بينما الحديد يذوب في حرارة مقطع لفظي رأيت
السماء هي silkinen bölünce الجوز
لقد سمعت المدخن عاء من الماء وقال لي مرحبا ،
سمعت المطر gövdemden ağdığını.

كنت kıvrımdan تكون صغيرة ، مقطع واحد
خيمة لخلق واحة من الحب ليس حبا
تكون الأغاني غيوم عائمة في ذهني
بدأت برسالة اخماد الحريق من قبل
لدي حجم الشعر ، وأنا مستعد للتكفير
حزين جدا
أن وقوع الحزن باسم بشرتهم.

(1975)


عصمت الخاصة

Fazıl Say haklıydı..


Nihat Doğan - Taciz | video.mynet.com

Görür görmez onu kalbim duruldu
Benim olacak dedim kendi kendime

Eş dost ne der bilemiyorum ama
Elde etmezsem ölürüm billah

Tuttuğumu deli gibi koparırım ama
İyilikle olmazsa vallahi zorla

Benim olmazsan taciz ederim
Bana gelmezsen yer bitiririm

İnadim inat bunu biliyorsun
Benim olacaksin sana yemin ederim
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...