Uzun kis gecelerinde, kitap okuyamaz, film izleyemez bi hale geldikten beri, mutfakta denemeler yaparak keyifli vakit gecirme yollari ariyorum..
Iste bu gecelerden birinde portakal kabuklarini degerlendirip, cok sevdigim sekerlemeleri yaptim..
Oncelikle sunu belirteyim, ben deneme maksatli, olabildigince iri fakat sadece 2 adet portakalin kabugunu kullandim. Eger bu tur sekerlemeleri seviyorsaniz ve cocuklariniz da varsa, en az 5 portakal kullanirsaniz daha bereketli bir sonuc elde edersiniz diye tahmin ediyorum..
Aksi takdirde, bu kadari ancak sizin pms istahiniza yeter ve tadi damaginizda kalir, benden soylemesi..
Ha, bir de sunu belirtmek isterim, lezzeti bakimindan mukemmelligi bir yana, mutfagi ve evi saran mis gibi turunc kokusu da yaninda bonusu oluyor.
Soyle ki;
Oncelikle, ister yedigimiz, isterse kahvaltida suyunu cikarttigimiz portakallarin kabuklarini, yaklasik yarim corba kasigi tuz koydugumuz suda, 24 saat bekletiyoruz ki aci suyunu biraksinlar..
Ertesi gun/gece, sari renge burunmus tuzlu suyu dokup, kabuklari da iyice yikayip, uzerini ortecek kadar soguk suyla birlikte kaynatiyoruz..
Kaynamaya basladiktan sonra, acilasan suyunu bosaltip, soguk su ilavesiyle, bu islemi 3 kez tekrarliyoruz..
Aci sularini terkeden kabuklarimizi cikartip, seritler kalinde kesiyoruz..(Beyaz sungerimsi kisimlari eger cok kalinsa onlari da ayiriyoruz..)
Bu seritleri tekrar tencereye alip, 1 su bardagi seker ilavesiyle, uzerini ortecek kadar az miktarda soguk su koyup, kisik ateste kabuklar seffaflasana kadar yakmadan pisiriyoruz..
Pisen sekerlemeleri, varsa bir telin uzerine kurumaya birakiyoruz..
Iyice kurumadan, uzerlerine bir miktar daha seker serpiyoruz..
(Bayramdan kalma bitterler vardi, onlari ben-mari usulu eritip, sekerlemelerin uclarini batirip, dondurdum ve gercekten nefis oldu..)
Siz isterseniz, bu sekerlemeleri dograyip (evet dogranabiliyor) keklerinizde tatlilarinizda da kullanabilirsiniz.
Benim nacizane tavsiyem, kesinlikle bitter cikolata ile birlikte deneyin, bana hak vereceksiniz..
Afiyet olsun:)
Portakal ve çikolata birlikte dünyanın en güzel şeyi olabilirler.
YanıtlaSilSeyyarat;
YanıtlaSilkesinlikle;)
Surada yine 'portakal+bitter' bulusturulmus ve bence cok guzel bi goruntu cikmis ortaya..
YanıtlaSil(alkol sevenler icin de, yanina, viski veya konyak tavsiye edilmis)
Jenny'nin actigi baslik bana sunu dusundurttu az once; kadinlarin apis arasinin az da olsa goruntulenmesine frikik vermek deniliyor ve bu anin fotograflanip hizmete sunulmasi anladigim kadariyla erkek taifesinde ayri bir heyecan kaynagi oluyor ki, diger yanda, mal meydanda pekcok foto varken, frikiklere ya da ayna goruntulerine ragbet ediyorlar. Ya da, filmlerde beyaz elbise ile denize batip cikan bir kadinin sutyensiz anatomisini, yavas cekimle uzun uzun erkek izleyicinin begenisine sunarlar filan, bu bilinen ve ispati mumkun bisey.
YanıtlaSiltaraflar yer degisince, olay tersine donuyor ve erkeklerin seksuel bolgelerinin belli olmasina, 'igrenc, ilkel, cagdisi vs.' gibi seylerle tasvir ediyoruz. Bunu fermuari yanlislikla acik kalmis bi erkek hocada da teyid etmisligimiz vardir cogumuzun:) Ya da hemen aklima Kursat Tuzmen'in slip mayolu goruntusu ve ona dair konusulanlar geldi.
Eski caglarda, mesela Roma heykellerinde ise bunun tam aksine, erkeklik organlarinin ozenle oyuldugu, sekillendirildigi heykeller var. Bir tur kutsama da sozkonusu sanki!
Simdiki zihniyete, yani kadinlarin ustsuz denize girebilmesi bile modernlikken, erkeklerin erkekliklerini ortmeye yonelik bir modernlik anlayisinin temelinde ne olabilir ki?
yani, sarhos filan oldugumu dusunmeyin lutfen de, su tur seylerden bahsediyorum:)
YanıtlaSilBunun, pamuk donla denize giren erkekten farki nedir tam olarak:)
YO hanim,
YanıtlaSilSimdiki zihniyete, yani kadinlarin ustsuz denize girebilmesi bile modernlikken, erkeklerin erkekliklerini ortmeye yonelik bir modernlik anlayisinin temelinde ne olabilir ki?
Mooooo ve meeee. (Okuzleri takip eden koyunlar yani).
O blog olcu degil, en sonunda koca prof. dr. nasil boyle dersin filan gibi laflar bile isittik orada. Siz bakmayin onlara, o heykel filan hikayesi benim de aklima geldi ama ugrasmayayim dedim.
Ben o frikik isini anlamiyorum pek. Belki o bahsedilen kadinlar meshur olduklari icin ve baska turlu oralarina bakmak kabil olmadigi icin ragbet ediliyordur. Bir de gazete aman buna bakin cok onemli diye yazinca onun icin 'haaa bu onemliymis' diyor olabilir insanlar. Bunlarin icgudusel tarafi vardir herhalde ama onemli bir kismi da doldurusla ogreniliyor galiba. Iste eskiden tobik tombik kadinlara guzel denirken simdi kurdan gibi olmak cok iyiymis adamlar da onu severmisler gibi yapiliyor.
Bulent bey;
YanıtlaSilUS hazretlerinin, Iran'i nukleer bahanesiyle vurup, erkeklere mayo giymeyi ve medeniligi ogretip, kadinlari bu dehset verici goruntulerden kurtarmasi icab ediyor..mesele budur!
YO hanim, aslinda ben oyle dusunmuyorum. Oyle bir genelleme manali ise oradaki kalabalik veya benzerleri o tur seyleri kendi memleketleri veya silahin soz konusuolmadigi durumlar icin de dusunebiliyorlar. Orada biraz hinzirlik olsun diye mudahale ettim (sonra CA beyle hinzirligin dibi cikti, 10lu yaslara geri donduk) ama o dusunce tarzi savas/isgal/bamba baglaminin disinda da tanidik bana.
YanıtlaSilSizin dediginizle soyle bir alakasi var bence. O tur dusunen kitleler (ozellikle okumus ve aydin sinifi diyebilecegimiz kitleler) varken bu tur iste adamlarinin bir tarafi gozukur yahut kadinlar su durumdadir haberleri o kitleleri 'zaten cok fena idi orasi' demeye itebiliyor. Bir ara bulmustum linkini bizim Fazil Say da bombardimanda olen bir Afgan kiz cocugu icin 'o zaten oluydu' gibi akla ziyan bir laf etmis. (O adamla cok ugrasildi ama iceriden ornek vereyim istedim.)
Bu laflari ettim, simdi de sizin baktiginiz acidan bakan bir Boston U. profesorunun bir sohbetine link vereyim. Tam oraya ayarladim, adama Time mecmuasinin kapaginda cikan ailesinden eziyet gormus bir Afgan kadininin mevcut savasi hakli cikartir gibi kullanilmasini soruyorlar, cevabi hosunuza gidebilir: soyle.
Asagidaki yazida, bence oldukca yerinde uyarilar var.
YanıtlaSilDostum Ahmet Davutoglu, hata yapma.
Bulent bey;
YanıtlaSilcok tesekkur ederim, izledim, hatta notlar da aldim..
Rica ederim YO hanim. Soyle dusunmeye calismayi dogru buluyorum: biz burada ne kolaylikla, gordugumuz hareketlere/lakirdilara mana atfedip kotuluk cikarimi yapiyorsak veya bize sonradan carpitilmis gelecek fikirlere kapiliyorsak ta baska kitada yasayan insanlarin hali de o. Daha tahsilli olanlari da bunlardan munezzeh degiller (burali olup orada yasayanlar, oranin akademik unvanlisini gozunde buyutenler de dahil olabilir buna). Bilincli kotu niyet koklamak cok kolay ama daha ilginc -- ve bence dogruya daha yakin -- olan sey iyi niyetli insanlarin nasil kotuluge varan yollara cevaz verir hale geldiklerini incelemek. Bu ic rahatlatan bir gozlem degil aslinda. Cunku acikca kotu olmus, ettigi lafi bilincli kotu niyetle eden insanlarla mucadele en azindan fikir olarak hedef acik/net oldugundan daha kolay.
YanıtlaSilBir de sunu akilda tutmak lazim. Turkiye'de buyudugumuz icin aslinda bir suru seye cok supheci yaklasmayi ogrenmis insanlariz. Ne bileyim yetkililerimiz bir sey aciklayinca 'haa dogrusu buymus' demek yerine aklimiza 'bu yalani nicin boyle soylediler simdi?' demek gelebiliyor. Keza prof. dr. bilmemkim bir seyler deyince 'atiyor bunu' demekte cok buyuk bir zorluk cekmiyoruz. Bunu saglayan sey kurumlarin cok da saygideger sekilde davranmadiklari durumlarin burada bariz olmasi ve gozumuze sokulmasi. Biraz daha duzenleri oturmus, kurumlari da bizimkilerden daha duzgun calisan yerlerde kusurlar o derece bariz degiller, oralarin ahalisi de bizden daha saftirik sekilde yaklasabiliyor bu konulara. Biz o sekilde davranmak durumunda degiliz daha batiya gidince cok temel seylerin degistiklerini dusunmuyorsak (ki nicin dusunelim? onlar da insan buradakiler de).
Iste ne bileyim burada Radikal haberleri abuk sabuk yaziyor ise, orada NY Times duzgun yazacak diye dusunmek dogru degil. O da sacmaliyor veya manipule ediyor olabilir, bunu kendimiz nasil gorup baskalari icin daha gorunur hale getiririz diye dusunmek daha yerinde olabilir. Bizim okumus guruhunun gorunen kismi bunu pek yapmiyor, hatta daha 'Islamci' gecmisi olan insanlara dahi -- hoslarina giden bir sey yazdiginda -- 'bizim basindan suphe etmeyi biliyorsunuz da niye simdi bana bunlar yazdiysa dogrudur diyorsunuz?' demek zorunda kaldigimi hatirliyorum ben.
Oranin daha marjinal insanlarindan veya akimlarindan alinti yapip link verme sebebim de biraz boyle bir sebep. Karsimizda gorduklerimizi duz degerlendirmeyelim, oralarin ic cekisme ve problemlerine bizim tarzimizla bakilarak ogrenilecek cok sey varken bu imkanlari yok saymayalim istiyorum. Insanlarimiz Ingilizceyi yeni moda 'bilmemne World' turu zottirik sitelerinin veya bilmemneredeki pahali cul caput dukkanlarinin isimlerini dogru telaffuz etsinler diye ogenmiyorlar herhalde.
Dort bucuk asirlik jigolo sektorumuz/ Murat Bardakci..
YanıtlaSilVe, okumayanlar icin, onceki gun, Haberturk'te yayinlanan, Bardakci'nin da bahsettigi yazi.
***
Elimde bi kitap var ama tamamini okuyabilcegimi sanmiyorum. Satilik Erkeklik/Ayse Kudat.
Orada, 149 syf da, fahise ucretlerini, Kirgizistan'dan bi ornekle aciklamis. Bir cok yabanci kadinin saatlik ucreti 1 dolara kadar duserken, ekstra taleplere karsilik en fazla 50 dolari buluyormus.
Buna ragmen. bir erkek fahisenin ucreti en az 50 dolardan basliyor ve bolgede calisan ABD askerlerine verilecek hizmetin karsiliginda 250 dolara kadar cikiyormus.
Turkiye'de genelde goc ile buyuk sehirlere gelmis fakir ve yakisikli genc cocuklarin bu ise girdiklerini de yine orneklerle anlatiyor..
Erkek fahiselerin musterileri cogunlukla erkeklerden olusuyormus. Kadinlarin Roma devrindeki durumlarindan ornekler verse de, uzunca bir donem parasal iktidari olan kadinlar disinda bu erkeklere talep olamamis.
Modern kadinin, is hayatinda daha fazla yer almasi ve ekonomik olarak guclenmesiyle birlikte, artik bu erkeklerin musteri portfoyunde yeterince kadinin da oldugunu soyluyor.
***
Ulkemizde de fakirlik arttikca saati 250 TL'ye bu isi yapmaya ozenen genclerin, erkeklerin sayisi artacaktir..yazik!
(Kitabin tamamini okuyamam dedim cunku yuregim kaldirmiyor..Uzunca bir bolumunde zenginler tarafindan somurulen, fakir ulkelerin oglan cocuk fahiselerinden bahsediyor. Hayata ve dunyaya dair umutlarim koreliyor, bakis acim hepten karariyor. Bencilce mutlu olmaya cabalarken gerceklerle yuzlesmekten kacis bunu adi biliyorum ama 'cok aci var!' deyip gidip kopruden atlamamak adina boyle yapmak durumundayim.)
YanıtlaSilBenimkilerden daha duzgun ve guzel gorunuyor, suraya da bi bakin derim:)
YanıtlaSil