Tam bir yil once, 01.10.2009 da yayinlamisim bu yaziyi ve 'simdilik memleket manzarasi degil bu haber' diye baslamisim.
Evet, beklenen oldu ve nihayet memleket sinirlarindan giris yapti bu aparat.
kadinca.net sitesine reklam verilmis ve oradaki baglantidan da urunun tanitim sitesine (yapaykizlikzari.com) ulasilabiliyor.
Ürün kesinlikle cinsel bir fantazi ürünüdür.
ABD ya da bati ulkelerinin pazarlarina fantazi urunu olarak pazarlanabilir belki ama bizim gibi bekaretin ahlaklilik sertifikasi oldugu ulkeler icin, lutfen kulahimizla muhatap olsunlar.
Bal gibi de, bizdeki asil hedef kitleleri, kadinlar!
Hatta en dogru ifadeyle, 'caresiz kadinlar'..
Nitekim, sitedeki yorumlariincelerseniz, cumlelerden sizabilen 'aciliyet, caresizlik, kaygi'hallerini kolayca algilayabilirsiniz.
Oradaki kadinlarin yani mustakbel kadin musterilerin, sonucta birer yalanci ve sahtekar olduklarini da soyleyebiliriz belki ilk kalemde.
Fakat, derin bir soluk alip dusunursek, bu topraklarda 'ilk gece' diye cok onemsenen bir kavram oldugunu ve o cok onemli gecede akmayan birkac mlt kanin nelere kadir oldugunu, erkeklerin/ailelerin sirf bu yuzden kizlarini 'bozuk cikti' diye oldurmekten 'kanlarini akitmaktan' dahi cekinmediklerini dusunecek olursak, bu basit 59 tl'lik aparatin, pekcok kadin icin kurtarici rolunde olacagini da gormezden gelemeyiz..
"YKZ'nin icadi, kadinlar icin bir tur milattir" gibi iddiali bir laf etmekten cekiniyorum. YKZ'dan once; YKZ'dan sonra gibi, iki farkli devire vesile olup, 'evlenmeden olmaz' diyen kizlari bu konuda gevsetecek midir ondan da cok emin degilim.
Yalniz, sundan eminim ki, bu minik kirmizi toz ve sivisi, bazi erkekleri 'kandiriliyor muyum acaba' gibi bir tur paranoyakliga surukleyip, hepten olumsuz sonuclara ve haberlere de vesile olabilecektir.
01.10.2009 basligi:
Şimdilik memleket manzarası değil bu haber. Bizim gazetelere güvenmedim, gittim baktım, BBC duyurmuş dünyaya.
Neymiş?
Çin, bekaretin önemli olduğu müslüman ülkeler için, "sahte kızlık zarı" ya da başka bir ifadeyle "sahte namus" ihraç etmeye başlamış. Mısır'lı El Ezher Profesörü de bu aletin kullanımına ve ülkeye sokulmasına şiddetle karşı çıkmış. Hatta, idam fetvası bile vermiş.
Evet, görülen o ki; genç kızların en önemli çeyizi olarak görülen 'bekaret', yakın zamanda işportaya düşecek ve sadece 15 dolara herkes tarafından da satın alınabilir olacak!
İşportaya düşecek diyorum, zira; Sağlık Bakanlığı'mızın sahtekarlığa prim vermeyeceğini düşünürsek, bu aletin bizim ülkemize de illegal yollardan gireceği, fakat alenen eczanelerde, marketlerde satılamayacağını öngörmek için falcı olmaya gerek yok.
Diyanetimiz El Ezher gibi ölüm fetvası veremeyeceğine, Viagra da aslında bir tür sahtekarlık olduğuna ve artık alenen satıldığına göre; olmaz da oldu ve bu alet bizim ülkemize de bir şekilde girdi diyelim.
Sağlık Bakanlığı ya da ota b.ka maydonoz Tarım Bakanlığı da otomatikman by pass oldu.
Eeeee, n'olacak şimdi?
Kaldık mı belaya?
Malum, Çin'li müteşebbisleri, "Çin'den yumurta alsan sarısı çıkmaz" lafıyla anıyoruz, Çin malı kullansak da, hal böyleyken, hayati öneme haiz olan bu sahte kızlık zarının sağlamlığına nasıl güveneceğiz?
Semt pazarlarında, orada burada tezgahlara düşse bile, test edildi onaylandı mührünü kim vuracak?
Benim önerim, Dubai'de bulunan ve muhtemelen bu alete ulaşması en kolay olan Ayşe ablamızın, önce bir denemesi ve köşesinden okurlarını rahatlatacak "test edildi, onaylandı" yazısı yazmasıdır.
Aksi takdirde, kimse bu aleti alıp canını riske atmaz, made in china şeysine güvenip rol kesmeye de kalkmaz.
Bu işin bir tarafıydı..
Hadi işportada, vapurda değil de, öyle oldu böyle oldu, eczane raflarına yerleşti diyelim.
Hadi işportada, vapurda değil de, öyle oldu böyle oldu, eczane raflarına yerleşti diyelim.
Elini kolunu sallaya sallaya, 24 saat güvenlik kameralaryla korunan eczanelerden, bunu satın alabilecek kaç babayiğit kız var sanıyorsunuz?
Satın alma anınızın bir gün youtube'a ya da benzer yerlere düşmeyeceğine dair en ufak bir garantiniz var mı artık?
Hele hele küçük şehirlerde, ne mümkün!
Bizimkilerin eczanesinde gece nöbetinde muhabbet olsun diye kalmışlığım vardı bir kış günü.
İki adam gelip tam birşey alacaklarken, sırıtıp vazgeçip gitmişlerdi. Ben niye öyle yaptıklarını anlamayınca kalfa izah etmişti. Meğer prezervatif alacaklarmış, ben ortaya çıkınca utanıp geri dönmüşler.
Aynı şeyi göğüs büyültücü losyon almak isteyen kadınlar da yaşıyorlardı. Sırf onlar için bir tane de kız alınmıştı ön tarafa. Özellikle muhafazakar hanımlar "göğüs büyültücü" istemeye utanıyorlarmış ve erkek kalfaya söyleyemiyorlarmış.
Eskiden ped reklamları çıkınca benzer sorun yaşanırdı evde. Erkek kardeşi ya da yeğeni olanlar beni anlayacaklardır. Kazara çantanız, çekmeceniz açık kalıp pedinizi filan gördüyse, televizyonda reklam dönerken herkesin ortasında, "Aaa! Teyze bak seninkinden" diye kızartıverir sizi veled!
Neyse, bu alet Türkiye'ye girerse muhtemelen yine internetten satılır!
Güneydoğu'da köydeki kızın da zaten gücü yetmez, kredi kartı yoktur!
***
Çok uzattım, Çin'li müteşebbis yapacağını yaptı ve bence müslüman erkeklerin düğün gecesinin içine etti:)
Artık herkes paranoyak olacak ve "Acaba?" diyecek..
Oh olsun!
bknz:

Aslında ahkam kesmek denilebilecek cümleler vardı bu yazıda, vazgeçtim, değiştirdim..
YanıtlaSilKişisel olarak fikrim şudur:
Bakire kız istemeyi kendinde hak gören erkeklerin, kendilerinin de bakire olması gerektiğini, aksi takdirde böyle bir şeyi talep etme hakları olmadığını düşünüyorum!
Kutsal sayılan evlilik kurumuna atılacak adımda yalan söylemek zorunda kalan kızın karşısındaki adamın geçmişinin pür-i pâk olup olmadığını delillendirecek hiçbir aletin olmaması da zaten bizim cinsimizin bir diğer şanssızlığı..
***
Neyse;
Bir ton yazı okudum bu tabuyla ilgili,
Biri şurada
Yine değişik bir konuyu sıcağı sıcağına neredeyse BBC ile yarışarak bizlere aktardınız YÖ Hanım, teşekkürler. Yazınızda konuyu tüm kritik yönlerden yorumlamışsınız da.
YanıtlaSilYasal olsa da yine kaçak tezgahlarında çok daha ucuza satılacağı açık.
Benim söyleyeceğim, legal ya da illegal ulaşılabilir olur ve kanıksanırsa nurtopu gibi bir yeni paranoyamız oldu demektir. Türk'ün çakma zarla imtihanı.
Tenkit Bey,
YanıtlaSil"ÇAKMA ZAR" lafı çok hoş olurdu başlığa, niye aklıma gelmedi benim, tüh:)
***
Bakire kız fetişi olan Arap şeyhlerine, diktirilip diktirilip pazarlanan hayat kadınları efsanesi doğruysa eğer, bazı sektörlerimiz kâra geçecekler demektir:P
Y.Ö hanım,
YanıtlaSilbir zamanlar bir arkadaşım erkeklerin sünnet olmaları gibi kadınlarında bekaretlerinin belli bir yaşta, bir operasyonla yok edilmesi gerektiği fikrini öne atmıştı.
Sarılığa karşı, gece ayazda bekletilmiş küçük abdest höpürdetilebilen, gördüğü yanığa mentollü, limonlu, karbonatlı, olmadı 7si birarada diş macunu bandırmanın normal olduğu memlekette, böyle bir ürüne sırf Çin'de yapıldı diye önyargıyla bakılmaz kanaatindeyim diye eklemek isterim.
YanıtlaSilDamat adaylarından talep ettiğiniz bilgi ve belgeler yerine, yeni duyduğum bir ilacı ara ara denemek daha doğru derim. Erkekler içiyormuş, son bilmemkaç saat içinde ilişkide bulunmuşlarsa renkleri mi ne kızarıyormuş. Cidden, yeni çıkmış sanırım ya da ben yeni duydum.
Örneğin çocukla her buluşmada, tuvalete gitme falan durumlarında yediğine içtiğine atılabilir, istemeye geldiğinde kahvesine atılabilir vs.
Y.Ö Hanım affınıza sığınırak bloğumuzun erkek sakinlerine insanların birbirinin yüzlerine kolay kolay soramayacakları, hoş sorsalar bile karşısındaki kişinin nasıl cvplasam diye kıvrım kıvrım kıvranararak doğru düzgün cevaplayamadıkları bir soru sormak istiyorum.
YanıtlaSilSizden önce başkası/başkalarıyla birlikte olmuş bir kadın için standart bir değerlendirmeniz vardır? varsa nasıl değerlendirirsiniz? yoksa spesifik olarak bu olayı değerlendirmenizdeki kriter/kriterler ne olur?
Sevgili Pınar,
YanıtlaSilBiz ne dersek diyelim bu tabular milim yerinden oynamaz!
Benim erkek kardeşim meşhur bir lafı söyler durur;
"Kız dediğin İstanbul gibi olacak, fethi zor Fatih'i tek"
utanmasam ona "olm, İstanbul'un ırzına geçmeyen mi kaldı" diyeceğim de diyemiyorum işte:)
Ama onun belki bunu istemeye hakkı var çünkü kendisi de bakir:))
Ben şu, eğlenilecek kızlarla eğlenip eğlenip, ondan sonra analarını evlenilecek kız bulmaya yollayanları kastediyorum esasen..
Bu çakma zar onlara müstehak!
Damat adaylarından talep ettiğiniz bilgi ve belgeler yerine, yeni duyduğum bir ilacı ara ara denemek daha doğru derim. Erkekler içiyormuş, son bilmemkaç saat içinde ilişkide bulunmuşlarsa renkleri mi ne kızarıyormuş. Cidden, yeni çıkmış sanırım ya da ben yeni duydum.
YanıtlaSilÖrneğin çocukla her buluşmada, tuvalete gitme falan durumlarında yediğine içtiğine atılabilir, istemeye geldiğinde kahvesine atılabilir vs.
Aman Tenkit bey n'aptınız siz:))))
Bu herneyse, kaça satılıyorsa Kongo'dan bile alıp getirelim, her akşam çorbaya koyup aldatma testi yapalım:)))
Adamın kazara kızaracağı tutarsa vay haline!
Pınar Hanım, benim yukarıda yazdığım buna cevaptı..
YanıtlaSilbir zamanlar bir arkadaşım erkeklerin sünnet olmaları gibi kadınlarında bekaretlerinin belli bir yaşta, bir operasyonla yok edilmesi gerektiği fikrini öne atmıştı.
Erkeklere sorduğunuza değil yani, onu sonra farkettim..
Y.Ö hanım,
YanıtlaSilBen şu, eğlenilecek kızlarla eğlenip eğlenip, ondan sonra analarını evlenilecek kız bulmaya yollayanları kastediyorum esasen..
bu konuda erkekler için şartlar "malesef" ki eskiye kıyasla biraz zor. çünkü artık eğlenilecek kızlar öyle sayısı 3-5 sınırlı değil. ve "eğlenilecek kız" denilen pavyon, sokak, muhtelif yerler kızlarıyla eğlenmek erkeklerimizi kesmiyor. istiyorlar ki kendileriyle sanat, siyaset, günlük hayat konularınyla konuşan kızlarla eğlensinler. ve bu tür eğlencelerde tek başına yeterli olmuyor bir müddet sonra ateş- barut meselesinden dolayı. gün geliyor devran geçiyor erkeğimiz anlıyor ki bu kızımız kendine uygun değil, hafif kız, çünkü onunla öpüşmüş, sevişmiş artık nereye kadar gittiyse... bir bahanesini buluyor bu kızdan ayrılıyor. anasını yollara düşürüyor "O km" kız bulmak için kendine. Zavallı anacığı, araya sora "0 km" bir kız buluyor kendisine. evleniyorlar düğün- dernek, gerdek geçiyor. namusun bayrağı kanlı çarşafın üstünde huzurla uyuyor delikanlımız. şu dünyada huzur neden hep kısa sürdüyse işte, onu da bir huzursuzluk kaplıyor gidiyor. aklına eğlendiği ex kız arkadaşının da bakire olduğu/olabileceği geliyor, bir başkasını ex kızarkadaşınında kanlı çarşafla huzur içinde uyutabileceği vesvesesi aklından bir türlü çıkmıyor...
hoşgeldin paronoya... Namusszular, iki yüzlüler için ne iyi yaptın da geldin :-)))
Uzman Tv linklerine tıklayın lütfen..
YanıtlaSilYÖ Hanım el insaf,
YanıtlaSilyeni çıkmış bir ilacı adamcağızın çorbasına her Allah'ın akşamı atarsanız, vay hemcinsimin haline. Artık zamanla 3.bir kulağı mı çıkar, cyborg a mı döner bilinmez.
Şaka bir yana, konu oldukça hassas olduğundan ciddi birşeyler yazasım gelmiyor. Hele ki Pınarrr Hanım sanki aportta bekliyor gibi hissediyorum. Ama gözü karartarak birkaç kelime edeyim. Bism.
Yukarıdaki yorumlardan, karşı cinse karşı hissedilir bir önyargı ve şartlanma içinde olduğunuzu anlıyorum. Umarım yanılıyorumdur. Biz erkekler diye başlayan bir cümle kurmamaya özellikle dikkat ederek, evlilik öncesi ilişkilerde sanılanın aksine birçok erkeğin hassas davrandığını söyleyebilirim.
Öngörülenin aksine, her fırsatı, ilişkiyi bir güreş müsabakasına çevirme uğraşı içinde olmayan, kendini evliliğe saklayan ve en büyük çapkınlığının Zekeriya Beyaz Hoca'nın oteldeki konulu film boyutunda kaldığı erkek oranı hiç de az değildir diyebilirim.
Erkeklerin evlilik öncesi bazı tecrübeleri yaşamaya meyilli olmalarının belki de en önemli sebeplerinden biri, ilk gece olgusuna hazırlıklı olabilmeleri, o hayati meseleyi kotarabilme kapasitelerinden emin olma kaygılarıdır.
Seçicilikte ise birçok erkek için kardeşinizin kriterlerine yakındır denebilir. Ama büyük de konuşmamak gerekir. Kişisel gelişimle birlikte olmazsa olmazların değişmesi, artması ya da azalması, şu konu daha önemliymiş boyutuna gelmeler yaşanacağından, Pınarrr Hanım'ın tabiriyle O km imiş, benim tabirimle acaba km ile oynanmış mı (çakma teçhizatlar da çıktığından mütevellit) gibi soruların önemi olmayabilir.
Dediğim gibi konu zor ve çok bilinmeyenli. Saç sakal birbirine karışık tükürülmüyor, değnek tümden bulanmış uçları ne yapayım.
YY ya da Bülent Bey'in olay mahalline yetişip, durumu toparlayacağına inancım tamdır.
Tenkit Bey,
YanıtlaSilAşkolsun Rüştü beyi neden zikretmediniz ki:-)
Pınarrr Hanım,
YanıtlaSilFutbolla hiç aram olmadığındandır. Kaleci Rüştü birşey mi yaptı Can Dündar vari, kaçırmış olabilirim.
yok, antropologcu Rüştü beyi kastetmiştim :-)
YanıtlaSildüşündüm de bu soruyu sadece bloğumuzdaki beylere sorarak haksızlık ettim :-P bir diğer versiyonuyla kadın erkek eşitliği mefhumunda bloğumuzdaki bayanlara da soralım.
Sizden önce başkası/başkalarıyla birlikte olmuş bir erkek için standart bir değerlendirmeniz vardır? varsa nasıl değerlendirirsiniz? yoksa spesifik olarak bu olayı değerlendirmenizdeki kriter/kriterler ne olur?
soruyu ben sorduğum içim kopya olmasın diye en son ben cevaplayacağım :-P
Bu konular zor konular. Nereden nasil baslanacagi belli olmayan, her adimbasi anekdotlar (kisa kisisel/subjektif anlatilar) ile tuzaklanmis seyler.
YanıtlaSilBenim buyudugum devirde (tas devri ile maden devri arasi bir zaman araligi) karsi cins hakkinda hic bir sey bilmezdik. Ana avrat kufettigmiz olurdu da, bu laflarin nesenelerinin ne oldugunu da bilmezdik.
Bizden onceleri de oyleymis; cunku, benim rahmetli teyzem --10-12 yaslarindayken-- her nasilsa tepesini attiran bir yaslica adama uluorta (ve galiz sayilacak) bir kufur ettiginde, muhatabi olan yaslica adam piskinlige vererek "fakat, ne ile?" diye sordugunda teyzem adamin ne dedigini (niye boyle dedigini) uzun yillar boyunca anlamamis..
Teyzem, rahmetli, sulalede bir taneydi.
Yani, bizim sulalede kadinlari bir yana, erkekler de kufur etmezlerdi. Cok olsa, 'essek', 'seddeli essek', ya da 'essoglu essek' derlerdi.
Babannem haric tabii ki. O da kufur etmezdi; ammmaaa, biz torunlarinin yaramazliklari uzerine soyledigi bazi sozlerin ne anlama geldigini ancak simdi anliyorum.
Neyse.
Diyecegim o ki, benim yasadigim devirlerde kadinlar hep abla, kardes, tezye, hala, nine, anne filandilar..
Sonra aniden devir degisti. Feza cagi basladi; ve ne oldugunu anlamadan, aniden, 'karsi cins' diye bir sey peydahlandi.
Onlari anlamak imkansizdi; kime karsi olduklarini bile anlamiyordum.
Korkuyordum.
O siralarda diyar-i kuffara dustu yolum --tahsil-i ilm eylemek uzere.
Aaa.. bir de ne goreyim..
Bu 'karsi cins' bana karsi filan degilmis.. olsa olsa birbirlerine karsiymislar..
Bana hic kotulukleri olmadi.. sikayet edecek bir sey bulamam, Allah icin.
Fakat, duvarlardan birinde soyle bir graffiti okumuslugum da vardir:
"To all virgins: Thank you for nothing!"
Goruldugu uzere, bu konu karma-bulasik bir mesele ve kimin kimden neden sikayet ettigi de kolayca anlasilir degil.
Daha anlasilir ve konuya muteallik bir yaziyi Bulent beyin yazacagina eminim --cunku, ben yiginla detayi hatirlamayacak kadar yaslandim.
Gidip kurulanacagim; fakat ne kadar fayda eder bilemem.
Pınar Hanım,
YanıtlaSilPeygamberin hayatına baktığımda, ilk eşinin değil bakire, kendisinden evvel iki kez evlenip ayrılmış, 20 yaş büyük dul bir hanım olduğunu görmüştüm.
Ayrıca evlenme teklifini de o hanım yapmıştı.
Sonraki evliliklerinde de Hz Ayşe hariç hepsi dul hanımlardanmış.
Eğer bakire kız meselesi "dini" bir mesele olsaydı bence hayatıyla her konuda örnek kabul edilen peygamberin kendisi bu tercihi yapardı.
Dolayısıyle, dindar erkeklerin herşeyden önce bu kıstası bir kaale almaları gerekir.
Lafla dindar olmak kolay!
***
Kadınlara yönelik sorunuza ise sonra cevap vereceğim:)
Y.Ö hanım,
YanıtlaSilDolayısıyle, dindar erkeklerin herşeyden önce bu kıstası bir kaale almaları gerekir.
hala aklı başında olup, alkol, ot vs kendisine musallat olmamış her müslüman genc erkeği bilir/bilmelidir ki hassas olunması gerekn mesele bekaret meselesi değil zina meselesidir.
burda topu dine atmak doğru olmaz. erkeğe evlilik öcesi ve evlilik dışı cinsel özgürlükleri tanıyan erk gelenektir hem de tamamı ile dinden bağımsız bir gelenek.
abla sen hep yaz,hep yaz.ben bu yazını da mailden dağıtacağım mahzuru yoksa.yorum yazıp tartışacak yüzüm yok,günahım çok.
YanıtlaSilBen karismayayim bu ise cok fazla. YY beyden biraz kucugum ama burada yasadigim devir simdikinden baska bir devirdi, baska devir olmayan devirde yasadigim yer burayla alakasiz. Simdi burada bakabildigim cevre evli veya bosanmis 30 ustu 40 ustu insanlarla doluyken, bekaret konusu kimsenin aklina bile gelmiyor bence. Sadece bu blogda duyuyorum bunu. Yani, ben bildigi toparlayabilsem ve yazmak istesem dahi kimseye bir faydasi olmaz.
YanıtlaSilHüseyin S kardeşim,
YanıtlaSilsize de söyleyeyim. sinema kritiği diye bir etkinlik yapacağız inşallah. ekimin 15 ine kadar Azınlık Raporu adlı filmi izleyip, daha sonra kritik edeceğiz (önce kritik edip sonra izleyemeyeceğimiz için tabi sıralama böyle oluyor .-)). sen de katılırsan sevirim/seviniriz.
takip etmeye çalışırım pınar.beni efkar bastı,bu konuda.
YanıtlaSilY.Ö Hanım,
YanıtlaSilNeyse, bu alet Türkiye'ye girerse muhtemelen yine internetten satılır!
Güneydoğu'da köydeki kızın da zaten gücü yetmez, kredi kartı yoktur!
Belki devletimiz ön ayak olurda bu haltı tek başına yiyip başına bekaretini kaybedip, hem ailenin hem ülkenin başına bela olan bu kızlarımızın öldürülüp el aleme rezil olmamızdansa sosyal devlet olmak babından sağlık ocaklarında bedavaya dağıtır bu aleti/ilacı (her neyse artık).
Hüseyin,
YanıtlaSilSağol ama, yok, o dediğini yapma lütfen. Sen yorum yazmak istediğin zaman yaz, biz okuyalım burada, yeter.
Hüseyin S,
YanıtlaSilbeni efkar bastı,bu konuda.
senin bir erkek olarak bu işte tuzun kuruyken bile efkarlandığını düşünerek işi yaş olan kızların (bu durumda kız demek ne kadar uygun düşer)durumunu artık sen düşün.
Ben de bu konuyu çok mu abarttım ne:-) kimsenin iştirak etmeyecek kadar önemsemediği bir konu üzerine kendi kendime mi konuşuyorum yoksa :-))
Pınar,
YanıtlaSilAslında her bakımdan bu aletin ülkeye girmesi tehlikeli bence.
Paranoyaklığı tutacak erkekler, tutup kızı düğün öncesi hastaneye bile götürebilirler.
Ya da, ne bileyim o meşhur çarşaf bekleme adeti halen devam ediyorsa bir yerlerde, suni kan olmasından şüphe edilip yine rezillikler çıkabilir.
Yani töre cinayeti ihtimali olan yerlere zaten bu aletin ulşaması mümkün olmadığına göre, kimseye pek bir hayrı dokunmayacak demektir.
ek:
YanıtlaSilBelki de şu "kızlık raporu" denilen şeyin verilmesini yasaklamalı devlet!
düzeltme: "haltı tek başına yiyip, tek başına bekaretini kaybedip..." olmalıydı.
YanıtlaSilBen Almanya'dan bir hanımı bekliyorum bu başlığa ama, gelir yorum yazarsa sürpriz olacak benim için:)
YanıtlaSilO kendini biliyor, baş harfi Emine:)
Konu dışı:
YanıtlaSilPınar, "Devletimiz" demen çok hoşuma gidiyor:)
Bu tur konulari istedigimiz kadar magazinlestirebilir, istedigimiz kadar da kisisellestirebiliriz.
YanıtlaSilFakat, bence meselenin ozu; yani, bu 'bekaret zari' dedigimiz seyin ima ettigi sey, neslin devami meselesidir.
Yani, erkek ve kadinin evlilik isimli mukavele ile bir araya geldigi ortaklikta, kadinin daha once bir erkekten hamile kalmis olmasi ihtimaline karsi bir tedbirdir.
Ilkel bir tedbir; daha dogrusu ilkel bir olcuttur.
Bekaret zarinin kazara zedelenmesi sozkonusu olabildigi gibi, bekaret zari zedelenmeksizin hamile kalinabilmesi de mumkundur.
Dolayisiyla, giderilmek istenen endiseler icin hic de uygun bir gosterge degildir bekaret zari. [Bu endiseleri gidermek icin peydahlanan bir baska gelenek de 'balayi'dir.]
Fakat, her ikisi de cok karabalta tekniklerdir.
Bugun, artik, hem balayi gelenegine hem de bekaret zarina ihtiyca duyurmayan ve giderek de hem yayginlasan hem de ucuzlayan bir teknik var: DNA testi.
Yanlis bilmiyorsam, hamilelik sirasinda dahi yapilabiliyor artik DNA testleri.
Hal boyle iken, "bu kadin benden once baska birinin koynuna girdi mi?" gibi aslinda sacma bir soruya cevap aramak yerine, "bu velet/cenin benden mi?" gibi cok daha dogrudan bir sorunun cevabina bakmak cok daha akillica olacak.
Sacma bir sorudur cunku, bir defaya mahsus sorulabilen "bu kadin benden once baska birinin koynuna girdi mi?" sorusunun cevabi, daha sonralari sorulabilecek olan "bu kadin benimleyken baska birisinden hamile kaldi mi?" sorusuna cevap teskil etmez.
Diyecegim o ki: DNA testinin ne ise yaradigi hakkinda erkeklerin bilgilendirilmesi gerekiyor.
YY bey,
YanıtlaSilBu dediginiz mantikli da, bu konuda edilen sozler (burada da degil veya sadece burada degil) sizin dediginiz isin oturabilecegi [bir?] temel o olsa dahi baska bir mekanizmenin onun ustune bindigini goruyoruz. Bunun denemesi bedava, mesela adamlara 'bu islerde sizden cok daha tecrubeli biriyle evlenir miydiniz?' diye sorulabilir mesela. Veya, daha onemlisi, annelerine.
Bulent bey,
YanıtlaSilIste, o tur takintilar --ebeveynlerin maydanozlugu, daha tecrubeli birisi (kadin) ile evlenmek istemeyisler filan-- problemin kendiliginden baska turlu cozulmesini dayatiyor:
Evlilik neden cok gerekli.
Sunun icin soruyorum: Evlenmek haric, erkekler hic de cekingen davranmiyor kendilerinden daha tecrubeli bir kadinla yatmak konusunda. Ebeveynler de bu durumlarda seslerini cikarmiyorlar pek.
O zaman, hem dogmus (ya da dogacak) veledin haklarini hem de taraflarin birbirlerine karsi haklarini savunmalari icin gerekli hukuki temeli yine de DNA testlerinin uzerine insa edebiliriz.
Cogu yerde, ve Turkiye'de de, evlilik-disi dogmus veletler --yeni duzenlemeler sonucunda-- evlilik-ici dogmus veletlerle hukuk onunde (veraset filan) esit tutuluyor.
Henuz halledilmemis bir konu, babalik davasini kazandiktan sonra, kadinin erkekten nafaka almasi meselesi.
Bu da halledildiginde, evlilik, aslinda pek de gerekli olmayacak gibi gorunuyor.
Gelismelere bakarsak, giderek, 'bir yastikta kocamak' daha da nadir hale gelecek gibi gorunuyor zaten.
Nisandi, dugundu, nikahti, baslik parasiydi, mehirdi, ceyizdi filan gibi tantanalari kaldirip konuyu esastan halletmek zamani bence cok uzak degil.
Erkeklerin ilk kez özgürleştiği bir dönem açılıyor. Artık kadınların onlara başkasının çocuğunu kakalama riskini taşımak zorunda kalmayacak.
YanıtlaSildeğerleri erkek kardeşlerimi bu boyundurluktan kurtuldukları bu altın çağa ulaşabildikleri için tebrik ediyorum.
yüksek ökçenin kardeşinin biran önce bu bilinç düzeyine erişip erkek özgürlüğünü hissedecekleri bu çağı 7. yy arap erkeğinin düşlerine tercih edeceği günlere kavuşmasını diliyorum.
ne olacak ? hiç ? genç nesiller bu kasıntılı, stresli garip geçmiş zaman insanlarını uzaylı gibi algılayacak..
insanlar yine evlenirler. kadınların birey olduğu toplumda erkekler de kendilerine birey bulmak zorunda kalırlar. bu da iyi bir şey.
ilk defa serbest piyasa terminolojisi kullanacağım. kadınlar kendilerini en fazla değerli nesne olarak anlam verdikleri bir dünyada değil, yaşam kuracakları bir dünyaya gözlerini açacaklar..
ama toruna yetişse bar..
Yamık Yumuk Bey,
YanıtlaSil"Nisandi, dugundu, nikahti, baslik parasiydi, mehirdi, ceyizdi filan gibi tantanalari kaldirip konuyu esastan halletmek zamani bence cok uzak degil."
Bingo. Evlenmenin bu kadar maliyeti varken erkeklerin ara çözümlere yönelmek istemesi tabiidir.Zina yapmayın deniyor ama meşru yollarda da iş yokuşa sürülüyor, yukarıda bahsettikleriniz gibi.Bir de bunlara kızların antin kuntin isteklerini ekleyin.Evlenmenin hem psikolojik hem iktisadi maliyetlerini gözönüne alınca zina yapmak iyi bir seçenek oluyor.
Bu evlenme işlerinin kolaylaştırılması lazım.
Knz hanim,
YanıtlaSilyüksek ökçenin kardeşinin biran önce bu bilinç düzeyine erişip erkek özgürlüğünü hissedecekleri bu çağı 7. yy arap erkeğinin düşlerine tercih edeceği günlere kavuşmasını diliyorum.
Bunu ona iyilik olsun diye mi istiyorsunuz? Yani dediginiz sekle girerse daha mi iyi hissedecek kendisini yahut daha faydali isler mi yapiyor olacak? Bazen, insanlar, ne yapacaklarinin belli olmasini, kendilerine tayin edilen rolun tek hareket tarzlari olmasini, ne dusuneceklerinin hem belirli hem cevrelerindeki insanlarla uyumlu olmasini tercih ediyorlar. Duz bakisla bilincli diyebilecegimiz bir tercih degil bu belki ama derin kokleri olan ve netice olarak nispi bir rahatlik/huzur vs. getirebilen bir tercih.
Bence YO hanimin kardesi hakkinda hangisi hayirli olacaksa o sekilde dusunup oyle hareket etsin. Bir takim cinleri, bilinclenip ozgurlesmek icin siselerden cikartip. 'aman ya su DNA testi islerini de oturtamadi bu toplum, amma ugrasiyoruz' diye dusunmek yerine evlenip, 'fatih' olup 'yaptigim sudur, benden beklenen budur, evdekinden bekleyecegim de soyledir' demesinin kendisine hatta cevresine getirisi daha fazla olabilir. Kalanlara zarari var midir bunun acaba? Bir de isin bu tarafi var. Nasil ki bu toplumda bekaretten bahseden ve onem veren kizlara 'aman ne ugrasiyorsunuz, yapin arkaya atin, hem cinselligin ne oldugu konusunda biraz daha fikriniz olur spekulasyon yapmaktan kurtulursunuz' demiyor isek (ben demiyorum) belli bir yola girmis erkekler icin de boyle olabilir.
Insanlara aman ufkunuzu genisletin, aman bilinclenin, aman tercihlerinizin farkina olun aman bilgiler edinin filan deniyor ama bunlarin onlara ne faydasi olacagi pek soylenmiyor. Burada bir kotu niyet yok elbette, ama belli bir insan modeli/ideali akilda tutularak deniyor bunlar bence. O modelin herkes icin gecerli oldugunundan yahut gecerli olmasinin ne demek oldugundan ben emin degilim. Su soyledir yahut fesmekanin aslinda boyle oldugunu dusunmek makuldur demek baska, filanca sekilde olmalisin demek baska. O tur tavsiye ve temennilerin bir de muhasebesini yapmakta fayda olabilir.
ciselliğin elinin altında olması, DNA, soyun devamı, devam eden soyun senden olduğuna emin olmak, içine su serpilmesi, huzur içinde uyumak...evlilik alt metni bu olup üstü metni sadakat, eşrefi mahlukat, aşk masallarıyla süslenen bir oyundan mı ibarettir. Aman Allahım ne kadarda yalnızız... bir kedi, köpek, kuş (kelaynak kuşları hariç) gibi yaşamak insanı ne kadar mutlu eder? "insan" dedğimiz şey bir yaln mı, sebep sonuç , arz talep ilişkilerinden ibaret bir madde miyiz sadece biz?
YanıtlaSilgerçek buysa ne kadar acı bir gerçeğimiz var...
Pinar hanim,
YanıtlaSilgerçek buysa ne kadar acı bir gerçeğimiz var...
Oyle midir ben bilemem ama ozetlediginiz seyler 'gercek' ise o gercegin 'aci' olmasi gerekmiyor bence. Insanlara rahat/huzur veren kavram ve tarzlarin altlarinda yatan 'gercek'lerin aslinda ustte gorduklerimizle ve gorduklerimize atfettigimiz manalarla alakasiz olma ihtimalinin icerebilecegi bilgi aci veren bir bilgi degil bence. En fazla muazzam bir umman icinde nokta sayilabilecek adalarda aklimizi kullanip bir takim mantik dokulari oturtabiliyoruz, yahut o minicik adalara da isimize gelen taraftan bakip bir seyleri gormeyerek arzu ettigimiz kaliba oturtuyoruz. Bu tur konularda cikarim yapmaya calisan insanlarin durumlari bence o sekilde olbilir.
Oyle mahluklar isek oyleyizdir, buna mi uzulecegiz? Simdi parmaklarimi saydim, bes tane ciktilar (parmakla saydigimim icin tek elimdekileri saydim) bu bana aci gelmedi. Elbette bir hortumum olsa da simdi kalkmadan obur masadaki muzu alabilsem diye dusunebilirim, ama o muzu almayi biliyorum, o muz da benim icin yeteri derecede onemli. Hal bu benim icin simdi: muz yerim sevinirim. Fazla derin degil ama kafi, kafi olabildigini gorebilmem de kikirdamam icin kafi. Akli ufku kisitli olmanin, boyle faydalari da var.
Mr No,
YanıtlaSilSade bir nikah ve bir çift alyans yeterli aslında.
Bunu tercih eden pek çok çift var.
Evlilik bence en çok yaşlılıkta ihtiyaç hissedilecek bir kurum. Yalnız yaşlanmak ve hastalanınca yanında bir tas sıcak çorba verecek bir can yoldaşı olması herhalde öncesinde çekilecek azıcık zahmete değer!
Troçkistlerin evlilik hakkındaki görüşlerini biliyor değilim ama, sakın komün yaşamdan bahsetmeyin yeterince dinlemişliğim vardı bir vakitler:)
YY bey'in bu DNA takıntısına anlam veremiyorum.
YanıtlaSilDNA testi yaptırmak isteyen bir adam düpedüz bana hakaret etmiş olmaz mı?
Senden şüphe ediyorum karıcığım, hadi bakalım marş marş test yaptırmaya gidiyoruz diyecek, ben de tabii canım yeter ki sen iste diyeceğim ha?
Avucunu yalar!
Kardeşim demişken başı belada garibimin!
YanıtlaSilYıllar önce birinci sınıftayken seçimden önce hocalarının biri bunları notla korkutup, otobüslere doldurup, bir yerlere oy kullanmak için kayıt olmaya götürmüştü.
Sonuçta oy kullanamasalar da, orada kayıt olmuş gözüktüler..
Hoca, Mir Dengir Fırat'ın bişeyi oluyormuş ve arkası kuvvetliymiş..
Tabii sonra 60 öğrencinin de bu yüzden başı ağrıdı, mahkemeye çıktılar, ifade verdiler vs.
Ama sabıka kaydı almış da oldular.
Şimdi bu olay yüzünden askerliklerini uzun dönem er olarak yapmaları gerekecekmiş.
Bir arkadaşları dava açmış, kazanmış ve bunlara email atmış, "haberiniz olsun böyle böyle şeyler başınıza gelecek" diye.
Bizimkisi avukat tutmuş onunla uğraşıyor.
Malum hoca da hiçbirşey olmamış gibi akademik kariyerine devam ediyor, destek olmak istediği AKP adayı akrabası da belediye başkanı tabii!
Allah bildiği gibi yapsın hepsini, sahtekarlar!
YO hanim, sizinki yine sansliymis. Siyasetci ve guclu ailelerden gelen akademik titrli insanlarin marifetlerine bir ornek olarak soyle bir rivayet not almistim, onu satayim.
YanıtlaSilYO hanim,
YanıtlaSil'DNA testi' bende bir takinti degil.
Tersine, bir cozum onerisi.
Evet, kulaga ilk duyusta hos gelmiyor; ama, bu sadece bunun nispeten 'yeni bir oneri' olusundan kaynaklaniyor bence.
Sunu demek istiyorum: Evet, bazi Batili devletlerde, bizim 'nufus kagidi' dedigimiz turden belgeler de yoktur; ve, ahali agirlikli olarak boyle seylere karsidir: Merkezi usulde kayit altinda olmak istemiyorlar.
Fakat, bu ulkeler hem bir istisna, hem de uygulamada asagi yukari ayni anlama gelecek baska mekanizmalar kullaniyorlar.
Turkiye'de ise oyle degil; kimsenin merkezi nufus kayit sistemine herhangi bir muhalefeti olmadigi gibi, her adimbasinda herkes birbirinden nufus kagidini ibraz etmesini isteyebiliyor. Kimsenin de bir itirazi olmuyor.
En ozgurlukcumuz dahi bu konuda bir seyler soylediginde, ahali tarafindan 'baska isin mi yok!', 'itin kopugun rahatligini mi dusunuyorsun?!' filan denerek susturuluyor.
Sebebi de basit: Kimin kim oldugunun merkezi bir sistemle takibi --alternatiflerine kiyasla, herkes icin--, daha rahat, kolay ve verimli.
Simdi donelim DNA testi konusuna..
Buyuk bir hasta(ha)nede dogum yapan bir kadinin, dogan bebegin kendisinden (ve, gercekten kendisinden) oldugunu (yani, o sirada dogan bir duzine bebekten birisi ile karistirilmamis oldugunu) nasil teyid edebilecegini bir dusunelim..
Doktorun, ebenin, hemsirelerin islerini iyi yaptigina, kullandiklari kimlik kelepcelerinin hatasiz sonuclari garanti ettigine iman etmeniz gerekiyor. Yani, oradaki hemsirenin --aceleyle, ya da baska bir sebeple-- o kimlik kelepcelerinden birini yanlislikla yanlis bir bebege takmayacaginin yuzde yuz garantisine iman edeceksiniz.
Ben etmezdim.
Cunku, hepimiz insaniz ve hemsire de oyle.
Hata yapmasi halinde, bir omur surecek travmalardan bahsediyor oluruz.
Bir ornek daha: Tup bebek yoluyla cocuk sahibi olacak olanlar..
Dollenmis yumurtanin anneden, dolleyen yumurtanin da babadan oldugunu nasil garanti edecegiz?
Mumkun degil --proseste hata ihtimali yok degil; var.
Trilyonda bir de olsa bile (ki, cok daha yuksek bir ihtimaldir), bu ihtimal var.
O yuzden, en saglikli teyid mekanizmasi oldugu icin, teslim edilen bebegin DNA testini (gerekirse birden fazla ve birbirinden bagimsiz laboratuarlarda) yaptirtmak tek makul cozum olarak onumuzde duruyor.
Bunu, her teslim edilen bebege rutin olarak uygularsak, kimsenin bu testlere itiraz etmesi sozkonusu olmaz bence --hatta memnun da olurlar.
Bu DNA testi isinin cenin safhasinda yapilmasinin yukarida bahsettigimden tek farki, kadina yonelik guvensizlik imalari tasimasidir. Dogru.
Dogru da, erkek-kadin iliskilerinde milyonlarca senelik 'suphe'yi yok mu sayiyoruz --ayni, simdi ilk defa ben mi bundan bahsetmis oluyorum.
Bence hayir.
Hem bekaret konusu hem de balayi uygulamasi hep bu tur suphelerden kaynaklanir.
Bunu konusmak belki hos degil; ama, var olmadigini dusunmek bence saflik olur.
Ve, bugune kadar da cozumsuz kalmis, suphe yuzunden kadinlar (bazan baska kadinlar tarafindan da) tohmet altinda birakilmis, siddete maruz kalmislar. Suphelerin, dolayisi ile supheye dayanan nahosluklarin da giderilmesinin bence en saglikli yolu, cenine DNA testi yaptirtmak.
Senden şüphe ediyorum karıcığım, hadi bakalım marş marş test yaptırmaya gidiyoruz diyecek, ben de tabii canım yeter ki sen iste diyeceğim ha?
Illa da 'ben senden supheleniyorum' anlaminda olmasi gerekmiyor ki.
Daha kabul edilebilir gerekceler var: Mesela, dogacak bebegin hangi hastaliklar tasiyacagini, sakat olup olmayacagini filan gibi --bugun neredeyse her ailenin merak ettigi-- seyleri bilmek istemek..
Kisacasi, DNA testlerinden kacis yok.
{devam..}
{..devam}
YanıtlaSilHosumuza gitse de, gitmese de, ilerde her adimbasinda bu istenecek.
Isverenler ise girerken bunlari isteyecek, sigorta sirketleri isteyecek, baskalari isteyecek.. evlenecek ciftler bile birbirleri hakkinda bunlari bilmek isteyecek.
Bu bilgilerin istenmesini kanunla yasaklamagi deneyecegi ilk baslarda belki, ama --hepimizin bildigi uzere-- asimetrik iliskilerde kanunlar hicbir ise yaramaz; yaramayacak.
Kulaga hos gelmiyor simdilik tabii ki..
Ama, mesela, bir ogretmenin bir baska ogretmenle ya da hemsireyle evlenmek isteyisini mesru kabul ediyorsak --ki, bunu, her ikisi de yeterli bir sabit gelir garantisi icin isterler--, taraflarin birbirlerinin iddia ettikleri mesleklerde calistiklarini bir sekilde birbirlerine ispat etmeleri gerekiyor. Bu da, ancak belge ibrazi ile --ya da, kisinin iddiasini baska bir yolla sorusturmakla-- olabilir.
Bunlar mesru ise, DNA testleri de mesru olacak.
Bülent Bey,
YanıtlaSilİzledim ve ben nasıl kaçırmışım bu programı diye şaşırdım, sağolun.
Orada bahsedilen adam gibi olmasa da, bu şekilde kadın zaafını keşfettikleri erkek hocaları parmaklarında oynatan kızlar da tanıdım ben.
Kaybedecek birşeyi olmayan çok insan var dünyada malesef ve mezuniyet kaygısı herşeyin önünde gelebiliyor bazen ne yazık ki!
***
Bizim olayda ise çocukların salaklığı da sözkonusu ki bu çocuklar aptal çocuklar da değiller.
Çoğu fen liseli zeki çocuklar..
Nasıl kanmışlar gitmişler, haberimiz de olmadı ve öğrenince iş işten de geçmişti.
Annem babam çok üzülüyor, mevcut işini de etkiler diye korkuyorlar, dört aydır çalışıyor ve iyi de maaşı var.
O zamanlar hırsla Uğur Dündar'a ya da benzer kişilere haber vermek gerektiğini düşünüyordum, vazgeçmiştim. Şimdi üzerinden çok sene geçti, seçim zamanı filan da değil, kimse iplemez.
Ama olan bu çocukların ailelerine oluyor böyle..
Hem maddi hem manevi ceremesini biz çekiyoruz şimdi:(
YY Bey,
YanıtlaSilBakıyorum, doğum hemşiresine güvenmiyorsunuz ama DNA testi yapacaklara güveniyorsunuz.
Babalık testi sonuçları yanlış çıkan kaç vaka haberi okudum ben..
Girersiniz doğuma, kucağınıza alırsınız ve kendiniz taşırsınız bilekliğini de siz takarsınız olur biter.
Karınıza ömür boyu izi kalacak bir şüphe/aldatma imasını bu yolla dikte ettikten sonra sanıyor musunuz ki herşey eskisi gibi olur?
Artık size güvenle sarılabilir mi o kadın?
Yazıyı anlamak için TV izleyicisi olmak gerekiyor ama belki netten de hatırlayanlar olacaktır.
YanıtlaSilDaha fazla soyunma Ayşe
Bir de meselenin şu boyutu var. Veda hutbesinde bahsedilen bir ölçü var ki "çocuk kimin yatağında doğmuşsa ona aittir" ölçüsü (bazı kaynaklarda, örneğin diyanetin veda hutbesi tercümesinde zina hariç deniyor. Acaba burada ölçü artık olan olmuş biten bitmiş, doğan her çocuğun masumuyeti ve korunması gerektiği ilkesi gereği hangi evlilik içinde doğmuşsa çocuk araştrılmaksızın o ailenin bireyi olarak kabul edilmelidir ölçüsü mü söz konusudur?
YanıtlaSilBirde işin şu boyutu var (hınzırlık boyutu:-)) Malumunuz artık kadınlar kendi evlerinde dolayısıyla kocalarının yataklarında doğum yapmıyorlar. Ya devlet hastanesinde ya da özel müteşebbislerin hastanelerinde doğum yapıyorlar. Bu durumda da çocuk devletin ya da hastanenin yatağında doğuyor. Müslüman erkek/koca kalkıp çocuk kimin yatağında doğduysa ona aittir derse mazallah işler ne olur:-))) seyreyle dur artık tadına doyulmaz curcunayı:-)))
Bence yanlış anlıyor olabiliriz o tercümeyi.
YanıtlaSilNesebin korunması adına; çocuk yani embriyo kimin döllemesi ile oluştuysa çocuk onundur demek istiyor olabilir.
O yüzden ayetlerle sabit, kadın boşanınca iddet süresi var..Yani hemen gidip başkasıyla evlenemiyor, üç ay bekliyor ki eğer önceki eşinden hamile ise işler karışmasın..
Döşekten kasıt doğum döşeği değil de "aşna fişna döşeği" bence Pınar cığım:P
[Ay edepsiz oldum hepten, ne tefsirler yapardım ben di mi:) İyi ki ilahiyatçı olmamışım:)]
Allah Teala her hak sahibine hakkını vermiştir. Varis için vasiyete gerek yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina yapan için mahrumiyet vardır. Babasından başkasına ait olduğunu iddia eden soysuz yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allahın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların düşmanlığına uğrasın! Cenab-ı Hak bu insanların ne tevbelerini ne de şehadetlerini kabul eder.
YanıtlaSilHımm burada bir tuhaflık var cidden..
Zina yapan için mahrumiyet vardır derken, mirastan mahrumiyeti mi kastediyor ki?
şurası da ilginç. bu işler oralarda liselere kadar resmen inmiş.
YanıtlaSilŞurasıda ilginç.
YanıtlaSilbenim için bu tartışmanın ilginç olan kısmı bir kadının ya da erkeğin evlendiği kişiden önceki hayatı bir diğerini ne kadar ilgilendirir? örneğin daha önce hırsızlık yapmış biri evlendiği/evleneceği kişiye işin hangi kısmını söylemekle mükelleftir? hırsızlık yapmayı yanlış buluyor, yaptığını da bir hata olarak görüyorsa karşısındaki insana yine de bunu söylemesi gerekiyo mu? bana sanki mesele kendi kusur/defolarını söylemek/saklamak meselesinden ziyade o gün , o şartlarda kendini, dünya görüşünü söylemek işin özüymüş gibi geliyor.
YanıtlaSilbekaret konusuna gelecek olursak daha önce bir başkasıyla ilişki yaşamış bir kadın/erkek evlediği evleneceği kişiye bunu söylemeli midir? söylemesi gerekli midir? yoksa buradaki ölçü evlilik dışı ilikilere bakış açısından birbirinini fikrini mi öğrenmektir. zira kişi kendi düşüncesinden farkıl bir davranış yapmış olabilir. işin sağlık yönüde var tabi. Ama artık evlilik öncesi bir takım sağlık taramaları da yapıldığına göre kişinin daha önce yaşadığı ilişki/ilişkiler evlendiği kişi için bir risk oluşturmuyorsa söylenmesinegerek olmadığı gibi bu soruyu karşındakine sormak onun özel hayatına müdahale etmek anlamınada gelebilir.
bu haberdeki nihai kararda benim düşündüğümü doğruluyor sanki.
YanıtlaSil[..]Elif Şafak'ın Aşk kitabını niye bu kadar sert eleştirdiniz?
YanıtlaSil- Bir sanatçının eleştirisi yoktu o yazılarda. Ben sadece Türkçe özürlü bir ev kadınının içinde yer aldığı bir mühendislik projesine yönelttim oklarımı. Bunlar, gerçekte maliyecilerin ilgisini çekeceği türden metinler, edebiyat tarihçilerinin değil. Edebi değil, ticari değerleri var. Sanat değil çünkü, sanatımsı. Yüksek sanatla hiçbir alakası yok!
- Belki de yüksek sanat diye bir derdi yoktur Elif Şafak'ın.
- Yok. Dolayısıyla bizi daha fazla ilgilendiren bir tarafı da yok.[..]
ps:
YanıtlaSilYüksek sanat lafına ve beklentisine katılmıyorum!
Bir okur olarak sanat yapılmak adına süslü püslü yazılmış terâneleri okumak için cebelleşmek yerine, az buçuk da olsa 'anlamak' istiyorum.
Sanat, halk için yapılsın lütfen!
[..]Dindarlığın kadınlara erkeklerden daha çok yakıştığını söylüyorsunuz. Bunu biraz açabilir misiniz?
YanıtlaSil- Gerçeğin bir diğer adı ratio, yani akıl. Kadınların ratio ile irtibatı erkeklerden farklı. Kadında doğa ve yaşam, erkeğe nispetle daha belirleyicidir. Kadın erkeğin yaptıklarını yapmaya, yani erkekleşmeye karar verdiğinde, erkeğin yapamadıklarını yapabilen tarafını kaybetti. Aklı olan kanat çırpamaz. İrfan, insanın akıldan ve gerçekten vazgeçip kanatlanmayı seçmesi demektir. Kadının mutluluğu, uçabilme yetisinde saklıydı. Gerçeğe ve akla tekme atabilme becerisinde. Oysa şimdi kadın akıllandı, erkeğe ezdirmem kendimi diyor. Ama mutsuz![..]
Saçma!
Erkeğe ezilen kadınken, ekonomik anlamda bağımlı iken daha mı mutluydu sanki?
Erkekler bu durumdan mutsuz diyemiyor, kadın mutsuz diyor!
İyi, kadını okutmayalım de de tam olsun bari!
[..]- Bu dönüşümde, sizin tabirinizle 'geciktirilmiş cinselliğin' payı da var mı?
YanıtlaSil- Elbette. Mesela kızlarımın biri 20, diğeri 21 yaşında. Bir sürpriz olmadığı takdirde 27-28 yaşından evvel evlenemeyecekler. Çevremde böyle 30 yaşına kadar cinselliklerini erteleyen binlerce insan var! Sebebi ne olursa olsun bu ertelemenin ruhi ve manevi bir bedeli var ve kolay kolay kapanmayacak derin yaraları, derin acıları...
- Evlilik şart mı cinsel ilişki için?
- Mesele cinsel serbestlikle üstesinden gelinecek denli basit değil. 30 yaşlarına kadar ertelenmiş cinsellik genç ruhlar için ne denli büyük bir yükse, cinsel serbestlik de o denli büyük bir yük! Evlilik öncesi farklı deneyimler ruhun safiyetini zedeliyor; eşlerin birbirlerine hürmetini azaltıyor. Büyümüş de küçülmüş çocukların hayata bakışı ne kadar sağlıklı olabilir? Pamuk Prenses, beyaz atlı prensini, masallarda anlatıldığı gibi, artık uyuyarak beklemiyor. Vaktini boş da geçirmiyor. İşin kötü tarafı, beyaz atlı prens de bu gerçeğin farkında.[..]
Üniversitede dini nikah kıyan ve cinselliğini bu şekilde yaşayan dindar çiftler var!
İnsanlar çıkış yolu arıyor ve sanırım bundan başka yol bulamıyorlar!
Üniversitede dini nikah kıyan ve cinselliğini bu şekilde yaşayan dindar çiftler var!
YanıtlaSilbu da kadını kazıklamanın başka naif bir örneği...
[..]Toplumsal olaylarla başınız bu denli beladayken evliliği yürütememeniz de normal olsa gerek.
YanıtlaSil- 24 yaşında evlendim, iki kızım oldu. 16 yıl sonra ayrıldık. Yaşam modern evlilikler için çok uzun! Ayrıldıktan iki sene sonra eşim ABD'ye master yapmaya gitti. Çocuklarla birlikte oraya yerleştiler. Kızlarım orada liseyi bitirip geçen yıl üniversiteye başladılar. Son yedi-sekiz yıl içinde ilk kez, o da bu yaz kızlarımla üç ay birlikte olabildim. Heraklitos "Kişinin karakteri yazgısıdır," der. Sanırım yalnızlık mizacımın gereği. Toplumla, toplumsalla pek işim olmuyor. Kitapların dostluğu bambaşka! İhanetlerinde bile asalet var![..]
Hımm, şimdi taşlar yerine oturdu işte:)
Bu adam akıllı bir kadınla modern bir evlilik yapmış ve kadından tekmeyi yemiş anlaşılan:))
Şimdi durup durup, kariyer sahibi olan kadınlara vurması bu yüzden olsa gerek!
bu da kadını kazıklamanın başka naif bir örneği...
YanıtlaSilCarly Simon isimli bir sarkicinin guzel bir eseri var.
Sarkinin sozlerinin bir kismi sunlar..
You're so vain
You probably think this song is about you
Don't you?
Tercumesi de bu:
Oyle kibirlisin ki
Bu sarkinin sana yazildigini saniyorsun
Degil mi?
Her ne kadar, bu, erkek icin yazilmis gibi dursa da, kadinlar icin de gecerli olsa gerek.
[Nitekim, Carly Simon, "keske lezbiyan olsaydim" anlamina gelecek sozler de soylememis degil.]
İnsan kendi blogunda yanlış başlığa yorum yazar mı, evet:)
YanıtlaSilBen deminden beri, sayfa açık bir yandan okuyorum diğer yandan buraya atıyorum parça parça ve başlığa bir bakıyorum ki, Dücane C. başlığı değil..
offff:)
Adamın röportajı yayınlandı Sabah'ta, ahan da şurada ve şurada..
Bu adam çok meşhur olacak, dediydi dersiniz:)
Pınar cığım,
YanıtlaSilBen o çiftlerden birinin evine çay içmeye vs çok gittim..
Yani sınıftan arkadaşlarla gittik..
Evli gibi yaşadılar ve okul bitince şükür ki evlendiler..
[Onlar zaten evliyiz diyorlardı, resmi nikahları yoktu bir tek..]
y.ö Hanımcığım,
YanıtlaSilöyle çiftlerden pekçoğunun da şimdi evli olmadıklarını bu çiftlerden erkek olanın dost erkek meclislerinde bu dindar kadınlarada güvenilmez mesajını veren tecrübelerini anlattığını bu kızında artık bekaretini diktirmenin fetvasyıla dünyasının aydınlandığını ancak geçmişten onu tanıyan insanlarla karşılaşmanın başlıca fobisi olduğunu düşünecek olursak kimin kazık yediğini görmemiz daha doğru olur diye düşünüyorum.
Pınar, çok haklısın!
YanıtlaSilKızlar asla bu dini nikah filan kandırmacalarına kendini kaptırmasınlar diyelim o halde..
Ben ikinci sınıfta Bursa'da fabrika stajımı yaparken babam misafirhanede yer ayarlamıştı ve iş yerinden arkadaşı bir hanım da [54 doğumluydu]o misafirhanede geçici görev icabı kalmka durumundaydı.
Dolayısıyle beni ona emanet etti ve aynı odada kalmaya başladık.
6 hafta boyunca her gece öğüt dinledim.
Eşi doğu karadenizliydi ve o İstanbul'daydı o vakitler. Çok seviyordu ve her akşam arardık.
Bu kadar sevgiye rağmen güvenmiyordu. Bana sık sık söylediği şeylerden biri, "sakın ama sakın, evlenmeden kimseyle birlikte olma, hatta öptürme bile:)"
"Erkekler nefisne yenilir, ister de ister ama sonra evleneceği zaman bu kız bana öptürdüyse herkese öptürür derler"
"Evlilik öncesi doyarlar bıkarlar, hevesleri geçer, heyecanları kalmaz, dokundurtmayacaksın kendine"
türüydü hep dedikleri:)
O halde bu ülkede yaşıyorsak, incinmek üzülmek istemiyorsak, dürtülerimize yenilmeyeceğiz:)
Oturup hanım hanım, film ve dizilerde öpüşenleri izleyeceğiz:P
Pinar hanim,
YanıtlaSilbenim için bu tartışmanın ilginç olan kısmı bir kadının ya da erkeğin evlendiği kişiden önceki hayatı bir diğerini ne kadar ilgilendirir? örneğin daha önce hırsızlık yapmış biri evlendiği/evleneceği kişiye işin hangi kısmını söylemekle mükelleftir? hırsızlık yapmayı yanlış buluyor, yaptığını da bir hata olarak görüyorsa karşısındaki insana yine de bunu söylemesi gerekiyo mu? bana sanki mesele kendi kusur/defolarını söylemek/saklamak meselesinden ziyade o gün , o şartlarda kendini, dünya görüşünü söylemek işin özüymüş gibi geliyor.
Bilgi saklandigi zaman saklayan kisi insiyatifi kendisinde tutuyor oluyor. Bilgilerin verilme sebeplerindan biri ve bu baglamda onemlisi bilgiyi alanin kararlarini o bilgi isiginda gozden gecirmesi. O bilgi saklanirsa bu sefer saklayan zaten o karari almis oluyor. Dediginiz gibi gecmisinde hirsizlik varsa ve karsisindakinin bu bilgiyi edinmesi durumunda tavri degisecekse, bunu saklamak o tavrin ne olacaginin kararini da insiyatif kullanip almak demek oluyor. Tabii karsi tarafin bundan haberi yok, yani bir tur gorunmez iktidar veya iliski uzerinde vesayet soz konusu.
Mesela, ateist/liberal ve dini cemaat ittifakinda bu 'vesayet' ucuncu kisiler uzerinde kuruluyor. Birisi cemaatle ilgili haber yapmiyor, oteki liberalizmin inancla yogurulmus kisilere ters gelebilecek taraflarini sakliyor vs. vs. Iki tarafin da yayin organlari okuyucularinin bu 'ittifak'in saglam ve hayirli oldugunu dusunmelerini istiyorlar. Gercek ortada olsa da itifakin hayirli olduguna karar verilebilir tabii, hatta kimin nasil degerledirdiginden bagimsiz olarak bu 'iyi' olabilir, ama su anda olan o kitlelerin degerlendirme sanslarinin ellerinden alinmasi diyebiliriz.
Bahsettiginiz dunya gorusu beyani iyi de, o da en fazla insanin o anda kendisininde gorudugu, belki gormek istedigi ve yakistirdigi seyden ibaret olabilir. Kumar fena seydir benim dunya gorusum budur derken evvelce kumardan dolayi uc bes sene buyuk maddi sIkIntI cektigini soylemeyen biri karsisindakine ne bilgi vermistir? Bunu 'ama kumara olan buyuk zaafimi soylersem karsimdaki baska kararlar alabilirdi, riske girmedim' diye dusunerek yaptigi zaman karsi taraftan habersiz insiyatif kullanmis olmaz mi?
Bunlarin sonu iyi olur veya sonu kotu olur onu incelemek ayri mesele bence. Bilincli sekilde saklanan bilgiler, saklayanin sirtina yaplan isin karakterinden dolayi belki paylasilabilinecek olan ek sorumluluklari yukluyor demek istiyorum.
bir DNA testinin hazin sonu...
YanıtlaSilPinar hanim,
YanıtlaSilEvet. "Guven, fakat denetle" diye de ozetlenebilecek bir dustur vardir.
Goruldugu uzere, dogumhaneye girip veledi bizzat kucaga almak yeterli degil.
Guguk kusunun ilginc bir huyu vardir. Hic yuva yapmaz, baska kuslarin yuvasina yumurtlar.
Bu yumurta da, diger yumurtalardan once catlar ve cikan civciv oteki (asli) yavrulari/yumurtalari tek tek yuvadan atar.
Yuvanin sahibi kuslar, genellikle bu yabanci civcivden kucuk olmalarina ragmen, onu beslemek icin cirpinir yirtinirlar.
Sonunda, tabii ki, kendi yavrularini degil; bir Guguk kusu yavrusunu besler buyuturler.
Eminim, DNA testi yaptirtabilseler, onlar da bu tufalara gelmezler.
YY Bey,
YanıtlaSilSiz çocuk kimin yatağında doğduysa ona aittir ilkesine fetavanızla ruh vermediniz ama ben bunu hangi evlilik içinde doğduysa hukuken o kişilere aittir olarak algılamanın ve uygulamanın en doğru yöntem olacağını düşünüyorum. Artık olan olmuş, ortada suçsuz günahsız iki çocuk varmış. DNA testi filan geçen o kadar zamanki baba-çocuk ilişkisine halel mi getirecek yani (-ki getirmiş bu durumda)? insan olmak, birbirini sevmek, bağlanmak, güvenmek bu kadar mı DeoksiRobuNukleik asit dediğimiz bir molekülün tekelindedir?
Pinar hanim,
YanıtlaSilAit olmak ile sahip olmak farki o sizin dediginizde de var.
Cocuk kimin yataginda dogmus ise sahibi odur. Baskasina ait olsa da.
Yani, kim occugu (hamilelik safhasindan itibaren) bakmis buyutmus ise, hukuken sahibi odur --babasi o olmasa da.
Yani, ait oldugu babasi o cocugu 'sahibi'nin elinden hukuken alamaz.
Fakat, 'sahibi'nin baskasina ait olan cocugu reddetme hakki vardir.
Anne de hukuken suclu duruma duser --en azindan fikhen boyle olmalidir.
İbretlik!
YanıtlaSilburaya yazı yazdığımı hatırlıyorum sanki..
YanıtlaSilgitmemiş olabilir.
pınar hanım,.herşeyi kendimizle özleştirmemiz şart değil ki, yo senin için de aynı.
yeryüzünde birçok erkek şimdiye kadar başkasının çocuğunu kendi çocukları bildiler. kadınlar yalan söylemez diye bişey yoktu., istatistik olarak bu yalan umulandan bile fazla olabilirmiş. Ama bu ara da kadınlar da bundan dolayı daha çok zan altında kaldılar. öldürüldüler. mutsuz edildiler.
yani ortada bir stres vardı. peygamber aişe hikayesini falan hatırlayın. hani ayşe bir de hamile olmuş olsaydı kaza ile., işi allaha kalmış.
bir de öteki ucu var işin. erkek kadını hamile bırakıp tüyebiliyordu ya, çocuk benden değil diyip., kadın bunu kanıtlamak imkanı bulacak.
öyle kadın hamile bırakıp tüymek kolay olmayacak.
erkeklerin bilinç altı korkusuna yazmıştım ben.
bülent bey, yo nun kardeşi veya kendi kardeşim olsun, tabiat erkeklere hep avantaj dağıtmış değildi.. biz insanlar üstesinden geliyoruz. tabi dna ile değil. kendi bilincimiz ile çabalıyorduk, bir de dna testi olsa fena olmazdı..
bir çeşit aişeyi kurtaracak allah sesine ihtiyacımız hiç olmasaydı keşke, dna'lara ihtiyacımız hiç olmasaydı keşke ama ufak
ayarlar bunlar.
Baska bir yerde deginmistim.. Hulya Avsar'in asil cezalandirilmasi gereken seyin cehaleti olduguna..
YanıtlaSilIste, surada soy-sop bilgisi var.
"Biz Avşar aşiretindeniz. Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesi Hassa köyünden 1877-78 Osmanlı-Rus savaşı devam ederken göç ederek o zamanki Kars’a bağlı Ardahan yakınlarına Hasköy’e yerleşmiş büyüklerimiz." diyor.
Yani, '93 Harbi'de Kayseri'den kacmis Ardahan'a gocmusler.. Hemi de Ruslarla yapilan savastan kaciyorlar..
Yani, bunlar ya sazan ya da birseyleri gizliyorlar.
Gizledikleri sey de, buyuk bir ihtimalle (daha onceleri, Kirim Harbi zamanlarinda bozuk olan sicilleri yuzunden) Osmanli tarafindan oraya surulmusler, ya da Ruslara kacmak istiyorlardi veya asker kacagi olduklari icin (Osmanlinin daha az kontrol edebildigi mintikalara) kaciyorlardi.
Yani, Avsar kizi, 'vatan hainiydik' diyemedigi icin Kurt oldugunu iddia ediyor. Ortulu hakarete iyi bir ornektir bu.
Evet. "Guven, fakat denetle" diye de ozetlenebilecek bir dustur vardir.
YanıtlaSilYY Bey,
Çok teşekkürler, sayenizde hayatıma anlam katacak bir düstur ekleyeceğim bundan sonra..
Güveneceğim ama, cep telefonunu denetleyeceğim..
Güveneceğim ama, gece bilgisayarda ne haltlar karıştırıyor denetleyeceğim..
Güveneceğim ama, emaillerde kimlerle yazışıyor denetleyeceğim..
Güveneceğim ama, dışarı çıktığında aslında nereye gidiyor denetleyeceğim..
Güveneceğim ama, iş yerinde kimlerle samimi oluyor denetleyeceğim..
Müstakbel şahıs aynılarını bana da yapsın..
Böyleyken böyle:)
yüksek ökçecim bir ara yazını okuyunca şaşırdım.
YanıtlaSildedim ergenekon misali bişeyler mi * malum herkes bir kuruntulu oldu ya.
meğer konu başlığı ile ilşkili yazmışsın.
ya o dna testi senin için değil ki, ayşe için.
çölde kalmış., üstelik yabacı adamla,. herzaman gökten yardım gelecek değil ya..
koy dna testini., kullanma ikigözüm sen.
insanlık sıçrayacak sen, sen önden sıçrasın müstekbel ve çok şanlı olan eşinle.
not : benim üslübum böyle ya.
Knz ciğim,
YanıtlaSilYY bey'i yanlış anlamıyorsam o bu testin herkese uygulanmasını talep ediyor..
Ben buna katılmıyorum!
Pinar hanim,
YanıtlaSilSiz çocuk kimin yatağında doğduysa ona aittir ilkesine fetavanızla ruh vermediniz ama ben bunu hangi evlilik içinde doğduysa hukuken o kişilere aittir olarak algılamanın ve uygulamanın en doğru yöntem olacağını düşünüyorum.
Kabul ediyorlarsa, benim icin sorun yok. Fakat, sorun, ihtilaf ciktiginda neyi nasil karara baglayacagimizda yatiyor.
Boyle konularda meseleyi kisisellestirmek hic de hos degil. Ama, bir ornek vermem lazim:
Diyelim ki, bir kisinin kardeslerinden birisi, kendi oz babasindan degil de bir baskasindan 'odunc alinmis' spermler ile o kisinin babasinin yataginda dogdu.
O kisinin babasinin bundan haberi ve muvafakati varsa, tabii ki, buna kardeslerin diyecek bir sey olamaz; ama, o kisi --bunu ogrendiginde-- babasina soylemeli mi, yoksa soylememeli mi?
Benzer bir soruyu da soyle soralim: Madem erkek, kendi yataginda dogan her cocuga baba olmak zorunda; ayni erkegin baska kadinlardan edindigi cocuklara da o erkegin karisi anne olmak zorunda midir?
Degilse neden?
Artık olan olmuş, ortada suçsuz günahsız iki çocuk varmış.
Cocuklar sucsuz ve gunahsiz olabilir.
Ama, sozkonusu anne icin de bunu soyleyebilir miyiz?
Ben diyemem.
Cocuklar, annelerinin sucu yuzunden cezalandiriliyor olabilir; ama, o cezalandirmaya yol acan o annedir.
DNA testi filan geçen o kadar zamanki baba-çocuk ilişkisine halel mi getirecek yani (-ki getirmiş bu durumda)? insan olmak, birbirini sevmek, bağlanmak, güvenmek bu kadar mı DeoksiRobuNukleik asit dediğimiz bir molekülün tekelindedir?
Sevmek, baglanmak, guvenmek.. Bunlarin en az bir tanesinde bir kontrat/akit sozkonusu.
Ve, goruldugu uzere, kontrata/akite uymamis bir taraf var --iddialara bakilirsa, bu durumda olanlarin orani hic de az degil.
Kontrata/akite uymamak bu kadar kolay ise, iki alternatif kaliyor:
a) Hic kontrat/akit yapmamak. Yani, guven filan sozkonusu olmaksizin, taraflarin (taraf bile sayilmayacak sekilde) ozgur olmalari.. ['umma ki gucenmeyesin' tam da budur.]
b) Kontrat/akit yapmak; fakat, denetleme mekanizmasini da kabul etmek --ki, bugunku imkanlar cecevesinde DNA testleri en saglam mekanizma gibi gorunuyor..
Sonuc?
Hepimiz biliyoruz ki, 'sevmek' bir kontrat/akit degil; hele de 'exclusive' (yani baskalarini dislayan) bir akit hic degil. Insan ayni anda --degisik derece farklariyla-- bir suru insani 'sev'ebilir.
Baglanmak ise, tek taraflidir: Biat etmek, metbu olmak demektir. Biat edilen taraf bir kontrat beyan etmek zorunda degildir.
Ozet: Insanlar arasindaki iliskilerde, 'mutlak guven' ile bir arada telaffuz edilebilecek bir 'kontrat'/'akit' sozkonusu degil.
YO hanim,
YanıtlaSilYY bey'i yanlış anlamıyorsam o bu testin herkese uygulanmasını talep ediyor..
'Nikah' dedigimiz (yazili ya da yazili olmayan) 'kontrat'in baska bir saglamasi sizin akliniza geliyor mu?
Benim gelmiyor.
Fitrat, kadina, (dogan cocuk sozkonusu oldugunda) 'guven/itimat makami' olmagi vermis; ve bu da otomatik olarak (erkekler ve digerleri acisindan) 'suphe' veya 'ihanet' elementlerini iceriyor. Dile getirilmezse bile bu boyle.
Bir omur sessiz tohmet altinda kalmak mi, yoksa bir defaligina bunu gidermek mi daha evladir?
tüketici hakları bağlamında mı bakmak gerekir bu yazıya yoksa bilemiyorum.
YanıtlaSilduzeltme:
YanıtlaSil"YKZ'nin icadi, kadinlar icin bir tur milattir" gibi iddiali bir laf etmekten cekiniyorum. YKZ'dan once; YKZ'dan sonra gibi, iki farkli devire vesile olup, 'evlenmeden olmaz' diyen kizlari bu konuda gevsetecek midir ondan da cok emin degilim.
http://handannkaleminden-handan.blogspot.com/2010/10/ses-vermesini-beklediklerim.html
YanıtlaSil